Esas No
E. 2021/1875
Karar No
K. 2024/490
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1875 Esas

KARAR NO: 2024/490 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2014/1103 Esas - 2021/17 Karar

TARİHİ:14/01/2021

DAVA: Alacak
KARAR TARİHİ: 14/03/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Sermaye Piyasası Kurulu Denetleme Dairesi'nce, ...ye ait ... A.Ş hisselerinin satış işlemleri ve bu işlemlerin tarafı davalılar hakkında yapmış olduğu inceleme sonucunda 15.11.2013 tarih ve ... sayılı denetleme raporunun hazırlandığı; bunun üzerine Kurul'un 21.11.2013 tarih ve 2013/37 sayılı bültenindeki karar doğrultusunda işbu davayı açma zaruretinin doğduğunu; ... 25.10.2011 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında 500.000 TL sermayeli ... Tic. A.Ş/nin ...'a ait 160.000,00-TL nominal sermayeye tekabül eden 160.000 adet payının 1 adet hisse bedelinin yaptırılan değerleme sonucuna göre %10 iskonto edilerek bulunan 187,60-TL değer üzerinden toplam 30.016.000-TL bedel ile satın alınmasına karar verildiği; bu satın alma ile birlikte Davacının pay oranının %32 olduğu, hisse alım bedelinin ... A.Ş tarafından hazırlanan değerleme raporundaki toplam değere %10 iskonto uygulanarak belirlendiği; ... 06.07.2012 tarihli Yönetim Kurulu karan ile ... A.Ş'nin geri kalan %67,99 'luk hisselerinin 79.325.041-TL bedel ile satın alınmasına karar verildiği; Nitekim ... A.Ş'de bulunan, ...'a 21.900 adet hissenin toplam 51.102.173,77-TL bedelle, ...'a ait 6.900 adet hissenin toplam 16.100.684,88-TL bedelle, ... 'a ait 4.335 adet hissenin toplam 10.115.430,28-TL bedelle, ...'a ait 360 adet hissenin toplam 840.035,73-TL bedelle ve ...'ye ait 500 adet hissenin toplam 1.166.716,29-TL bedelle satın alındığı, bu satın alma ile birlikte davacının ... A Ş'deki payının %99,99'a ulaştığı; hisse alım bedelinin ... A.Ş tarafından hazırlanan Haziran 2012 tarihli değerleme raporundaki toplam değerin kullanıldığı; davacı tarafından kamuoyuna yapılan 20.08.2013 tarihli Özel Durum Açıklaması İle Şirketin ... A.Ş., ile birleşeceğinin ve bunun için birleşme yol haritasının belirlendiği; Davalılar ile ...A.Ş'nin taraf olduğu 20.08.2013 tarihli birleşme yol haritasında .... A.Ş. paylarının en geç 15.10.2013 tarihine kadar davalılardan ...'a 21.450.000-TL toplam bedel üzerinden devredileceği; bunun yanı sıra Davacının da yapmış olduğu özel durum açıklamasında kendisinin 500.000,00-TL sermayeli ... A.Ş'de sahip olduğu %99,99 oranındaki paylarının eski hakim ortak olan ...'a pay başına 42,9.- TL bedelden toplam 21.450.000 TL karşılığında satılmasına karar verildiği; böylece söz konusu Yönetim Kurulu kararları ile 109.341.041,00-TL bedelle satın alınan paylar, 13,5 ay sonra ...'a 21.450.000,00-TL bedelle geri satıldığı; bu arada ... tarafından hazırlanan değerleme raporu çerçevesinde 04.06.2013 tarihli Yönetim Kurulu raporu çerçevesinde satın alma bedelinin 85.855.452-TL'ye gerilemiş olduğu, ve 23.485.590,00-TL'lik nihai elde etme maliyetine bakıldığında Davacının malvarlığında 64.405.452,00-TL'lik bir azalmanın meydana geldiği; Davacının ... A.Ş. hisselerinin satın aldığı 25.10.2011 tarihli satın alma İşleminde davalı ..., davalı ..., davalı ..., ... imzalarının bulunmakta olduğunu; Davacının ... A.Ş. hisselerinin geri kalanını satın aldığı 06.07.2012 tarihli satın aima İşleminde davalılar ..., ..., ..., ..., ... imzalarının bulunduğu, Davalıların tamamının ... A.Ş. paylarının satın alma fiyatlarının emsallerine göre bariz farklılık taşıdığını bilebilecek ve raporlardaki değerlemelerin mesnetsiz olduğunu anlayabilecek durumda olduğunu; Sermaye Piyasası Kurulu tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayet üzerine 2013/161706 Sor. No, 2014/2682 Esas no ve 2014/822 İddianame No ile bir iddianame hazırlanarak ceza davası açıldığım, İstanbul 23. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 22.11.2013 tarih ve 2013/604 D.İş sayılı karan ile davalılara ait malvarlıklarına el koyulmasına karar verildiğini; Sermaye Piyasası Kurulu'nun 35.11.2013 tarih ve ... sayılı denetleme raporun'da somut olaydaki aykırılıklar ve çelişkilerin tüm ayrıntıları ile ortaya konduğu; sonuç olarak davalıların yönetim kurulu üyesi, hakim ortak, ilişkili taraf ve işlemden menfaat temin eden sıfatları ile yaptıkları işlemler sonucunda Davacı Şirketi 64.405.452,00-TL zarara uğratarak haksız kazanç elde ettikleri beyan ve iddia edilerek söz konusu zararın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, Dava dilekçesinde belirtilen her iki satım işleminin gerçekleştiğini, ancak bedellerinin Davacı Şirket tarafından ödenmesine imkan olmadığından hisse satış bedellerinin tahsisli sermaye artırımı yolu ile ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, bu işlemlerin 12.10.2012 tarih ve 187 sayılı Yönetim Kurulu karan ile karar altına alındığım ve ...'ya gerekli izinler için başvurulduğunu, ... A.Ş.'ye ilişkin tüm işlemler ... tarafından İncelenerek onaylandığını, davacı Şirketin 17.12.2012 tarih ve 191 sayılı Yönetim Kumlu kararı ile ... tarafından uygun bulunan tahsisli sermaye artırımı işleminin ne şekilde gerçekleştirileceğine ilişkin hususları belirlediğini ve Davacı Şirket hisseleri o dönemde borsada 0.91 -0.93-TL aralığında işlem görürken» Davalıların iş bu hisselere 1.04-TL bedel ödeyerek sahip olduklarını, birleşme yol haritası sadece imzalayan taraflar arasındaki iradeyi ortaya koymakta olduğunu, zira Davacı Şirketin taraf olmadığını, İlgili belgenin sadece Davalılar ile Davacı Şirketsin halihazırda Yönetim Kurulu Başkam ve hakim ortağı olan ... A.Ş. arasında imzalandığı, dolayısıyla davacı Şirket'in sözleşmeye taraf olmadığı düşünüldüğünde, kendisi açısından doğrudan hüküm doğurmasının mümkün olmayacağını, ayrıca bu birleşme yol haritasının Davacı Şirket Genel Kurulunda onaylanmadan hüküm doğurmayacağını, nitekim Davacı Şirket'in 24.12.2013 tarihli Genel Kurulunda da işlemin onaylandığını, bununla birlikte devir tarihi itibari ile hakim ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan ... sözleşmenin tarafı olması dolayısıyla sorumluluğunun bulunduğunu, 24.12.2013 tarihli Genel Kurul'da da işlemin detaylıca açıklanmış olmasına rağmen kabul gördüğünü, davalıların bu işlemlerden herhangi bir menfaat elde etmediklerini, nitekim davalılara bugüne dek bir ödeme yapılmadığı, ayrıca tahsisli sermaye artırımı sırasında, 1-TL nominal değere sahip olan payların davalılara 1,04-TL den tahsis edildiğini yani normal şartlarda elde edeceğinden daha düşük miktarda paya sahip olunduğunu, birleşme işleminin gündeme gelmesi dolayısıyla ... hisse devirlerinin yapıldığını, burada da 1.04-TL ödenen hisselerin bir kısmının satılarak, elde edilen geliri ... A.Ş kullanımına bırakmış, geri kalan hisseleri de 0.84-TL'den ... satıldığım, dolayısıyla zarar edildiğini, ... anılan bedellerin halen tahsil edilemediğini, ... A.Ş'nin satın alınma bedelinden daha düşük bir bedelle ...'a devri işlemi sırasında, Davalıların Yönetim Kurulu üyesi olmadıklarını ve işlemde dahli de bulunmadıklarını,

... A.Ş.'nin devri işlemini yeni yönetim gerçekleştirmiş olup, zararın ortaya çıkmasından yeni yönetim sorumlu olduğunu, ancak zaten tahsisli sermaye artırımı yolu ile gerçekleştirilen işlem dolayısıyla şirket kasasından hiç nakit çıkışı olmadığını, dolayısıyla ... A.Ş'nin ... tarafından devralınması işlemleri dolayısıyla şirket kasasından herhangi bir ödeme yapılmamış olması, nakdi bir zararın oluşmasının mümkün olmaması, eğer bir zarar var ise bu zararın ancak ... A.Ş'nin ...'a devri işlemi ile gerçekleşeceğinin kabulü karşısında, davalıların herhangi bir şekilde taraf olmadığı işlemden dolayı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı beyan ve iddia edilmiştir.Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Holding tarafından kurulun 21/11/2013 ve 38/1258 sayılı kararına uygun olarak; Holding'in malvarlığında meydana gelen azalmak neticesinde (varsa) zarara uğrayan yatırımcıların, genel hukuk hükümleri çerçevesinde sorumluluğu bulunan Holding yöneticileri aleyhine dava açabilecekleri hususunun Holding'in 21/12/2013 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda ortakların bilgisine sunulduğunu, holding tarafından kurulun 21/11/2013 tarih ve 38/1258 sayılı kararına uygun olarak; 12/08/2014 tarihinde İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde E.2014/274 sayılı dosya üzerinden holdingin aktifinde bulunan ... paylarının emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyatlardan (toplam 85.855.452,00-TL) satın alınması ve aynı payların ...'a 21.450.000,00-TL 'ye satılması sebebiyle fazlaya ilişkin alacakları saklı kalmak kaydıyla Holding'in uğradığı 100.000,00-TL zararın, tahsisli sermaye aktarım işleminin gerçekleştiği 13.12.2012 tarihinden itibaren eşleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ..., ..., ..., ... ve ...'dan tahsiline karar verilmesi talebiyle dava açıldığını, kurulun 21/11/2013 tarihli kararıyla; menfaat elde eden ..., ..., ..., ... ve ... isimli şahıslardan, Holding'in malvarlığında meydana geldiği belirtilen 64.405,452-TL tutarlarındaki azalmanın, tahsili satış işleminin gerçekleştiğini 13.12.2012 tarihinden itibaren işletilecek kanuni faizi ile birlikte Holding'e ödenmesinin talep edildiğini ve söz konusu hususun, adı geçen şahıslara gönderilen 22.11.2013 tarihli bildirim yazıları ve kurulun 21.11.2013 Tarih ve2013/37 sayılı haftalık bülteninden yapılan duyurular ile ilgili şahıslara bildirilmiş olduğunu, işbu dilekçe tarihi itibariyle adı geçen şahıslar tarafından holdinge herhangi bir ödemede bulunulmadığını, bu nedenlerle 21/11/2013 tarih ve 38/1258 sayılı kurul kararının bildirimi üzerinden yaklaşık 17 ay geçmiş olmasına rağmen örtülü kazanç aktarımı yoluyla mal varlığı azaltılan halka açık şirket ...'ye (eski unvanı ... Holding A.Ş.) (Holding/Şirket) kurulca istenen iadenin yapılmaması nedeniyle, 6362 sayılı ...n'nun 94'üncü maddesi uyarınca; Holding'ten kendilerine kazanç aktarımı yapılan ..., ..., ..., ... ve ... isimli şahıslara aktarılan toplam 64.405.452,00-TL ile aktarım tarihi olan 13.12.2012 tarihinden itibaren işletilecek kanuni faizinin fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 600.000,00-TL'sinin mal varlığı veya karı azaltan holdinge iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava değerinin açıkça belli olup, kısmi dava açılmasının hukuken mümkün olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen bütün işlemlerin ... denetiminden geçtiğini ve davacı şirket genel kurullarında onaylandığını, birleşme yol haritasının sadece imzalayan taraflar arasındaki iradeyi ortaya koymakta olup, tek başına hüküm doğurmasının mümkün olmayan bir hukuki işlem olduğunu, ... genel kurulu onaylamadan devir işlemlerinin ve dolayısıyla birleşme yol haritasının hüküm doğurmasının mümkün olmadığını, davalıların davaya konu işlemlerden dolayı herhangi bir menfaat etmediğini,

... A.Ş.'nin devri işlemininin yeni yönetim tarafından gerçekleştirmiş olup, zararın ortaya çıkmasından yeni yönetimin sorumlu olduğunu, bu nedenle ve sunulan deliller ışığında, öncelikle talep miktarının kesin olarak belli olması nedeniyle, eksik yatırılan harcın davacıya tamamlatılması, süresi içerisinde tamamlanmaması durumunda dava şartı eksikliğinden davanın usulden reddine, diğer yandan huzurdaki dava ile aynı içerikte bir dava olan İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1103 E. sayılı dosyasının derdest bulunduğundan ve ortada derdest bir dava bulunması nedeniyle huzurdaki davanın dava şartının yerine gelmediğinin açık olduğundan, davanın bu yönden de usulden reddine, esasa girilmesi durumunda davalıların davacı tarafın iddia ettiği zararın oluşmasına herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiş, ilgili dosyanın Mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilerek dosyamız arasına alınması sağlanmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/01/2021 tarih 2014/1103 Esas - 2021/17 Karar sayılı kararında;"Birleşen davaya esas alınan ... kararına ilişkin Ankara 14. İdare Mahkemesi'nin 2016/359 Esas ve 2017/3288 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; ... (eski unvan: ...) tarafından 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihlerinde ... A.Ş. paylarının emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyatlar üzerinden (toplam 85.855.452-TL) satın alınması ve aynı payların ...'a 21.450.000-TL bedelle satılması neticesinde Holding malvarlığında 64.405.452-TL tutarında bir azalmanın meydana getirilmesine ilişkin işlemlere taraf olduğu ve bu işlemler neticesinde menfaat elde ettiği gerekçesiyle, 2499 sayılı Kanun'un 46/1-(c) maddesi ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21/4 ve 92. maddeleri uyarınca "64.405.452-TL'nin, tahsisli sermaye artırımı işleminin gerçekleştiği 13.12.2012 tarihinden itibaren işletilecek kanuni faizi ile birlikte, davacı nezdinde takip ve tahsil edilebilmesi için gerekli tedbirlerin alınması hususunda holdingin, söz konusu tutarın Holding'e ödemesi hususunda ise; davacının uyarılmasına, (varsa) zarara uğrayan yatırımcıların genel hukuk hükümleri çerçevesinde (yasal koşulların oluşması halinde) mevzuata aykırılık teşkil eden bahse konu işlemlerde sorumluluğu bulunan Holding yöneticileri aleyhine dava açabileceklerinin Kurul'un haftalık bülteni ile kamuoyuna duyurulmasına ve söz konusu hususta Holding ortaklarının bilgilendirilmesini teminen konunun Holding tarafından yapılacak olan ilk genel kurul toplantısının gündemine alınmasının Holding'den istenilmesine" ilişkin Sermaye Piyasası Kurulu'nun 21.11.2013 tarih ve 38 nolu toplantısında alınan 1258 sayılı kararının iptali istemi ile açılan davada söz konusu ...'nın idari işleminin; "...dava konusu işlemin "64.405.452-TL'nin, tahsisli sermaye artırımı işleminin gerçekleştiği 13.12.2012 tarihinden itibaren işletilecek kanuni faizi ile birlikte, davacı nezdinde takip ve tahsil edilebilmesi için gerekli tedbirlerin alınması hususunda holdingin, söz konusu tutarın Holding'e ödemesi hususunda ise davacının uyarılmasına" ilişkin kısmı ile "zarara uğrayan yatırımcıların genel hukuk hükümleri çerçevesinde mevzuata aykırılık teşkil eden bahse konu işlemlerde sorumluluğu bulunan Holding yöneticileri aleyhine dava açabileceklerinin Kurul'un haftalık bülteni ile kamuoyuna duyurulmasına ve söz konusu hususta Holding ortaklarının bilgilendirilmesini teminen konunun Holding tarafından yapılacak olan ilk genel kurul toplantısının gündemine alınmasının Holding'den istenilmesine" ilişkin kısmının iptaline karar verildiği, buna ilişkin temyiz incelemesini gerçekleştiren Danıştay 13. Dairesi'nin 2018/1673 E. ve 2019/588 K. sayılı ilamı ile ...'nın temyiz istemi reddedilerek mahkeme kararı onanmış olup, bu karara karşı ... tarafından karar düzeltme yoluna gidilmiş, Danıştay 13. Dairesi'nin 2019/3265 E. ve 2020/754 K. sayılı ilamı ile karar düzeltme istemininin reddine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.Davalılar hakkında örtülü kazanç aktarımı suretiyle güveni kötüye kullanma suçunun işlendiğinden bahisle İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/44 Esas ve 2016/315 Karar sayılı dosyasında açılan davada; üzerinde el koyma tedbiri devam eden malvarlığının söz konusu suçun işlenmesinden elde edilip edilmediği hususunun tespiti amacıyla düzenlenen 18.06.2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Payları borsada işlem gören şirketlerde hisse alım satımının yapılabilmesi için öncelikle ... tarafından lisanslandırılmış değerleme şirketleri tarafından değerleme yapılması gerektiği, suça konu ... paylarının değerine ilişkin olarak ... tarafından lisanslandırılmış değerleme kuruluşlarından ... A.Ş., ... şirketlerinden rapor alındığı, bu itibarla hisselerin tahsisli sermaye arttırımı yoluyla satımından önce mevzuata uygun olarak ... A.Ş.'nin gerçek tespitinin yaptırıldığı, ayrıca İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.09.2012 tarih ve D. iş;2012/404 sayılı kararıyla şirket değerinin 67.189.663,99-USD olarak tespit edildiği, Sermaye Piyasası Kurulunun 29.11.2012 tarih ve 2600 sayılı yazısıyla 85.000.000-TL bedel üzerinden tahsisli sermaye artışı yöntemiyle ... paylarının devrine izin verildiği, aynı Kurulun 10.01.2013 tarih ve 49 sayılı yazısında '... A.Ş.'nin 250.000.000-TL'lik kayıtlı sermaye tavanı içerisinde çıkarılmış sermayesinin 10.000.000-TL'den 85.000.000-TL'ye arttırılmasına ilişkin Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili tebliğlerde belirtilen usule uygun olarak tamamlandığı anlaşılmıştır' ifadesine yer verildiği, bu itibarla söz konusu izin çerçevesinde gerçekleştirilmiş olan satış/devir işleminin hukuka uygun kabul edilmesi gerektiği, bu eylem yönünden müsnet suçun unsurlarının oluşmadığı, ayrıca lisanslı değerleme şirketleri ile mahkeme tespit kararı doğrultusunda yapılmış olan tahsisli sermaye arttırımı yoluyla hisse devir işleminde 'emsallerine göre daha yüksek bedelle devir' olgusundan söz edilemeyeceği, ... hisselerinin ... A.Ş. tarafından 85.855.452,00-TL bedelle alınıp ...'a 21.450.000,00-TL'den satılmasının tek başına örtülü kazanç aktarımının varlığını göstermeyeceği, hisselerin değerinin zaman içinde artıp azalabileceği, örtülü kazancın varlığından söz edebilmek için öncelikle bu değerlemenin esasen çok yüksek olması gerekirken düşük olarak gösterilmesinin gerektiği, ancak bu duruma ilişkin bir tespite rastlanmadığı, diğer taraftan 21.450.000-TL bedelli satım işlemine konu ...

