Esas No
E. 2022/267
Karar No
K. 2024/93
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/267 Esas
KARAR NO: 2024/93
DAVA: Marka (Marka ve Telif Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/12/2022
KARAR TARİHİ: 20/03/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka ve Telif Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın, davacı şirketlerin marka ve telif haklarını ihlal ettiğini, davalının marka ile telif haklarını ihlal eden ve haksız rekabet oluşturan fiillerinin tespiti ile durdurulmasına ve önlenmesine, davacı şirketlerin önceki tarihli marka ile telif haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına; davacı şirketlere ait hakları ihlal eden davalılara ait tüm ürünlere, reklam vasıtalarına, materyallere el koyularak muhafaza altına alınmasına, imhasına ve internet üzerindeki tüm kullanımların durdurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; markalar yönünden aradaki tek ortak unsurun ambalaj renklerinin benzerliği olduğunu, ortak unsurun renk ayırt edici niteliğiniin düşük (zayıf) olan yeşil ve turuncu renk olduğunu, davacının markasında "..." harflerinin bulunması markaya herhangi bir ayırt edicilik sağlamadığını, davacıların markasıyla davalının markasının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ortalama bir müşterinin tarafların markalarını rahatlıkla ayırt edebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Bilirkişi ....

21/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda;

Davacı tarafından dosyaya sunulan ve bahsi geçen '...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 03.04.2018 tarihinin kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin “... A.Ş.” isimli firma adına kayıtlı olduğu, İlgili internet sitesi içerik saylayıcısı tespiti için detaylıca incelendiğinde; firma ünvanının “.... A.Ş.”, açık adresinin ...”, iletişim numarasının “... / ... / ...” larak sitenin iletişim sayfasında açıkça belirtildiği ve web sitesi içerisinde tespite konu belirtilen '...” ve “...” ibareli ürünlerin yer aldığı ve tanıtımların yapıldığı, Bahsi geçen “..." isimli Facebook sosyal medya hesabına ait sayfaların kullanımda ve aktif olduğu ve genel profil sayfası ve paylaşımlar kontrol edildiğinde bahse konu sosyal medya içeriklerinde tespite konu belirtilen “..." ve “..." ibareler ve görsellerinin kullanıldığı, Tespite konu Facebook sosyal medya hesabına ait genel profil sayfası ve paylaşımlar kontrol edildiğinde "...” sayfasıyla ilişkili olduğu, bu sebeple ilgili sosyal medya sayfaların sahibi ile internet sitesinin sahibinin aynı kişi/kişiler olduğunun anlaşıldığı kanaatine varıldığını bildirmiştir.

Bilirkişi ...

07/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davacıların davaya dayanak markaları, davalı tarafından marka kullanımının gerçekleştiği ürünlerin sınıfı olan ... Sınıfta, dava, inceleme ve rapor tarihi itibarıyla TÜRKPATENT nezdinde tescillidir ve koruma süreleri devam etmekte olduğunu, davalı marka kullanımı, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması niteliğinde olduğunu, tescilli markaların herhangi bir hakka dayanmayan bu şekildeki kullanımının, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında, marka hakkına tecavüz teşkil ettiği hususunun mahkemenin takdirinde olduğu kanaatini bildirmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

Dava konusu uyuşmalık; Dava konusu uyuşmazlığın; Davalının, davacı şirketlerin önceki tarihli marka ile telif haklarını ihlal eden ve haksız rekabet oluşturan fiillerinin tespiti, durdurulması ve önlenmesine, şirketlerin önceki tarihli marka ile telif haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına; davacı şirketlere ait hakları ihlal eden davalılara ait dava dilekçesinde listelenen tüm ürünlere, reklam vasıtalarına, materyallere el koyularak muhafaza altına alınmasına, imhasına ve internet üzerindeki tüm kullanımların durdurulmasına, kapsamında açıldığı anlaşılmıştır.

Dosya kapsamı incelendiğinde; davacı ... Adına tescilli "..." markalarına ve aynı zamanda telif haklarına yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti istemi ile; diğer davacı ... ise adına tescilli "..." ibareli markalarına ve aynı zamanda telif haklarına yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti istemi ile huzurdaki davayı ikame etmiştir.

