7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2022/16559 E. , 2023/11754 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 15.08.2012 tarihli ve 2012/764 Esas, 2012/297 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 07.02.2011-05.07.2012 tarihleri arasında firar suçundan, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Anılan kararın sanık ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askerî Yargıtay 4. Dairesinin 11.02.2014 tarihli ve 2014/175 Esas, 2014/160 Karar sayılı ilâmı ile; "...sanık hakkında verilen denetimli serbestlik kararının aslının ya da onaylı suretinin temini ile, söz konusu kararın, hangi tarihler arasında, nerede ve ne şekilde yerine getirildiğinin araştırılmaması; ayrıca, Arguvan Askerlik Şubesince 04.02.2011 tarihinde birliğine sevk edildiği anlaşılan sanığa, tebliğ edilen sevk belgesi suretinin getirtilmemesi; yine sanık, Askerlik Şubesinde, kendisine, denetimli serbestlik süresince, Malatya'da kalmasının söylendiğini beyan ettiğinden; hakkında denetimli serbestlik kararı bulunan sanığa, bu yönde bir beyanda bulunulup, bulunulmadığının; hakkında denetimli serbestlik kararı bulunan yükümlülerin, birliklerine sevki ile ilgili uygulamanın, ne şekilde olduğunun araştırılmaması;
Ayrıca, Askerî Mahkemece, sanığın psikiyatrik muayenesi yaptırılmadan önce, Askerlik Şubesi ve Birliği Komutanlığından, RDM kayıtları ile psikiyatrik tedavi kayıtları istenmekle birlikte, aldığı cezalara ilişkin belgelerin istenilmediği; dosya içeriğinde bulunan sabıka kaydında da, sanığın anne adı ... olmasına rağmen, ... olarak göründüğü; dosyada mevcut mahkûmiyet kararının onaylı suretinin getirtilmediği; psikiyatrik muayenesinin sivil bir psikiyatri uzmanı tarafından yapıldığı ve mütalaada; sanığın müşahede altına alınmasına gerek olmadığı, ancak psikiyatrik desteğe ihtiyacı olduğunun belirtildiği; ayrıca, sanığın suç tarihi itibarı ile cezai ehliyetine yönelik bir tespitte bulunulmadığı gözetildiğinde; sanığın adlî sicil kaydının yeniden istenilerek, varsa, yeni mahkûmiyet kararlarının ve infaz evraklarının getirtilmesi; birliğine ve askerlik şubesine yazı yazılarak, varsa diğer cezalarına ilişkin karar ve infaz evrakları ile psikiyatrik tedavilerine ilişkin belgelerin temini; daha sonra, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği hükümlerine vakıf, askeri tabip psikiyatri uzmanı bir bilirkişi atanarak; sanığın cezai ehliyeti ve askerliğe elverişliliği hususlarında mütalaa alınması ve gerek görülmesi halinde gözlem altına alınması gerekirken, bu hususlara riayet edilmeksizin karar verilmesi..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.05.2019 tarihli ve 2017/172 Esas, 2019/79 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 15.04.2011-05.07.2012 tarihleri arasında firar suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile 53 üncü maddesi uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; birliğinden firar etmediğine, firar göstererek kendisini suçladıklarına ve cezanın kaldırılmasını talep ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, askerlik hizmetini yaptığı sırada, dağıtım izninde iken sivildeki suçu nedeniyle 11.03.2010 tarihinde yakalanarak Malatya E Tipi Ceza ve İnfaz Kurumuna kapatıldığı, buradaki cezasının infazını müteakip 04.02.2011 tarihinde tahliye olduğu, aynı gün Arguvan Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından 1 gün yol süresi verilerek ve 06.02.2011 tarihinde birliğine katılması gerektiği belirtilerek birliğine sevk edildiği, buna göre 06.02.2011 tarihinde saat 24.00'e kadar birliğine katılması gerekirken katılmadığı, bilahare 05.07.2012 tarihinde yakalandığı anlaşılmıştır.
2.Sanığın savunmasında özetle; hırsızlık suçundan cezaevinde yattığını, çıktıktan sonra birliğine teslim olması konusunda kendisini yeterince bilgilendirmediklerini, akabinde bileklerini kesmesi ve babasının rahatsızlığı dolayısıyla uzun süre birliğine gidemediğini, 2013 yılında psikiyatri servisinden rapor aldığını, pişman olduğunu beyan ettiği belirlenmiştir.
3.Sanığın 04.02.2011 tarihinde bir gün yol süresi verilerek ve katılacağı tarihin 06.02.2011 olduğu belirtilerek birliğine sevk edildiğine dair tanzim olunan Arguvan Askerlik Şubesi Başkanlığının 04.02.2011 tarihli sevk yazısı, 04.02.2011 tarihinde cezaevinden tahliye olan sanığın birliğine katılış yapmadığına dair Birliği Komutanlığının 17.06.2011 tarihli yazısı, 05.07.2012 tarihinde yakalanmasına dair düzenlenen aynı tarihli tutanak, sanık hakkında düzenlenen vaka kanaat raporu ile sanığın gördüğü tedavilere ait sağlık kayıtları dosya kapsamında mevcuttur.
4.Bozma ilâmı sonrasında sanık hakkında Malatya Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından tanzim olunan ve "sanığın suç tarihlerinde cezai sorumluluğunun tam olduğu, suç tarihi olan 07.02.2011-05.07.2012 tarihleri arasında askerliğe elverişli olup olmadığı hakkında askerlik alımı ile ilgili kurulu bulunan herhangi bir ... hastanesinden veya üniversite hastanesinden görüş alınmasının uygun olacağı" görüşünü içeren 18.12.2018 tarihli raporun dosya arasına alındığı belirlenmiştir.
5.Sanık hakkında Van ... Hastanesinin 18.04.2013 tarihli ve 852 sayılı sağlık kurulu raporu ile "disosyal kişilik bozukluğu (antisosyal kişilik bozukluğu)" tanısıyla askerliğe elverişli değildir kararı verildiği saptanmıştır.
6.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. IV. GEREKÇE
1.Sanık hakkında Van ... Hastanesinin 18.04.2013 tarihli ve 852 sayılı sağlık kurulu raporu ile "disosyal kişilik bozukluğu (antisosyal kişilik bozukluğu)" tanısıyla askerliğe elverişli değildir kararı verilmesi, uyulmasına karar verilen bozma ilâmı doğrultusunda alınan Malatya Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 18.12.2018 tarihli raporunda sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişliliği hususunda bir değerlendirmenin yapılmamış olması, sadece askerî şahıslar tarafından işlenebilen sırf askerî suç niteliğindeki firar suçunun, sanığın askerliğe elverişsiz olması ve bu durumunun suç tarihlerini kapsaması hâlinde, sanık yönünden işlenemez suç niteliğinde olacak olması karşısında, sanığın Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı sağlık kurulu raporu vermeye yetkili en yakın sağlık kuruluşuna sevk edilerek psikiyatrik yönden suç tarihinde askerliğe elverişli olup olmadığının sağlık kurulu raporu ile tespit ettirilmesinden sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2.Askerlik Şubesi Başkanlığınca 04.02.2011 tarihinde bir gün yol süresi verilerek ve 06.02.2011 tarihinde Birliğine katılması gerektiği tebliğ olunarak sevk edilen sanığın 06.02.2011 tarihinde saat 24.00’e kadar Birliğine katılabileceği dikkate alındığında suç başlangıç tarihinin 07.02.2011 tarihi olarak belirlenmesi gerekirken, Mahkemece, suçun başlangıç tarihinin hatalı olarak 15.04.2011 olarak kabul edilmesi,
3.Kabule göre; Suç tarihi itibarıyla sırf askeri suç olan firar suçundan dolayı hükmedilen kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırım tedbirine çevrilmesine, ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil eden 14.07.2016 tarihinde yürürlüğe giren 23.06.2016 kabul tarihli 6722 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi ile değişik 1632 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinin A fıkrası, aynı Kanun'un 11 inci maddesi ile değişik 1632 sayılı Kanun'un Ek 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi ve 14 üncü maddesi ile değişik 353 sayılı Kanun'un Ek 4 üncü maddesinde yer alan düzenlemelerin yürürlükte bulunmadığı dikkate alındığında her ne kadar güncel sabıka kaydına göre suç temadi bitim tarihinden önce kasıtlı suçtan 3 aydan fazla hapis cezasına dair mahkûmiyeti bulunan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve ertelemeye karar verilmesi kanunen mümkün olmadığı değil ise de, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan koşulların karar yerinde tartışılarak hükmolunan cezanın seçenek yaptırımlara çevrilip çevrilmeyeceğine karar verilmesi gerekirken, "yasal imkansızlık" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
4.Sanığın 05.07.2012-15.08.2012 tarihleri arasında tutuklulukta geçirdiği sürelerin 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi uyarınca hükmolunan hapis cezasından mahsup edilmemesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.05.2019 tarihli ve 2017/172 Esas, 2019/79 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.12.2023 tarihinde karar verildi.