Holding A.Ş.'nin 25.10.2013 tarihli yönetim kurulu kararında davadışı ..., ..., ..., ..., ... ve ...'un imzalarının bulunduğu, sanıkların hiçbirinin imzasının bulunmadığı, o tarihte sanıkların yönetim kurulu üyeliklerinden ayrıldıkları, hisse devir işleminin nakdi olarak gerçekleşmediği, işlemin tahsisli sermaye artışı yoluyla şirketin devri niteliği taşıdığı, bu itibarla sanıkların bu işlem neticesinde taşınmaz hak ya da alacak elde etmelerinin mümkün olmadığı, bu nedenle el koyma kararı verilmemesi gerektiği" şeklinde, aynı ceza davasında, söz konusu hisse senetlerinin devrine ilişkin olarak yaptırılan değerleme raporlarının buna ilişkin mevzuat hükümlerine, ticari uygulama ve teamüllere göre oluşan kıstaslara uygun şekilde düzenlenip düzenlenmediği, belirlenen değerlerin işlem tarihi itibariyle hisse devrine esas almaya elverişli olup olmadığı hususlarının tespiti amacıyla düzenlenen 30.07.2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Sermaye Piyasası Kanununa tabi bir anonim şirketi, kayıtlı sermaye sisteminde sermaye arttırımı yapmak istediğinde, şirket yönetim kurulunca kayıtlı sermaye sistemine geçiş kararlarının alınması, ana sözleşme ve değişiklik metninin hazırlanması, Sermaye Piyasası Kurulu izinlerinin alınması, ana sözleşme değişiklik metninin genel kurulda görüşülerek karara bağlanması, kayıtlı sermaye sistemine geçişin mahkemece onanması, halka açık anonim şirketlerde sermaye arttırılırken yine arttırılan sermayenin %004'ünün Rekabet Kurulu adına bankaya yatırılmış olması, ana sözleşmede değişiklik metninin Ticaret Siciline tescil ettirilmesi ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmesi gerektiği, somut olayda dava konusu işlemlerle ilgili 3 ayrı bağımsız değerleme şirketinden rapor alındığı, ayrıca İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.09.2012 tarih ve D.İş;2012/404 sayılı kararı ile şirketin değer tespitinin yaptırıldığı, mahkeme kararı ile şirket değerinin 67.189.663,99-USD olduğunun tespit edildiği, Sermaye Piyasası Kuruluna tahsisli sermaye arttırımı ile ...

Tic. A.Ş.'nin devralınması için müracaat edildiği, Sermaye Piyasası Kurulunun 29.11.2012 tarih ve 2600 sayılı yazısıyla 85.000.000-TL bedel üzerinden tahsisli sermaye artışı yöntemiyle bu devre izin verildiği, ...

Holding A.Ş.'nin kayıtlı sermaye tavanı içerisinden çıkarılmış sermayesinin 85.000.000-TL'ye arttırılmasının ... kuralları çerçevesinde yapıldığı, bu nedenlerle yasal yollar takip edilerek yapılan şirket hisse devir ve satış işlemlerinde suçun maddi ve manevi unsurunun oluştuğunun söylenemeyeceği, suçun işlendiğine dair yeterli somut delil bulunmadığı" şeklinde tespit ve görüşlere yer verildiği, bahse konu Mahkemenin 22.11.2016 tarihli kararıyla sanıkların, yüklenen suçu işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, anılan kararın istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi'nin 22.03.2017 tarih ve 2017/692 Esas ve 2017/685 Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi suretiyle 22.03.2017 tarihi itibariyle kesinleştiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamına alınan 09.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda;"...Yönetim Kurulu'nun Sermaye Piyasası Kanunu'na Tabi Anonim Ortaklıkların Uyacakları Esaslar Hakkında Yönetmelik uyarınca birden fazla defa değerleme yaptırdığı, Mahkeme eliyle de ayrıca Şirket değerini tespit ettirdiği, elde edilen değerleme verilerinin birbiri ile örtüştüğü ve bu doğrultuda tahsisli sermaye artırımı işlemi yapıldığı ve hisse devirlerinin gerçekleştiği göz önüne alındığında Türk Ticaret Kanunu kapsamında tanımlanan özen yükümlülüğüne uygun davramldığı, Şirket değerlemelerinin hatalı olduğu kabul edilse dahi Yönetim Kurulu üyelerinin yapılan bu çalışmalar haricinde kendi teknik bilgileri ile şirketin gerçek değerini bilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla üç farklı değerleme kuruluşu ve Mahkeme kararımn yeterli bulunmasının olağan olduğu, denetleyici kuruluş durumunda olan Sermaye Piyasası Kurulumun işlemi incelediği ve onayladığı ve bu sebeple yönetim kurulu üyesi olmaları sıfatı ile davalılara sorumluluk yüklenemeyeceği;Kurul tarafından öne sürülen ... Şirketi paylarının emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyatlar üzerinden satın alınması iddiası, ... Şirket paylarının emsal değerinin gerçekte ne olduğuna/olması gerektiğine ilişkin herhangi bir tespit yapılmamış olduğu ve Ayrıca Yönetim Kurulu tarafından farklı değerleme şirketlerinden alınan raporlar, Mahkeme karan, ve KuruTun onay yazısı gibi diğer etkenler birlikte değerlendirildiğinde, yalnızca ... başkanlığını yaptığı ve Davalılann imzasının bulunmadığı 25.10,2013 tarihli Yönetim Kurulu tarafından alınan karar ile belirlenen 21.450.000,00-TL'lik satış bedelinin emsal değer olarak kabul edilmesinin söz konusu olamayacağı,Satım işleminin Genel Kurul'da kabul edilmesi sonucu Sermaye Piyasası Kurulu'nun zarar gördüğü iddiası ile düzenlendiği rapordaki ilgili muhatap olan yatınmcıların ilgili "birleşme yol haritasında" birleşmenin ön şartı olarak kabul edilen ve 21.450.000,00-TL bedelle ... Hisselerinin ...'a satımı işlemine onay vererek zarar doğursa bile işlemi kabul ettiklerini açık ve net olarak ortaya koydukları ve bu durumda genel kurul tarihinden önce düzenlenen ... raporundaki hususların geçersiz kaldığı ile yatırımcının (hissedarlann) iradesi ile Şirket genel kurul yetkileri üzerinde bir söz hakkının bulunamayacağı; ilgili hisse devir sözleşmelerinin Davalılardan yalnızca ... ve ... arasında tanzim edildiği, diğer Davalılann yer almadığını, ... ve ... arasında tanzim olunan kararın ise geçerli olmasının ancak Davacı Şirket Yönetim Kurulu karan ile mümkün olduğu ve 25.10.2013 tarihli YK kararında imzası olan Yönetim Kurulu Üyelerinin halen şirket Yönetiminde yer aldığı hususlan bîr arada gözetildiğinde, mevcut durumun Davacı Şirket Yönetiminin kendi tesis ettiği bir karar bakımından 3. Kişi Davalılardan talepte bulunmakta olduğunu sonucuna yol açtığı bu şekilde bakıldığında davalıların herhangi bir şekilde dahli bulunmayan bir karardan sorumluluğunun olması da mümkün olmadığından sorumlu olmayacaktan, zarara ilişkin şirket tarafından talepte bulunabilmesinin ancak işlemi gerçekleştiren 25.10.2013 tarihli kararda imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinden ve yine ancak şirket genel kurulu alınması üzerine mümkün olabileceği,Davalılardan ... dışındaki davalıların bahse konu geri alım işlemine tarafta olmadıktan ve herhangi bir şekilde hisse alımı yapmadıkları, ilgili tarihlerde şirket ile ilgileri de bulunmadığından davalı olarak taraf olmalannın mahkemenin takdirinde olduğu, Şirket kayıtlarının tetkikinde davalılardan ...'a 20li yılında yapılan devir Üzerine 10 milyon TL ödeme yapıldığı ve bu ödemenin şirket kayıtlan uyannca ...'a ... A.Ş. payları karşılığı ödendiği ve bu işlemlerin şirket genel kurulunda onaylandığı,... dışındaki davalılara, şirket kayıtlannın tetkikinde bahse konu İşlemlere ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığı ve davalılann şirket kayıtlarına göre herhangi bir borçlan bulunmadığı,Davacı Şirket tarafından satım işlemine konu 25.10.2013 tarihli alınan Yönetim Kurulu Karannda Davalılann imzaları bulunmadığından ve satım işlemini kesinleştiren 24,12.2013 tarihli Genel Kururda da herhangi bîr sıfatla yer almadıklarından, bilanço ve ticari kayıtlann incelenmesi sonucu Şirket Malvarlığında tespit edilen 64.405 .452.- TL azalmanın yatınmcılar nezdinde bir zarar doğurduğunun kabul edilmesi halinde dahi Davacı Şİrket'in davalılann hiçbirisinin dahlî bulunmayan kendi eylemi ile sebebiyet verdiği zarara yönelik olarak Davalılardan talep haklannın bulunmadığı " şeklinde mütalaada bulundukları görülmüştür. Dosya kapsamına alınan 21.05.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda; ".... A.Ş. hisse paylarının belirlenmesi için; ... tarafından farklı değerleme kuruluşlarına müracaat edildiğini ve lisanslandırılmış tarafsız değerleme şirketleri tarafından değerleme yapıldığı ve İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığı ile de ayrıca belirlendiği, ... A.Ş, tarafından (Ekim 2011) 63.179,017 USD; Kapital Karden tarafından (Haziran 2012) 64.788.777 USD; Kapital Karden tarafından (Ağustos 2012) 61.049.488 USD; ... tarafından (Haziran 2013) 53.340,155 USD olarak değerleme yapıldığı (denetleme raporu, s.69), ayrıca dosya kapsamında konu ile ilgili olarak İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 12.09.2012 tarih ve 2012/404 D.iş, 2012/419 kararı sayılı dosyası üzerinden yapılmış olan şirket değerinin 67.189.653,99 USD olduğuna ilişkin tespit kararının bulunduğu, buna göre, yargılama konusu olay yönünden hisselerin tahsisli sermaye artırım yoluyla satımından evvel mevzuata uygun olarak ... A.Ş.'nin gerçek değer tespitinin yaptırıldığı, Kurul tarafından öne sürülen ... Şirketi paylarının emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyatlar üzerinden satın alınması iddiası, ... Şirket paylarının emsal değerinin gerçekte ne olduğuna/olması gerektiğine ilişkin herhangi bir tespit yapılmamış olması ve ayrıca Yönetim Kurulu tarafından farklı değerleme şirketlerinden alınan raporlar, Mahkeme kararı, ve Kurulun onay yazısı gibi diğer etkenler birlikte değerlendirildiğinde, yalnızca ...’nun başkanlığını yaptığı ve davalıların imzasının bulunmadığı 25.10.2013 tarihli Yönetim Kurulu tarafından alınan karar ile belirlenen 21.450.000,00-TL'lik satış bedelinin emsal değer olarak kabul edilmesinin söz konusu olamayacağı, bu hususun takdirinin Sayın Mahkeme'nize ait olduğu, ... tarafından lisanslandırılmış değerleme şirketleri ile Mahkeme tespit kararı doğrultusunda yapılmış olan tahsisli sermaye artırımı yoluyla hisse devir işleminde "emsallerine göre daha yüksek bedelle devir" olgusundan da söz edilemeyeceği, şirketin hisselerinin yüksek alınıp daha sonraki bir tarihte düşük bedelle satması, diğer bir deyişle satımın alımdan düşük bedelle gerçekleşmesi örtülü kazancın varlığını göstermeyeceği, bilindiği üzere, hisselerin değerinin zaman içinde artabileceği ya da eksilebileceği, bu nedenle ticaret hukuku literatüründe itibari değer ile gerçek değer arasında her zaman fark bulunmasının mümkün olduğundan bahsedildiği, nitekim 6102 sayılı Kanun’da m.493, m.531 gibi hükümlerde, gerçek değerden bahsedildiği, yine değerleme raporlarında kullanılan usuldeki farklılığında gözetilmesi gerektiği, ... Ticaret A.Ş. hisselerinin alımı öncesinde farklı Bağımsız Değerleme Kuruluşu ile İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne değer tespiti yaptırıldığı, bunun sonucunda şirketin %100'ü için 67.000,000-USD (109.000.000-TL) bedel belirlendiği, Davalılardan ... dışındaki davalıların bahse konu geri alım işlemine tarafta olmadıkları ve herhangi bir şekilde hisse alımı yapmadıkları, ilgili tarihlerde şirket ile ilgileri de bulunmadığından davalı olarak taraf olmalarının mahkemenin takdirinde olduğu, ... hisselerinin ...'a 21.450.000-TL’den satılması da tek başına örtülü kazanç aktarımının varlığını göstermediği, örtülü kazancın varlığından bahsedebilmek için öncelikle bu değerlemenin esasen çok yüksek olması gerekirken düşük olarak gösterilmesinin şart kıldığı, Esasen örtülü kazanç aktarımı için ille de alım fiyatına gitmeye yani 85.855.452-TL'den hareket etmeye de gerek bulunmadığı, eğer ...’a satım fiyatı olan 21.450.000,00-TL'lik fiyat LTK hisselerinin gerçek fiyatından bariz farklılık arz etse idi, bu durumda Örtülü kazanç aktarımı olmasının söz konusu olabileceği, söz konusu işlemlerin halka açık ortaklıklar ile yönetim, denetim veya sermaye bakımından ilişkide bulunulan kişiler arasında gerçekleştiği, farklı tarihlerde oluşan bedel farklılıklarının bizatihi ödülü kazanç aktarımı oluşturmayacağı" şeklinde mütalaada bulundukları görülmüştür. Dosya kapsamına alınan 12.03.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda;"...Sayın Mahkeme'nin takdirinde olmak ve kabulü halinde; Söz konusu işlemlerin halka açık ortaklıklar ile yönetim, denetim veya sermaye bakımından ilişkide bulunulan kişiler arasında gerçekleştiği, farklı tarihlerde oluşan bedel farklılıklarının bizatihi örtülü kazanç aktarımı oluşturmayacağı" şeklinde mütalaada bulundukları görülmüştür. Dava; 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihlerinde, davacı ....'ye (eski unvan: ... A.Ş.) ait ...A.Ş. paylarının emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyatlar üzerinden (toplam 85.855.452-TL) satın alınması ve aynı payların ...'a 21.450.000-TL bedelle satılmasından bahisle holding malvarlığında 64.405.452,00-TL tutarında bir azalmanın meydana getirilmesine ilişkin işlemler neticesinde doğduğu iddia edilen zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir.Tüm dosya kapsamı ve toplanılan delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı ...Ş. (eski ünvan ... A.Ş.)'nin 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihli Yönetim Kurulu kararları ile dava dışı ... A.Ş. hisselerinin davalılardan devralınarak, aynı hisselerin yine davalılardan ...'a 25.10.2013 tarihli Yönetim Kurulu kararı uyarınca devri işlemleri neticesinde; ...nin malvarlığında 64.405.452,00-TL azalmaya sebep olup olmadığı, azalma söz konusu ise davalıların iş bu azalmadan dolayı sorumlu olup olmadığı ve dolayısıyla oluşan zararın davalılardan tahsilinin mümkün olup olmadığı hususlarında toplandığı tespit edilmiştir.Dosya kapsamına alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi kök ve ek raporlarında da belirlendiği üzere; İstanbul Ticaret Odasına ... sicil no ile kayıtlı, toplam 500.000,00-TL sermayeye sahip ... A.Ş.'nin davaya konu hisseleri 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihli Yönetim Kurulu kararlarına istinaden iki ayrı işlem ile davacı şirket tarafından davalılardan devir alındığı, 25.10.2011 tarihli ilk işlem neticesinde davalılardan ...'ın sahip olduğu ...

Ticaret A.Ş.'nin sermayesinin %32'sine tekabül eden 160.000 adet pay, ... A.Ş. tarafından hazır değeri üzerinden %10 iskonto uygulanması neticesinde tespit edilen 187,60-TL değer üzerinden 30.160.000,00-TL karşılığında devralındığı, devir bedellerinin dava dışı ... A.Ş. tarafından hazırlanan ve ...'nın talebine uygun olarak revize edildiği belirlenen değerleme raporlarına uygun olarak belirlendiği, iş bu devir işlimine dayanak 25.10.2011 tarihli davacı şirket Yönetim Kurulu kararında; davalılardan ..., ... ve ...'nin imzasının bulunduğu; ancak davalılardan ... ve ...'ın iş bu kararın alındığı tarihte davacı şirket Yönetim Kurulunda görev almadığı, 06.07.2012 tarihli Yönetim Kurulu Kararında ise; davalılardan ..., ..., ... ve ...'nin imzalarının bulunduğu anlaşılmıştır. ... A.Ş'nin %99.9 oranında hissesine toplam 109.341.041,00-TL bedel üzerinden iktisap edilmesine karar verildiği; ancak davacı şirket tarafından satın alma işlemi neticesinde davalılara nakdi bir ödeme yapılmadığı, bunun yerine Tahsisli Sermaye Artırımı yöntemi ile davalılara, davacı şirket hissesi tahsis edildiği, 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihli işlemler sonrası, davacı şirket Yönetim Kurulu'nun 12.10.2012 tarihinde aldığı karar ile ... A.Ş'nin hisselerinin iktisabı amacıyla tahsisli sermaye artırımı yoluna gidilmesi ve bu işlem için ... nezdinde başvurular yapılmasına karar verildiği, bu başvuru üzerine ...'nın 21.11.2012 tarih ve 1268 nolu kararı ile, tahsisli sermaye artırımı işleminin uygun bulunarak onaylandığı, ...'nın iş bu onayı uyarınca şirketin 250.000.000,00-TL'lik kayıtlı sermaye içinde kalmak şartıyla 10.000.000,00-TL olan sermayesi 75.000.000,00-TL artırılarak 85.000.000,00-TL'ye çıkarılmış, sermaye artırımı nedeniyle ihraç edilecek 75.000.000,00-TL bedelindeki 75.000.000 adet her biri 1-TL nominal bedelli hisselerin 25.11.2011 ve 06.07.2012 tarihinde ... A.Ş. nezdinde yapılan hisse devirleri sonucu devralınan hisse bedellerinin her biri 1-TL alım bedeliyle ve ..., ... dışındaki hissedarların yeni pay alım hakkı kısıtlanmak suretiyle, ...'a 54.000.000-TL bedelinde toplam 54.000.000 adet, ...'a 12.000.000,00-TL bedelinde toplam 12.000.000 adet, ...'a 7.500.000,00-TL bedelinde toplam 7.500.000 adet, ...'a 640.000,00-TL bedelinde toplam 640.000 adet, ...'ye 860.000,00-TL bedelinde toplam 860.000 adet, olmak üzere tahsisli satış yöntemi ile satıldığı, davacı şirketin 17.12.2012 tarihli yönetim kurulu kararı ile tahsisli sermaye artırımı işlemin ne şekilde gerçekleştirileceği belirlenmiş olup, buna göre tahsisli sermaye artırımı işlemi sonucunda ihraç edilecek hisselerin 1.04 bedel üzerinden davalılara tahsis edilmesine karar verildiği, 25.11.2011 ve 06.07.2012 tarihli kararlar uyarınca ... A.Ş. paylarının 109.341.041,00-TL bedel üzerinden devir alınmasına karar verilmişken, tahsisli sermaye artırımının 75.000,000-TL üzerinden yapılmasının nedeninin ise, tahsisli sermaye artırımı için ... nezdinde yapılan görüşmelerde ...'nın sermaye artırım miktarında revize talep etmesi neticesinde artırılacak sermayenin 75,000.000-TL olarak belirlenmesi ve buna uygun olarak ...'ya başvuru yapılması olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır....A.Ş. ile ... A.Ş.'nin birleşmesi işlemine ilişkin olarak; 02.08.2013 tarihli özel durum açıklaması ile ... A.Ş ile birleşme sözleşmesi imzalandığının kamuoyuna bildirildiği, akabinde 20.08.2013 tarihli açıklama ile Birleşme Yol Haritasının belirlendiği, davalılar ve dava dışı ... ve ... A.Ş.'nin birleşme işleminin tarafları olarak yer aldığı, ... ortaklarının sahip oldukları toplamda 63.000.000 adet hisseden, ...'ın sahibi olduğu 100.000 adet A grubu payların ... beher pay için 84 kuruş bedelle devredilmesi konusunda anlaşma yapıldığı, ...'ın sahibi olduğu 43.580.000-TL nominal değerli payların, ...'ın sahibi olduğu 11.200.000-TL nominal değerli B grubu payların ...'ın sahibi olduğu 6.700.000-TL nominal değerli B grubu payların, ...'nin sahibi olduğu 860.000-TL nominal değerli B grubu payların ve ...'ın sahibi olduğu 640.000-TL nominal değerli B grubu payların toplamda 62.900.000-TL nominal değerli B grubu payların ...'ya beher pay için 84 kuruş bedelle devredileceği hususunda mutabık oldukları, hisse devir bedellerinin en geç 15.05.2014 tarihine kadar söz konusu şirket hissedarlarına ödeneceği ve şirketin kendi iştiraklerinde sahip olduğu tüm hisselerin (... paylarının) en geç 15.10.2013 tarihine kadar ...'a 21.450.000-TL toplam bedel üzerinden devredileceği, bu işlem sonucunda şirketin ...'dan oluşacak alacağının ...'ın şirket hisselerinin devri nedeniyle ... doğan alacağından mahsup edilmesi ve yapılacak borcun nakli ile alacağın temliki işlemlerinin sonucunda şirketin ...'ı ibra edeceği, bu yol haritasının birleşme sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğu hususlarının belirlendiği anlaşılmıştır. Akabinde 21.08.2013 tarihinde davalıların sahip olduğu hisseler birleşme yol haritasında açıklandığı üzere; ... A.Ş.'ye devredilmiş ve aynı zamanda davalılar davacı şirket yönetim kurulu üyeliklerinden de istifa ettikleri anlaşılmıştır. ... A.Ş. hisselerinin ...'a devri ile davalıların, davacı şirket nezdinde sahip oldukları hisselerin ... A.Ş.'ye devri sonrasında, davacı şirket tarafından 25.10.2013 tarihinde yapılan açıklama ile ... A.Ş.'de sahip olduğu %99,9 oranındaki hissenin ...'a 21.450.000,00-TL üzerinden devredildiğinin kamuya açıklandığı, ilgili yönetim kurulu kararı altında dava dışı ... imzalarının yer aldığı, birleşen davada davacı ...'nın iş bu devir sonrası davacı şirketten devir bedelinin ne şekilde belirlendiğine ilişkin bilgi istendiği, davacı şirket tarafından ...'ya gönderilen 02.10.2013 tarihli yazı da devir bedelinin en son değerleme raporu olan ... A.Ş raporunda belirtilen FAVÖK değerlerinin dikkate alındığı, alıcı ve satıcı tarafın kendi aralarında müzakere ederek bedeli belirlediğinin açıklandığı, birleşen dosya davacısı ...'nın 21.11.2013 tarih ve 2013-37 sayılı kararında ...A.Ş.'nin devir işleminin önemli nitelikte bir işlem olduğu ve dolayısı ile genel kurulda şirket hissedarlarının onayına sunulması gerektiği, devir işleminin; ancak genel kurulda onaylanması durumunda hukuken uygulama alanı bulacağı, ilgili genel kurulda olumsuz oy kullanan hissedarlara 0.67-TL bedel üzerinden ayrılma hakkı kullandırılması gerektiğinin davacı şirkete bildirildiği, ...'nın bu kararı üzerine davacı şirket genel kurulunun 24.12.2013 tarihinde toplanarak ... A.Ş.'nin ...'a devri işleminin görüşüldüğü, genel kurul bilgilendirildikten sonra genel kurul tarafından hem söz konusu satın alma işlemi hem de devir işleminin genel kurulda onaylandığı, ilgili kararda herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığı, davalıların genel kurulda bulunmadığı ve oy kullanmadığı belirlenmiştir.Dosya kapsamına alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamından edinilen vicdani kanaat gereğince; Somut olaydaki hisse değerleme işlemlerini gerçekleştirilen kuruluşların, esasları ... tarafından belirlenen ve değerleme yapabilmeleri konusunda yetkilendirilmiş uzman kuruluşlar olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun teşekkül ettikleri, ayrıca İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi kanalı ile de değerleme yaptırıldığı ve bu raporların tamamının ...'ya sunulduğu ve ... tarafından tespit edilen eksikliklerin giderilmesinin sağlandığı,

... A.Ş.'nin gerçek değerinin tespiti açısından, Kanun ve ilgili mevzuata uygun hareket edildiği ve ilgili tarihte yönetim kurulu üyesi olan kişilerin kanunda belirli özen yükümlülüğünü yerine getirdiğinin belirlendiği, Tahsisli Sermaye Artırımı işleminin ...'nın onayına tabi bir işlem olduğu ve bu doğrultuda ...'nın 21.11.2012 tarih ve 1268 sayılı kararı ile bu işleme onay verdiğinin belirlendiğinden tahsisli sermaye artırımı işlemi açısından herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilemediği, davaya konu hisselerin 21.450.000,00-TL bedel üzerinden ...'a satımı işlemine ilişkin olarak ise; hisse değerlerinin zaman içerisinde artıp azalabildiği, devir işleminin nakdi olarak değil, tahsisli sermaye artışı yöntemiyle gerçekleştirildiği dikkate alındığında da; anılan hisselerin ...'a satışının 21.450.000-TL bedel üzerinden yapılması hususunun tek başına örtülü kazanç aktarımının varlığı için yeterli olmadığı, bir başka ifadeyle sadece alım ve satım bedeli arasındaki farka dayanılarak örtülü kazanç aktarımının gerçekleştirildiği sonucuna varılamayacağı, dolayısıyla tüm bu işlemler neticesinde davacı ... malvarlığında 64.405.452,00-TL tutarında bir azalmanın meydana getirilmesi suretiyle davalıların bir menfaat elde ettiğinden bahsedilemeyeceği, bir an için bir zararın varlığı kabul edilse bile; kamuoyuna 20.08.2013 tarihinde açıklanan ... A.Ş. ile olan birleşme yol haritasında ön şart olarak yer alan satış işleminin 'önemli miktarda şirket malvarlığının toptan satışı' kapsamında olduğu ve 24.12.2013 tarihli Olağanüstü Genel Kurulu'nda onaylandığı, davacı holdingin genel kurulu tarafından da işleme onay verilmesi karşısında artık Birleşme Yol Haritası ile belirlenen devir bedelinden dolayı davalılara sorumluluk yüklenemeyeceği, diğer yandan devir işleminin de; davacı şirket tarafından alınan 25.10.2013 tarihli Yönetim Kurulu Karan ile gerçekleşmiş olduğu, söz konusu Yönetim Kurulu kararını ... imzaladığı, davalıların bu yönetim kurulu kararında imzalarının bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu 408. maddesi hükmü gereğince; genel kurulun devredilemez yetkileri arasında bulunan bu devir işleminin genel kurulda onaylanması için 24.12.2013 tarihinde davacı şirket tarafından olağanüstü genel kurul yapıldığı, işleme onay verilen ilgili genel kurulda da davalılar hissedar olmadığı için yer almadıkları, bu bağlamda söz konusu işlemin davacı şirketin her iki organında da bizzat kabul edilerek kesinleştiği göz önüne alındığında; artık bu işleme dayanılarak davalılardan ya da 3. kişilerden herhangi bir şekilde zarar talebinde bulunulmasının söz konusu olamayacağı nazara alınarak asıl ve birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiş, buna ilişkin aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, Asıl davanın ve Mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilen İstanbul 10 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/804 Esas ve 2017/240 Karar sayılı davalarının REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı Asıl davada davacı .... Vekili ve Davacı Sermaye Piyasası Kurulu tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme kararında asıl dava yönünden hükmedilen karşı vekalet ücretinin hatalı olduğunu, müvekkili ... AŞ adına dava 100.000-TL harca esas değer üzerinden ikame edilmesine rağmen, asıl davada 47.050,00-TL vekalet ücretinin davacı şirketinden alınıp davalılara ödenmesine dair hatalı bir karar tesis edildiğini, 100.000-TL harca esas değer üzerinden açılan davada aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla hükmedilebilecek vekalet ücretinin 13.450-TL olduğunu, kararın bu yönüyle bozulması gerektiğini, Dosya arasındaki bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece23/05/2019 Tarihli duruşma zaptında açıkça, bir önceki raporda birtakım hususların açıklığa kavuşturulmadığı ortaya konularak bilirkişiden hangi hususların incelemesi istenildiğinin belirtildiğini, buna rağmen alınan ek raporun birebir bir önceki raporun tekrarı mahiyetinde olup davalılar vekiline ulaşamadıkları için rapordaki görüşlerin aynen korunduğunun bildirildiğini, aslında mahkemenin duruşma zaptında yer verdiği sorulara bir cevap bulunmadığını, şirketin ticari defter ve belgelerinin incelenmediğini, buna rağmen mahkemece bu rapora dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2018 yılı bilirkişi raporuna karşı itirazlarının mahkemece değerlendirilmesi neticesinde 23.05.2019 tarihli duruşmada 1 nolu ara karar ile; "1-Mevcut bilirkişilerden davalılar tarafından satın alınan ... şirketinin ... olarak ünvanının değiştirilmesinden sonra ... Şirketinin hisselerinin davalılarca ... satılması neticesi oluşan davalılar alacağının ... Holding'de yapılan tahsisli sermaye artışı neticesi oluşan hisselerin davalılara devri suretiyle ödendiğinin dosyadan anlaşılmış olması karşısında öncelikle ... yapılan sermaye artışı işlemine dayanak olarak ayni, nakdi veya alacak hakkı gibi ne şekilde bir sermaye gösterdiği hususunun tespiti, bunun yanında neticeten ... hisselerinin davalılar tarafından ... ve arkadaşlarına satışı ve daha sonra yönetim kurulu üyeliğinden davalıların ayrılması sonrasında ... iştiraki olan ... Şirketi'nin yeniden davalılardan ...'a satılması işleminde bu satınalma dolayısıyla ...'ın ödemesi gereken satış bedelinin ... hisselerinin ... satılmasından kaynaklı ...'ın ... olan alacağından mahsup edilmiş ise bu işlemin şirket zararına sebebiyet verip vermeyeceği, ayrıca ...'ın ... Holding hisselerinin ... ve arkadaşlarına devrinden kaynaklı alacğaının bakiye kısmının akıbetinin neticeten şirketten nakit veya ayni herhangi bir para veya malvarlığı çıkışının bulunup bulunmadığının, yukarıda da beyan edildiği gibi ... Holding Şirketine olan borcun şirket hissedarı olan ... olan alacaktan mahsubunda şirketin herhangi bir zararının meydana gelip gelmediği hususlarının ayrıntılı olarak mütalaası için bilirkişilerden ek rapor alınmasına," dair karar verildiğini, bu karar sonrasında alınan 11.03.2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda 20. sayfasında açıkça davalılar vekilinin İstanbul Barosu’nda ve internet sitesinde kayıtlı olan mail adreslerine mail gönderilerek sayın mahkeme tarafından verilen 23.05.2019 tarihli ara karar gereği inceleme yapmak üzere temasa geçilmesine rağmen rapor tarihine kadar herhangi bir geri dönüş olmadığı ve defterlerin kimde olduğu hakkında dosya içerisinde net bir bilgi bulunmadığı gerekçeleriyle "21.05.2018 tarihli, heyetimizce tanzim edilen rapordaki değerlendirme ve görüşlerimiz aynen muhafaza edilmektedir’’ denilerek ilk raporun birebir aynısının tekrarlandığını, davalı vekillerinin maillere cevap vermemesi ve müvekkili şirkete ait ticari defterlerin müvekkilin eski ortakları ve yetkilileri olan davalılar nezdinde bulunması dolayısıyla bilirkişice ticari defter ve belgelere erişilememesi gibi tamamen davalı yanın mazeretlerinden kaynaklanan ve müvekkili şirkete faturası edilmesi mümkün olmayan nedenlerle, itirazları göz önünde bulundurulmadan, bir önceki raporla tamamen aynı mahiyette bir rapor tanzim edilmesinin mantıken dahi kabulünün mümkün olmadığını, 22.05.2017 tarihinde UYAP sisteminden taraflarınca sunulan beyan dilekçelerinde de belirtildiği üzere; 2011-2013 yılları arası ticari defterler müvekkil şirkette, 2009-2010 yıllarına ait defterler ise davalıların uhdesinde olup bu hususta kendilerine Ankara ... Noterliğinin ... yev 06.01.2016 trh ihtarı da gönderildiğini ve defterleri ibraz etmemeleri halinde HMK 220 maddesi gereğince davalılara kesin süre verilerek ihtarat yapılması talebinde bulunulduğunu, 2020 yılında alınan ek raporda mahkemenin ara kararları gereğince inceleme yapılamadıını, müvekkili şirketteki defterler yönünden tekrar inceleme yapılmadığını, davalılar uhdesinde bulunan defterler yönünden de mahkemece HMK 220 md gereğince davalılara kesin süre verilmediğini, buna rağmen davalılarda bulunan ticari defter ve belgeler incelenmeden ve gerekli begeler davalılardan talep dahi edilmeden sanki mahkeme ara kararında incelenmesi gerektiği bildirilen hususlar yokmuşcasına eksik ve hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş olmasının kararın bozulmasını gerektirdiğini,İşbu davada, ... paylarının davalılar tarafından emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyatlar üzerinden satın alınması sebebiyle davacı Holdingin uğradığı zararın tahsilinin istenildiğini, bu zarar miktarının ancak; satış tarihi itibari ile ... A.Ş. nin paylarının emsal değeri belirlenerek bu emsal değerler ile davalı ...’ a satış bedeli arasındaki farkın tespit edilmesi ile ortaya çıkacağını, bilirkişi raporunda ise satış tarihi itibari ile emsal değerin ne olduğuna ilişkin hiçbir tespit yapılmadığını, bu itibarla dosyadaki raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, dosya kapsamında yer alan 21/11/2013 tarihli Sermaye Piyasası Kurulu Bülteninin suç duyuruları başlığının C. Maddesi ile davacı ... tarafından 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihlerinde ilişkili kişilerden ... paylarının emsallerine oranla bariz şekilde farklı fiyatlar üzerinden satın alınıp aynı payların ...’a 21.450.000 TL bedelle satılması neticesinde davacının zarara uğradığı bu sebeple Holding tarafından bahse konu işlemde sorumluluğu bulunan yöneticiler hakkında dava açabileceklerine karar verildiğini, ... nın talebi doğrultusunda eldeki davanın ikame edildiğini, davacının halka açık bir şirket olup paylarının davalılar tarafından emsallere oranla yüksek bedelden alınıp düşük bedel ile satıldığını, bilirkişi raporunda ... paylarının emsal değerlerinin tespiti yapılmadığı gibi hangi kriterler dikkate alınarak örtülü kazanç aktarımı yapılmadığı anlaşılamamıştır. devre konu payların devir tarihi öncesi ve sonrası piyasa değeri ile devir işleminde uygulanan değeri arasındaki farkın ne olduğunun da raporda değerlendirilmediğini, emsal fiyat araştırması yapılmaksızın davaya konu zararın tespit edilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda ise emsal araştırması yapılmadan soyut değerlendirmelerle örtülü kazancın olmadığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, davalıların ... A.