10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/12132 E. , 2023/11591 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması ve aylıkların davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte tahsili tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle davacının Türk Silahlı kuvvetleri bünyesinde subay (pilot) olarak çalıştığını, istifa ederek ayrıldığını daha sonra özel bir hava yolu şirketinde çalışmaya devam ettiğini hizmetlerinin birleştirilmesi ve yıpranmaya tabi fiili hizmet süresi tespit edilerek sigorta başlangıç tarihli ve yaş haddinden geriye çekilerek emeklilik tarihinin tespit edilmesi için kuruma müracaat ettiğini kurum tarafından fiili hizmet zammının hesaplanarak süresine eklendiğini hizmet başlangıcının geriye eksik çekildiğini yaş haddinden indirim yapılmadığını belirterek fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesini bulunacak emeklilik yaş haddinden de düşülerek 01.06.2018 tarihinden itibaren yaşılık aylığı bağlanması ve faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu talebi ile ilgili müvekkili Kuruma yazılı başvuruda bulunmadan dava açtığını, davanın bu yönden reddinin gerektiğini, 6552 sayılı Kanun düzenlemesi gereği SGK'ya açılacak hizmet tespiti dışındaki davalar için Kuruma başvuru yapılmadan dava açılmasının yasaklandığını, davacının fiili hizmet zammından yararlanabilmesi için yaptığı işin niteliğinin hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde belirlenmesi gerektiğini, davacının bu yönde somut bir beyanı ve delilleri bulunmadığını, diğer yandan davacının fiili hizmet zammından faydalanabilecek nitelikte bir işte çalışmış olduğu kabul edilse dahi şu aşamada dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının emekli olacağı tarihe kadar mevcut şartlarda ve mevzuatta değişiklik yapılıp yapılmayacağının (örneğin mevzuat değişikliği ile davacının belki de mahkemece yapılacak tespitten daha erken bir tarihte veya daha geç bir tarihte emekliliğe hak kazanması ihtimali) belirsiz olduğunu, hal böyleyken herhangi bir emeklilik veya tahsis talebi bulunmayan davacının ilerideki emeklilik tarihinin tespitini talep etmesinde hukuki yararı bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, bozma öncesinde verdiği kararı ile davanın kabulüne, davacı hakkında kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığı tahsisine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu kararı ile: "...İlk Derece Mahkemesi kararında "4 yıl 4 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiği" belirtilmiş ise de aylığa hak kazanılan tarihin sonuç itibarıyla doğru tespit edilmesi nedeniyle kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Dairenin 1.
Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin, bozma ilamında ise; "...Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince 1.Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 1 inci bozmaya uyarak verdiği ikinci kararında ; "...Uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince fiili hizmet zammının; fiili hizmetine eklenmesinin mümkün olduğu ancak davacının birleşen hizmetleri sonrasında 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken sigortalılık süresi yönünden sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle ek bir sigortalılık süresine imkan vermediği değerlendirilmiş; davacının tahsis talep tarihi itibariyle olması gereken yaşını tamamlamadığından yaşlılık aylığına hak kazanmadığı, tahsis talebinin reddine ilişkin Kurum işleminin yerinde olduğu kanaatine varılmış, bu itibarla haksız davanın reddine" karar verilmiştir.
C. Dairenin 2.
Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin verdiği ikinci kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile;. "... bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.""" denilerek karar 2. kez bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2.Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen son kararı ile "... taraflarca yasal süre içerisinde bildirilen ve uyuşmazlığın esasına etkili olduğu değerlendirilen tüm delillerin celp edildiği, usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamı doğrultusunda ek rapor tanzim edilmesi için dosyanın bozma öncesi rapor tanzim eden bilirkişiye tevdi edilerek bozma ilamı kapsamı, konuya ilişkin yasal mevzuat ve Yüksek Mahkemenin güncel içtihadı doğrultusunda yeniden değerlendirme yapılmasının istenildiği, 24.04.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelerin, dosyadaki bilgi ve belgeler ile uyumlu, hükme esas almak için yeterli ve denetime elverişli bulunduğu, buna göre, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.10.1991 olduğu, 18.05.2018 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, tahsis talebi tarihi itibariyle toplam 9.554 prim ödeme gününün bulunduğu, 23.09.1972 doğumlu olan davacının tahsis tarihi itibariyle yaşının 45 yıl 7 ay 25 gün olduğu, 506 sayılı Kanunun Geçici 81/B-j bendine göre yaşlılık aylığı tahsis koşullarının, 25 yıl sigortalılık süresi, 53 yaş ve 5600 prim ödeme günü şeklinde olduğu, tahsis tarihi itibariyle davacı yaş koşulu dışındaki şartları taşıdığı, yaş koşulunun ise 23.09.2025 tarihinde gerçekleşeceği, davacının yaşından 4 yıl 4 ay 15 gün olan fiili hizmet zammı düşüldüğünde yaş koşulunu 18.05.2021 tarihinde tamamladığı, bu nedenle, takip eden 01.06.2021 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı, öte yandan, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, konuya ilişkin yasal mevzuat ve Yüksek Mahkeme'nin yerleşik içtihadı (Bkz. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2021/2144 Esas ve 2021/17104 Karar sayılı ilamı) gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereğinin de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınması ve buna göre bir karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne davacının 4 yıl 4 ay 15 gün fiili hizmet süresinin, sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının 4 yıl 4 ay 15 günlük fiili hizmet süresinin, sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi neticesinde emeklilik tarihinin (emekliliğe hak kazanıldığı tarihin) 18.05.2021 olduğunun tespitine, davacının emekliliğe hak kazandığı 18.05.2021 tarihini takip eden ay başından (01/06/2021) tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması ve 01/09/2021 tarihinden itibaren başlamak üzere hak edilen yaşlılık aylıklarına yasal faiz işletilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine.." dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı ...
vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK Başkanlığı vekili, temyiz dilekçesinde;
davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddeleri hükümleridir.
3.Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.