1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2022/292
- Karar No
- 2024/30
- Karar Tarihi
- 15.01.2024
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- KABULÜNE
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalıdan olan cari hesaba müstenid ticari ilişkiden ve 24.12.2020 düzenleme tarihli, .... numaralı faturadan kaynaklanan alacağından ötürü, Küçükçekmece ..... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalının kötüniyetli olup zaman kazanmaya çalıştığını, yargılama neticesinde bu durumun açıkça ortaya çıkacağını, davalının yetkiye itirazının gayr-i hukuki olduğunu, davalı, müvekkili şirket tarafından kesilmiş olan faturayı, itiraz olmaksızın kayıtlarına işlemiş olduğunu, herhangi bir itirazı kayıtta bulunmadığını, dosyayı ayrıca flash disk olarak sunacağını davalı borçlunun, müvekkili şirketten aldığı malı sattığı kişiye gönderdiği ses kaydını müvekkili şirket çalışanına da gönderdiğini ve burada da borcunu açıkça ikrar etttiğini, belirtilen arz ve izah edilen sebeplerden ötürü, müvekkili şirketin, davalıdan olan alacaklarının tahsili için Küçükçekmece ..... İcra Müdürlüğü'nün .....
E. Sayılı dosyası ile başlatmış olduğunu icra takibine itiraz eden davalının itirazının iptali ile İİK.m.67 gereğince davalının %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilnin tacir olmadığını, bu sebeple eldeki davaya bakmakta Asliye Ticaret Mahkemeleri değil Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğunu, görevsizlik itirazında bulunduklarını, Gaziantep Ticaret Odası ve Gaziantep Gelir İdaresi Başkanlığı'na müzekkere yazılarak müvekkilimin tacir sıfatını haiz olup olmadığının sorulmasını talep ettiğini, davacı taraf ile müvekkili arasında herhangi bir akdi ilişki olmadığını, akdi ilişkiyi açıkça inkar ettikklerini, müvekkili ile davalı arasında borç doğurucu nitelikte herhangi bir akdi ilişki olmadığını, hal böyle iken para alacağının söz konusu olup da davacı/alacaklının yerleşim yerinin de yetkili olduğunun kabulü kanunen mümkün olmadığını, izah edilen ve resen araştırılacak hususlar nazara alınarak; davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile dava vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Küçükçekmece ..... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin, davalı borçlu aleyhine 19.370,60-TL toplam ve asıl alacağının tahsili, asıl alacağa işleyecek yıllık %16,75 avans faizi ile birlikte, vekalet ücreti ve icra masraflarının birlikte tahsili için icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde itiraz ettiğini belirterek takibin durmasına sebebiyet verdiği, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve DAVACI tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla, bilirkişi ..... 'ın 24/07/2023 tarihli raporunda özetle;
Davacı tarafın defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 Say. TTK. m. 64,65, 66 ve 82. Mad. VUK. m. 220-226, 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK. m. 222 sahibi lehine delil niteliğinin taşıdığı kanaatine varıldığını 2020 yılı kayıtları incelendiğinde; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 24.12.2020 tarihli ..... Seri Numaralı 29.370,60 TL tutarlı davacı tarafından davalı .... tanzim edilen fatura ile başladığını işbu faturaya istinaden davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığının görüldüğünü, 2021 yılı kayıtları incelendiğinde;
Davacı tarafın açılış bakiyesinin 24.12.2020 tarihinde düzenlemiş olan .... seri numaralı 29.370,60 TL'lik faturanın herhangi bir ödeme yapılmaması sonucu 2021 yılına devredildiğini, davacı ..... alacağının işbu tek faturaya ait olduğu, davalı tarafından 07.01.2021 tarihinde 10.000,00 TL havale yolu ile ödeme yapıldığı görüldüğünü, başkaca herhangi bir ödeme yapılmadığını, Buna göre davacı şirketin davalı yandan 29.370,60 TL - 10.000,00 TL — 19.370,60 TL alacaklı olabileceği kanaatine varıldığını, Taleple bağlı kalınarak, Davacının, 28.01.2021 tarihinde T.C. Küçükçekmece .... İcra Dairesince .... Esas Sayılı İcra takibinde 19.370,00 TL asıl alacak, işlemiş faiz talebinde bulunulmadığı, dosya münderecatında davalı yanın temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir ihtarname olmadığı gibi, varsa bile tebliğ edildiğine dair tebliğ şerhi olmadığından, faiz talebi ile ilgili temerrüt gerçekleşmemiş olduğundan, dolayı temerrüt ve işlemiş faiz yönlerinden değerlendirme yapılmadığını, Davacı alacağının kabulü halinde, 28.01.2021 Takip ve dava tarihi olan 23.03.2022 itibariyle, Davacı .... Tekstil Sanayi Dış Tic. Ltd. Şti. ' nin Davalı ... 'dan Davacının Ticari Defterlerine göre 19.370,60 TL alacaklı olabileceğini, ancak taleple bağlı kalınarak 19.370,00 TL alacak talebinde bulunabileceği tespit edildiğini, asıl alacağa 28.01.2021 takip tarihinden itibaren yıllık 916,75 faiz talep ettiği, 3095 sayılı Kan. Tacirler arasında faiz oranı olması nedeniyle uygun olduğunu, değişen oranlarda uygulanması gerektiğinin sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması için talimat yazılmasına karar verilmiş ise de davalı defterlerini hazır etmediğinden incelenemediği anlaşılmıştır. TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE; Dava taraflar arasında ticari ilişki olduğundan bahisle alacak olduğuna dair yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.
Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir.
Mahkememizce 6 nolu celsede verilen ara karar üzerine davalının defterlerini ibraz etmediği, buna ilişkin mazeretini de yine mahkememize ya da talimat mahkemesine bildirmediği, davacı vekilinin yeniden süre verilmesine de muvafakatinin bulunmadığı dikkate alınarak defter incelemesi bakımından davalının yeniden süre verilmesi talebinin reddine karar verilmiştir. İncelenen davacı defterlerine göre rapor neticesinde davacının davalıdan faturalar karşılığında 19.370,60-TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. 7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği kabul edilerek açılan davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
1.DAVANIN KABULÜ İLE;
-Davalının aleyhine yapılan Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, -Takibin aynen DEVAMINA, -Asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA ÖDENMESİNE,
2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 1.323,21-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 330,81-TL harcın mahsubu ile bakiye 992,40-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
3.Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4.Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5.Davacı tarafından ödenen 80,70-TL başvurma harcı, 330,81-TL peşin harç, 2.098,75-TL tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.510,26-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6.Gider avansından artan olur ise karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair; MİKTAR YÖNÜNDEN KESİN OLMAK üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/01/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)