ş nin eski hissedarları olduklarını, davalılar ile ... arasında 20.08.2013 tarihinde birleşme yol haritası isimli bir sözleşme akdedildiğini, işbu sözleşmenin, ... ile ... A.ş. nin (... bu ... ün sahibidir) birleşmesi amacıyla planlanan süreç ve hissedarların iradelerinin kamoyu ile paylaşılması aşamalarını kapsadığını, davaya konu ... şirketinin paylarının devri hususuna da işbu birleşme yol haritasında ayrıntılı olarak yer verildiğini, davalıların, açıklanan birleşme sözleşmesine taraf olup birleşme yol haritasının imzalandığı tarihte ... hakim ortakları olduklarını, bu sebeple 21.450.000 TL lik hisse devir bedelinin davalılarca belirlendiği kuşkuya yer vermeyecek derecede sabit olduğunu, ... tarafından, ... A.ş. nin % 99 luk paylarının, davalılardan 109.341.041 TL ye satın alınarak aynı paylar yaklaşık 13,5 ay sonra ...’ a 21.450.000 TL ye geri satıldığını, bu bedelin ise davalılarca belirlendiğini ve davacı şirketin zarara uğratıldığının açık olduğunu, davalıların açıkça kendi lehlerine kazanç elde ederek davacıyı zarara uğrattıklarını, ... mevzutına hakim bir bilirkişinin de heyete eklenerek tüm dosya ve birleşme yol haritası da incelenmek suretiyle davacının zararının tespiti açısından inceleme yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda, bağımsız denetim kuruluşlarından alınan değerlendirme raporlarının incelenmediğini, içeriklerinin denetlenmediğini, yalnızca raporların var olması sebebiyle örtülü kazanç aktarımının olmadığı yönünde soyut değerlendirmede bulunulduğunu, eldeki dosyada, hisse devir işlemi tarihinde emsal fiyatların tespit edilmesi gerektiğini, emsal fiyat belirlendiğinde davalıların hisse devir tarihinde emsallerine oranla çok düşük bedellerden hisseleri sattıklarının ortaya çıkacağını, ... Firmalarından alınan değerlendirme raporları esas alınarak örtülü kazancın bulunmadığı değerlendirmesi hatalı olup bu değerlendirmenin mahkemece kararına da esas alındığını, Halbuki BU firmaların oluşturduğu değerlendirme raporlarındaki değerler ile şirketlerin uyguladığı işlem fiyatlarının birbiri ile örtüşmediğini, kaldı ki bu raporlardaki değer tespitlerinin uluslararası değerlendirme standartlarına da aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi raporunda söz konusu ... firmalarının ... tarafından yetkilendirilen firmalar olması sebebiyle verdikleri denetlerme rapor içerikleri incelenmediğini, 3 ayrı bağımsız denetim şirketinden değerleme konusunda görüş alınmasından bahisle davalıların hukuka aykırı yapmış oldukları işlemlerin bu nedenle hukuka uygun hale geldiği değerlendirmesinin gerçeği yansıtmadığını, bağımsız denetim şirketlerince hazırlanan değerleme raporları sorgulanmaksızın mutlak olarak doğru kabul edilmelerinin son derece hatalı olup zaten anılan raporların birbirleri ile çelişen değerlendirmeler içerdiklerini, bilirkişilerin yalnızca ... tarafından verilen değerlendirme raporlarının sonuç kısmına baktıklarını, söz konusu raporları inceleyip karşılaştırmadan şirket hisse değeri hakkında soyut yorumlarda bulunduklarını, raporlar incelendiğinde aralarında ciddi tutarsızlıklar olduğunun görüleceğini, Dosya kapsamında konu ile ilgili olarak 28. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 12.09.2012 tarih ve 2012/404 D.İŞ 2012/419 karar sayılı dosyası üzerinden yapılmış olan şirket değer tespiti kararının bulunduğundan bahisle hisselerin gerçek değeri ile devredildiği değerlendirmesinde bulunulmuşsa da anılan rapor tartışmalı nitelikte olup delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki İstanbul 28. Asliye ticaret mahkemesinin 2012/404 D. İŞ sayılı tespit dosyasında mahkemece, dosyanın 06/09/2012 tarihinde bilirkişilere verildiğini bilirkişi raporunun ise ertesi gün 07/09/2012 tarihinde mahkemeye sunulmuş olup İhracat da dahil tüm yönlerden aktif olan 4 büyük şirketi bünyesinde barındıran bir Holdingin hisselerine ilişkin tespitin 1 günde yapılması hayatın olağan akışına dahi aykırı olduğunu, ...'nun dava konusu alacağın varlığı ve miktarını ortaya koyan denetleme raporundaki tespiti üzerine eldeki davanın açıldığını, bilirkişi raporunda hiçbir şekilde bu denetleme raporunun dikkate alınmayıp incelenmediğini, dava konusu, ... Ticaret paylarının emsallere oranla yüksek miktardan 85 milyondan satılarak 21 milyondan geri alınması işlemi ile aynı şirketin sermaye arttırımına izin verilmesi olaylarının birbirinden tamamen bağımsız farklı iki hukuki işlem olduklarını, sermaye arttırımına onay verilmesinin, payların satılması veya devralınması ile ilgili olmadığı gibi bu şekilde de yorumlanamayacağını, yorum yoluyla yapılan bu değerlendirmenin son derece hatalı olduğunu, bu sebeplerle de bilirkişilerce ...’nın sermaye arttırımına izin verdiği gerekçesi ile örtülü kazancın oluşmadığı iddiasına itibar edilmesinin ve bu belirlemeye dayanılarak mahkemece karar verilmesinin tamamen hatalı olduğunu, davalı ...’ a 21.450.000 TL bedelle devri gerçekleşen davacı ... paylarının devir bedelinin 20.08.2013 tarihli birleşme yol haritasında belirlendiğini, davacı ... tarafından 85.855.452 TL bedelle iktisap edilen payların davalı ...'e 21.450.000 TL bedelle geri satıldığını, ...’nın devir fiyatının birleşme planında ... tarafından belirlendiğini, bu hususun bilirkişi raporunda gözden kaçırıldığını, Holdıng tarafından 85.855.452,00 TL bedelle iktisap edilen ... hisselerinin ...’a 21.450.000,00 TL bedelle satılmasının ve devrin gerçekleşmesi ile söz konusu işlemin bedelinin yönetim değişikliği gerçekleşmeden ... ve ilgili kişilerce taahüt edilemesinin örtülü kazanç aktarımı anlamına geldiğini, anılan nedenlerle somut olayda örtülü kazanç aktarımının tüm unsurlarının gerçekleştiğini, bilirkişilerce hisselerin değerinin zaman içinde artabileceği ya da eksilebileceği bu nedenle itibari değer ile gerçek değer arasında her zaman fark bulunmasının mümkün olduğu değerlendirilmesinde bulunulduğunu, iş bu raporun tetkike elverişli olmayıp, kendi içerisinde dahi çelişkiler barındırdığını, dolayısıyla bilirkişilerin tespitinin aksine hisse alım ve satım değerleri arasında bariz farklılık bulunduğunu, buna bağlı olarak Holdıng paylarının aradan çok az bir zaman geçmesine rağmen iktisap edildiği bedelin 4 katı altında bir bedelle davalıya satılmasının açıkça örtülü kazanç aktarımı olduğunun ispatı olduğunu, bu durumun ... tarafından hazırlanan denetleme raporunda da belirtildiğini ve ... bülteninde yayınlanarak davalılar hakkında işlem yapılmasına karar verildiğini, yönetim değişikliği gerçekleşmeden önce belirlenen fiyat üzerinden yapılan işlem emsallere aykırı olup davacı Holdingi zarara uğrattığını, ... tarafından yapılan tespitlere göre, Holdıngin uğradığı ve uğrayacağı zarar da dikkate alınarak eldeki dava açılmışsa da bilirkişi raporunda bu zararın tespitine ilişkin hiçbir teknik hesaplama ve emsal araştırması yapılmadığını, raporun sonuç kısmında örtülü kazancın bulunmadığı kanaatine varılmasına rağmen içerikte; değerleme raporlarında kullanılan usulün farklı olduğu ve dava dosyasından alım -satım arasındaki farkın fahiş olup olmadığı ve şirketin bu nedenle zarara uğratılıp uğratılmadığı sonucuna ulaşılamadığı değerlendirilmesinin de bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğunun ve hükme esas alınamayacağının kanıtı olduğunu, ayrıca satın alma işlemine konu ... payları için belirlenen satın alma fiyatlarının emsallerine göre bariz farklılık taşıdığını bilebilecek durumda bulunan tüm davalı eski yönetim kurulu üyelerinin, Holdingin uğradığı zarardan sorumlu olduklarını, bilirkişi raporunda bu hususa ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmamasının hatalı olduğunu, Satıcının iki işlemde de büyük ölçüde aynı olduğunu, alıcı tarafta ise ilk işlemde ...’ın tek başına %78’inin sahibi olduğu ... Ticaret’in, ikinci işlemde ise %99’u halka açık olan Holdıng'in olduğunu ve satın alma işlemlerinde satım fiyatları arasında bariz farklılık bulunduğunu, bilirkişi raporunda, İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/404 D. İş sayılı tespit dosyası gerekçe yapılarak hisselerin gerçek değeri ile devredildiği belirtilmişse de söz konusu tespit raporunun hükme esas alınmasının yukarıda da açıklanan nedenlerle mümkün olmadığını, hisse devri 25.10.2013 tarihinde gerçekleşmiş olsa bile hisse devir bedelinin, yönetim değişikliği gerçekleşmeden önce Davalı ... ve ilişkili kişiler tarafından taaahhüt edildiğini, bu durumda aleyhe kabul anlamına gelmemesi kaydıyla değerleme raporlarında ulaşılan değerlerin gerçeği yansıttığı iddiasının kabulü halinde dahi Holdıng tarafından 85.55.452 TL bedelle iktisap edilen ... A.Ş. paylarının davalı ...’a 21.450.000 TL bedelle satılması işleminin örtülü kazanç aktarımı oluşturduğunun kabulü gerektiğini, Mahkemece kurulan ara karar gereği bilirkişi kurulunca inceleme yapılmadan, yine müvekkile ait 2009-2010 yılı defterleri yönünden davalılara HMK 220 gereği ihtaratlı davetiye tebliğ edilmeden ve defterlerin tamamı incelenmeden, Bağımız denetim firmalarından alınan raporların içeriği ve Sermaye Piyasası Kurulunun denetim raporu, sermaye arttırımına ilişkin kararı incelenmeleden ve satış tarihinde emsal fiyat tespiti yapılmadan, ... ve şirketler hukuku mevzuatında uzman bilirkişilerden rapor alınmadan, tamamen yüzeysel ve farazi yorumlara dayalı bilirkişinin eksik ve hatalı raporları esas alınarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen tüm bu sebeplerle, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1103E- 2021/17K sayılı ilamının kaldırılmasına, vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı Sermaye Piyasası Kurulu vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava konusuişlemin iptali kararının tümüyle dava konusu olayın yanlış bir biçimde nitelendirilmesinden kaynaklanmakta olup, maddi vakıaların nitelendirilmesinde yapılan açık hatanın giderilmesi gerektiğini, Dava konusu olayda sadece ... paylarının önce ... tarafından davalılardan 2011 ve 2012 yıllarında satın alınıp daha sonra aynı payların ...'a geri satılmasından ibaret olmadığını, ... ile ... ’ün birleşme işlemi sürecinde ... Ticaret paylarının ... ’den ...’a satılmasının birleşme işleminin bir unsuru olarak hatta ...’ın bu kapsamda birleşme öncesi sahip olduğu ... paylarını dava dışı ... satması ve ... Ticaret paylarının da, ... paylarının söz konusu kişiler arasındaki devir işleminde devralma bedeli olarak kullanılmasından kaynaklandığını, başka bir deyişle, olayda ... paylarının ...’dan ... ve ... satılmasına ilişkin işlemin bir parçası, unsuru hatta ... Holding pay devir bedelinin ... tarafından cüz’i miktarda bir nakit, ama ağırlıklı olarak ... bünyesinde, aktiflerinde bulunan ...paylarının ...’a gerçek değerinin altında satılarak ödenmiş olması olduğunu, dava konusu olayda esas itibariyle ... aktifinde yer olan bir malvarlığı unsurunun ... taraf olmadığı bir işlemle devir bedelinin bir kısmını karşılamak amacıyla ...'a devredildiğini ve bu suretle ... Holding'in malvarlığının kayba uğratıldığını, ilk derece mahkemesi kararının ... paylarının ... tarafından neden ...'a geri satılmış olduğu hususunu dikkate almayarak esasen devir işleminin bizatihi kendisinin hukuka aykırı olduğu gerçeğini gözden kaçırdığını,

İlk derece Mahkemesice, dava konusu olayın, tümüyle ve hatalı bir biçimde ... paylarının 2011 ve 2012 yılları arasında davalılardan satın alan Latek Holding’in söz konusu payları 2013 yılında tekrar ...’a satılarak elden çıkarılması ve bu işlemler neticesinde maddi zarara uığrmasına indirgendiğini, mahkeme olayı yalnızca bu olguya indirgediği için, payların alımı ile geri satımı arasındaki farkın pay alımlarında oluşabileceği, bunun örtülü kazanç aktarımına vücut vermeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğini, Oysa Yargıtay 7 CD’nin E.2011/12736, K.2012/8459 sayılı kararında da isabetli bir biçimde belirtildiği üzere, örtülü kazanç aktarımının oluşması için uygun emsalin üstünde veya altında işlemin yapılmış olmasına gerek bulunmadığını, Yargıtay 7. CD’in ifadesiyle, normal şartlar altında yapılmayacak bir işlemin sırf aradaki bağlantı nedeniyle yapılmış olması ile de örtülü kazanç aktarımının oluşmuş sayılacağını, nitekim dava konusu olayda da normal şartlarda yapılmayacak bir devir işleminin sırf ..., elindeki ... Holding paylarını ... devrettiği, devir bedeli olarak da nakit yanında ... bünyesinde mevcut olan ... paylarının kendisine ödenmesini sağladığı için, ... Ticaret paylarının ...’den ...’a satışının gerçekleştirildiğini, ... İle ... arasında ... paylarının satışı olmasaydı, ...’ın ... ’deki bağlantısı olmasaydı gerçekleştirilmeyecek bir işlem ile haksız bir biçimde ... Holding'in malvarlığı kaybına uğratıldığını ve yatırımcıların zararına yol açıldığını, Dava konusu işlemler ile ilgili üç ayrı bağımsız denetim şirketinden değerlendirme konusunda görüş alınmasının fiyatı hukuka uygun hale getirdiği yönündeki değerlendirmenin gerçeği yansıtmadığından davanın reddine ilişkin mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, istinaf konusu Mahkeme kararında, hisse değerleme işlemlerini gerçekleştirilen kuruluşların yetkili oldukları, İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi kanalı ile de değerleme yaptırıldığı, ... tarafından tespit edilen eksiklerin giderilmesinin sağlandığı gerekçelerine yer verildiğini, öncelikle belirtmek gerekir ki, bağımsız denetim şirketlerinin Kuruldan yetki almış olmalarının ve sermaye piyasasında faaliyet gösretmelerine Kurulca izin verilmesinin bu şirketlerce düzenlenen tüm raporların sorgulanmaksızın hukuka uygun olduğunu göstermeyeceğini, Kurul tarafından hazırlanan Denetleme Raporu’nda yer alan tespit ve değerlendirmeler bir yana; Mahkeme kararına dayanak oluşturan her iki Rapor’da da, devir işleminin dayanağı olarak bağımsız denetim şirketlerince hazırlanan değerleme raporları sorgulanmaksızın mutlak olarak doğru oldukları kabul edilerek bağımsız denetim şirketinden değerleme konusunda görüş alınmasının fiyatı hukuka uygun hale getirdiği yönünde değerlendirmelere yer verildiğini, somut olayda örtülü kazanç aktarımı iddiasına dayanak teşkil eden olgunun, 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihlerinde gerçekleşen alım fiyatlarının emsallerine göre bariz şekilde farklı olmasına ilişkin olduğunu, bu olgunun varlığına, alıma konu olan hisse senedinde işlem öncesinde veya sonrasında gerçekleşen işlem fiyatları ile alım işlemlerine dayanak olarak gösterilen değerleme raporlarında yer alan tespit ve değerlendirmelerin karşılaştırılması neticesinde ulaşıldığını, mahkemenin kararına dayanak gösterilen Bilirkişi Raporunda ise, yalnızca bağımsız denetim şirketlerince hazırlanan değerleme raporlarında ulaşılan değerlerin temel alınmış, Denetleme Raporu’nda yer alan tespit ve değerlendirmelerin incelenme gereği bile duyulmadığını, başka bir deyişle, devre konu payların işlem öncesi ve sonrası piyasa değeri ile devir işleminde uygulanan fiyat arasında fiyat dışında bir karşılaştırma yapılmadığını; işbu davaya dayanak teşkil eden Denetleme Raporu’ndaki tespitlerin değerlendirilmesine yer verilmediğini, Kurul tarafından hazırlanan Denetleme Raporu’nda ve ekinde yer alan Uzman Yazılarında ise, Bilirkişi Heyetince başka bir değerlendirmeye yer verilmeksizin tek veri olarak kabul gören değerleme raporlarında ulaşılan değerler ve bu değerlere nasıl ulaşıldığına ilişkin şirketlerce yapılan açıklamalar çerçevesinde değerleme raporlarında desteklenebilir sonuçlara ulaşılamadığı veya ulaşılan değerin makul olduğu konusunda şüpheler oluştuğu yönünde tespit ve değerlendirmeler yer aldığını, Bilirkişi Raporu’nda bu hususlara değinilmemiş olması büyük bir eksiklik olup, söz konusu raporları hükme esas alan Mahkeme kararının eksik ve hatalı gerekçelere dayandırıldığını, bir somut olayın örtülü kazanç aktarımı teşkil edip etmediğine yönelik bir incelemede, olayın tüm boyutlarıyla ortaya konması gerektiğini, çözümlenmesi gereken temel sorunun işlem tarihindeki alım fiyatlarının emsallerine uygun olup olmadığı olduğunu, bu sorunun çözümlenebilmesinin değerleme raporlarının incelenmesi suretiyle mümkün olduğunu, mahkeme kararına esas alınan Raporları hazırlayan bilirkişi heyeti, değerleme raporlarının içeriklerini sorgulamaksızın bu raporların tek başına var olmasını ve uyumlu olmasını yeterli görüp, bu varsayım üzerine somut olayda örtülü kazanç aktarımının söz konusu olmadığı, Holding malvarlığında meydana gelen bir örtülü kazanç aktarımının varlığından bahsedilemeyeceği yönünde yüzeysel ve hatalı bir değerlendirmede bulunduğunu, 15.07.2015 tarih ve E.7426 sayılı dava dilekçesinde ayrıntısıyla açıklandığı üzere, Holding’i muhatap alan 11.05.2012 tarih ve 5261 sayılı ve 01.10.2012 tarih ve 9649 sayılı Kurul yazıları ile Holding, sırasıyla ...), ...A.Ş. ( ...) ve ...A.Ş. (...) tarafından hazırlanan değerleme raporlarında ..., ... AŞ ve ... AŞ’nin değerinin tespitinde desteklenebilir hükümlere varılmadığı, Holding tarafından satın alınan ... AŞ hisselerine ilişkin olarak Kurulun 17.7.2003 tarih ve 37/875 sayılı İlke Kararında belirtilen niteliklere ve uluslararası bilgi birikimine sahip bir şirkete yeniden değerleme yaptırılması, değerleme raporunun bir örneğinin Kurulumuza gönderilmesi ve hâlihazırda hazırlanmış olan değerleme raporlarında tespit edilen hususlara ilişkin değerlendirmenin yeni hazırlanacak olan değerleme raporunun incelenmesini takiben ayrıca yapılacağına ilişkin Holding'in bilgilendirildiğini, dolayısıyla Holding'in, değerleme raporlarında belirlenen değerin tespitinde desteklenebilir hükümlere varılamadığı ve söz konusu değerleme raporlarında tespit edilen hususlara ilişkin değerlendirmenin yeni hazırlanacak olan değerleme raporunun Kurulca incelenmesini takiben yapılacağı konusunda ve Kurulca yürütülmekte olan denetim faaliyetleri konusunda bilgi sahibi olduğunu, Holding’in başvurularına ilişkin olarak her seferinde ... A.Ş.’nin Kurulun 17.07.2003 tarih ve 37/875 sayılı İlke Kararında belirtilen nitelikleri haiz ve aynı zamanda ... A.Ş.’nin Kenya’daki faaliyetleri de dikkate alınarak uluslararası bilgi birikimine sahip bir şirket tarafından yeniden değerlenmesi ve hazırlanan değerleme raporunun Kurula gönderilmesinin Holding’den talep edilmesi yönünde karar tesis edildiği halde, Holding tarafından sunulan her üç değerleme raporunun da, hukuka aykırılıklar içeren yetersiz ve birbiri ile çelişkili raporlar olduklarını, üç rapor karşılaştırmalı olarak değerlendirildiğinde görüleceği üzere; 2013 yılı için bir önceki yıla kıyasla Meksa Raporu %25, Sun Raporu %29 oranında satışlarda artış olacağı tahmininde bulunurken, Kapital Raporunda öngörülen artış oranının %400’; 2014 yılı için bir önceki yıla kıyasla Meksa Raporu %22 oranında satışlarda artış olacağı tahmininde bulunurken, Kapital Raporunda öngörülen artış oranının %180, Sun Raporunda öngörülen artış oranının ise %304’; 2015 yılı için bir önceki yıla kıyasla Meksa Raporu %19 satışlarda artış olacağı tahmininde bulunurken, Kapital Raporunda öngörülen artış oranının %28, Sun Raporunda öngörülen artış oranının ise %166 olduğunu, üç rapora bakıldığında; “Net Satış” tahminleri noktasında raporların birbiriyle tutarlı olmaklarını, hatta büyüme oranları arasında çok büyük farklar olduğunun görüldüğünü, “Net Satış” tahminlerinin nasıl oluşturulduğu ve büyüme oranlarına ilişkin varsayımların dayanakları önem taşımakta olup, Sun Raporu’nda ve çalışma dosyalarında “Net Satış” rakamlarının nasıl hesaplandığı ve varsayımların dayanakları konusunda Kenya’nın gelecek vaat ettiğine yönelik genel açıklamalar dışında bir bilgi/belgeye yer verilmediğini, ... Ticaret’in değerinin tespitine ilişkin 4 farklı tarihte 3 farklı şirket tarafından hazırlanmış olan raporlarda İndirgenmiş Nakit Akımları (İNA) yöntemine göre ulaşılan sonuçların Kurulun Denetleme Raporu Tablo 33’te karşılaştırmalı olarak gösterildiğini, anılan Tablo incelendiğinde, Meksa Raporu ile Kapital Karden Haziran 2012 Raporu’nda ... için belirlenen değerde toplamda önemli tutarlarda farklılık görülmemekle birlikte, toplamı oluşturan iştirak ve bağlı ortaklıkların değerlerinde her iki değerleme raporunda ciddi farklılıklar olduğunun görüldüğünü, nitekim; ... ’in kendi ticari faaliyetleri nedeniyle belirlenen değeri ... Raporu’nda 15,6 milyon USD iken, Kapital Haziran 2012 Raporu’nda 52 milyon USD’ye yükseldiği; LTK Depolama’nın değeri Meksa Raporu’nda 99,5 milyon USD iken, Kapital Karden Raporu’nda 28,5 milyon USD’ye gerilediği; Latmar’ın değeri Meksa Raporu’nda 40 milyon USD iken Kapital Haziran 2012 Raporu’nda 12 milyon USD’ye gerilediği; ... Bandırma’nın değeri Meksa Raporu’nda 19,8 milyon USD olarak belirlenirken Kapital Haziran 2012 Raporu’nda 1,6 milyon USD’ye gerilediğinin dikkat çektiğini, Haziran 2012 tarihli Değerleme Raporu’nda ... Ticaret’in kendi faaliyetleri ile ...’in faaliyetlerine atfedilen değerin ciddi oranda arttığının görüldüğünü, %32 oranında pay devrine dayanak teşkil eden Meksa Raporu’nda yer alan “…... Ticaret A.Ş. kendi dış ticaret faaliyetleri bulunan, fakat bu faaliyetlerinin büyüklüğü, ortaklık payına sahip bulunduğu ... Grubu şirketlerinin değerlerinden gelen miktara oranla sınırlı olan bir şirkettir…” yönündeki ifade ve söz konusu raporda ... Ticaret’in kendi faaliyetleri için belirlenen değer ile Karden Raporu’nda ... Ticaret’in kendi faaliyetlerine atfedilen değer karşılaştırıldığında, Meksa Raporu ile Kapital Karden Raporu’nun birbiriyle çeliştiğinin dikkat çektiğini, Kapital Ağustos Raporu’nda ise Kapital Haziran Raporuna kıyasla ... Bandırma’nın değeri daha yüksek belirlenirken, diğer şirketlerin değerlerinin daha düşük miktarlarda belirlendiğini, toplam bazda da söz konusu raporda ulaşılan değerin bir önceki rapora kıyasla yaklaşık 3.7 milyon USD daha az olduğunun görüldüğünü, Sun Raporu’nda ise Kapital Ağustos 2012 Raporu’nda belirlenen değere (61 milyon USD) kıyasla toplam değerin yaklaşık 7.7 milyon USD daha düşük belirlendiği görülmekte olup, değer düşüklüğünün nedenlerinden birinin ... Bandırma’nın değerleme kapsamından çıkarılması iken, diğerinin ... Ticaret’in değerinin bir önceki rapora kıyasla (49,6 milyon USD) daha düşük olan 43.7 milyon USD olarak belirlenmesinden kaynaklandığını, Meksa Raporu’nda ... Ticaret için belirlenen değerin %75’ini LTK Depolama, ... Bandırma ve Latmar için belirlenen değerler toplamı oluştururken; Kapital Haziran ve Kapital Ağustos Raporunda söz konusu üç şirket için belirlenen değerin ... Ticaret’in toplam değerinin %19’nu oluşturduğunu, ... Ticaret’in kendi faaliyetlerinden beklenen değerin ... Ticaret’in toplam değerinin %80’ine tekabül ettiğinin anlaşıldığını, görüldüğü üzere; her yeni değerleme raporunda önemli tutarlarda yeni bir nakit akım kaynağı öngörüldüğünü, bunun ulaşılan toplam değeri önemli surette etkilediğini, ayrıca her değerleme raporunda bir önceki rapora kıyasla belirlenen değerin, yeni akım kaynakları belirlenmesine rağmen, bir önceki rapora kıyasla düşük olduğunu, ilk işlemin gerçekleştiği tarihte Meksa Raporu’nda kajudan, şeker ticaretinden, ilave 6 mağazadan, vagon-tekerlek ve ayçiçeği satışından bahsedilmediğini, ikinci işleme dayanak teşkil eden Kapital Raporunda vagon-tekerlek-ayçiçeği satışından veya inşaat projelerine dâhil olmaktan bahsedilmediği dikkate alındığında söz konusu faaliyetlerden/projelerden öngörülen rakamların ... Ticaret’in değerinin tespitinde dikkate alınmaması gerektiğini, her değerleme raporunda ulaşılan değerin bir önceki rapora kıyasla düşük çıktığı dikkate alındığında yeni eklenen projeksiyonların değerlemeye dâhil edilmemesi nedeniyle fiyatın daha da düşeceğinin, dolayısıyla işlem fiyatıyla bu raporlarda ulaşılan değerlerin örtüşmeyeceğinin Kurulumuz Raporu ile tespit edildiğini, bu kapsamda, Holding tarafından Kurulca yetkilendirilmiş değerleme şirketlerinden alınan raporlar kapsamında şekli düzenlemelere uyulmasının, söz konusu raporlarda Denetleme Raporu’nda belirtilen aykırılıkları ortadan kaldırmadığını, nitekim, Kurulun 30.10.2014 tarih ve 2014/30 sayılı bülteni ile kamuya duyurulduğu üzere de Meksa Yatırım, Kapital ve Sun hakkında anılan şirketlerce hazırlanan değerleme raporlarında değer tespitinin desteklenebilir hükümlere varılmaksızın gerçekleştirilmesinin Uluslararası Değerleme Standartlarına aykırılık teşkil etmesinden dolayı toplam 381.153 TL idari para cezası uygulandığını, ayrıca, Meksa tarafından, Kurul Seri:VIII, No:45 sayılı Sermaye Piyasasında Uluslararası Değerleme Standartları Hakkında Tebliğ’in 2 nci maddesinin ihlal edilmesi nedeniyle Kurul Karar Organı’nın 30.10.2014 tarih ve 31/1054 sayılı kararı ile hakkında tesis edilen 123.278 TL idari para cezasının iptali talebiyle Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin E.2015/48 sayılı dosyası nezdinde açılan davada, Mahkeme’nin 17.12.2015 tarih ve K.2015/2103 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiğini, sonuç olarak, anılan değerleme raporlarının Kurulumuzca yetkilendirilen şirketlerce hazırlanmış olmasının, değer tespiti yapılırken desteklenebilir hükümlere varıldığı anlamına gelmeyeceği açık olup, sadece anılan değerleme raporlarının varlığına dayanarak somut olayda örtülü kazanç aktarımının mevcut olmadığı sonucuna ulaşan dayanaktan yoksun ve eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporlarının Mahkemece karara esas alınmaması gerektiğini, bu çerçevede eksik ve hatalı gerekçelere dayanan Mahkeme kararının bozulması gerektiğini, Tahsisli sermaya artışına ilişkin 21/11/2012 tarihli kurul kararının, ... paylarının devri işlemi ve bu işlemde uygulanan devir fiyatının onaylanması anlamına gelmediğini, mahkeme kararında, Kurul’a tahsisli sermaye artışı ile ... Ticaret’in devralınması için müracaat edildiğinin, Kurul’un 85.855.452 TL bedel üzerinden tahsisli sermaye artışı yoluyla devre izin verdiğinin, Holding’in kayıtlı sermaye tavanı içerisinde çıkarılmış sermayesinin 85.855.452 TL’ye artırılmasının kurul düzenlemeleri çerçevesinde yapıldığının, bu sebeple Kurul’un verdiği izin çerçevesinde gerçekleştirilmiş olan satış/devir işleminin hukuka uygun olduğunun belirtildiğini, öncelikle belirtmek gerekir ki, Kurulun halka açık ortaklıkların pay devirlerine onay verme yetkisi bulunmadığından, ... paylarının devrine ve/veya devir fiyatına Kurulca izin verilmemiş olup, bahse konu tahsisli sermaye artışına ilişkin 21.11.2012 tarihli Kurul kararının, ... paylarının devri işlemi ve bu işlemde uygulanan devir fiyatının onaylanması anlamına gelmediğini, Kurulun 21.11.2012 tarih ve 40/1268 sayılı kararı ile, Holding’in 75.000.000 TL nominal değerli paylarının tahsisli sermaye artırımı yoluyla ihraç edilmesine yönelik başvurusuna, çok sayıda kısıt getirilerek izin verilmiş olup, Kurul kararının 85.855.452 TL bedel ile ... Ticaret paylarının devredilip devredilmemesine değil, Holding’in tahsisli sermaye artırımı nedeniyle artırılan sermayeyi temsil eden paylarının Kurul kaydına alınmasına ilişkin olduğunu, ... Ticaret paylarının Holding’e devrinin, yalnızca Kurulca olumlu karşılanan tahsisli sermaye artırımı başvurusunun sebebini teşkil ettiğini, zira, söz konusu payların devir bedelinin nakit olarak değil, Holding tarafından yapılan sermaye artırımı suretiyle Holding paylarının verilmesi ile ödendiğini, Kurulun 29.11.2012 tarih ve 2600 sayılı, 10.01.2013 tarih ve 49 sayılı yazılarının gönderildiği dönemde yürürlükte olan Kurulun Seri:I, No:40 sayılı Payların Kurul Kaydına Alınmasına ve Satışına İlişkin Esaslar Tebliği’nin (Seri:I, No:40) Kurul kaydına alınma ve kayda alma ücreti başlıklı 16’ncı maddesinin beşinci fıkrasının“… (5) Kurul kaydına alınma, ihraç edilen payların ve ilgili ortaklıkların, Kurul veya kamuca tekeffülü anlamına gelmez ve reklam amacıyla kullanılamaz.” hükmünü haiz olduğunu, görüldüğü üzere, Kurul’un kayda alma kararının devre konu payların Kurulca tekeffülü anlamına gelmediği gibi, bu devir işlemini hukuka uygun hale de getirmediğini, bu bağlamda, Kurulun halka açık ortaklıkların pay devirlerine onay verme yetkisi bulunmadığından, Mahkeme kararında Kurulca satışa izin verildiğinden devir işlemini hukuka uygun hale geldiği yönündeki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, öte yandan, Kurul tarafından sermaye artırımına onay verilirken de çok sayıda şart getirildiğini, nitekim; Kurulun 21.11.2012 tarih ve 40/1268 sayılı kararı ile, Holding’in 75.000.000 TL nominal değerli paylarının tahsisli sermaye artırımı yoluyla ihraç edilmesine yönelik başvurusunun, sermaye artırımı nedeniyle ihraç edilecek payların; satış işleminden sonra bir yıl boyunca borsada alınıp satılmasının kısıtlanması, bu payların borsa dışında üçüncü kişilere ve/veya yabancı yatırım fonlarına satılması halinde, ortaklar tarafından tahsil edilecek tutarın, Şirket kullanımına sunulması ve kesinlikle Şirket dışına çıkarılmaması, talep edilmesi halinde, bu işlem sonrasında, üçüncü kişilere ve/veya yabancı yatırım fonlarına borsa dışında satılan payların borsada işlem görmesine izin verilmesi, şartlarıyla olumlu karşılandığını ve 21.11.2012 tarih ve 40/1268 sayılı Kurul kararı çerçevesinde ihraç edilen 75.000.000 TL nominal değerli Holding payları için 13.12.2013 tarihine kadar borsada satış kısıtlaması getirildiğini, bu çerçevede ... A.Ş. tarafından 05.07.2013 tarihli yazısı çerçevesinde ...’ın sahibi olduğu payların tümü olan 43.580.000 TL nominal değerli B grubu paylar için, ...’ın sahibi olduğu payların tümü olan 11.675.000 TL nominal değerli B grubu paylar için, ...’ın sahibi olduğu payların tümü olan 6.700.000 TL nominal değerli B grubu paylar için, ...’ın sahibi olduğu payların tümü olan 640.000 TL nominal değerli B grubu paylar için ve ...’nin sahibi olduğu payların tümü olan 860.000 TL nominal değerli B grubu paylar için olmak üzere toplam 63.455.000 TL nominal değerli Holding payı üzerine 13.12.2013 tarihine kadar borsada satış kısıtı konulduğunu, bu bağlamda, Bilirkişi Raporu’nda yer alan değerlendirmelerin aksine Kurul tarafından Holding’in sermaye artırımına izin verilmesinin 85 milyon TL’nin işlem bedeli olarak Kurulca onanması anlamını taşımayacağının açık olduğunu, kaldı ki, örtülü kazanç aktarımına konu olan işlemlerin 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihlerinde ... Ticaret paylarının Holding’e 85 milyon TL değer ile satılması, aynı payların 20.08.2013 tarihinde ise daha önce Holding’e satılmış olan kişilerce bu defa 21 milyon TL üzerinden geri satın alınması ve bu suretle halka açık Holding’in 64 milyon TL malvarlığı kaybına uğratılması söz konusu payları tekrar devralan kişilere bu yolla 64 milyon TL tutarında aktarım yapılmış olması olduklarını, dolayısıyla, Holding tarafından ... Ticaret hisse senetlerinin satın alınması ile Kurul tarafından sermaye artırımına izin verilmesinin birbirinden bağımsız, iki farklı hukuki işlem olduğunu, Kurul tarafından sermaye artırımına izin verilmesinin, başka bir şirketin paylarının devir alınmasına onay verildiği şeklinde yorumlanmasının da hukuken hatalı olduğunu, Mahkeme kararındaki hisselerin 21.450.000 TL bedel üzerinden ...'a satılmasının, tek başına örtülü kazanç aktarımının varlığı için yeterli olmadığına, pay değerinin zaman içinde artıp azalabileceğine yönelik değerlendirmelerin hatalı olduğunu, Denetleme Raporu’nun 81 inci sayfasında ...’a 21.450.000 TL bedelle 25.10.2013 tarihinde devri gerçekleşen ... Ticaret hisse senetleri için devir bedelinin 20.08.2013 tarihinde birleşme yol haritasında belirlendiği açıkça ortaya konulmuş olup, Holding tarafından toplam 85.855.452 TL bedelle iktisap edilen ... Ticaret paylarının ...’a 21.450.000 TL bedelle satılması fiili, 25.10.2013 devir tarihinde gerçekleşmekle birlikte söz konusu fiyatın yönetim değişikliği gerçekleşmeden önce ... ve ilişkili kişiler tarafından taahhüt edildiği dikkate alındığında, örtülü kazanç aktarımı fiilini oluşturacağının açık olduğunu, Sun tarafından hazırlanan 3.6.2013 tarihli değerleme raporuna göre 3.6.2013 tarihi itibariyle TL cinsinden 100.823.561 TL’ye tekabül eden hisse senetlerinin fiyatının, ...’ın hâkim ortak olduğu dönemde 20.8.2013 tarihli (Sun rapor tarihinden yaklaşık 2,5 ay sonra) birleşme yol haritası ile belirlenen 21.450.000 TL bedelle Holding tarafından ...’a 25.10.2013 tarihinde satılmasının, söz konusu hisse senetlerinin esasen çok yüksek olması gerekirken düşük olarak gösterildiğini ortaya koyduğunu, dolayısıyla bu somut ve makul hiçbir ekonomik gerekçe ile açıklanamayacak gerçeği tümüyle göz ardı ederek dava dosyasında pay satış bedelinin bariz farklılık gösterdiğine ilişkin herhangi bir tespitin bulunmadığı yönünde değerlendirmenin hatalı olduğunu, Kaldı ki, yukarıda da belirtildiği üzere dava konusu olayda esas itibariyle ... Holding’in aktifinde yer alan bir malvarlığı unsurunun, ... Holding’in taraf olmadığı bir işlemle devir bedelinin bir kısmının karşılanması amacıyla ...’a devredilmesinin ve bu suretle ... Holding’in malvarlığının kayba uğratılmasının söz konusu olduğunu, olayın bu yönünün ilk derece Mahkemesi kararında hiç dikkate alınmamış olmasının, dava konusu olayda örtülü bir biçimde ... Holding malvarlığının azaltıldığı gerçeğinin görülmesine engel olduğunu, bu yönüyle hatalı değerlendirmeye dayanan kararın bozulması gerektiğini, Mahkeme kararında LTK'nın devir fiyatının birleşme planında ... ve diğerleri tarafından belirlenmiş olduğunun göz ardı edildiğini, mahkeme kararında yalnızca ...'nun başkanlığını yaptığı ve davalıların imzasının bulunmadığı 25/10/2013 tarihli Yönetim Kurulu tarafından alınan karar ile belirlenen 21.450.000,00 TL'lik satış bedelinin emsal değer olarak kabul edilmesinin söz konusu olamayacağı, davalılardan ... dışındaki davalıların bahse konu geri alım işlemine taraf olmadıkları ve herhangi bir şekilde hisse alımı yapmadıkları yönünde değerlendirmelere yer verilmiş olup, ...'nın devir fiyatının birleşme planında ... ve diğerleri tarafından belirlenmiş olduğunun gözardı edilmiş olduğundan, anılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, şöyle ki, Holding tarafından ... Ticaret’in %99 oranındaki payının 1. İşlem (25.10.2011) tarihinde ve 2. işlem (06.07.2012) tarihinde olmak üzere 2 farklı tarihte ..., ..., ..., ... ve ...’den 109.341.041 TL toplam bedelle satın alınırken, aynı payların 25.10.2013 tarihinde ... tarafından Holding’ten 21.450.000 TL bedelle satın alındığını, bu devir bedelinin belirlenmesinden yaklaşık 2 ay önce Holding tarafından Kurula Sun Değerleme Raporu gönderilmiş olup, söz konusu Değerleme Raporu’nda ... Ticaret için biçilen değerin 48.163.049 USD’ olduğunu, söz konusu Rapor'un, Meksa ve Kapital Raporunda olduğu üzere ... Ticaret’in değerini olumlu yönde etkileyebilecek gelişmelerin olduğu bir tablo çizdiğini, söz konusu satış işlemine ilişkin Kurul tarafından Holding’e hitaben yazılan ve devir bedelinin nasıl belirlendiği konusunda bilgi talebini içeren yazıya cevaben gönderilen 02.10.2013 tarihli yazıda; geri alım bedeli belirlenirken en son değerleme raporundaki “Faiz-Amortisman-Vergi-Öncesi-Kâr” (FAVÖK) değerinin dikkate alındığının, alıcı ve satıcı tarafın kendi aralarında müzakere ederek devir bedeline ulaşıldığının ifade edildiğini, Holding’in yazısında bahsedilen Rapor Sun Raporu olup, söz konusu raporda 3 Haziran 2013 itibariyle ... Ticaret için belirlenen değer 53.340.155 USD (Yazıda FAVÖK değerine atıf yapıldığı için, Raporda INA Yöntemine göre belirlenen değere yer verilmiştir. Ağırlıklandırma sonucu bulunan değer ise 48.163.049 USD’dir) olup, bu tutarın söz konusu tarih itibariyle TL cinsinden 100.823.561 TL’ye tekabül ettiğini, 21.450.000 TL tutarındaki geri alım fiyatının nasıl belirlendiği ve Holding tarafından ... Ticaret AŞ hisse senetlerinin alım fiyatları ile söz konusu geri alım fiyatı arasındaki farklılıklar konusunda ...’ın 19.11.2013 tarihli açıklamalarının ise; “…Sun Raporu ... Ticaret’e biçilen değeri ifade ediyor. Benim için de ... Ticaret’in değerini temsil ettiğini düşünüyorum. Geri alım fiyatı ise söz konusu raporda biçilen değer arasındaki fark yukarıda da ifade ettiğim üzere ... Holding hisse senetleri için belirlenen satış fiyatından kaynaklanmaktadır…” şeklinde olduğunu, bu çerçevede Kurul Denetleme Raporu’nda; Holding tarafından 20.08.2013 tarihinde yapılan özel durum açıklamasının ekinde yer alan Birleşme Planının içeriğine bakıldığında; tarafların, ..., ..., ..., ..., ... ile ... ve ... A.Ş. olduğu (bknz Denetleme Raporu sf. 4), söz konusu birleşme planına göre, ...’ın sahibi olduğu 43.580.000 TL nominal değerli B grubu pay, ...’ın sahibi olduğu 11.120.000 TL nominal değerli B grubu pay, ...’ın sahibi olduğu 6.700.000 TL nominal değerli B grubu pay, ...’nin sahibi olduğu 860.000 TL nominal değerli B grubu pay ve ...’ın sahibi olduğu 640.000 TL nominal değerli B grubu pay olmak üzere, toplamda 62.900.000 TL nominal değerli B grubu payların ...’ya beher pay için 84 Kuruş bedelle devredileceği hususunda mutabık oldukları (bknz Denetleme Raporu sf 5), söz konusu birleşme planının, adı geçen kişilerin Holding’te sahip oldukları payların birleşme planının tarafı olan ...’ya satışından önce yapıldığı, dolayısıyla, birleşme planının imzalandığı tarihte ... Holding AŞ’de hâkim ortak statüsünde ... ve yukarıda adı geçen diğer kişilerin olduğu, ... ve diğer adı geçen kişilerin söz konusu fiyatın belirlenmesinde söz sahibi konumunda oldukları, bir başka deyişle devir fiyatının belirleyicisi oldukları, her ne kadar devir işlemi yönetim hâkimiyetinin değiştiği tarihten sonra 25.10.2013 tarihinde gerçekleşmiş olsa da, fiyatın belirlenmesinde hâkim ortak statüsünde bulunan ... ve adı geçen diğer kişilerin söz söyleme gücüne sahip oldukları, bu planın imzalanmasından yaklaşık iki ay önce Holding tarafından Kurulumuza Sun Değerleme Raporu gönderilmiş olup, söz konusu Değerleme Raporu’nda ... Ticaret için biçilen değerin 48.163.049 USD (100.823.561 TL) olduğu, satın alma bedelinin nasıl belirlendiğine ilişkin Holding’in açıklaması pazarlık usulü olmakla birlikte, pazarlığın yönetim hâkimiyetinde değişikliğin gerçekleşmesinden önce yapıldığı dikkate alındığında gerçeği yansıtmadığı, satın alma fiyatının esas olarak ... ve diğer adı geçen ortakların bu paya biçtiği değeri gösterdiği, kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için değerleme raporlarında ulaşılan değerlerin gerçeği yansıttığı iddiasının kabulü halinde bile, Holding tarafından toplam 85.855.452 TL bedelle iktisap edilen ... Ticaret paylarının ...’a 21.450.000 TL bedelle satılması fiilinin de –devir 25.10.2013 tarihinde gerçekleşmekle birlikte söz konusu fiyatın yönetim değişikliği gerçekleşmeden önce ... ve ilişkili kişiler tarafından taahhüt edildiği dikkate alındığında örtülü kazanç aktarımının söz konusu olacağı, değerleme raporlarında ulaşılan değerlerin gerçeği yansıttığının kabulü halinde örtülü kazancın 21.450.000 TL’den ...’a ... Ticaret hisse senetlerinin devri ile oluşacağı, her iki durumda da ... Ticaret hisse senetlerinin konu edildiği işlemlerin örtülü kazanç aktarımını oluşturduğu, hususlarının açıkça tespit edildiğini, hal böyleyken, Mahkeme kararında hisse değerlerinin zaman içinde artıp azalabileceği yönündeki bilirkişilerce yapılan ve hiçbir somut veri ile desteklenemeyen, tümüyle afaki, somut olaydaki işlemin yapılış şekli ve amacı gözetilmeksizin yapılmış dayanaktan yoksun değerlendirmenin esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, Somut olayda örtülü kazanç aktarımı fiilinin tüm unsurları gerçekleşmiş olup, aksi yöndeki eksik ve hatalı Bilirkişi değerlendirmelerini esas alınan Mahkeme kararının bozulması gerektiğini, dava dilekçemizde de ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, Holding tarafından ... Ticaret paylarından 25.10.2011 tarihli Yönetim Kurulu kararı çerçevesinde 160.000 adet pay söz konusu tarihte Holding Yönetim Kurulu başkanı ...’dan 30.016.000 TL bedelle, 06.07.2012 tarihli Yönetim Kurulu kararı çerçevesinde 21.900 adet pay 51.102.173,77 TL bedelle söz konusu tarihte Holding Yönetim Kurulu Başkanı olan ...’dan; 6900 adet pay 16.100.684,88 TL bedelle söz konusu tarihte Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili olan ...’dan, 4.335 adet pay 10.115.430,28 TL bedelle söz konusu tarihte Holding Yönetim Kurulu üyesi olan ...’dan, 360 adet pay 840.035,73 TL bedelle Holding’in iştiraki ... Ticaret A.Ş.’nde %0,9 oranında pay sahibi olan ...’dan ve 500 adet pay 1.166.716,29 TL bedelle söz konusu tarihte Holding Yönetim Kurulu üyesi olan ...’den satın alındığını, dolayısıyla, satın alma işleminin tarafları halka açık anonim ortaklık ile yönetim veya sermaye bakımından ilişkili bulunan kişiler olduklarından, örtülü kazanç aktarımı için öngörülen, halka açık anonim ortaklık olması ve örtülü kazanç aktarımı yapılan teşebbüs veya şahsın halka açık ortaklıkla yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkide bulunması şartının sağlandığını, Öte yandan, Holding tarafından ... Ticaret’in %99 oranındaki payı ilk işlem 25.10.2011 tarihinde, ikinci işlem 6.7.2012 tarihinde olmak üzere 2 farklı tarihte ..., ..., ... ve ...’den 109.341.041 TL toplam bedelle satın alınmasında satın alım bedeli emsallerine göre farklılık teşkil etmekte olup, örtülü kazanç aktarımının somut olayda mevcut olduğunu, Zira ... Holding tarafından ... Ticaret paylarının ilk alım işlemi 25.10.2011 tarihli yönetim kurulu kararı çerçevesinde gerçekleşmiş olup, işlemin satıcı tarafında ...'ın bulunduğunu, anılan şahıs tarafından 30.016.000 TL bedelle gerçekleştirilen satın alma işlemine dayanak olarak ... A.Ş. (...) tarafından hazırlanan değerleme raporunun gösterildiğini, Meksa Raporu’nda, ... Ticaret için İndirgenmiş Nakit Akım (İNA) yöntemine göre biçilen toplam değer, 63.179.917 USD iken, ..., ... ve ... Bandırma için biçilen değerlerin toplamı 47.572.000 USD’ olduğunu, bu değerib toplam değerin %75’ine tekabül ettiğini, Meksa Raporu’nda Finansal Rasyolar ile ... yöntemi uygulanarak bulunan değerler ağırlıklandırılarak ... yöntemine göre belirlenen toplam değer olan 63.179.917 USD’nin altında ... Ticaret değerinin 57.002.992 USD ve 104.224.271 TL olarak belirlendiğini, Holding Yönetim Kurulu kararı gereğince söz konusu bedelin %10 oranında iskonto edilerek satın alma fiyatına ulaşıldığını, bu durumda, satın alma fiyatının %75’inin üç şirketin yarattığı iddia edilen değerden geldiğinin tespit edildiğini, LTK Depolama’nın %24 oranında payı, 19.4-20.9.2011 tarihleri arasında toplam 120.000 TL’den el değiştirirken yaklaşık 1 ay sonra düzenlenen Meksa Raporu’nda söz konusu %24 oranındaki hisse için biçilen değerin 43.681.000-TL; ... Ticaret payları 600.000 TL’den el değiştirirken, söz konusu pay oranı için 3 ay sonra biçilen değerin 29.540.000 TL; ...... tarafından 2.673.807 TL karşılığında iktisap edilirken söz konusu pay oranı için Meksa Raporu’nda yaklaşık 3 ay sonra biçilen değerin 13.760.000 TL olduğunu, bu kapsamda, üç şirketin payları ... tarafından toplam 3.393.807 TL bedel karşılığında iktisap edilirken, anılan şirketlerin 25.10.2011 tarihleri itibariyle Holding’e maliyetinin yaklaşık 22.512.000 TL olduğunu, ... Ticaret tarafından üç şirketin hisse senetlerinin satın alınmasında satıcı tarafta ağırlıklı olarak Holding Yönetim Kurulu Başkanı ...'ın ve ilişkili kişiler Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili olan ...'ın ve Holding Yönetim Kurulu Üyesi ...'nin bulunduklarını, bununla birlikte, Holding tarafından ... Hisselerinin satın alınmasında yine satıcı tarafın ... olduğunu, satıcının iki işlemde de büyük ölçüde aynı olduğunu, alıcı tarafta ise ilk işlemde ...’ın tek başına %78’inin sahibi olduğu ... Ticaret’in, ikinci işlemde ise işlem tarihinde %99’u halka açık olan Holding’in olduğunu ve satın alma işlemlerinde satım fiyatları arasında bariz farklılık bulunduğunun açık olduğunu, kaldı ki, Holding tarafından ... Ticaret hisselerinin satın alma bedelinin emsallerine göre farklılık teşkil ettiği hususundaki delillerden birisinin de, 6.7.2012 tarihli satın alma işleminden yaklaşık 13,5 ay sonra, fiyatın birleşme yol haritasında belirlendiği dikkate alındığında, ... Ticaret paylarının ... tarafından ... A.Ş.(...) ile birleşme planı çerçevesinde geri satın alınma fiyatı olması olduğunu, Holding tarafından ... Ticaret’in %99 oranındaki payının birinci işlem 25.10.2011 tarihinde, ikinci işlem 06.07.2012 tarihinde olmak üzere iki farklı tarihte ..., ..., ..., ... ve ...’den 109.341.041 TL toplam bedelle satın alınırken, aynı payların bu defa ... tarafından Holding’ten 25.10.2013 tarihinde 21.450.000 TL bedelle satın alınması olduğunu, bu devir bedelinin belirlenmesinden yaklaşık 2 ay önce Holding tarafından Kurulumuza Sun Değerleme Raporu gönderilmiş olup, söz konusu Değerleme Raporu’nda ... Ticaret için belirlenen değerim 48.163.049 USD olduğunu, Kurul tarafından geri alım bedelinin nasıl belirlendiğine ilişkin Holding’den açıklama talep edilmiş olup, Holding tarafından yapılan açıklamada Sun Değerleme Raporu’na göre FAVÖK değerinin dikkate alındığının, alıcı ve satıcı tarafından kendi aralarında müzakere edilerek devir bedeline ulaşıldığının belirtildiğini, Holding’in bahsettiği Sun Değerleme Raporu’nda 03.06.2013 tarihi itibariyle ... Ticaret için belirlenen değerin 53.340.155 USD (söz konusu tarih itibariyle TL cinsinden karşılığı 100.823.561 TL’dir.) olup, ağırlıklandırma sonucu bulunan değer ise 48.163.049 USD’ olduğunu, 21.450.000 TL tutarındaki geri alım fiyatının nasıl belirlendiği ve Holding tarafından ... paylarının alım fiyatları ile geri alım fiyatları arasındaki farklılık konusunda ...’dan açıklama talep edilmiş olup, Kurul tarafından hazırlanan Denetleme Raporu’nun 19 numaralı ekinde yer aldığı üzere, Holding payları için biçilen değerin düşük olması karşısında, ... Ticaret hisse senetlerini elde etme maliyetinden almanın rasyonel olmadığının, fiyatın pazarlıkla belirlendiğinin, Sun Değerleme Raporu’nda ulaşılan değerin ... Ticaret’in değerini temsil ettiğinin ... tarafından ifade edildiğini, nitekim, Denetleme Raporu’nda da yer verilen geri alım fiyatının nasıl belirlendiği ve Holding tarafından ... Ticaret hisse senetlerinin alım fiyatları ile söz konusu geri alım fiyatı arasındaki farklılık konusunda ...’ın açıklamalarının “…Fiyat pazarlıklar neticesinde belirlendi. ...’te sahip olduğum paylar için pay başına 0,84 TL veya 0.87 TL önerildi. ... Holding hisselerinin gerçek değeri ise pay başına 1,5 TL-1,6 TL civarındadır. Bu fiyat önerilince, ... Ticaret A.Ş. için ayrıca elde etme maliyeti kadar bir rakam ödemeyi kabul etmem halinde hiçbir şey kaynak elde etmeden paylarımı satmış olacaktım. Bu şirketler bizim know-how ile değer kazanacak şirketler olup, bizi içeride tutmadıkları sürece bu şirketlere değer katamayacaklardı. Dolayısıyla bu şirketleri satın almak istemediler. Çok uzun süre şirketlere sermayenin girmemiş olması bizi finansal açıdan sıkıştırdığından ... ’de paylarımı bu fiyattan satmak zorunda kaldım. Sun Raporu ... Ticaret’e biçilen değeri ifade ediyor. Benim için de ... Ticaret’in değerini temsil ettiğini düşünüyorum. Geri alım fiyatı ile söz konusu raporda biçilen değer arasındaki fark yukarıda da ifade ettiğim üzere ... Holding hisse senetleri için belirlenen satış fiyatından kaynaklanmaktadır...” şeklinde olduğunu, ...’ın söz konusu açıklamalarından geri alım fiyatının pazarlık neticesinde belirlenmiş olduğunu kabul ettiğinin anlaşıldığını, kaldı ki, geri alım fiyatını belirlemek için hazırlanmış ve Kurula sunulmuş bir değerleme raporu da bulunmadığını, bu kapsamda, Holding tarafından ...Ticaret’in %99 oranındaki payının ilk işlem 25.10.2011 tarihinde, ikinci işlem 06.07.2012 tarihinde olmak üzere 2 farklı tarihte ..., ..., ... ve ...’den 109.341.041 TL toplam bedelle satın alınmasında satın alım bedeli emsallerine göre farklılık teşkil etmekte olup, örtülü kazanç aktarımının unsurlarının somut olayda tahakkuk ettiğini, diğer taraftan, Holding tarafından 25.10.2011 ve 6.7.2012 tarihlerinde ... Ticaret payları 109.341.041 TL’den iktisap edilmekle birlikte, Sun Değerleme Raporu’nda biçilen değerin diğer raporlara kıyasla daha düşük çıkması nedeniyle Holding’in 4.6.2013 tarihli toplantısında satın alma bedelinin Sun Değerleme Raporu çerçevesinde revize edilmesine karar verildiğini, İkinci işlemden yaklaşık 1 yıl sonra yapılan düzeltme çerçevesinde pay iktisap bedelinin 109.341.041 TL’den 85.855.452 TL’ye gerilediğini, nihai elde etme maliyeti dikkate alındığında, bu işlemler sonucunda halka açık ortaklığın malvarlığında yaklaşık 64.405.452 TL tutarında azalma meydana geldiğini, ayrıca dava konusu olayda esas itibariyle ... Holding’in aktifinde yer alan bir malvarlığı unsurunun, ... Holding’in taraf olmadığı bir işlemle devir bedelinin bir kısmını karşılamak amacıyla ...’a devredildiğini ve bu suretle ...’in malvarlığının kayba uğratıldığını, bu hususun da yapılacak değerlendirmede dikkate alınması gerektiğini, bu çerçevede; Holding tarafından, 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihlerinde ilişkili kişilerden ... Ticaret paylarının emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyatlar (toplam 85.855.452 TL) üzerinden satın alınması ve aynı payların ...’a 21.450.000 TL bedelle satılması neticesinde Holding’in malvarlığında 64.405.452 TL tutarında bir azalmanın meydana geldiği tespit edilmiş olup, somut olayda gerek mülga 2499 sayılı ...n md. 47/1/a-6, gerekse 6362 sayılı ...n’nun 21 ve 110’uncu maddelerinde hüküm altına alınan örtülü kazanç aktarımının unsurlarının oluştuğunun açık olduğunu, bu çerçevede eksik ve hatalı gerekçelere dayanan Bilirkişi Raporlarına dayanarak verilen Mahkeme kararının açıkca hukuka aykırı olduğunu İleri sürek, yukarıda açıklanan ve resen göz önüne alıncak nedenlerle, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.01.2021 tarih ve E.2014/1103, K.2021/17 sayılı kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına ve itirazları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl ve birleşen davalar; asıl ve birleşen dava davalıları tarafından, asıl davacı şirketin örtülü kazanç aktarımı yoluyla zarara uğratıldığı iddiasına ilişkin olup, zararın davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen dava davacıları vekillerinin ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesi tarafından; taraf delilleri toplanmış, bekletici mesele yapılan İstanbul 3 Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/44 Esas, 2016/315 karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları, mahkeme gerekçeli kararı ve kesinleşme şerhi örnekleri,

Ankara14.İdare Mahkemesine 2016/359 esas sayılı dava dosyası dosya arasına alınmış, asıl davacı şirket ile dava dışı ... Şirketi ticari defter ve belgeleri üzerinde; işletme iktisatçısı Prof. Dr. ..., hukukçu bilirkişiler Yard. Doç. Dr. ... ile dış ticaret ve ticaret hukuku uzmanı Av. ..., ... uzmanı bilirkişisi ... ve mali müşavir ... marifetiyle aracılığı ile bilirkişi incelemesi yaptırılarak kök ve itirazlar üzerine iki ek bilirkişi raporu alınmış, akabinde tahkikat bitirilerek; somut olayda hisse değerleme işlemlerini gerçekleştirilen kuruluşların yetkili oldukları, İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi kanalı ile de değerleme yaptırıldığı, ... tarafından tespit edilen eksiklerin giderilmesinin sağlandığı, ... Ticaret AŞ nin gerçek değerinin tespiti açısında mevzuata uygun hareket edildiği ve ilgili tarihte yönetim kurulu üyesi olan kişilerin kanunda belirli özen yükümlülüğünü yerine getirdikleri, tahsisli sermaye artırım işleminin ... onayına tabi olduğu ve ... tarafından onay verildiğinden bu işlem açısında herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmediği, hisse değerlerinin zaman içinde artıp azalabileceği ve işlemin nakdi değil, tahsisli sermaye artışı yöntemiyle gerçekleştirildiği dikkate alındığında, dava konusu hisselerin ...’a satımının tek başına örtülü kazanç aktarımının varlığı için yeterli olmadığı, davacı holdingin malvarlığında meydana gelen azalma suretiyle davalıların menfaat elde ettiğinden bahsedilemeyeceği, aksi kabul edilese dahi konuya ilişkin satış işleminin 24/12/2013 tarihli olağanüstü genel kurulda onaylandığı, dolayısıyla devir bedelinden davalılara sorumluluk yüklenemeyeceği, davalılar pay sahibi olmadıklarından bu genel kurulda yer almadıkları, devir işleminin de davacı şirket tarafından alınan 25/10/2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile gerçekleştiği, davalıların bu kararda imzalarının bulunmadığı, her iki kararın da kesinleştiği, artık bu işlemlere dayanılarak davalılardan ya da 3. kişilerden herhangi bir zarar talebinden bulunulamayacağı gerekçeleriyle asıl ve birleşen reddine karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davalarda dava; Sermaye Piyasası Kurulu'nun 21/11/2013 tarih ve 38/1258 sayılı kararına dayalı olarak açılmış olup, davanın konusunu; davalıların dava dışı ... A.Ş.'de bulunan paylarını 25/10/2011 ve 06/07/2012 tarihli iki ayrı işlemle ... A.Ş'ye 85.855.452,00-TL bedeller devrettikleri, o tarihlerde davalı ...'ın aynı zamanda ... A.Ş.'nin de A grubu(imtiyazlı) ve hakim hissedarı olduğu, yine davalı ... ... da aynı zamanda ... A.Ş'de B gurubu imtiyazsız pay sahibi olduğu, diğer davalıların devir tarihlerinde ... pay sahibi olmadıkları,

... A.Ş.'nin hisse devir bedelini nakit olarak değil, sermaye artışı sonucu davalılara ... A.Ş.'de hisse tahsisi ile ödediği, bunun sonucunda ... ve ... dışındaki davalıların da ... A.Ş.'de pay sahibi oldukları, akabinde ... A.Ş ve ... A.Ş. ile birleşme sözleşmesi imzalandığı, şirketlerin yönetim kurullarınca üzerinde anlaşılan Birleşme Yol Haritası ile tarafların, ...'ın ... A.Ş.'de sahibi olduğu 100.000 adet A grubu imtiyazlı payların ... Anonim Şirketi'ne beher pay için 84 kuruş bedelle devredilmesi, yine ... Holding A.Ş.'de ...'ın sahibi olduğu 43.580.000-TL nominal değerli B grubu payların, ...'ın sahibi olduğu 11.200.000-TL nominal değerli B grubu payların ...'ın sahibi olduğu 6.700.000-TL nominal değerli B grubu payların, ...'nin sahibi olduğu 860.000-TL nominal değerli B grubu payların ve ...'ın sahibi olduğu 640.000-TL nominal değerli B grubu payların, yani toplamda 62.900.000-TL nominal değerli B grubu payların ... beher pay için 84 kuruş bedelle devredilmesi, hisse devir bedellerinin en geç 15/05/2014 tarihine kadar söz konusu şirket hissedarlarına ödenmesi ve ... A.Ş.'nin kendi iştiraklerinde sahip olduğu tüm hisselerin, yani ... A.Ş. Paylarının en geç 15/10/2013 tarihine kadar ...'a 21.450.000-TL toplam bedel üzerinden devredilmesi, bu işlem sonucunda ... Holding'in ...'dan oluşacak alacağının, ...'ın ... Holding hisselerinin devri nedeniyle ... doğan alacağından mahsup edilmesi ve yapılacak borcun nakli ile alacağın temliki işlemlerinin sonucunda Holding'in ...'ı ibra etmesi hususunda anlaştıkları, şirket birleşmesinin gerçekleştiği, şirketin asıl davacı ... adını aldığı, birleşme sonrası şirket yönetiminin değiştiği, yeni yönetim kurulu kararı ile ... bünyesindeki ... A.Ş. Paylarının davalı ...'a 21.450.000,00-TL bedelle devredildiği, böylece halka açık ...(eski ...) şirketi'nin toplam 85.855.452,00-TL bedelle davalılardan satın aldığı ... Şirketi hisselerini, on üç ay sonra 21.450.000,00-TL bedelle ...'a sattığı, davalıların örtülü kazanç yoluyla asıl davacı şirketin 64.405.452 TL malvarlığı kaybına uğrattıkları, 85.855,452,00-TL tutarlı ilk devir bedelinin dayanağı olan bağımsız değerleme raporlarının çelişkili ve hukuka aykırı oldukları, ikinci devre ilişkin 21.450.000,00-TL bedelin ise tamamen taraflar arasında pazarlık yolu ile belirlendiği, bu devirden üç ay önce alınmış bağımsız değerleme raporuna göre ... şirketi değerinin 48.163.049 USD olduğu iddialarına dayalıdır. Asıl davada davacı şirket ...'nun 21/11/2013 tarih ve 38/1258 sayılı; " Holding tarafından, 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihlerinde ilişkili kişilerden ...... Ticaret A.Ş. Paylarının emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyatlar (toplam 85.855.452 TL) üzerinden satın alınması ve aynı payların ...'a 21.450.000 TL bedelle satılması neticesinde Holding'in malvarlığında 64.405.452 TL tutarında bir azalmanın meydana geldiği dikkate alınarak, 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihli söz konusu işlemlere taraf olan ve bu işlemler neticesinde menfaat elde eden ..., ..., ..., ... ve ... isimli şahıslar ile söz konusu işlemlere dayanak teşkil eden yönetim kurulu kararlarında imzası olan şahıslar hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. ve 110. maddeleri çerçevesinde işlem yapılmak üzere anılan Kanun'un 115. maddesi uyarınca Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına; 6362 sayılı Kanun'un 21/4 ve 92. maddeleri uyarınca, 64.405.452 TL'nin tahsisli sermaye artırımı işleminin gerçekleştiği 13.12.2012 tarihinden itibaren işletilecek kanuni faiziyle birlikte söz konusu işlemlere taraf olan ve bu işlemler neticesinde menfaat elde eden ..., ..., ..., ... ve ... isimli şahıslar nezdinde takip ve tahsil edilmesi için gerekli tedbirlerin alınması hususunda Holding'in; söz konusu tutarın yasal faiziyle birlikte Holding'e ödenmesi hususunda ise adı geçen kişilerin uyarılmasına" dair kararına dayalı olarak iş bu davayı açmış, birleşen davada davacı ... ise yine bu karara dayalı olarak 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 94/1 fıkrasında yer alan; "(1) Kurul, 21 inci maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkilidir." hükmüne dayalı olarak birleşen davayı ikame etmiştir. ...'nun 21/11/2013 tarih ve 38/1258 sayılı kararının iptali için davalılar tarafından ayrı ayrı Ankara 14 İdare Mahkemesi nezdinde iptal davaları açılmıştır. ... tarafından açılan davada verilen Ankara 14. İdare Mahkemesi'nin 31/10/2017 tarih ve 2016/359 esas, 2017/3288 karar sayılı; ... tarafından açılan davada verilen Ankara 14. İdare Mahkemesi'nin 31/10/2017 tarih ve 2016/1388 esas, 2017/3296 karar sayılı; ... tarafından açılan davada verilen Ankara 14. İdare Mahkemesi'nin 31/10/2017 tarih ve 2016/1600 esas, 2017/3298 karar sayılı; ... tarafından açılan davada verilen Ankara 14. İdare Mahkemesi'nin 31/10/2017 tarih ve esas 2016/435, 2017/3295 karar sayılı; ... tarafından açılan davada verilen Ankara 14. İdare Mahkemesi'nin 31/10/2017 tarih ve esas 2016/1389, 2017/3297 karar sayılı kararları ile; davacılar tarafından kazanç aktarımı yapıldığına ilişkin yeterli bilgi belge bulunmadığı gerekçesi ile dava konusu Kurul işleminin "64.405.452-TL'nin, tahsisli sermaye artırımı işleminin gerçekleştiği 13.12.2012 tarihinden itibaren işletilecek kanuni faizi ile birlikte, davacı nezdinde takip ve tahsil edilebilmesi için gerekli tedbirlerin alınması hususunda holdingin, söz konusu tutarın Holding'e ödemesi hususunda ise davacının uyarılmasına" ilişkin kısmı ile "zarara uğrayan yatırımcıların genel hukuk hükümleri çerçevesinde mevzuata aykırılık teşkil eden bahse konu işlemlerde sorumluluğu bulunan Holding yöneticileri aleyhine dava açabileceklerinin Kurul'un haftalık bülteni ile kamuoyuna duyurulmasına ve söz konusu hususta Holding ortaklarının bilgilendirilmesini teminen konunun Holding tarafından yapılacak olan ilk genel kurul toplantısının gündemine alınmasının Holding'den istenilmesine" ilişkin kısımlarının iptaline karar verilmiş, bu kararlara karşı ... tarafından ayrı ayrı yapılan temyiz Başvuruları ise Danıştay 13.Dairesi tarafından reddedilmiş, kararlar onanmıştır. ...'nun suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturma kapsamında iş bu dava davalılarının da aralarında olduğu sanıklar hakkında iddianame tanzim edilmiş, İstanbul 3 Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/44 Esas, 2016/315 karar sayılı kararı ile; yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporlarına göre sanıklar hakkında örtülü kazanç aktarımı suretiyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediklerinden bahisle eylemlerine uyan 6362 sayılı ...'nun 110/1-b,c maddesi delaletiyle TCK'nun 155/2, 53/1 maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK.nun 223/2-e maddesi uyarınca sanıkların atılı suçtan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş, karara karşı ... tarafından yapılan istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 2017/692 esas, 2017/685 karar sayılı kararı ile esastan reddedilmiş, karar kesinleşmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davacılar tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin; mahkemece alınan kök bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporuna karşı yapılan itiraz dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, ancak raporların incelenmesi neticesinde, her iki davacı tarafından ileri sürülen; ...'nın 21.450.000,00-TL tutarlı devir bedelinin yönetim değişikliği sonrasında alınan 25/10/2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile değil, ..... Holding'in tarafı olmadığı birleşme sözleşmesinde bizzat ... tarafından belirlendiği, bilirkişiler tarafından tüm raporlarda farklı tarihlerdeki devir bedellerinin farklılık arzedebileceği, bunun tek başına örtülü kazanç aktarımı anlamına gelmeyeceği belirtilmiş ise de, bu devir bedelinin belirlenmesinden yaklaşık 2 ay önce Holding tarafından Kurula Sun Değerleme Raporunda, ... şirketi için biçilen değerin 48.163.049 USD olduğu, bilirkişiler tarafından bu hususun hiçbir şekilde değerlendirilmediği yönündeki itirazların, kök rapordan sonra alınan iki ek raporda da değerlendirilmediği, mahkeme gerekçesinde de bu itirazın karşılanmadığı anlaşılmış olup, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin bilirkişi raporlarında itirazlarının karşılanmadığına yönelik istinaf sebebi bu yönden yerinde bulunmuştur. Kabule göre de; asıl ve birleşen davaların maddi tazminat istemine ilişkin oldukları, asıl davada davacı vekilinin, davanın 100.000,00-TL üzerinden kısmi dava olarak açıldığını, buna rağmen mahkemece aleyhlerine fazla vekalet ücretine hükmedildiğine yönelik istinaf başvurusunda bulunduğu, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 fıkrasında, maddi tazminat davalarının tamamının reddi durumunda maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik düzenleme bulunduğu, mahkemece asıl davadaki dava değeri de hatalı tespit edilerek ve hangi hukuki sebebe dayalı olarak nispi vekalet ücretine hükmedildiğine dair gerekçe belirtilmeksizin ve az yukarıda belirtilen tarife hükmü konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, asıl davada davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda itirazların giderilmesi amacıyla ek rapor veya aralarında sermaye piyasası alanında uzman bilirkişilerin de bulunduğu yeni bir heyetten yeni bir rapor alınmak suretiyle giderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/01/2021 tarih ve 2014/1103 Esas - 2021/17 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden ... tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden birleşen davada davacı ... harçtan muaf olduğundan istinaf kanun yoluna başvurma harcının alınmasına yer olmadığına, yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde birleşen davada davacı ...'ya iadesine,4-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde asıl ve birleşen davalarda davacılara iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Ceza Hukuku 1258 sayılı kararının iptali istemi ile açılan davada söz konusu ...'nın idari işleminin; "...dava konusu işlemin "64.405.452-TL'nin, tahsisli sermaye artırımı işleminin gerçekleştiği 13.12.2012 tarihinden itibaren işletilecek kanuni faizi ile birlikte, davacı nezdinde takip ve tahsil edilebilmesi için gerekli tedbirlerin alınması hususunda holdingin, söz konusu tutarın Holding'e ödemesi hususunda ise davacının uyarılmasına" ilişkin kısmı ile "zarara uğrayan yatırımcıların genel hukuk hükümleri çerçevesinde mevzuata aykırılık teşkil eden bahse konu işlemlerde sorumluluğu bulunan Holding yöneticileri aleyhine dava açabileceklerinin Kurul'un haftalık bülteni ile kamuoyuna duyurulmasına ve söz konusu hususta Holding ortaklarının bilgilendirilmesini teminen konunun Holding tarafından yapılacak olan ilk genel kurul toplantısının gündemine alınmasının Holding'den istenilmesine" ilişkin kısmının iptaline karar verildiği, buna ilişkin temyiz incelemesini gerçekleştiren Danıştay 13. Dairesi'nin 2018/1673 E. ve 2019/588 K. sayılı ilamı ile ...'nın temyiz istemi reddedilerek mahkeme kararı onanmış olup, bu karara karşı ... tarafından karar düzeltme yoluna gidilmiş, Danıştay 13. Dairesi'nin 2019/3265 E. ve 2020/754 K. sayılı ilamı ile karar düzeltme istemininin reddine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.Davalılar hakkında örtülü kazanç aktarımı suretiyle güveni kötüye kullanma suçunun işlendiğinden bahisle İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/44 Esas ve 2016/315 Karar sayılı dosyasında açılan davada; üzerinde el koyma tedbiri devam eden malvarlığının söz konusu suçun işlenmesinden elde edilip edilmediği hususunun tespiti amacıyla düzenlenen 18.06.2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Payları borsada işlem gören şirketlerde hisse alım satımının yapılabilmesi için öncelikle ... tarafından lisanslandırılmış değerleme şirketleri tarafından değerleme yapılması gerektiği, suça konu ... paylarının değerine ilişkin olarak ... tarafından lisanslandırılmış değerleme kuruluşlarından ... A.Ş., ... şirketlerinden rapor alındığı, bu itibarla hisselerin tahsisli sermaye arttırımı yoluyla satımından önce mevzuata uygun olarak ... A.Ş.'nin gerçek tespitinin yaptırıldığı, ayrıca İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.09.2012 tarih ve D. iş;2012/404 sayılı kararıyla şirket değerinin 67.189.663,99-USD olarak tespit edildiği, Sermaye Piyasası Kurulunun 29.11.2012 tarih ve 2600 sayılı yazısıyla 85.000.000-TL bedel üzerinden tahsisli sermaye artışı yöntemiyle ... paylarının devrine izin verildiği, aynı Kurulun 10.01.2013 tarih ve 49 sayılı yazısında '... A.Ş.'nin 250.000.000-TL'lik kayıtlı sermaye tavanı içerisinde çıkarılmış sermayesinin 10.000.000-TL'den 85.000.000-TL'ye arttırılmasına ilişkin Sermaye Piyasası Kanunu 1258 sayılı kararına dayalı olarak açılmış olup, davanın konusunu; davalıların dava dışı ... A.Ş.'de bulunan paylarını 25/10/2011 ve 06/07/2012 tarihli iki ayrı işlemle ... A.Ş'ye 85.855.452,00-TL bedeller devrettikleri, o tarihlerde davalı ...'ın aynı zamanda ... A.Ş.'nin de A grubu(imtiyazlı) ve hakim hissedarı olduğu, yine davalı ... ... da aynı zamanda ... A.Ş'de B gurubu imtiyazsız pay sahibi olduğu, diğer davalıların devir tarihlerinde ... pay sahibi olmadıkları, ... A.Ş.'nin hisse devir bedelini nakit olarak değil, sermaye artışı sonucu davalılara ... A.Ş.'de hisse tahsisi ile ödediği, bunun sonucunda ... ve ... dışındaki davalıların da ... A.Ş.'de pay sahibi oldukları, akabinde ... A.Ş ve ... A.Ş. ile birleşme sözleşmesi imzalandığı, şirketlerin yönetim kurullarınca üzerinde anlaşılan Birleşme Yol Haritası ile tarafların, ...'ın ... A.Ş.'de sahibi olduğu 100.000 adet A grubu imtiyazlı payların ... Anonim Şirketi'ne beher pay için 84 kuruş bedelle devredilmesi, yine ... Holding A.Ş.'de ...'ın sahibi olduğu 43.580.000-TL nominal değerli B grubu payların, ...'ın sahibi olduğu 11.200.000-TL nominal değerli B grubu payların ...'ın sahibi olduğu 6.700.000-TL nominal değerli B grubu payların, ...'nin sahibi olduğu 860.000-TL nominal değerli B grubu payların ve ...'ın sahibi olduğu 640.000-TL nominal değerli B grubu payların, yani toplamda 62.900.000-TL nominal değerli B grubu payların ... beher pay için 84 kuruş bedelle devredilmesi, hisse devir bedellerinin en geç 15/05/2014 tarihine kadar söz konusu şirket hissedarlarına ödenmesi ve ... A.