Esas No
E. 2021/161
Karar No
K. 2024/308
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/161

KARAR NO: 2024/308

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 12/11/2020

NUMARASI: 2019/55 E. - 2020/583 K.

DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali

Taraflar arasındaki anonim şirket genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin halka açık olan davalı şirkette beşer adet payları bulunduğunu, davalı şirketin yapmış olduğu muvazaalı işlemlere dayalı tasarrufun iptali için İstanbul 17.AHM'nin 2016/307 Esas sayılı dosyasında tasarrufun iptali davası açılarak pay devir sözleşmelerinin iptalinin istenildiğini, bu dosyada alınan bilirkişi raporu ile müvekkilinin haklı olduğunun tespit edildiğini, davalı şirketin 08.08.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların tamamına müvekkillerince olumsuz oy verilerek muhalefet şerhi konulduğunu, toplantının usulüne uygun şekilde yapılmaması, toplantı duyurusunun ilgili Tebliğe uygun şekilde yapılmaması nedeniyle tüm maddelerin iptali gerektiğini, 2018 yılına ait bağımsız denetim raporu, finansal tablolar, yönetim kurulu faaliyet raporunun süresinde internet sitesinde ilan edilmediğini, 3, 4 ve 5 no’lu gündem maddelerine geçilmeden cevaplanmasını istedikleri soruların cevaplandırılmadan toplantıya devam edildiğini, daha sonra cevap verileceğinin belirtilmesine rağmen cevap verilmediğini, SPK mevzuatı ile TTK'nın 437. maddesinde düzenlenen bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiğini, çağrı usulsüzlükleri nedeniyle toplantı tutanağının imzalanması hususunda yetki verilmesi ilişkin 2. maddenin iptalinin gerektiğini, 3,4 ve 5 nolu gündem maddeleri ile görüşülen 2018 yılı hesap dönemine ait yönetim kurulu faaliyet raporu, denetim raporu, finansal tabloların okunması, müzakeresi ve onaylanmasına ilişkin kararların geçersiz olduğunu, belirtilen raporların süresinde duyurulmadığını, ayrıca mali tablolarda yer alan İngiltere'de kurulu ... şirketi ile ...'da kurulu ... şirketinin hisselerinin tamamının 30.06.2014 tarihinde sırasıyla 8.000.000 USD ve 24.000 TL karşılığında alındığının ifade edildiğini, ... şirketinin hisselerinin satın alındığı ... Ltd, şirketi ve ... şirketi aleyhine başka kişilerce dava açıldığını, bu dosyaya sunulan evraklarda anılan şirketlerin off shore şirketi olarak kurulduğunun belirlendiğini, davalı şirketin yurt dışı yatırımı olarak gösterdiği ... şirketinin de ... şirketi gibi tasfiyeye sokularak terkin edildiği, şirket bilançosunda bu şirketin 16.976.000 TL karşılığında satın alındığının belirtilmesine rağmen şirketin 23.05.2017 tarihinde tasfiye edildiğini, ... şirketinin de 2014 yılı Haziran ayında satın alınmasından sonra 11.02.2015 tarihinde kapatıldığını, bu şirketlerin gerçek bir değeri bulunmamasına rağmen fiktif şekilde 8.000.000 USD değer biçilmesinin doğru olmadığını, off shore şirketin tasfiye öncesi değerinin 5 Pound olduğunu, bilanço ve mali kayıtların gerçeği yansıtmaması nedeniyle anılan maddelerin iptali gerektiği gibi kötü yönetim nedeniyle ve mali durumu süresinde SPK'ya bildirilmemesi karşısında yıl içerisinde boşalan yönetim kurulu üyelerinin TTK'nın 363. maddesine göre onaya sunulmasına ilişkin 6.madde, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 7.madde, kar dağıtımına ilişkin 8.madde, huzur hakkına ilişkin 9.madde, bağımsız denetim kuruluşu seçiminin onaylanması ve ücret ödenmesine ilişkin 10.madde, 2019 yılı bağış sınırının belirlenmesine ilişkin 11.madde, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396.maddeleri uyarınca yetki verilmesine ilişkin 12.maddelerinin yasa ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, kararların yürütülmesi halinde telafisi imkansız zararlar ortaya çıkacağını ileri sürerek, 08.08.2019 tarihli genel kurul ve alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın kötü niyetli olduğunu, 08.08.209 tarihli olağan genel kurul toplantısının SPK tebliğine ve kanuna uygun şekilde yapıldığını, dava dilekçesindeki açıklamaların bu genel kurulla ilgisinin bulunmadığını, haksız şekilde mahkemenin yönlendirildiğini, 2018 yılı öncesine ilişkin işlemlerin genel kurullarda görüşülerek onaylandığını, davacıların hangi tarihte pay sahibi oldukları ile paydaşlıklarının devam edip etmediklerinin araştırılması gerektiğini, halka açık şirket olan davalının genel kurulu SPK mevzuatı gereğince toplantıya çağırdığını, çağrının toplantı tarihinden 3 hafta öncesinde ve KAP'ta ilan edildiğini, genel kurulda üst üste soru sorulması üzerine bu soruların daha sonra cevaplanacağının bildirildiğini, soruların kapsamlı olması halinde yazılı olarak cevap verilebileceğini, tüm sorulara cevap verilerek KAP'ta ilan edildiğini, toplantıya ilişkin tüm bilgileri ve izlenecek metodun 2018 yılına ilişkin tüm finansal tablolar ile raporların eksiksiz şekilde ortaklara duyurulduğunu, davacıların 2019 yılında pay sahibi olduklarını bu genel kurulda ise 2018 yılına ilişkin rapor ve faaliyetlerin görüşüldüğünü, dava dilekçesinde belirtilen İstanbul 17.AHM dosyasında henüz karar verilmediğini, dosyada çelişkili raporlar bulunduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının usule uygun olduğunu, kar dağıtımının usulüne uygun alındığını, huzur hakkının mecburi olduğunu ve 2.000 TL gibi cüzi bir miktarda belirlendiğini, denetim raporlarının davacıların ortak olmadığı döneme ilişkin olduğunu, bağış sınırının belirlenmesi ile üst sınırın SPK Mevzuatına uygun olduğunu, yeni yönetim kurulu üyelerinin seçildiğinden TTK'nın 395 ve 396.maddelerine göre yöneticileri izin verildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...dava, davacı şirketler tarafından davalı şirketin 08/09/2019 tarihli genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.

Davacı tarafça davalı şirketin 08/09/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.

Davalı tarafça 08/09/2019 tarihli genel kurul kararının iptalini gerektiren bir neden bulunmadığını, kararların usul ve yasaya uygun olduğunu bu nedenle davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirketin Ticaret sicil kayıtları, dava konusu genel kurul toplantı tutanakları dosyaya celp edilerek incelenmiştir. Davalı şirketin Ticaret Sicil kayıtlarının incelenmesinde; davalı şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı ... Yatırımları A.Ş. ünvanlı şirket olduğu ve ticaret merkezinin Şişli/ İstanbul olduğu, buna göre Mahkememizin yetkili olduğu, şirketin son tescilinin 03/09/2019 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu ihtilaf davalı şirketin 08/09/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan ve iptali talep edilen kararların şirket esas sözleşmesine, usul ve yasaya uygun olup, olmadığına ilişkindir. Dava konusu ihtilafa ilişkin TTK'da Genel kurul kararlarının iptali başlığı altında belirtilen düzenlemelere bakılacak olursa;

TTK 445. maddesinde; İptal sebepleri ; "446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." şeklinde düzenleme yapılmıştır.TTK 446. maddesinde ise İptal davası açabilecek kişiler ; " (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir. " şeklinde belirtilmiştir. Davacılar tarafından iptal davasının 3 aylık yasal süresinde açıldığı, dava konusu kararlara muhalif olma şartının genel kurul toplantı gündeminin tüm maddelerine istinaden alınan kararlar açısından toplantı tutanağındaki muhalefet şerhi ile sağlandığı anlaşılmıştır.

Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre; Davacı talepleri bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu davalı şirketin 08/08/2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali şartlarının oluşmadığı bildirilmiştir.

