Aramaya Dön

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/809
Karar No
K. 2024/176
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/809
KARAR NO: 2024/176
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/11/2023
KARAR TARİHİ: 21/03/2024

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

DAVA:

Davacı vekili 16/11/2023 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; "Davacı müvekkile ait -----Plakalı Araçta 120.000,00 TL Hasar Meydana Gelmiştir. Bu hasar hem sigorta hem de ruhsat sahibi sorumluluğundadır. Sigorta şirketi poliçe limiti dahilinde 80.000,12 TL ödemiş olup bakiye hasar tutarı açısından ruhsat sahibi ve sürücünün müteselsil sorumluluğu bulunmaktadır. Kusura ilişkin alınan olarak ----- plakalı aracın kazanın meydana gelmesinde %100 tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Sayın mahkemece görülecek yargılamada kazaya karışan araçların kusur oranları akabinde müvekkilin yaptığı masrafların tazmini gerekmektedir. Müvekkil aracı iş bu kaza nedeniyle reel piyasada değer kaybına uğramış olup bu zararında giderilmesi sigorta şirketi ve ruhsat sahibinin müteselsil sorumluluğundadır.Araç değer kaybı, gerçekleşmiş bir trafik kazası sonrası onarım gören bir aracın bu onarımlar nedeniyle ikinci el değerinde meydana gelen değer azalmasıdır. Bu kaybın hesaplanmasında aracın ikinci el değeri, hasar büyüklüğü, hasarın hangi bölgelerde ve hangi parçanın üzerinde gerçekleştiği, hangi serviste yapıldığı, onarımda kullanılan parçaların durumu, kullanış şekli gibi kriterler değer kaybında etkili olmaktadır. Öyle ki sadece lastik, jant, sinyal ya da aynada meydana gelen bir hasarın bile tramer kayıtlarında görünmesi ve sorgulama yapan tarafın detay görememesi, alıcılar tarafından aracın hasarlı olarak kabulüne, bu nedenle de değer kaybına sebep olabilmektedir.Değer kaybı hesabı yapılırken aracın onarım gördükten sonra ikinci el piyasa rayiç fiyatı ile kazadan bir gün önceki ikinci el piyasa rayiç değeri arasında oluşan fark reel kayıp olarak adlandırılmaktadır. Ülkemizde bir aracın piyasa değeri belirli hesaplama metotlarına göre değil piyasa şartları gereği fiyat ve talep arasında oluşan esneklik ile doğrudan bağlantılıdır.Araçta meydana gelen hasar sonucunda müvekillimin aracını hasar onarım süresi boyunca kullanamayacağı sabit olup, ulaşım ihtiyacını karşılamak için kusuru olmaksızın külfete katlandığı da açıktır. Bu araç mahrumiyet bedeli de ruhsat sahibi ve sürücünün müteselsil sorumluluğundadır. Bilindiği üzere, haksız fiillerde sorumluluğu düzenleyen TBK 49/1 maddesinde "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." düzenlemesi yer almaktadır. Dolayısı ile % 100 kusurlu olduğu kaza tespit tutanağından açıkça belli olan davalının, müvekkilin uğradığı zararı karşılamakla yükümlü olduğu kanunun amir hükmü gereğidir. Araç mahrumiyet bedeli de bu kapsamdadır.Yukarıda arz ve izah olunan nedenler doğrultusunda; müvekkile ait araçta meydana gelen 100,00 hasar bedelinin , Şimdilik 100,00 TL değer kaybı bedeli, 100,00 TL araç mahrumiyet bedelinin tahsili için işbu davayı ikame etme zaruretimiz hasıl olmuştur." denmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Uyuşmazlık konusu 13/02/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacı tarafın değer kaybı, hasar bedeli ve araç mahrumiyet bedeli talebidir. İlgili kazaya karışan ----- plakalı araç müvekkil-----Tarafından 28.04.2022 - 28.04.2023 tarihlerini kapsayan------poliçe numaralı Karayolları Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası ile sigortalanmış olup, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu iş bu sigortalı aracın kusuru oranında poliçe limitleri ve poliçe dönemi ile sınırlıdır. Müvekkil şirketin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için öncelikle olayı kapsayan poliçe mevcut olmalı; olayın vukuundan itibaren 2 yıl içinde dava açılmalıdır. Öncelikle zamanaşımı itirazımızı sunarız. Davanın husumet yokluğu nedeniyle esastan reddi gerekmektedir. Müvekkil Şirket tarafından 20/09/2023 tarihinde davacıya 25.600,00 TL araç değer kaybı ödemesi yapılmıştır.Aynı poliçe teminat limitleri kapsamında yine dava konusu kazaya ilişkin; müvekkil şirket tarafından 26/04/2023 tarihinde 94.400,00 TL tazminat ödemesi yapılmıştır. Poliçe teminatının tamamının ödenmesi nedeniyle müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Davanın öncelikle bu nedenle reddi gerekmektedir. Kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı taleplerine ilişkin ayrıca cevap verme zorunluluğu doğmuştur;Davacı dava ikame etmeden önce müvekkil şirkete başvuru şartını yerine getirmemiştir. Bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini talep ederiz.

Davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddi gerekmektedir.Değer kaybı talebinin reddi gerekmektedir. Dosyanın bilirkişiye tevdi halinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları ve ek-1 Değer Kaybı Hesaplama Tablosuna göre değer kaybı hesaplaması yapılması gerekmektedir.Sigortalı araç yönünden yapılan kusur değerlendirilmesini ve kusur dağılımını kabul etmiyoruz. Araç mahrumiyet bedeli poliçe teminatı kapsamında olmayıp davacı tarafından da müvekkil şirkete talep yöneltilmemiştir." denmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava, haksız fiile dayalı olarak araç mahrumiyet bedeli, değer kaybı ve hasar bedelinin tahsili talebine ilişkindir.25.01.2024 tarihli celse ara kararı uyarınca dava dilekçesinde davalı olarak sürücü ----- gösterildiği ancak dilekçe içeriğinde sürücü -----ruhsat sahibi ve ------. davalı olarak gösterildiği, netice-i talepte ise davalı olarak ruhsat sahibi ve sürücü gösterildiği görülmekle HMK 31 m. gereği davacı vekilinden sorulduğu davacı vekilinin 20.03.2024 tarihli dilekçe ile davaya sehven -----şirketinin eklendiğini davalıların sürücü ve ruhsat sahibi olduğunu beyan ettiği görülmüştür. ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesinin ----esas ve -----karar sayılı ilamında; "Somut olaya bakıldığında; davanın haksız fiil niteliğinde trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasar, kazanç kaybı ve değer kaybı için tazminat istemine dayandığı, bu nedenle TTK'da düzenlenmediği, davalı işleten her ne kadar tacir olmakla birlikte davacı ile davalı sürücünün gerçek kişi olduğu (ayrıca gerçek kişi tacir de olmadığı), davalılar arasında ZMMS sigortacısının da taraf olarak yer almadığı, bu durumda ihtilafın TTK'nın 4/1. maddesinde açıklandığı şekilde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir dava niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle açılan davanın ticari dava niteliğinde olmadığı gözetildiğinde uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Kazaya karışan araçların ticari olması açılan davanın TTK'nın 4/1. maddesinde açıklandığı şekilde ticari dava niteliğinde olması sonucunu doğurmayacağından İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." şeklindeki tespit ve değerlendirmelerin ışığı altında davanın haksız fiil niteliğinde trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan mahrumiyet bedeli, değer kaybı ve hasar bedeli tazminat istemine dayandığı, davalılar arasında ZMMS sigortacısının yer almadığı, davacıya ait aracın ticari araç olduğuna dair bir bilgi bulunmadığı gibi ticari araç olsa dahi salt bu hususun davayı ticari dava niteliğine sokmaması hususları hep bir arada değerlendirilerek görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.)Davacı tarafından davalı aleyhine açılan işbu davanın; mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeni ile HMK 115-(2) maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından usulden reddine,

2.HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli-----Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,

3.HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE,

4.Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA,Dair; gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı , davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.