19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
ASIL DAVA:
Davacı vekilinin vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kira sözleşmesi ekte sunulan ... Mah.... Sk No.8/D4 ... adresindeki taşınmazı Pansiyon olarak işletmek üzere mal sahibinden 01.04.2022 tarihinden ititbaren bir yıl işletmek üzere kiraladığını, müvekkilinin sözleşme sonrası bahse konu taşınmaz elektrik aboneliğini üzerine almış ve aynen kullanmaya başlandığını, elektrik sayacını olduğu gibi kullanmaya başlamış sayacı değiştirmediği gibi teknik ve fiziki hiçbir fiili müdahalede de bulunmadığını, davalı kurum personelince dava konusu işyeri elektrik sayacı üzerinde yapılan inceleme sonucu ,"kaçak amacı ile sayaca müdahale olduğu" gerekçesi ile sayacı sökerek el koymuş ve akabinde de tarihinde müvekkilime toplam 290.291.92 TL kaçak tüketim cezası tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin bahse konu kaçak tüketim cezasına karşı 16.06.2023 tarihinde kurum nezdinde itiraz dilekçesi sunmuş ise de kurumca ititraza dair bugüne kadar cevap verilmediğini, keza kurum yetkililerince defaatle elektrik enerjisinin kesilmesi amaçlı işyuerine gelinerek pansiyon olan ve sürekli konaklama olan işyerinde müvekkilinin sürekli mağduriyetine neden olunduğunu, müvekkilinin işlettiği işletmenin cirosu ve ticari kapasitesi ,an itibari ile kesilen cezanın ödenmesini imkansızlaştırdığı gibi müvekkilinin her an elektrik enerjisinin kesilmesi tehditi ile karşı karşıya olduğunu, keza çoğu önceden yapılmış ve devam eden/edecek olan konaklama ve rezervasyonlar da haksız işlem sebebi ile müvekkilimin ticari mahfına ve ticari itibarının da yok olmasına neden olacağını, müvekkilinin kesinlikle sayaca müdahalede bulunmadığı gibi,bahse konu işletmeyi 01.04.2022 tarihinde teslim alındığını, bu kadar kısa sürede kaçak tüketim amaçlı müdahale hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi müvekkilinin kuruma ait diğer abonelikleri dahil bugüne kadar benzer bir kaçak tüketimi de söz konusu olmadığını, zina müvekkilinin bahse konu aboneliği ticari amaçla işletmekte olup, müvekkilinin tüm elektrik faturalarını düzenli ödediğini, davalı kurumca kaçak tüketime dair ceza tutanağı ve diğer yasal açıklayıcı bilgiler dercedilmeden kısa SMS yolu ile yapılan bildirim işleminin yasal süreleri başlatmayacağı,tebliğin Tebligat yasası ve diğer mevzuata uygun bir biçimde veya KEP adresi ya da UETS yolu ile yapılması da zorunlu olup,bu şekilde hak kaybına neden olacak şekilde yapılan işlemin özelilikle de elektrik enerjisinin kesilmesi yönünden süreyi de başlatmış olması keyfi ve hukuksuz olduğunu, tüm bu açıklanan nedenlerle, elektrik enerjisini kesme işleminin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, müvekkili açısından kaçak elektrik kullanımı söz konusu olmadığından haklı davalarının ve menfi tespit taleplerinin kabulüne, müvekkiline yüklenilen para cezasının iptaline, davalının alacak miktarının %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, mahkeme harç ve masraflarıyla ücreti vekaletin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekilinin vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında kaçak elektrik kullanması nedeniyle kaçak tespit tutanağı ve buna istinaden fatura tanzim edilmiş olduğunu beyan ettiğini, işbu belgelerin müvekkili şirket tarafından düzenlenme imkanının bulunmadığını, bahsedilen yetki dağıtım lisansına sahip şirketlere ait bir yetki olup bir satış lisansına sahip bir tedarik şirket olan müvekkili şirketin kaçak elektrik denetimi yapma ve buna istinaden fatura düzenleme yetkisinin bulunmadığını, müvekkili şirket ... A.Ş. Tarafından tahakkuk ettirilen faturalar usul ve yasa uygun olarak düzenlendiğini, İstanbul İli, Avrupa Yakası'na elektrik dağıtım faaliyetini yürüten Müvekkili Şirket, şahıslara vereceği elektrik hizmetini yalnızca kendi sistemine kayıtlı sayaçlardan elektrik enerjisi hizmeti sağlandığını, davacı işbu davaya konu ticarethanenin bulunduğu adreste kaçak kullanım gerçekleştirmiş ve hem müvekkili hem de kamu zararı oluşmasına sebebiyet vermiş ve fatura bedelini ödemekten imtina ettiğini, davacıdan tahsil edilemeyen kaçak elektrik faturaları, elektrik piyasası mevzuatı gereği dolaylı olarak diğer kullanıcıların faturalarına ve tarifelerine yansıdığını, kaçak elektrik kullanılmasının anlaşılacağı üzere sadece müvekkili şirket yönünden değil, elektrik faturalarını düzenli ödeyen bütün elektrik kullanıcılarının da mağduriyetine neden olduğunu, bu durumdan hem müvekkili şirket hem diğer elektrik kullanıcılarının zarar gördüğünü, bu durumun müvekkili şirket toplum ve davacı yan arasında kabulü mümkün olmayan bir eşitsizliği, hak ihlaline ve kamu zararına sebebiyet verdiğini, tüm bu açıklanan nedenler ile, asılsız ve mesnetsiz olan davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte olması halinde esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Mah. ... Sk. No:8/D4 ...adresindeki taşınmazı pansiyon olarak işletmek üzere mal sahibinden 01/04/2022 tarihinden itibaren 1 yıl işletmek üzere kiraladığını, müvekkilinin sözleşme sonrası bahse konu taşınmaz elektrik aboneliğini kendi üzerine aldığını ve kullanmaya başladığını, sayacı değiştirmediği gibi teknik ve fiziki hiçbir müdahalede bulunmadığını, davalı kurum personellerince dava konusu iş yerindeki elektrik sayacı üzerinde yapılan inceleme sonucu "kaçak amacı ile sayaca müdahale olduğu" gerekçeli ile sayacı sökerek el koyduğunu ve akabinde müvekkiline toplam 290.291,92-TL kaçak tüketim cezası tahakkuk ettirdiğini, müvekkilince davaya konu kaçak tüketim cezasına karşı 12/06/2023 tarihinde kurum nezdinde itiraz dilekçesi sunmuş ise de kurumca itiraza dair cevap verilmediğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile davacı aleyhine icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE Yargılamaya konu uyuşmazlığın, kaçak elektrik kullanılmadığının tespiti ile takip edilen cezanın iptali talebine ilişkin olduğu belirlendi.
Görev, HMK md. 114 uyarınca dava şartıdır ve mahkeme tarafından re'sen gözetilir. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK md. 4'te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre her ticari dava ticaret mahkemesinin görevinde değildir. Bir davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması gerekir. Mutlak ticari davalar TTK'da düzenlenen konulara ilişkin olup, davanın taraflarının tacir olup olmaması önemli değildir. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan davalardır. Yargıtay 20. HD'nin 2019/... Esas ve 2019/... Karar sayılı ilamında "Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." şeklinde karar verilmiştir.
Yine aynı kararda "Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." şeklinde ticari davaların ve ticari işlerin ayrımına vurgu yapılmıştır.
Davanın ticari dava olmadığı ve davaya Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerektiği kanaatine varıldığından 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. (emsal ve alıntı Yargıtay 23. HD' nin 2016/... esas, 2020/... karar sayılı kararı)
1.Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK 20.maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
2.Karar kesinleştiğinde ve iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3.6100 sayılı yasanın 20. madde uyarınca süresi içinde kanun yoluna başvurulmadığı takdirde, kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması durumunda başvurunun reddi kararının tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın re'sen ele alınarak açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4.6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi uyarınca yargılama gideri ve vekâlet ücretinin görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/02/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)