3. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/11/2023
NUMARASI: 2023/228 E - 2023/1150 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçluya ait mahalde müvekkili kurumun kaçak ekipleri tarafından yapılan kontrolde kaçak elektrik kullanıldığı tespit edilen borçlu davalı aleyhine ... seri nolu kaçak zabtı tanzim edildiğini, kaçak tutanağına istinaden borçluya kaçak elektrik faturası düzenlendiğini ancak borçlu tarafından vadesi gelmiş olan borcun ödenmediğini, ödenmeyen borcun tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Dairesi ... Esas Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini, takibin durduğunu, vadesi gelmiş bir borç için ihtiyati haciz talep ettiklerini beyanla itirazın iptalini, takibin devamını, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ,davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; somut olayda, davacıdan kesin süre içinde yatırılması istenilen bilirkişi masrafının delil avansı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. mahkememizin 14/06/2023 tarihli celsesinde delil avansı niteliğinde olan bilirkişi giderinin yatırılması hususunda davacı vekiline kesin süre verilmiş olup, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçlar açık olarak anlatılmış ve anlatılanlar tutanağa geçirilmiştir. Bilirkişi giderinin davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı, 14/06/2023 tarihi itibariyle 2 haftalık kesin süre içerisinde masraf yatırılması gerekirken makul süreyi aşacak şekilde bir sonraki celseden bir gün önce 07/11/2023 tarihinde masrafın yatırıldığı, bu şekliyle celse talikine sebebiyet verildiği, dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında davacının davasını ispatlayamadığı, usulüne uygun olarak verilmiş kesin sürenin tüm tarafları ve mahkemeyi bağladığı gerekçesiyle DAVANIN REDDİNE karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararı, davacı vekili istinaf etmiştir. Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi ücreti delil avansı niteliğinde olup HMK 324. maddesi uyarınca delil avansının ikame edilmemesi halinde davanın reddi sonucunun doğmayacğı,delil avansının bu niteliği itibariyle gider avansından ayrılmakta olup; gider avansı gibi dava şartı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,emsal Yargıtay kararları uyarınca; delil ikamesi dava şartı olmadığından yatırılmadığı takdirde davanın reddine karar verilemeyeceği, bilirkişi ücreti celseden önce yatırılmış olduğundan ve davanın uzamasına sebep olunmadığından işin esası incelenerek karar verilmesi gerektiği, mahkemece dosyanın bilirkişiye tevdi edilmemiş olması nedeniyle davanın ispat edilemediği neticesine varılmış olmasının da hatalı olduğu, Mahkeme tarafından dosya kapsamında bulunan hiçbir somut belge dikkate alınmaksızın, yalnızca bilirkişi deliline itibar edilerek davanın esası hakkında değerlendirme yapılmasının açıkça mahkemenin re'sen araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini gösterdiğini, Mahkeme tarafından dava dilekçesinin "Deliller" bölümünde yer alan hiçbir kuruma müzekkere yazılmadığı, davalı yan hakkında İTO sorgusu yapılmadığı, herhangi bir kolluk adres araştırması yapılmadığı, kısacası delil toplamaya yönelik hiçbir işlem gerçekleştirilmediği, maldı ki davalı yanın cevap dilekçesi dahi sunmadığı, diğer bir deyişle dosyada kaçak elektrik tutanağının aksini gösterir hiçbir bilgi, belge, iddia bulunmadığı, bilirkişice yapılacak incelemenin tamamen teknik nitelikte olup; yasal mevzuat uyarınca kaçak elektrik tüketim bedeli hesaplanacak ve bu bedel müvekkil kurum tarafından tanzim edilen fatura ile kıyaslanacak olduğu, davalının kaçak elektrik kullanımından sorumluluğu hususunda takdirin bilirkişiye değil, mahkemeye ait olduğu, . dosya kapsamına sundukları kaçak elektrik tahakkuklarının yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca aksi ispat edilinceye dek kesin delil hükmünde olduğu, kesin delil niteliğindeki kaçak zapt tutanakları ve zabıttaki tespitleri somut olarak destekleyen tüketim endekslerinin müvekkil kurum alacağını ispatladığını, delil avansının geç ikame edilmiş olması nedeniyle ve başkaca hiçbir delil toplanmaksızın davanın reddedilmiş olmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği ileri sürülerek, lgili kararın kaldırılması istenmiştir. HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , itirazın iptali talebine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266 maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." "Delil İkamesi için avans" başlığı altında düzenlenen 324. Maddesinde ise ; "(1)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." şeklinde düzenleme yapılmıştır. HMK'da öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise; kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; kanun tara- fından öngörülmüş cevap süresi, temyiz süresi gibi süreler olup bu süreler kesindir. Bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı mahkemece resen gözetilir. Hakimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir (Kuru, Baki/ Arslan Ramazan/ Yılmaz, Ejder, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, HMK'ya göre Yeniden Yazılmış 22. Baskı, Ankara 2011, s.749). Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, HMK'nın 90/2. maddesine göre; iki tarafı din- ledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir, aynı Kanunun 94/2. maddesine göre de: bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. Hakimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması; ya da hakimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir. Kesin süre verilmesinin temel amacı, tarafların davayı uzatıcı ve hükmü geciktirici tutum ve davranışlarını önlemektir. Hak kaybına yol açmak gibi ağır hukuki sonuçlar doğuran kesin süre kurumunun hakim tarafından dikkatli, duyarlı bir şekilde kullanılması gereklidir (HGK'nın 28/04/2010 tarihli ve 2010/2-221 E. 241 K.).Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Başka bir deyişle; ister kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan; HMK'nın 94. maddesi uyarınca kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, miktarının net olarak belirlenmesi gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/4704 E. 2021/8762 K. Nolu ilamı) Somut olayda davacı vekilinin hazır bulunduğu 14/06/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında tahkikata geçilmesine karar verilerek "Dosyanın Elektrik- Elektronik bilirkişisini tevdiine, bilirkişiye 2.000,00 TL ücret takdirine, takdir edilen bilirkişi ücreti ile 200,00 TL bilirkişi tebliğ gideri ve bilirkişi raporunun taraflara tebliğ gideri olmak üzere toplam 2.200,00 TL'nin 2 haftalık kesin süre içerisinde davacı vekilince eksik delil avansının mahkememiz veznesine depo edilmesine, aksi taktirde 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nun 324. maddesi gereğince bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunun davacı vekiline ihtarına ( ihtar edildi )" şeklinde ara karar oluşturulmuştur.Mahkemenin kesin süreye ilişkin ara kararının ,yukarıda yazılı hususları kapsadığı ve usulüne uygun olduğu görülmüştür. Buna göre bilirkişi deliline ilişkin avansın en geç 28/06/2023 tarihinde yatırılması gerekmektedir. Bilirkişi ücretinin kesin süre içinde yatırılmadığı,duruşma gününden 1 gün evvel yatırıldığı , bu nedenle bilirkişi incelemesinin yapılamadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin benzer konu ile ilgili emsal 2021/1326 esas ve 2022/3365 sayılı kararında da açıklandığı üzere ;kesin süreye uyulmaması durumunda; davacı vekilince celse atlanmasına ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmemesi koşullarının mevcut olması durumunda mahkemece, kesin süre içinde bilirkişi masrafının yatırılmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş olup,somut olayda ise 14/06/2023 tarihi itibariyle 2 haftalık kesin süre verilmesinden sonra duruşmanın ertelendiği 08/11/2023 tarihi dikkate alındığında, bilirkişi ücretinin duruşmadan 1 gün önce yatırılmasının celse atlanmasına ve yargılamanın uzamasına yol açtığı açıktır. Davada ,davacı tarafça davalıya ait mahalde müvekkili kurumun kaçak ekipleri tarafından yapılan kontrolde, kaçak elektrik kullanıldığı tespit edilen borçlu davalı aleyhine H/415925 seri nolu kaçak zabtı tanzim edildiğini, kaçak tutanağına istinaden borçluya kaçak elektrik faturası düzenlendiğini, ancak vadesi gelmiş olan borcun ödenmediğini, ödenmeyen borcun tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Dairesi ... Esas Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini beyanla ,itirazın iptali talep edilmektedir. Davacı tarafça delil olarak dava dilekçesinde ;Bakırköy ... İcra Dairesi ..
E. Sayılı dosyasının celbi,...
No'lu Abone İşlem dosyası ve dava konusu alacak dayanağı evrakların müvekkil kurumdan celbi,... - defter ve kayıtları ile tutanaklar,..., ..., ..., Nüfus, Belediye, Muhtarlık vs. kurum kayıtları,tanıklar, keşif ve bilirkişi incelemesi ile isticvap, yemin deliline dayanıldığı bildirilmiştir.Davacı vekilince 03/10/2023 tarihli beyan dilekçesinin ekinde fatura,kaçak tesbit tutanağı ibraz edilmiştir.Davalının davaya cevap vermemesinin sonucu,HMK 128. maddesi uyarınca davalının,davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamının inkarı anlamına gelmektedir. Davada ,ispat yükü alacaklı-davacı üzerinde bulunmaktadır. Yukarıda da açıklandığı üzere ; HMK'nın 266 ncı maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. Somut olayda ,kaçak elektrik kullanımı iddiası mevcut olup,fatura düzenlenerek icra takibine konu edilmiştir.Davalının elektrik kullanımının mevzuat uyarınca kaçak kullanım olup olmadığının ve kaçak kullanım varsa miktarının tesbiti hususlarının çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği açıktır.Bu sebeple ,her he kadar dosyaya kaçak tesbit tutanağı ve fatura ibraz edilmiş ise de ;davaya konu tutanak, bir özel hukuk tüzel kişisi olduğu tartışmasız olan davalı şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenmiş olduğu gözetildiğinde, 6100 sayılı Kanun'un 204. maddesinin ikinci fıkrasında hüküm altına alınan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 21.10.2021 tarihli ve 2021/4894 E., 2021/10580 K. sayılı kararı da aynı yöndedir.) Bu durumda ,uyuşmazlığın çözümünün teknik bilirkişi incelemesini gerektirdiği,davacı taraf kesin süreye uymadığından bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı, mevcut deliller itibarıyla değerlendirme yapıldığında ise davanın ispatlanamadığı sonucuna varılmakla, mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/03/2024