Davacı tarafça davalı şirketin 08/09/2019 tarihli genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun yapılmadığı, ve toplantıda alınan kararların usul ve yasaya aykırı şekilde alındığından bahisle tüm genel kurul kararlarının iptaline yönelik dava açmış ise de; davalı şirket tarafından 08/09/2019 tarihli genel kurul çağrısının usul ve yasaya uygun şekilde yapıldığı, dava konusu 08/09/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısının 1. gündem maddesinin toplantı başkanı seçimine ilişkin olduğu, 2. Gündem maddesinin toplantı başkanlığının toplantı tutanağını ve hazirun cetvelini imzalamaya yetkili kılınmasına ilişkin olduğu, 3. gündem maddesinin 2018 yılı hesap dönemine ait yönetim kurulu faaliyet raporunun kamuyu aydınlatma platformunda ve şirket web sitesinde yayınlandığından okunmamasına, faaliyet raporunun kabulü ve onaylanmasına ilişkin olduğu, 4. gündem maddesinin bağımsız denetim raporunun kamuyu aydınlatma platformunda ve şirket web sitesinde yayınlandığından okunmamasına, bağımsız denetim raporunun kabulü ve onaylanmasına ilişkin olduğu, 5. gündem maddesinin 2018 yılı hesap dönemine ait finansal tabloların kamuyu aydınlatma platformunda ve şirket web sitesinde yayınlandığından okunmamasına, finansal tabloların kabulü ve onaylanmasına ilişkin olduğu, 6. Gündem maddesinin boşalan yönetim kurulu üyeliğine atanan ...'in yönetim kurulu üyeliğinin onaylanmasına ilişkin olduğu, 7. gündem maddesinin yönetim kurulu üyelerinin 2018 yılı faaliyet ve hesaplarından dolayı ayrı ayrı ibrasına ilişkin olduğu, 8. gündem maddesinin 2018 yılı hesap döneminde kar edilmemesinden kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin olduğu, 9. gündem maddesinin yönetim kurulu üyelerine verilecek huzur hakkına ilişkin olduğu, 10. gündem maddesinin 2019 yılı hesap dönemi için bağımsız denetim kuruluşu seçimi ve 2018 hesap yılı için bağımsız denetim kuruluşuna ücret ödenmesini ilişkin olduğu, 11. gündem maddesinin 2019 yılı şirketçe yapılacak bağış üst sınırına ilişkin olduğu, 12. gündem maddesinin yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin olduğu, oylama yapılan ilk 12 gündem maddesinin davacı hissedar şirketlerin red oyuna karşı oy çoğunluğuyla kabul edildiği, 13,14,15 numaralı gündem maddelerinin ise pay sahiplerine bilgi verilmesine ilişkin olduğu anlaşılmakla, dava konusu oylama yapılan tüm genel kurul kararlarının toplantı ve karar yeter sayılarına uygun şekilde oy çoğunluğuyla alındığı, alınan kararların Genel Kurulun takdirinde bulunduğu, kararlarda TTK 445. maddesi kapsamında kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı bir hal olmadığı bu haliyle dava konusu genel kurul kararlarının ve iptalini gerektirir bir hususun bulunmadığı, İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/307 Esas sayılı davasının reddedilmesi nedeniyle de davalı şirketin mali tablolarında bir değişiklik gerçekleşmediği açık olup düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi heyet raporu ile dava konusu genel kurul kararlarının iptal şartlarının bulunmadığı tespit edilmekle, dava konusu Genel Kurul kararlarının geçerli olduğu, mutlak batıl olduğuna veya iptaline karar verilmesini gerektirecek her hangi bir durumun bulunmadığı " gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin ret gerekçesinin yerinde olmadığını, alınan raporlarda müvekkillerinin aleyhine tespitler yapıldığının kabul edilmesine rağmen, aslında raporda müvekkillerinin lehine tespitler yapıldığını, verilen kararın HMK'nın 27. maddesi ve gerekçesinde belirlenen hukuki dinlenilme hakkına ve sürpriz karar yasağına aykırı olduğunu, davada alınan raporda lehe tespitler bulunmasına rağmen mahkemece, sürpriz karar verme yasağına aykırı şekilde davanın reddine karar verildiğini, gerekçede dayanılan İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/307 Esas sayılı davanın reddedilmesi nedeniyle davalı şirketin mali tablolarında bir değişiklik gerçekleşmediğine ilişkin tespitin hatalı olduğunu, belirtilen dosyanın henüz kesinleşmediğini, bu davadaki tespitlere göre mali tabloların değişebileceğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, bu nedenle anılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, şirketin bilançolarının hatalı olduğunın sermaye piyasası kurulu tarafından tespit edilerek davalı şirket hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, şirketin Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-48.3) 29. maddesinin birinci fıkrasına ve aynı tebliğinin 9. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası ve 19. maddesinin birinci fıkrasına aykırı davrandığının tespit edilerek TCK'nın 155/2 maddesi gereğince suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı şirketin bilanço kayıtlarında bir tutarsızlık olduğunun basın organlarına dahi yansıdığını, bu durumda da bilançonun hatalı olması nedeniyle genel kurul kararlarının iptali gerektiğini, alınan alınan kök raporunun 14 ve 15 sayfaları ile ek raporun son sayfasında raporunun ... şirketinin 23.05.2017 tasfiye edilmiş olmasının davalı şirketin bağlı ortağı ... Enerjinin bağlı ortağı durumundaki şirketin herhangi bir aktif değerinden bahsedilemeyeceğini ve bu durumun ... Enerji şirketinin değerinin etkileyeceğinin tespit edildiğini, kök raporda ... şirketinin tasfiye edildiğine ilişkin evrakların resmi nitelikte olmadığı, belgelerin geçerlilik durumunun mahkemenin takdirinde olduğunun belirtilerek rapor düzenlendiğini, oysa bu belgelerin geçerli olduğunu, ... Şirketinin tasfiyesine ilişkin sunulan kayıtların resmi belgeler olduğunu, bunların İngiltere Ticaret Sicil Teşkilatı sitesinden alındığını, bu kurumun İngiltere'deki sicile ilişkin resmi kurum olduğunu, rapora itiraz dilekçesinde belgelerin noter onaylı tercümelerinin de sunulduğunu, bu sitede ... Şirketinin (... Lımıted ) 23.05.2017 tarihinde tasfiye edildiğinin yazılı olduğunu, bu durumda davacı şirketin aktifinin azalacağı ve bilanço dönemindeki raporlarda gösterilen aktiflerin geçerli olmayacağından genel kurulun iptalinin gerekeceğini, ... Şirketinin tasfiye halinde olmadığına ilişkin davalının da itirazı bulunmadığını, yargılama sırasında sunulan belgelerin geçerli olmadığının savunulmadığını, aksine ... şirketinin 23.05.2017 tarihinde tasfiye edildiğinin kabul edildiğini, kök rapora yönelik itiraz dilekçesinin ekindeki resmi kayıtların da ... Şirketinin 23.05.2017 tarihinde tasfiye edildiğini kanıtladığını, bu durumda ... Enerjinin 31.12.2018 tarihi itibariyle TMS'ye göre düzenlenmiş bilançosunda, davalı şirketin aktifteki değerinin 20.186.365,00 TL olarak raporlandığı görüldüğünden, ... şirketinin ... Enerji aktifleri içerisindeki durumunun ne olduğunun, bu anlamda ... enerji şirketinin değerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının dava dosyası içerinde yer alan belgelerden anlaşılmadığının raporda bildirildiğini, oysa bu belgelerle şirketin bilançosunun gerçeği yansıtmadığının anlaşılacağını, yurt dışında satın alınan nihai şirketlerin ... şirketler olduğunu, yurt dışındaki iki şirketin de terkin edildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, davalı şirketin 08.08.2019 tarihli genel kurulunda alınan kararlarının TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca iptali taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar vekili, davalı şirketin 08.08.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların çağrı usulsüzlüğü ve davalı şirketin yurt dışındaki bağlı ortaklıklarının terkin edilmesine rağmen bilançoda aktif değer olarak yer almaları ve şirketin bağlı ortaklığı olan .. Ortaklığı AŞ ile muvazaalı işlem yapılması nedeniyle bilanço ve mali tabloların gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla genel kurul kararlarının iptalini talep etmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucu, davalılar tarafından davacının bağlı ortaklığı olan ... Ortaklığı AŞ ile ... ve ...'a karşı İstanbul 17.AHM'nin 2016/350 Esas sayılı dosyasında açılan tasarrufun iptali davasının retle sonuçlanması dikkate alınarak bilançoda bir değişiklik meydana gelmeyeceği gerekçesiyle ve davacının çağrı usulsüzlüğüne ilişkin iptal sebebi de yerinde görülmeyerek davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, şirketin mali tabloları ile buna bağlı bilanço, yönetim ve denetim kurulu raporları, ibra ve kar dağıtımına ilişkin hükümlerin şirket bilançosunun gerçeği yansıtmaması nedeniyle genel kurul kararlarının iptali gerektiğini ileri sürmüştür. Bu konuda yukarıda belirtilen tasarrufun iptali davasının yanı sıra, şirketin bağlı ortaklıkları olan İngiltere'de kurulu ... şirketi ile ...'da kurulu ... şirketlerinin yurt dışında terkin edildiğini, terkin edilen şirketlerin gerçek bir değerinin bulunmamasına rağmen şirketin bilançosunda mali değer olarak yer aldıklarını ileri sürmüştür. Davacı buna ilişkin olarak İngiltere'deki şirket sicillerini tutmayla görevli biriminden aldığı belgeleri dosyaya sunmuştur. Bu belgeler bilirkişi kök raporunda incelenmiş ve bu belgelerin dikkate alınıp alınmayacağının mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin bağlı ortaklıklarının değerinin bilançoda 29.269.111,00 TL olarak göründüğü, anlaşılmaktadır. Rapora itiraz dilekçesinde belirtilen belgelerin noter onaylı tercümeleri sunulmuştur. Bilirkişi ek raporunda bu belgeler değerlendirilerek belgelerin delil niteliğinde olup olmadığıyla ilgili takdirin mahkemeye ait olduğu, ... şirketinin tasfiye edilmiş olması halinde bağlı ortaklık ve davalının aktif değerini etkileyeceği belirtilmiştir. Mahkemece, İstanbul 17.AHM'nin 2016/307 Esas sayılı dosyasının reddedilmesi nedeniyle bilanço etkisinin bulunmadığı belirtilmekle birlikte, davalı şirketin bilançosunda görülen yurt dışında kurulu ... şirketi ile ... şirketinin terkin edilip edilmediği değerlendirilmemiştir. Bu şirketlerin terkin edilmiş olması halinde aktif bir değerinden söz edilemeyecektir. Şirketin bilanço ve mali tablolarının değişmesi gerekeceğinden bu durumun tespiti yönetim kurulu faaliyet raporu, denetim kurulu raporu, bilanço ve kar dağıtımı gibi hususlarda önem taşıyacaktır. Bu nedenle mahkemece aydınlatma yükümlülüğü kapsamında davalıdan izahat istenerek yurt dışında kurulu olan iki şirketin faal olup olmadığı sorularak gerekirse bu konularda uzman bir bilirkişi kurulundan rapor veya aynı bilirkişiden ek rapor alınarak, yurt dışında bulunan şirketlerin bilançodan aktif kısmında yer alıp almayacakları, alacaklarsa aktif değerinin belirlenerek genel kurul kararlarının mali yönlere ilişkin olanlarının denetlenmesi ve bilançoya ilişkin SPK mevzuatı kapsamında açılmış bir ceza davasının bulunması halinde bu davanın da incelenmesi gerekirken, bu hususta hiçbir gerekçe gösterilmeden ve davacının bu yöne ilişkin iddiaları HMK'nın 297/1.c maddesine göre değerlendirilmeden yetersiz gerekçe ve eksik delillerle karar verilmesi yerinde görülmemekle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak gönderilmesine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esasına dair istinaf nedenleri incelemeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiğinden aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1.HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.02.2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog