11. Hukuk Dairesi
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 05/03/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Konkordato talep eden vekili 20/12/2023 tarihli talep dilekçesinde özetle; Müvekkilleri hakkında 3 ay süre ile geçici konkordato mühleti verildiğini, konkordato mühleti devam ederken borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarının bankalarca tahsil edilerek kredi hesaplarının kapatılması yasal düzenlemenin ruhuna aykırı olduğunu, bu itibarla bankalara verilmiş çek ve senetlerin konkordato komiserinin denetiminde kullanılmak üzere borçluya iadesi gerektiğini belirterek davacının bankalar nezdinde bulunan ve kredi sözleşmeleri gereğince teslim edilmiş olan müşteri çekleri, bonolar, poliçeler yahut benzer senetlerin konkordato komiserinin nezaretinde tasarruf edilmek üzere davacı müvekkili şirkete iadesine, konkordato geçiçi mehlinin verildiği tarihten sonra bu şekilde tahsil edilerek borçlunun kredi hesabına mahsup edilen bedellerin nakden konkordato komiserinin denetimindeki bir banka hesabına aktarılmasına, tahsil işlemiyle birlikte faiz tahsilatı da yapılmışsa bunun yasaya aykırı olduğunun hatırlatılmasına, borçlunun banka hesaplarında teminat olarak tutulan tüm nakit blokaj ve rehin işlemlerinin tedbiren kaldırılmasına, hesaplardaki paraların konkordato komiserinin denetiminde borçlunun kullanımına ve tasarrufuna izin verilmesine, borçlunun bankalar nezdinde bulunan tüm hesaplarına (vadeli, vadesiz, Kur Korumalı Mevduat Hesabı, vs.) gelen paralarla birlikte bu paraların banka alacağına mahsup edilmiş olsa dahi tüm bu hesaplardaki paraların konkordato komiserinin denetimindeki bir banka hesabına aktarılmasına, karardan birer örneğin taraflarına yahut konkordato komiserinin bildireceği banka şubelerine gönderilerek işlem yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... konkordatonun tasdiki istemli davada davacı, ihtiyati tedbir yoluyla davacının bankalar nezdinde bulunan ve kredi sözleşmeleri gereğince teslim edilmiş olan müşteri çekleri, bonolar, poliçeler yahut benzer senetlerin konkordato komiserinin nezaretinde tasarruf edilmek üzere şirkete iadesine, konkordato geçiçi mehlinin verildiği tarihten sonra bu şekilde tahsil edilerek borçlunun kredi hesabına mahsup edilen bedellerin nakden konkordato komiserinin denetimindeki bir banka hesabına aktarılmasına, tahsil işlemiyle birlikte faiz tahsilatı da yapılmışsa bunun yasaya aykırı olduğunun hatırlatılmasına, borçlunun banka hesaplarında teminat olarak tutulan tüm nakit blokaj ve rehin işlemlerinin tedbiren kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkememizin 22/12/2023 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir kararının kabulüne karar verilmiştir.
Karara .... itiraz etmiş itiraz duruşmalı olarak değerlendirilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun 285. ve devamı maddelerinde düzenlenen konkordato kurumu ise elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir hukuki kurum olup borçlu bu hallerde alacaklılarının çoğunluğu ile bir anlaşma yapar. Buna göre alacaklılar alacağın belli bir yüzdesinden vazgeçerler. Borçlu elindeki mevcudu ile borçlarını kabul edilen yüzde yüzde oranında öder, geriye kalan borçlardan kurtulur. Konkordato mali durumu bozulmuş olan ve yasada aranan şartları yerine getiren borçlunun borçlarınının taksitlendirilmesi, yeniden yapılandırılması ve ödenmesini amaçlayan, teknik anlamda bir dava olmayan kendine özgü hukuki bir kurumdur. Konkordatoda temel ilke, borçlunun malvarlığının başında bulunması ve işletmesini yeniden sağlam bir yapıya kavuşturmasının sağlanması olduğundan, bu dönemde borçlunun, tedbirlerin alınmaması sonucunda malvarlığının tasfiye edilmesi durumu ile karşılaşması hali konkordato kurumunun amacı ile bağdaşmayacaktır. Her ne kadar 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun 287/1. maddesi uyarınca, konkordato talebi üzerine mahkeme, 297. maddenin ikinci fıkrasındaki haller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alacağı hüküm altına alınmış ise de burada kastedilen konkordatonun amaç ve kapsamına dahil olan tedbirlerdir. Konkondatoda alınan tedbirler ile alacaklıların hepsi eşit konumda muhafaza edilmeye çalışılır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 294/6. maddesi uyarınca; “Konkordato mühletinin verilmesinden önce, müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve devredilen alacak konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu devir hükümsüzdür.” Davacının bankalar nezdinde bulunan ve kredi sözleşmeleri gereğince teslim edilmiş olan müşteri çekleri, bonolar, poliçeler yahut benzer senetler temlik cirosu ile devredildiği kabul edilmiş olması halinde davacı şirketin geçici mühletin ilanından önce davalıya ciro ettiği ve mühlet ilanından sonra muaccel olan ileri tarihli çek vb. kaynaklanan devir, anılan hüküm uyarınca geçersiz olacaktır. Bu çözüm aynı zamanda konkordato müessesinin ruhuna da uygundur. Bankanın hapis hakkına yönelik olarak; müşterinin hesabına yatırılan, hesabında bulunan veya her ne suretle olursa olsun hesaba gelen para üzerindeki hakkı, bankaya karşı alacak hakkıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 950. vd. Maddelerindeki gereğince alacak hakkının hapis hakkına konu olmayacağı kabul edilmelidir. Bu durumda bankanın müşterisinden alacağı ile müşterinin bankadan olan alacağı aynı hukuki ilişkiden kaynaklanamadığından, Bankanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 97/1. Maddesi gereğince ödemezlik defi yoluyla ifadan kaçınması ve bu kapsamda müşterisinin hesabına bloke işlemi uygulaması mümkün değildir. Kaldı ki, bankaların müşterisinin hesabına gelen para üzerinde hapis hakkı bulunduğunun kabul edilmesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 295. maddesi hükmüne de aykırı olacaktır. Bunun gibi tahsil cirosu ile ile bankaya verilen kambiyo senetlerinin kural olarak geçici mühlet kararı verilmesinden önce tahsil edilmiş olması halinde, bedellerinin bankaya kredi alacağı ile takas edilmesinin mümkün olduğu, ancak geçici mühlet kararının ilanından sonra tahsil edilen çeklerin kredi borcuna takas ve mahsup edilmeyeceği kabul edilmelidir. Bu durumda, gerek temlik cirosu ve gerekse temlik cirosu görünümünde gizli rehin cirosu yoluyla bankaya devredilen çek bedellerinin davalı banka tarafından konkordato talep eden şirket lehine komiserin kontrolünde bulunan hesaba aktarılması gerektiğinden talebin kabulü ve aynı nedenler itirazın reddine..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, müdahil .... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Müdahil .... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu ihtiyati tedbir kararının Anayasa'nın 10 ve 35. maddeleri ile koruma altına alınan mülkiyet hakkı ile eşitlik hakkına ve yine 36. madde de düzenlenen savunma hakkına açıkça aykırı olduğunu, 3.kişilerin haklarını ihlal eder nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, iadesi talep edilen çeklerin müvekkili bankaya ciro ile temlik edilmiş olup, müvekkili bankanın mülkiyetinde olduğunu, söz konusu çekler üzerinde hiç bir hakkı bulunmayan davacı şirket lehine çeklerin bedellerinin iadesine karar verilmesinin mülkiyet hakkının doğrudan ihlali niteliğini taşıdığını, bloke ve rehinlerin kaldırılmasına ilişkin kararın doğru olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava, İİK'nın 285. vd. maddeleri uyarınca açılmış konkordato talebine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK 341/1-b maddesinde istinafa tabi kararlar düzenlenmiş olup buna göre; ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar için istinaf yoluna başvurulabilir.
Öte yandan konkordato müessesi 28/02/2018 tarihli 7101 Sayılı Kanun ile İİK'nın 285 ila 309 maddelerinde yapılan değişiklik ile yeniden düzenlenmiştir. Belirtilen maddelerde konkordato yargılaması sırasında verilen kararların kanun yolları da düzenlenmiştir.
İİK'nın 287/son maddesinde mahkemenin verdiği tedbirlere ilişkin istinaf kanun yoluna gidilemeyeceği düzenlenmiş olup, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine ilişkin ara karara karşı İİK'nın 287/son maddesi uyarınca istinaf yolu kapalı olduğundan, müdahil .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1.Müdahil .... A.Ş. vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,
2.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf harcı peşin alındığında yeniden alınmasına yer olmadığına,
3.Müdahil .... A.Ş. istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4.Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5.İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6.Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.