Esas No
E. 2023/8917
Karar No
K. 2023/11572
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

10. Hukuk Dairesi

E. 2023/8917 K. 2023/11572 T.
Karar Sonucu ONANMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/8917, K. 2023/11572, T. 21.11.2023
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8917
Karar No
2023/11572
Karar Tarihi
21.11.2023
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku
Karar Sonucu
ONANMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

10. Hukuk Dairesi         2023/8917 E.  ,  2023/11572 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/494 E., 2023/951 K.
KARAR: Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. İş Mahkemesi

SAYISI: 2017/103 E., 2018/59 K.

Taraflar arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, 01/10/2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisi ve işleyen faizleri ile birlikte davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında özetle; Müvekkilinin Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki hizmetine karşılık gelen 3 yıl 10 ay 15 gün (FHZ) fiili hizmet zammı süresinin hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi neticesinde, müvekkilinin 01.10.2016 tarihinden itibaren emekli sayılarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ve biriken aylıkların 01.10.2016 tarihi başlangıç kabul edilerek, her bir aylık için aylığa hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili, davacının fiili hizmet zammı süresinden dilekçesinde talep ettiği şekli ile yararlanmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi, bozma öncesinde verilen kararı ile; "...Davacının 30.09.2016 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu ve bu tarih itibariyle işten ayrıldığı anlaşılmakla, 22.06.1970 doğumlu olan davacının tahsis talep tarihinde; 46 yaşını (46 yıl 3 ay 8 gün) tamamladığı görülmüştür. Geçici 8 l/f bendinde aranan 49 yaş koşulundan, davacının 5434 sayılı Kanun uyarınca hak kazandığı 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin düşülmesi karşısında davacının anılan bentte belirtilen yaş koşulunu da yerine getirdiği görülmektedir.

Mahkememizce 05.01.2018 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.

Somut olayda; yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, denetime ve hükme esas almaya elverişli 05.01.2018 tarihli bilirkişi raporu da göz önünde bulundurulmakla; davacıya tahsis talep tarihi olan 30.09.2016 tarihini takip eden aybaşı olan 01.10.2016 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği anlaşılmakla faiz yönünden de 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gözetilerek davanın kısmen kabulüne dair..." karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

1.İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.

2.İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili ise, kendisi hakkında verilen kararın hatalı olduğunu, bu kapsamda emsaller gibi davasının tümden kabul edilmesi gerektiğini beyan ile verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu kararı ile "...Dava konusu olayda; 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması için tahsis talebinde bulunan ve 2829 sayılı Kanun gereği 15.07.1988–14.03.2007 tarihleri arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında Emekli Sandığı hizmetleri birleştirilen davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 5, 6 ve 39’uncu maddeleri kapsamında itibari hizmet kabul edilerek yaş haddinden de indirilmesi ve buna bağlı olarak tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren davacıya aylık bağlanmasına dair Mahkeme kararı ve gerekçesinin yerinde olduğu görülmüştür.

Davacının “3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin hizmet başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden indirilerek davacının müracaat tarihini izleyen ay başı olan 01.10.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, biriken aylıkların 01.10.2016 tarihi başlangıç kabul edilerek, her bir aylık için aylığa hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi” şeklindeki talebi karşısında kurulan hükmün tam kabul niteliğinde bulunduğu, aylıklara 3 ayın sonundan itibaren faiz yürütülmesinin kanun gereği olduğu, buna göre reddedilen talebin bulunmadığı, buna rağmen kısmen kabul denilerek davacı aleyhine hüküm kurulması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle; davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 353/1-b.3 maddesi gereğince kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın kabulü ile, davacıya 01.10.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve biriken aylıkların her bir aylığa hak kazanıldığı tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine,.." dair karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. 1.Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin, bozma kararında "....Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.

Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilerek karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince 1.Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin Dairemizin ilk bozmasından sonra verdiği kararı ile "...Somut olayda, 22.06.1970 doğumlu davacının, 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesi uyarınca 23.05.2002 tarihi itibariyle 13 yıl 10 ay 8 gün süresi bulunduğu ve ilgili maddenin (h) bendi uyarınca 51 yaş şartına tabi olduğu, yaş şartını 22.06.2021 tarihinde tamamladığı, bu tarihten fiili hizmet zammı süresi olan 3 yıl 10 ay 15 günlük sürenin çıkarıldığında, yaşlılık aylığının 07.08.2017 tarihinde bağlanabileceği ancak davacının tahsis talep ve dava tarihi itibariyle yaş şartını tamamlamadığından davacıya yaşlılık aylığı bağlanması mümkün değildir

O halde, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyada mevcut deliller hüküm kurmak için yeterli olduğundan, delil toplanmasına gerek olmaksızın davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmiştir.

C. Dairenin 2.

Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği ikinci kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile;. "... bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.""" denilerek karar 2. kez bozulmuştur.

D. Böge Adliye Mahkemesince 2.Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen son kararı ile "...Dosya kapsamı itibariyle, 22.06.1970 doğumlu davacının, 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesi uyarınca 23.05.2002 tarihi itibariyle 13 yıl 10 ay 8 gün süresi bulunduğu ve ilgili maddenin (h) bendi uyarınca 51 yaş şartına tabi olduğu, yaş şartını 22.06.2021 tarihinde tamamladığı, bu tarihten fiili hizmet zammı süresi olan 3 yıl 10 ay 15 günlük sürenin çıkarıldığında, yaşlılık aylığı tahsisine 07.08.2017 tarihinde hak kazandığı, bu tarihi takip eden ve aybaşı olan 01.09.2017 tarihi itibariyle davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerekmektedir.

Öte yandan, hem tahsis talep tarihi hemde dava tarihi itibariyle davacıya aylık bağlama koşulları oluşmamış olup, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşmiştir. Dolayısıyla tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu olmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılması ve davalı Kurum yararına da avukatlık ücretine hükmedilmesi, bu doğrultuda davanın kısmen kabulüne dair ve davacıya 01.09.2017 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması, biriken aylıkların 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince 01.12.2017 tarihinden itibaren ödenmeyen aylıkların her birinin ödenmesi gerektiği tarihten itibaren yasal faizleri ile ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı ...

vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde;

davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık,

Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddeleri hükümleridir.

3.Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog