Aramaya Dön

16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/599
Karar No
K. 2024/101
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar

T.C.

İSTANBUL

16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/599 Esas
KARAR NO: 2024/101
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 10/09/2021
KARAR TARİHİ: 21/02/2024

Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının mahkememizde yapılan yargılaması sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25/10/2018 tarihinde davalı ... yönetimindeki ... plakalı aracın ... plakalı motosikletli müvekkile çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası sonrası müvekkilinin vücudunda kırıklar meydana geldiğini ve hayat fonksiyonlarının ağır (4.) derecede etkilendiğini, davalının aracının ... A.Ş. tarafından sigortalı olduğunu, aynı hususa dair davalıya karşı öncesinde taksirle yaralama sebebiyle ...

52.Asliye Ceza Mahkemesi... Esas ...Karar sayılı dosya ile ceza yargılaması yapıldığını, davalının üzerine atılı taksirle yaralama suçunu işlediğinin kabul edildiğini, kazanın tamamen davalının kusurundan kaynaklandığını, davalı dönüşün yasak olduğu noktadan sinyal vermeden dönüş yaptığını, davalı tarafından önceden görülerek uygun önlemlerin alınmasına fırsat ve olanak bulunmasına rağmen, ağır kusurla davranışı sonucu çarpma meydana geldiğini beyanla şimdilik kısmi dava şeklinde 10.000 TL maddi tazminat tüm davalılardan, 200.000 TL manevi tazminatın davalı ...'den tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı Allianz Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle başvurun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddini gerektiğini, başvuran vekili tarafından KTK 97 maddesi uyarınca dava yoluna gitmeden önce müvekkili şirkete yapılması gereken yazılı başvurunun eksik yapıldığını, manevi tazminat konusunda müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, reddinin gerektiğini, talep edilen hastane, ambulans, ameliyat ücretleri v.s taleplere ilişkin de müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, 25/02/2011 tarihinden önceki ve sonraki tüm trafik kazaları ile ilgili tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanacağına dair değişikli yapıldığını bu nedenle iş göremezlik tazminatı bakımından da müvekkilinin sorumluluğunu bulunmadığını, dosyada kusur tespitinin yapılmasının gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; öncelikle haksız fiilden kaynaklı davanın görevsiz olduğunu, Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, ceza davasında verilen kararın İstanbul BAM tarafından bozulduğunu ve kesinleşmiş bir karar bulunmadığını, davacının maddi tazminat talep edebilmesi için müvekkilin kusurunun sabit olmasının gerektiğini, manevi tazminat talebinin sebepsiz zenginleşme niteliğinde fahiş miktarda olduğunu, reddinin gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

DELİLLER

Davaya konu hasar dosyası, trafik tescil kayıtları, sosyal ekonomik durum araştırmaları, bir kısım hastane evrakları, SGK kayıtları, ceza dosyası örneği, ATK raporu ve bilirkişi raporları v.s istenilmiş olup, tüm cevabi yazılar dosyamız arasına alınmıştır. İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu ... tarih ve ... nolu raporunda özetle; "Mevcut belgelere göre; ... oğlu 26.10.1994 doğumlu ...'ın 25.10.2018 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğine göre, Kas İskelet Sistemi, Alt Ekstremiteye ait Yaralanmalarda Özürlülük, Tablo 3.10’a göre %7, Tablo 3.11’e göre %2, Balthazard yöntemi ile toplandığında; %8,86, Tablo 3.2’ye göre; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %5 (yüzdebeş) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, Kişinin geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 (bir) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği" şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür.

Mahkememizce dosyanın aktüerya uzmanı .... ile makine mühendisi kusur bilirkişisi ...'a tevdi ile kazanın meydana gelmesindeki kusur durumu, dosyada mevcut ve diğer celp edilen tüm evraklar ile birlikte ve davacının talep ettiği tazminat kalemlerine ilişkin hesaplama yapılması istenilmiş ve konuya ilişkin 11/05/2023 tarihli rapor teminle dosyamız arasına alınmıştır. Bilirkişi anılı raporunda özetle; "Kaza mahalli yerleşim yeri içinde olup yol iki yönlü, 6,4 m genişlikte, kuru, vakit gündüz, hava ve görüş açıktır.

Dava dosyasında bulunan Trafik Kazası Tespit Tutanağında kaza “olay” paragrafında özetlendiği şekliyle anlatılmış ve kazanın oluşumunda davalı sürücü ...'in sola dönülmez levhasına karşın sola manevra yapmış olması ile 2918 sayılı KTK'nın 47/1-c (trafik işaret ve levhalarına uymak) maddesini ihlal ettiği kanaati ifade edilmiştir.

Trafik Kazası Tespit Tutanağı ekinde bulunan olay yeri basit krokisi aşağıda sunulmuş olup kaza mahallini üçlü kavşak niteliğinde olduğu, motosikletin kendisine ait sağ şeritte seyir halinde iken karşı yönden gelen davalı sürücü yönetimindeki aracın, mahalde bulunan sola dönülmez trafik işaretine rağmen sola manevra ile motosikletin şeridine girmiş ve çarpışmanın davacı yönetimindeki motosikletin şeridi içinde meydana gelmiş olduğu, mahalde fren izi tespit edilmemiş olduğu görülmektedir. Dava dosyasında bulunan ifadesinde davacı motosiklet sürücüsü ...'den ...'ya doğru ilerlerken Kireçburnu duraklarına geldiği sırada ... plakalı aracın sinyal vermeden ara sokağa doğru aniden dönüş aldığını ve kazanın meydana geldiğini belirtmiştir.

Yukarıda özetlenen tutanak ve ifade çerçevesinde, dava konusu kazada davalı araç sürücüsü ...'in sola dönüşü yasak olan kavşakta sola manevrası ve karşıdan gelen motosikleti dikkate almayarak çarpmış olması ile 2918 sayılı KTK Trafik işaret ve kurallarına uyma zorunluluğunu kapsayan Madde 47 ile tanımlı “Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; .. c) Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara, .. uymak zorundadırlar.” Kuralının ihlali ve Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan halleri kapsayan Madde 84 ile tanımlı “Araç sürücüleri trafik kazalarında; .. g) Şeride tecavüz etme, .. Hallerinde asli kusurlu sayılırlar.” gereği % 100 asli kusurlu olduğu, davacı motosiklet sürücüsü ...'ın kendi şeridinde seyri sırasında karşıdan gelen aracın üzerine gelmesine karşı alabileceği bir önlem bulunmadığından kusursuz olduğu kanaatine varılmıştır. Yukarıdaki incelemeye göre dava konusu kazada;

1.Davalı sürücü ...'in *0100 (yüzde yüz) oranında asli kusurlu olduğu,

2....'ın kusursuz olduğu kanaatine varılmıştır. TAZMİNAT HESABI YÖNÜNDEN İNCELEME HESAPLAMADA İZLENECEK YÖNTEM İşbu kaza 01.06 2015 tarihinden sonra meydana gelmiştir. Ancak;

Anayasa Mahkemesinin 2019/40 sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunun 90.maddesine ilişkin verilen iptal kararından sonra verilen Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2019/3292 E sayılı emsal kararında özetle; "...Bu durumda mahkemece, ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, 96 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, Dairemiz Yargıtay'da uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması için içtihat geliştirdiği ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için 96 10 artırılıp b 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için bilirkişilen ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir..." demekte olup, buna göre de 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren poliçe genel şartlarında ki hesap ilkelerinin uygulanma imkanı da ortadan kalkmıştır.

Her ne kadar 7327 sayı ve 09.06.2021 tarihli Kanunun 18.maddesi ile Karayolları Trafik Kanunun 90.maddesinde: "..c) Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2'yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak, hesaplanır.” şeklinde düzenleme yapılmış ise de;

14.02.2023 tarihli resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2021/82 E, 2022/167 K, 29.12.2022 T kararı ile Karayolları Trafik Kanunun 90.maddenin birinci fıkrasına 19.06.2021 tarihli resmi gazetede yayınlanan 7327 sayılı yasanın 18. Maddesi ile eklenen ikinci cümlenin iptaline karar verilmiş olup, söz konusu değişiklik yürürlükten kalkmıştır. Bu durumda;

Nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; bu konudaki Yargıtay karaları dikkate alınarak, hak sahiplerinin bakiye ömür süreleri TRH 2010 yaşam tablosuna göre, bilinmeyen dönem kazançlar ise Yargıtay kararlarındaki gibi 9610 artış ve 9610 iskonto esasına (progresif rant yöntemine) göre belirlenerek hesaplama yapılacaktır. Buna göre; SORUMLULUK DURUMU Kusur değerlendirmesinde sigortalı araç sürücüsünün 90100 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş olmakla işbu raporda davalıların 6100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre hesaplama yapılarak takdire sunulacaktır.

Davalı tarafından davacının kask takmaması nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğu ileri sürülmüştür.

Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2016/12483 E. sayılı kararında özetle; “... davalı taraf, davacının kask takmayıp zararı artırdığı için müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği savunmasında bulunmuş; mahkeme tarafından da, davalı yanın müterafik kusur savunmasına itibar edilmiş ve kask takmayan davacının zararı artırdığı gerekçesiyle, davacı için hesaplanan tazminattan 9625 oranında müterafik kusur indirimi yapılmıştır. Zarar gören İçin kusur teşkil edebilen durum, eğer zararın doğumu ya da artması bakımından hiçbir illiyet değeri taşımıyorsa, artık müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılması olasılığı kalmayacaktır. Somut olayda; davaya konu kazada sağ omuz köprücük kemiğinde ve sağ kalçada kırık oluşan davacının maluliyet oranının tespiti bakımından alınan ve mahkemece de benimsenen heyet raporunda, sağ omuz köprücük kemiğinde ve sağ kalçada kırık nedeniyle davacı için maluliyet oranı belirlendi örülmektedir. Kazada yaralanmasının niteliği ile davacının kask takmadan motosiklete binmesi arasında illiyet bağı yoktur. Bu durumun davacının zararı artırmaya yönelik ortak kusuru olarak kabul edilemeyeceği gözetilmelidir..." demektedir. Bu durumda;

Somut olayda davacının sürekli iş gücü kaybı bacak ve ayaklarında meydana gelen arızayı bağlı oluşmuş olup, kask takıp takmamasının maluliyet oluşumuna bir etkisi söz konusu olmayacağından, nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; bu konudaki Yargıtay kararları da dikkate alındığında müterafik kusur indirim koşullarının gerçekleşmediği gözükmektedir. DAVACININ GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK DÖNEMİ

a)ATK tarafından davacının iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği belirlenmiştir. Bu durumda;

b)Davacının 9 aylık geçici iş göremezlik dönemindeki maddi zararı % 100 malul gibi hesaplanarak takdire sunulacaktır.

c)Davacının sürekli iş göremezlik dönemindeki maddi zararı ise geçici iş göremezlik süresinin bittiği tarihten itibaren maluliyetle orantılı hesaplanacaktır.

d)Dava dilekçesinde davacının bu olay nedeniyle okula devam edemediği ve bu şekilde hayata geç atıldığı belirtilerek zararının bulunduğu ileri sürülmüştür. Davacının maddi zararı olay tarihinden itibaren hesaplanmaktadır. Ayrıca 9 aylık geçici iş göremezlik dönemindeki maddi zararı da % 100 mamul gibi hesaplanacaktır. Bu durumda da davacının olay tarihinden itibaren maddi zararının hesaplanması buna göre de hayata geç atılmış olmasına ilişkin maddi zararının da hesap kapsamında yer alması nedeniyle anılan zarar talebine ilişkin ayrıca hesap yapılmasını gerektirecek bir durum söz konusu olmayacaktır. DAVACININ SÜREKLİ İŞGÜCÜ KAYBI VE MALULİYET DURUMU

a)Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairesinin bu konudaki emsal kararlarında özetle; Maluliyete ilişkin alınacak raporlarda "... kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeli; 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." demektedir. Bu durumda;

b)İşbu kaza 25.10.2018 tarihinde meydana gelmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporda davacının tüm vücut engel oranının %5 olduğu belirlenmiş, olup anılan oran üzerinden sürekli iş göremezlik dönemine ilişkin hesaplama yapılacaktır. DAVACININ YAŞI VE BAKİYE ÖMÜR SÜRESİ

a)26.10.1994 doğumlu olan davacı, 25.10.2018 kaza tarihinde, 23 yıl, 11 ay, 29 günlük olup, 24 yaşında kabul edilerek TRH 2010 yaşam tablosuna göre muhtemel bakiye ömrü (50) yıl ve muhtemelen (74) yaşına kadar yaşayacaktır.

b)Yargıtay'ın bu konuda yerleşmiş içtihatlarında aktif çalışma yaşı sonu 60 olarak kabul edilmekte olup, buna göre davacının aktif çalışma hayatının (60)yaşına kadar süreceğinin kabulü ile olay tarihinden itibaren (60) yaşına kadar bakiye aktif hayat süresi (60-24)- 36 yıl ve pasif devresi (74-60)- 14 yıldır. KAZANÇ DURUMU İLE BİLİNEN DÖNEM KAZANÇ TESPİTİ

a)Dava dosyasında davacının asgari ücretin üzerinde kazanç sağladığını gösterir belge bulunmadığından hesaplamalar asgari ücretlere göre yapılacaktır. Buna göre;

b)Davacının 25.10.2018-25.10.2023 arası geçen 5 yıllık bilinen dönemdeki kazanç tespiti aşağıdaki gibidir;¸ MADDİ ZARAR HESABI

SGK tarafından davacıya bu olay nedeniyle bir ödeme yapılmadığı bildirilmiştir. ATK tarafından da davacının iyileşme döneminde 1 ay süre ile bakıma muhtaç olduğu belirlenmiş olmakla brüt asgari ücret üzerinden 1 aylık bakıcı gideri hesaplanacaktır. Buna göre; davacının maddi zarar hesabı aşağıdaki gibidir;¸ NOT : ATK tarafından belirlenen iyileşme dönemi için davacının bakıcı gideri zararı hesaplanmıştır. Bunun dışında dava dosyasında bizzat davacı tarafından yapılan tedavi giderlerini gösterir bir belge bulunmamaktadır.

Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2015/15835 E ve 04.10.2018 tarihli kararında özetle; "..Sosyal Güvenlik Kurumu'nun tedavi giderlerinden Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamındaki sorumluluğuna dair hüküm Danıştay 10. Dairesinin 05.10.2010 tarih, ... Esas, 2010/7354 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Mahkemece hükme esas alınan raporda bilirkişi tarafından Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğu yönünden SUT kapsamında değerlendirmeye gidilmesi de doğru değildir. Mahkemece tedavi giderlerine dair faturaların hizmet ile uyumlu ve gerekli olup olmadığı konusunda SUT kapsamında bir değerlendirme yapılmaksızın kaza ile illiyet bağı bulunan ve 6111 Sayılı Kanun kapsamında kalan Güvenlik Kurumunun sorumlu olacağı dikkate alınması gerekmekte iken bunun gözetilmemesi yerinde değildir...." demektedir. Bu durumda; Bu konudaki Yargıtay kararlarına göre davacının belgeli tedavi giderlerinden SGK sorumlu olacağından davalıların belgeli tedavi giderlerinden bir sorumluluğu olmayacaktır. Bu durumda; Bu hususlara ilişkin takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Davacının tedavi gideri talebinde ısrarlı olması halinde, davalıların sorumluluğunda olan tedavi giderlerinin belirlenmesi Hekim bilirkişinin(Sağlık Uzmanı) uzmanlık alanına girdiğinden bu hususta ayrıca Hekim Bilirkişiden rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekmektedir. SİGORTA ŞİRKETİNİN SORUMLULUK KAPSAMI VE TEMERRÜT TARİHİ

a)25.10.2018 kaza tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre davalı sigorta şirketinin sakatlık /ölüm ve tedavi giderleri bakımından sorumluluk üst limiti ayrı ayrı 360.000,00 TL.dır. Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2014/16455 ile 2013/2073 E sayılı kararlarında açıkça geçici iş göremezlik zararının zorunlu trafik sigorta poliçesi kapsamında ve sakatlık teminatı limitine dahil olduğu belirtilmektedir. Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2011/10149 E. sayılı kararında özetle “..hastanelerce sunulan sağlık hizmet bedelleri yönünden sigorta şirketlerinin ve ... Hesabının yükümlülükleri sona erecektir. Kazazedelerin, bunun dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair harcamaları, sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının tedavi teminatları kapsamında, yine sigorta şirketleri ve ... Hesabı tarafından karşılanmaya devam edecektir.” demektedir. Bu duruma göre; Davacının yukarıda belirlenen maddi zararları poliçe limitleri içinde kalmaktadır.

b)Karayolları Trafik Kanunun 99.maddesinde; “....Sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara işkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten ibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar...” demektedir. Bu durumda;

Davacı tarafından davalı sigorta şirketine 29.11.2018 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup, başvuru tarihinden 8 iş günü sonrası 11.12.2018 tarihinde mesai saati bitimi sona ermektedir. Buna göre davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt bir sonraki iş günü olan 12.12.2018 tarihinde gerçeklemiş olacaktır. Araç sürücüsü bakımından ise herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın temerrüt 25.10.2018 olay tarihinde gerçekleşmiş olacaktır.

c)Sigortalı aracın kullanım şekli hususi gözüktüğünden olaya yasal faiz oranlarının uygulanması gerekecektir. Sonuç olarak;

25.10.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında;

1.Davalı sürücü ...'in “6100 yüz) oranında,

2.Davacı motosiklet sürücüsü ...'ın kusursuz olduğu,

3.Davalıların 96100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre davacı ...'ın;

a)Geçici iş göremezlik dönemine ait maddi zararının 17.281,52 TL,

b)Sürekli iş göremezlik dönemine ait %5 maluliyeti ile ilgili maddi zararının * 240.403,58 TL.

c)Bakıcı gideri nedeniyle maddi zararının 2.029,50 TL olduğu,

d)Yukarıda belirlenen zarar tutarlarının kaza tarihinde geçerli olan zorunlu trafik sigorta poliçesindeki limitler içinde kaldığı, Sayın Mahkemece takdir edilecek manevi tazminattan sigorta şirketinin sorumluluğunun söz konusu olmayacağı,

e)Başvuru tarihine göre sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi 12.12.2018 olarak belirlenmiş olup, Araç sürücüsü bakımından temerrüdün 25.10.2018 olay tarihinde gerçekleşmiş olacağı,

f)Sigortalı aracın kullanım şeklinin hususi olduğu" şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür.

Mahkememizce davacı vekilinin itirazlarının değerlendirilerek tazminat miktarı yönünden alternatifli hesaplama yapılması için bilirkişilerden ek rapor hazırlanması istenilmiş ve konuya ilişkin 09/10/2023 tarihli ek rapor teminle dosyamız arasına alınmıştır. Bilirkişiler ek raporlarında özetle; "25.10.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalının 96100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre davacı ...'ın;

a)Geçici iş göremezlik dönemine ait maddi zararının - 17.281,52 TL,

b)Sürekli iş göremezlik dönemine ait %5 maluliyeti ile ilgili maddi zararının - 968.905,71 TL. olduğu, -Davacının sakatlık teminat limiti kapsamında olan geçici ve sürekli iş gücü kaybı zararı poliçe limitini aştığından, geçici ve sürekli iş gücü kaybı zararından; Davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 360.000,00 TL. lık limit ile sınırlı olacağı, c)Bakıcı gideri nedeniyle maddi zararının 2.029,50 TL olduğu, “Tedavi gideri teminat limiti kapsamında olan bakıcı giderinin poliçe limiti içinde kaldığı,

d)Sayın Mahkemece takdir edilecek manevi tazminattan sigorta şirketinin sorumluluğunun söz konusu olmayacağı,

e)Başvuru tarihine göre sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi 12.12.2018 olarak belirlenmiş olup, Araç sürücüsü bakımından temerrüdün 25.10.2018 olay tarihinde gerçekleşmiş olacağı,

f)Sigortalı aracın kullanım şeklinin hususi olduğu" şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Mahkememizde görülmekte olan dava; davacı yanın 25/10/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminin yerinde olup olmadığı hususunda ibarettir.

Davacı vekili 04/12/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; geçici iş göremezlik tazminat talebini 17.281,52 TL, bakıcı gideri nedeniyle oluşan maddi zarar taleplerini 2.029,50 TL ve sürekli iş göremezlik dönemine ait maddi zarar talebini 600.000 TL arttırarak toplam maddi tazminat taleplerini 629.311,02 TL olarak güncellemişlerdir.

Davacı vekili 29/11/2023 tarihli beyan dilekçesi ile, 10.000 TL maddi tazminat taleplerinden ıslah ettiklerini bildirdikleri anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamı ve toplanılan delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda maddi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; davacı vekili geçici iş göremezlik tazminat talebini 17.281,52 TL, bakıcı gideri nedeniyle oluşan maddi zarar taleplerini 2.029,50 TL ve sürekli iş göremezlik dönemine ait maddi zarar talebini 600.000 TL arttırarak toplam maddi tazminat taleplerini 629.311,02 TL olarak ıslah etmiş olsa da 15/11/2023 tarihli beyan dilekçesi ile maddi tazminat talebinden feragat ettiğini mahkememize bildirdiğinden HMK 307. maddesi gereği maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat TBK'nın 58. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, kişilik haklarının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminatın adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.

Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.

O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerekir. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

Dosyada mevcut bilirkişi raporunda davalı ...'in yaşanan trafik kazsının meydana gelmesinde 2918 sayılı KTK 47/c maddesi ile 84/g. maddelerinde belirtilen düzenlemeleri ihlal etmesi nedeniyle %100 kusurlu olduğu, rapordaki tespitin kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu anlaşılmakla mahkememizce hükme esas alınmış ve davalı ...'in kusurlu davacının kusursuz olduğuna kanaat getirilmiştir. Yine ATK tarafından tespit edildiği üzere yaşanan kazada davacının %5 malul kaldığı, 9 ay süreyle iyileşme süresi olacağı ve 1 ay boyunca başkasının yardımına muhtaç olacağı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davalı ...'in kazanın oluşumunda tam ve asli kusurlu olduğu, manevi tazminat takdir edilirken tarafların ekonomik durumlarının göz önünde bulundurulması ve ekonomik parametrelerdeki değişkenlik ve enflasyon oranları da dikkate alınarak kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti, kaza nedeniyle yaşanan korku ve iyileşme süresi de dikkate alınarak manevi tazminata yönelik isteminin 20.000-TL olarak kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; davacı tarafından davalılar aleyhine açılan tedavi gideri, geçici maluliyet, eğitim masrafları ve iş göremediğinden kaynaklanan kazanç kaybına ilişkin maddi tazminat taleplerinin feragat nedeniyle reddine, davacı tarafından açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsil edilerek davacıya verilmesine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan tedavi gideri, geçici maluliyet, eğitim masrafları ve iş göremediğinden kaynaklanan kazanç kaybına ilişkin maddi tazminat taleplerinin FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,

2.Davacı tarafından açılan manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE;

20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsil edilerek davacıya VERİLMESİNE,

3.Davacı tarafça maddi tazminat için yatırılan 34,15 TL peşin harç ve 10.650,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 10.684,15 TL harçtan alınması gereken maktu harcın 2/3'ü oranındaki 285,07 TL'nin mahsubu ile arda kalan 10.399,08 TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

4.Alınması gerekli 1.366,20 TL karar harcından 683,10 TL peşin harcın (manevi tazminat için yatırılan) mahsubu ile 683,10 TL'nin davalı ...'den tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,

5.Davacı tarafından yatırılan 683,10 TL peşin harç ve 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 742,40 TL'nin davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine,

6.Manevi tazminat yönünden, davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 17.900 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,

7.Manevi tazminat yönünden, davalı ... kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,

8.Maddi tazminat yönünden, davalı ... kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 10.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,

9.Davacı tarafından yapılan 3.877,20 TL (bilirkişi ücreti, tebligat v.s.) yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre, 387,72 TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinden bırakılmasına,

10.Davacı tarafından yatırılması gereken 2.310,00 TL Adli Tıp Fatura giderinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

11.Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, davalı ... Sigortanın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/02/2024

Katip

(e-imzalıdır)

Hakim

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.