Ş.'nin kendi iştiraklerinde sahip olduğu tüm hisselerin, yani ... A.Ş. Paylarının en geç 15/10/2013 tarihine kadar ...'a 21.450.000-TL toplam bedel üzerinden devredilmesi, bu işlem sonucunda ... Holding'in ...'dan oluşacak alacağının, ...'ın ... Holding hisselerinin devri nedeniyle ... doğan alacağından mahsup edilmesi ve yapılacak borcun nakli ile alacağın temliki işlemlerinin sonucunda Holding'in ...'ı ibra etmesi hususunda anlaştıkları, şirket birleşmesinin gerçekleştiği, şirketin asıl davacı ... adını aldığı, birleşme sonrası şirket yönetiminin değiştiği, yeni yönetim kurulu kararı ile ... bünyesindeki ... A.Ş. Paylarının davalı ...'a 21.450.000,00-TL bedelle devredildiği, böylece halka açık ...(eski ...) şirketi'nin toplam 85.855.452,00-TL bedelle davalılardan satın aldığı ... Şirketi hisselerini, on üç ay sonra 21.450.000,00-TL bedelle ...'a sattığı, davalıların örtülü kazanç yoluyla asıl davacı şirketin 64.405.452 TL malvarlığı kaybına uğrattıkları, 85.855,452,00-TL tutarlı ilk devir bedelinin dayanağı olan bağımsız değerleme raporlarının çelişkili ve hukuka aykırı oldukları, ikinci devre ilişkin 21.450.000,00-TL bedelin ise tamamen taraflar arasında pazarlık yolu ile belirlendiği, bu devirden üç ay önce alınmış bağımsız değerleme raporuna göre ... şirketi değerinin 48.163.049 USD olduğu iddialarına dayalıdır. Asıl davada davacı şirket ...'nun 21/11/2013 tarih ve 38/1258 sayılı; " Holding tarafından, 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihlerinde ilişkili kişilerden ...... Ticaret A.Ş. Paylarının emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyatlar (toplam 85.855.452 TL) üzerinden satın alınması ve aynı payların ...'a 21.450.000 TL bedelle satılması neticesinde Holding'in malvarlığında 64.405.452 TL tutarında bir azalmanın meydana geldiği dikkate alınarak, 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihli söz konusu işlemlere taraf olan ve bu işlemler neticesinde menfaat elde eden ..., ..., ..., ... ve ... isimli şahıslar ile söz konusu işlemlere dayanak teşkil eden yönetim kurulu kararlarında imzası olan şahıslar hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu 6102 sayılı Kanun’da m.493, m.531 gibi hükümlerde, gerçek değerden bahsedildiği, yine değerleme raporlarında kullanılan usuldeki farklılığında gözetilmesi gerektiği, ... Ticaret A.Ş. hisselerinin alımı öncesinde farklı Bağımsız Değerleme Kuruluşu ile İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne değer tespiti yaptırıldığı, bunun sonucunda şirketin %100'ü için 67.000,000-USD (109.000.000-TL) bedel belirlendiği, Davalılardan ... dışındaki davalıların bahse konu geri alım işlemine tarafta olmadıkları ve herhangi bir şekilde hisse alımı yapmadıkları, ilgili tarihlerde şirket ile ilgileri de bulunmadığından davalı olarak taraf olmalarının mahkemenin takdirinde olduğu, ... hisselerinin ...'a 21.450.000-TL’den satılması da tek başına örtülü kazanç aktarımının varlığını göstermediği, örtülü kazancın varlığından bahsedebilmek için öncelikle bu değerlemenin esasen çok yüksek olması gerekirken düşük olarak gösterilmesinin şart kıldığı, Esasen örtülü kazanç aktarımı için ille de alım fiyatına gitmeye yani 85.855.452-TL'den hareket etmeye de gerek bulunmadığı, eğer ...’a satım fiyatı olan 21.450.000,00-TL'lik fiyat LTK hisselerinin gerçek fiyatından bariz farklılık arz etse idi, bu durumda Örtülü kazanç aktarımı olmasının söz konusu olabileceği, söz konusu işlemlerin halka açık ortaklıklar ile yönetim, denetim veya sermaye bakımından ilişkide bulunulan kişiler arasında gerçekleştiği, farklı tarihlerde oluşan bedel farklılıklarının bizatihi ödülü kazanç aktarımı oluşturmayacağı" şeklinde mütalaada bulundukları görülmüştür. Dosya kapsamına alınan 12.03.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda;"...Sayın Mahkeme'nin takdirinde olmak ve kabulü halinde; Söz konusu işlemlerin halka açık ortaklıklar ile yönetim, denetim veya sermaye bakımından ilişkide bulunulan kişiler arasında gerçekleştiği, farklı tarihlerde oluşan bedel farklılıklarının bizatihi örtülü kazanç aktarımı oluşturmayacağı" şeklinde mütalaada bulundukları görülmüştür. Dava; 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihlerinde, davacı ....'ye (eski unvan: ... A.Ş.) ait ...A.Ş. paylarının emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyatlar üzerinden (toplam 85.855.452-TL) satın alınması ve aynı payların ...'a 21.450.000-TL bedelle satılmasından bahisle holding malvarlığında 64.405.452,00-TL tutarında bir azalmanın meydana getirilmesine ilişkin işlemler neticesinde doğduğu iddia edilen zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir.Tüm dosya kapsamı ve toplanılan delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı ...Ş. (eski ünvan ... A.Ş.)'nin 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihli Yönetim Kurulu kararları ile dava dışı ... A.Ş. hisselerinin davalılardan devralınarak, aynı hisselerin yine davalılardan ...'a 25.10.2013 tarihli Yönetim Kurulu kararı uyarınca devri işlemleri neticesinde; ...nin malvarlığında 64.405.452,00-TL azalmaya sebep olup olmadığı, azalma söz konusu ise davalıların iş bu azalmadan dolayı sorumlu olup olmadığı ve dolayısıyla oluşan zararın davalılardan tahsilinin mümkün olup olmadığı hususlarında toplandığı tespit edilmiştir.Dosya kapsamına alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi kök ve ek raporlarında da belirlendiği üzere; İstanbul Ticaret Odasına ... sicil no ile kayıtlı, toplam 500.000,00-TL sermayeye sahip ... A.Ş.'nin davaya konu hisseleri 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihli Yönetim Kurulu kararlarına istinaden iki ayrı işlem ile davacı şirket tarafından davalılardan devir alındığı, 25.10.2011 tarihli ilk işlem neticesinde davalılardan ...'ın sahip olduğu ... Ticaret A.Ş.'nin sermayesinin %32'sine tekabül eden 160.000 adet pay, ... A.Ş. tarafından hazır değeri üzerinden %10 iskonto uygulanması neticesinde tespit edilen 187,60-TL değer üzerinden 30.160.000,00-TL karşılığında devralındığı, devir bedellerinin dava dışı ... A.Ş. tarafından hazırlanan ve ...'nın talebine uygun olarak revize edildiği belirlenen değerleme raporlarına uygun olarak belirlendiği, iş bu devir işlimine dayanak 25.10.2011 tarihli davacı şirket Yönetim Kurulu kararında; davalılardan ..., ... ve ...'nin imzasının bulunduğu; ancak davalılardan ... ve ...'ın iş bu kararın alındığı tarihte davacı şirket Yönetim Kurulunda görev almadığı, 06.07.2012 tarihli Yönetim Kurulu Kararında ise; davalılardan ..., ..., ... ve ...'nin imzalarının bulunduğu anlaşılmıştır. ... A.Ş'nin %99.9 oranında hissesine toplam 109.341.041,00-TL bedel üzerinden iktisap edilmesine karar verildiği; ancak davacı şirket tarafından satın alma işlemi neticesinde davalılara nakdi bir ödeme yapılmadığı, bunun yerine Tahsisli Sermaye Artırımı yöntemi ile davalılara, davacı şirket hissesi tahsis edildiği, 25.10.2011 ve 06.07.2012 tarihli işlemler sonrası, davacı şirket Yönetim Kurulu'nun 12.10.2012 tarihinde aldığı karar ile ... A.Ş'nin hisselerinin iktisabı amacıyla tahsisli sermaye artırımı yoluna gidilmesi ve bu işlem için ... nezdinde başvurular yapılmasına karar verildiği, bu başvuru üzerine ...'nın 21.11.2012 tarih ve 1268 nolu kararı ile, tahsisli sermaye artırımı işleminin uygun bulunarak onaylandığı, ...'nın iş bu onayı uyarınca şirketin 250.000.000,00-TL'lik kayıtlı sermaye içinde kalmak şartıyla 10.000.000,00-TL olan sermayesi 75.000.000,00-TL artırılarak 85.000.000,00-TL'ye çıkarılmış, sermaye artırımı nedeniyle ihraç edilecek 75.000.000,00-TL bedelindeki 75.000.000 adet her biri 1-TL nominal bedelli hisselerin 25.11.2011 ve 06.07.2012 tarihinde ... A.Ş. nezdinde yapılan hisse devirleri sonucu devralınan hisse bedellerinin her biri 1-TL alım bedeliyle ve ..., ... dışındaki hissedarların yeni pay alım hakkı kısıtlanmak suretiyle, ...'a 54.000.000-TL bedelinde toplam 54.000.000 adet, ...'a 12.000.000,00-TL bedelinde toplam 12.000.000 adet, ...'a 7.500.000,00-TL bedelinde toplam 7.500.000 adet, ...'a 640.000,00-TL bedelinde toplam 640.000 adet, ...'ye 860.000,00-TL bedelinde toplam 860.000 adet, olmak üzere tahsisli satış yöntemi ile satıldığı, davacı şirketin 17.12.2012 tarihli yönetim kurulu kararı ile tahsisli sermaye artırımı işlemin ne şekilde gerçekleştirileceği belirlenmiş olup, buna göre tahsisli sermaye artırımı işlemi sonucunda ihraç edilecek hisselerin 1.04 bedel üzerinden davalılara tahsis edilmesine karar verildiği, 25.11.2011 ve 06.07.2012 tarihli kararlar uyarınca ... A.Ş. paylarının 109.341.041,00-TL bedel üzerinden devir alınmasına karar verilmişken, tahsisli sermaye artırımının 75.000,000-TL üzerinden yapılmasının nedeninin ise, tahsisli sermaye artırımı için ... nezdinde yapılan görüşmelerde ...'nın sermaye artırım miktarında revize talep etmesi neticesinde artırılacak sermayenin 75,000.000-TL olarak belirlenmesi ve buna uygun olarak ...'ya başvuru yapılması olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır....A.Ş. ile ... A.Ş.'nin birleşmesi işlemine ilişkin olarak; 02.08.2013 tarihli özel durum açıklaması ile ... A.Ş ile birleşme sözleşmesi imzalandığının kamuoyuna bildirildiği, akabinde 20.08.2013 tarihli açıklama ile Birleşme Yol Haritasının belirlendiği, davalılar ve dava dışı ... ve ... A.Ş.'nin birleşme işleminin tarafları olarak yer aldığı, ... ortaklarının sahip oldukları toplamda 63.000.000 adet hisseden, ...'ın sahibi olduğu 100.000 adet A grubu payların ... beher pay için 84 kuruş bedelle devredilmesi konusunda anlaşma yapıldığı, ...'ın sahibi olduğu 43.580.000-TL nominal değerli payların, ...'ın sahibi olduğu 11.200.000-TL nominal değerli B grubu payların ...'ın sahibi olduğu 6.700.000-TL nominal değerli B grubu payların, ...'nin sahibi olduğu 860.000-TL nominal değerli B grubu payların ve ...'ın sahibi olduğu 640.000-TL nominal değerli B grubu payların toplamda 62.900.000-TL nominal değerli B grubu payların ...'ya beher pay için 84 kuruş bedelle devredileceği hususunda mutabık oldukları, hisse devir bedellerinin en geç 15.05.2014 tarihine kadar söz konusu şirket hissedarlarına ödeneceği ve şirketin kendi iştiraklerinde sahip olduğu tüm hisselerin (... paylarının) en geç 15.10.2013 tarihine kadar ...'a 21.450.000-TL toplam bedel üzerinden devredileceği, bu işlem sonucunda şirketin ...'dan oluşacak alacağının ...'ın şirket hisselerinin devri nedeniyle ... doğan alacağından mahsup edilmesi ve yapılacak borcun nakli ile alacağın temliki işlemlerinin sonucunda şirketin ...'ı ibra edeceği, bu yol haritasının birleşme sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğu hususlarının belirlendiği anlaşılmıştır. Akabinde 21.08.2013 tarihinde davalıların sahip olduğu hisseler birleşme yol haritasında açıklandığı üzere; ... A.Ş.'ye devredilmiş ve aynı zamanda davalılar davacı şirket yönetim kurulu üyeliklerinden de istifa ettikleri anlaşılmıştır. ... A.Ş. hisselerinin ...'a devri ile davalıların, davacı şirket nezdinde sahip oldukları hisselerin ... A.Ş.'ye devri sonrasında, davacı şirket tarafından 25.10.2013 tarihinde yapılan açıklama ile ... A.Ş.'de sahip olduğu %99,9 oranındaki hissenin ...'a 21.450.000,00-TL üzerinden devredildiğinin kamuya açıklandığı, ilgili yönetim kurulu kararı altında dava dışı ... imzalarının yer aldığı, birleşen davada davacı ...'nın iş bu devir sonrası davacı şirketten devir bedelinin ne şekilde belirlendiğine ilişkin bilgi istendiği, davacı şirket tarafından ...'ya gönderilen 02.10.2013 tarihli yazı da devir bedelinin en son değerleme raporu olan ... A.Ş raporunda belirtilen FAVÖK değerlerinin dikkate alındığı, alıcı ve satıcı tarafın kendi aralarında müzakere ederek bedeli belirlediğinin açıklandığı, birleşen dosya davacısı ...'nın 21.11.2013 tarih ve 2013-37 sayılı kararında ...A.Ş.'nin devir işleminin önemli nitelikte bir işlem olduğu ve dolayısı ile genel kurulda şirket hissedarlarının onayına sunulması gerektiği, devir işleminin; ancak genel kurulda onaylanması durumunda hukuken uygulama alanı bulacağı, ilgili genel kurulda olumsuz oy kullanan hissedarlara 0.67-TL bedel üzerinden ayrılma hakkı kullandırılması gerektiğinin davacı şirkete bildirildiği, ...'nın bu kararı üzerine davacı şirket genel kurulunun 24.12.2013 tarihinde toplanarak ... A.Ş.'nin ...'a devri işleminin görüşüldüğü, genel kurul bilgilendirildikten sonra genel kurul tarafından hem söz konusu satın alma işlemi hem de devir işleminin genel kurulda onaylandığı, ilgili kararda herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığı, davalıların genel kurulda bulunmadığı ve oy kullanmadığı belirlenmiştir.Dosya kapsamına alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamından edinilen vicdani kanaat gereğince; Somut olaydaki hisse değerleme işlemlerini gerçekleştirilen kuruluşların, esasları ... tarafından belirlenen ve değerleme yapabilmeleri konusunda yetkilendirilmiş uzman kuruluşlar olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun teşekkül ettikleri, ayrıca İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi kanalı ile de değerleme yaptırıldığı ve bu raporların tamamının ...'ya sunulduğu ve ... tarafından tespit edilen eksikliklerin giderilmesinin sağlandığı, ... A.Ş.'nin gerçek değerinin tespiti açısından, Kanun ve ilgili mevzuata uygun hareket edildiği ve ilgili tarihte yönetim kurulu üyesi olan kişilerin kanunda belirli özen yükümlülüğünü yerine getirdiğinin belirlendiği, Tahsisli Sermaye Artırımı işleminin ...'nın onayına tabi bir işlem olduğu ve bu doğrultuda ...'nın 21.11.2012 tarih ve 1268 sayılı kararı ile bu işleme onay verdiğinin belirlendiğinden tahsisli sermaye artırımı işlemi açısından herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilemediği, davaya konu hisselerin 21.450.000,00-TL bedel üzerinden ...'a satımı işlemine ilişkin olarak ise; hisse değerlerinin zaman içerisinde artıp azalabildiği, devir işleminin nakdi olarak değil, tahsisli sermaye artışı yöntemiyle gerçekleştirildiği dikkate alındığında da; anılan hisselerin ...'a satışının 21.450.000-TL bedel üzerinden yapılması hususunun tek başına örtülü kazanç aktarımının varlığı için yeterli olmadığı, bir başka ifadeyle sadece alım ve satım bedeli arasındaki farka dayanılarak örtülü kazanç aktarımının gerçekleştirildiği sonucuna varılamayacağı, dolayısıyla tüm bu işlemler neticesinde davacı ... malvarlığında 64.405.452,00-TL tutarında bir azalmanın meydana getirilmesi suretiyle davalıların bir menfaat elde ettiğinden bahsedilemeyeceği, bir an için bir zararın varlığı kabul edilse bile; kamuoyuna 20.08.2013 tarihinde açıklanan ... A.Ş. ile olan birleşme yol haritasında ön şart olarak yer alan satış işleminin 'önemli miktarda şirket malvarlığının toptan satışı' kapsamında olduğu ve 24.12.2013 tarihli Olağanüstü Genel Kurulu'nda onaylandığı, davacı holdingin genel kurulu tarafından da işleme onay verilmesi karşısında artık Birleşme Yol Haritası ile belirlenen devir bedelinden dolayı davalılara sorumluluk yüklenemeyeceği, diğer yandan devir işleminin de; davacı şirket tarafından alınan 25.10.2013 tarihli Yönetim Kurulu Karan ile gerçekleşmiş olduğu, söz konusu Yönetim Kurulu kararını ... imzaladığı, davalıların bu yönetim kurulu kararında imzalarının bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu 6362 sayılı Kanun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 404 sayılı kararı ile şirketin değer tespitinin yaptırıldığı, mahkeme kararı ile şirket değerinin 67.189.663,99-USD olduğunun tespit edildiği, Sermaye Piyasası Kuruluna tahsisli sermaye arttırımı ile ... Tic. A.Ş.'nin devralınması için müracaat edildiği, Sermaye Piyasası Kurulunun 29.11.2012 tarih ve 2600 sayılı yazısıyla 85.000.000-TL bedel üzerinden tahsisli sermaye artışı yöntemiyle bu devre izin verildiği, ... Holding A.Ş.'nin kayıtlı sermaye tavanı içerisinden çıkarılmış sermayesinin 85.000.000-TL'ye arttırılmasının ... kuralları çerçevesinde yapıldığı, bu nedenlerle yasal yollar takip edilerek yapılan şirket hisse devir ve satış işlemlerinde suçun maddi ve manevi unsurunun oluştuğunun söylenemeyeceği, suçun işlendiğine dair yeterli somut delil bulunmadığı" şeklinde tespit ve görüşlere yer verildiği, bahse konu Mahkemenin 22.11.2016 tarihli kararıyla sanıkların, yüklenen suçu işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, anılan kararın istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi'nin 22.03.2017 tarih ve 2017/692 Esas ve 2017/685 Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi suretiyle 22.03.2017 tarihi itibariyle kesinleştiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamına alınan 09.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda;"...Yönetim Kurulu'nun Sermaye Piyasası Kanunu 2499 sayılı Kanun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu HMK md.353/1 K6362 md.92 K6100 md.6 K6362 md.53/1 HMK md.355 K1258 md.408 HMK md.362/1 K1258 md.110 TCK md.155/2 K2499 md.92 HMK md.220
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog