12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında uzun yıllar devam eden alım, satımdan kaynaklı ticari ilişkinin bulunduğunu, taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişki kapsamında, davalı vadesi gelmiş fatura ödemelerini 01.01.2014 tarihi itibariyle aksatmaya başlattığını, davalı borçlu son 25.04.2014 tarihinde 1.500,00 TL karşılığı çek ödemesi dışında hiçbir ödeme yapmamış, 31.12.2014 yılsonu bakiye devir tarihi itibariyle 63.659,37 TL bakiye borcu davacı şirketin muavin defter kayıtlarına işlenmiş, davalı, bahse konu cari hesap bakiye borcunu yürütülen görüşmelere ve taahhütlerine rağmen ödemediğini -----. İcra Müdürlüğü'nün -----. Sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı yan kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle,------- İcra Müdürlüğü'nün ------ esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b)Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c)Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, -----. İcra Müdürlüğü'nün-----esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; davacı ------yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2013 ve 2014 yıllarında ilişkin fiziki ortamda tutulan Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterinin noter açılış/kapanış onayları ile 2015 yılında elektronik ortamda tutulan GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K” nu ve V.U.K” nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı Davalı ----- huzurdaki davaya cevap dilekçesi sunmadığı, celse duruşmalara katılmadığı, ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediğinden ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı, Davacı şirketin----- İcra Müdürlüğünün------ sayılı takip dosyasındaki talebine ilişkin davacının ticari defter ve kayıtları ile dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde; davacı şirketin kendi ticari defterlerinde davalı açık hesabından 06/05/2016 takip tarihi itibariyle 63.659,37 TL tutarında alacaklı gözüktüğü davalı ----- davacı -----2013 yılında 7 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 70.027,00 TL, 2014 yılında 26 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 60.560,00 TL - tutarında “alım” yaptığına ilişkin bildirimde bulunduğu, aynı şekilde davacı şirketin davalı ----- 2013 yılında 7 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 70.027,00 TL, 2014 yılında 26 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 60.560,00 TL - tutarında “satış” gerçekleştirdiğine ilişkin bildirimde bulunduğu görülmüştür. Tarafların BA/BS bildirimlerinin birbirleriyle uyumlu olduğu, davacı şirketin incelenen kendi defterlerinde davalı aleyhine borç kaydetmiş olduğu takip konusu açık hesap bakiyesini oluşturan faturaların davalının kendi aleyhine BA bildirimine konu etmiş olduğu faturalardan ibaret olduğu Hiç kimsenin başkasına ait faturayı sebepsiz yere kendi defterlerine kendi borcu olarak yazmayacağı, “alım” olarak beyan etmeyeceğinden işbu faturalar içeriği mal/hizmetin davalı şirkete teslimine ilişkin karinelerin oluştuğu, bu kez ispat yükünün davalı şirkete geçtiği, davalı şirketin işbu mal/hizmeti almadığını veya fatura bedelinin tamamını ödediğini ispat etmesi gerektiği davacı şirketin ------İcra Müdürlüğünün------ sayılı takipteki 63.659,37 TL tutarlık asıl alacak talebine ilişkin nihai ve hukuki değerlendirmenin mahkememize ait olduğu, davacının takip öncesi faiz talebinde bulunmadığı, taleple bağlılık kuralı gereği bu hususta ilave bir değerlendirme yapılmadığı, mahkememizce kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; taraflardan birinin tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında yasal faiz talep edebileceği hususlarını beyan ve rapor etmiştir.Mahkememizin 07/04/2023 tarihli duruşması ile davalı tarafın defterlerinin incelenmesi için talimat yazılmasına karar verildiği ara karar gereği talimatın yazıldığı, talimat mahkemesince defterlerini mahkemeye sunmaları için ihtaratlı tebligat çıkarıldığı ancak davalının ticari ve defter kayıtlarını talimat mahkemesine ve mahkememize sunmadığı anlaşılmıştır.Somut olayda davalı tarafın davayı takip etmediği, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan alacaklı olduğu,
HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacının satıma ve faturalara konu malları davalıya teslim ettiğinin, bizzat davalı tarafından vergi dairesine sunulan Ba formları ile sabit olduğu, davalının satın aldığı mallara ilişkin olarak davacı tarafından düzenlenen faturaları kayıtlarına işleyerek ilgili vergi dairesine bildirdiği, malın fatura ile teslim edildiğinin kural olarak kabul edilmesi gerekmektedir. ----BAM -----. HD. ------. Sayılı Kararı, ---- BAM ----HD.-----Sayılı Kararları da aynı doğrultudadır.Davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirdiği, davacı ve davalının BA/BS formlarının uyumlu olduğu, davacının ticari defterlerine göre davalıdan 63.659,37 TL alacaklı olduğu bilirkişi raporu ile sabit hale gelmiştir.
Davacı tarafından faturaya konu malların davalıya teslim edildiği, davacının bedele hak kazandığı ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığı kanaati ile usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.. Ayrıca davalı tarafın yetki itirazı TBK madde 89 uyarıca yerinde görülememiştirİcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
1.Davanın KABULÜ ile ----icra Müdürlüğü'nün-----esas sayılı icra takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
2.Alacak likit olduğundan takipteki asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3.Karar harcı 4.348,57 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 768,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.579,72TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4.Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 768,85 TL peşin harç olmak üzere toplam 849,55 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5.Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.933,25 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7.Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9.Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde -----Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.