Davacılar, 5846 sayılı Kanun kapsamında, telif haklarına tecavüz iddiasında da bulunmaktadır. 5846 sayılı Kanun’un 1/B maddesi gereğince eser, “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri”dir. Ancak davaya dayanak olan markalar, bir fikri hak olarak değil, sınai hak olarak koruma altındadır. 6769 sayılı Kanun’un 4. Maddesi gereğince, “Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dahil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.” Bu düzenlemede yer alan işaretlerin hemen hemen tamamı, bir fikrî üretim sürecinin ve tasarımın sonucu olarak ortaya çıkar ancak marka olarak tescil edilmekle, sınai mülkiyetin konusu haline gelir. Aksi halde, tüm marka ihlallerinin aynı zamanda 5846 sayılı Kanun kapsamında hak ihlali anlamına gelmesi söz konusu olurdu. 6769 sayılı Kanun, tasarım tescillerini de kapsamaktadır. Bu boyutuyla örnek vermek gerekirse, kanunun 58/3 bendine göre, “Bu Kanun kapsamında sağlanan tasarım koruması, 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda aranan şartları taşıması halinde söz konusu Kanunla öngörülen korumaya halel getirmez.” Yasakoyucunun bu bent düzenlemesi ile, “fikir ve sanat eseri” statüsüne çok daha yakın olan tasarım haklarıyla ilgili bir istisna düzenlemesi yaptığı görülmektedir. Kanunda, markalarla ilgili bu şekilde bir düzenleme söz konusu değildir.

Bir an için anılan markanın FSEK kapsamında eser niteliğiyle koruma altında olacağı değerlendirilse dahi, FSEK md. 1/B uyarınca eser sahibi, eseri meydana getiren kişidir. Huzurdaki davada davacılar ile dayanak marka arasındaki hukuki bağı kuran, marka tescil sürecidir. Marka tescili, 5846 sayılı Kanun kapsamında eser sahipliği statüsünü ortaya çıkarmaz. Davacılar, şikâyete dayanak marka ile arasında 5846 sayılı Kanun kapsamında hak sahipliği ilişkisi kuran bir delil/belge de ibraz etmiş değildir. Bu kabulün neticesi olarak, huzurdaki davada 5846 sayılı Kanun’un ihlalinin gerçekleşmediği değerlendirilmekte olup, alınan bilirkişi raporunun da bu yönde usul ve yasaya uygun tespitler içerdiği anlaşılmakla, telif haklarının ihlali kapsamında her bir davacının dayanmış olduğu marka kapsamında aynı zamanda FSEK'e dayalı ikame ettiği davasının reddine dair karar verilmiştir.

Her iki davacının dayandığı markalar yönünden marka hakkına tecavüz istemli dava yönünden yapılan değerlendirmede; marka hakkına tecavüz iddiası davalı yanın kullandığı " ..." ile "..." ibareli markalara ilişkin olup, dosya kapsamına alınan 21/12/2022 ve 10/03/2023 tarihli bilirkişi raporları ile davalı yanın gerek internet ve sosyal medya gerekse de fiili olarak işyerinde bu ibareli ürünlerin kullanımına yönelik incelemeler yapılmış olup, dosya kapsamına alınan 10/03/2023 tarihli bilirkişi raporu ile;

Davalı tarafın marka kullanımı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, özellikle markaların kullanıldığı ürünlerin hedef kitlesi ışığında, markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu, “...” markaları ile davalının kullandığı “...” markası arasında, kulakta, gözde ve zihinde bırakılan intiba açısından karıştırılma ihtimali bulunan benzerlik söz konusu olduğu, Davalının ambalaj tasarımı, renk seçenekleri, benzer aromadaki ürünler için benzer tabirler, figürler ve tasarım unsurları kullanması (... ibaresi ve her iki ... üründe parmesan görüntüsünün yer alması, ambalaj renkleri, davacı tarafın karakteristik üçgen ibaresini andıran kullanımlar vb.) benzerliği ve karıştırılma ihtimalini artıracak nitelikte olduğu, Markalar arasında bu düzeyde benzerlik davacı tarafından davaya konu markalarla piyasaya sunulan ürünlerin davacılar tarafından üretilen farklı bir seriye ait ürün olduğu intibaını yaratabileceği, “...” ibaresinin “...” şeklinde okunacağı sadece son harf farklı olan bu markalar arasında kulakta, gözde ve zihinde bırakılan intiba açısından karıştırılma ihtimali bulunan benzerlik söz konusu olduğu, Tüketicinin, davacıya ait markayı taşıyan orijinal ürünlerle incelemeye konu ürünlerin aynı ürünler olduğunu düşünmese dahi, markalar arasında bu düzeyde benzerlik davacı tarafından davaya konu markalarla piyasaya sunulan ürünlerin davacılar tarafından üretilen farklı bir seriye ait ürün olduğu intibaını yaratılabileceği,

Sonuç Olarak: Davacı markaların aynı zamanda gıda ürünleri markası olarak yaygın bilinirliği olduğu, Davalıya ait tespit edilen kullanımların davacılar tarafından üretilmiş oldukları yönünde kanaat oluşturacağı, davacılara ait markaların benzerlerinin bu şekilde kullanımın marka hakkına tecavüz eylemini teşkil edeceği yönünde tespit ve değerlendirmeler yapılmış olup, yapılan tespit ve değerlendirmelerin yerinde olduğu, davalı yan bilirkişi raporuna ve açılan davaya ilişkin bir takım itirazlarda bulunmuş olup, davalı tarafın itirazları tek tek irdelenmiş olup, davalı yan aşamalarda sunduğu dilekçelerinde; Ortalama bir müşterinin "..." ve "..." markalarını karıştırma imkanı bulunmadığını, ilgili ürünlerin hedef kitlesinin gençler olduğunu, davalının kullanımında olan marka "..." olduğunu Hem kelime hem tasarım itibariyle davacıların markasıyla davalının markasının karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının ... isimli markasını 5 yıldan uzun süredir kullanmadığını, ... ibaresinin ön planda olduğunu, davalının TPMK nezdinde yaptığı marka başvurusuna ilişkin olarak davalı yanın itirazının reddine karar verildiğini ileri sürmüş olup, davalının marka başvurusu yaptığı markanın ... markası olup, iş bu markanın dava konusu olmadığı gibi dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında da bu marka ismi ile bir ürün kullanımının da tespit edilmediği dolayısı ile davanın konusu olan bir marka olmaması hasebiyle TPMK nezdinde verilen kararın iş bu dava yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.

Davacı yan her ne kadar hedef kitlenin gençler olduğunu ileri sürmüş ise de; davacı yanın reklamlarda gençleri oynatıp, sloganlarında gençleri ifade etmesinin, söz konusu markanın sadece gençlere hitap ettiğini göstermeyeceği, İncelemeye konu ürünler, “cips” tabir edilen gıda ürünleridir. “Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. (…) Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri,” Nice sınıflandırmasına göre 30. sınıf kapsamındaki emtiayı teşkil etmektedir. Dava konusu markaların tamamı, dava, inceleme ve rapor tarihi itibarıyla ... Sınıf kapsamında davacılar adına tescilli ve koruma altındadır. Dava konusu markanın cips emtiasına ilişkin olup, gıda ürünlerinin ve özellikle ... Sınıf kapsamında olan emtiaların çoçukların da dahil olduğu her yaştan tüketiciye hitap ettiği bu hususun özellikle emsal yargı kararları ile yargısal uygulama haline geldiği ve yine dava konusu ürünün cips emtiasına ilişkin olması hasebiyle özellikle çocuklara hitap ettiği bilinen bir gerçek olup, alınan bilirkişi raporu ile de bu husus sabit hale gelmiştir. Dolayısı ile davalı yanın bu iddiası da yerinde görülmemiştir.

Davalı yan cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında Tarafların markalarının ortak unsuru,renk ayırt edici niteliği düşük(zayıf) olan yeşil ve turuncu renk olduğunu, bunun dışında davacının markasının "..." harflerinin bulunması markaya herhangi bir ayırt edicilik sağlamadığını, "..." ile bittiği tespit edilen 48 adet kelime mevcut olduğunu, Cips halihazırda kullanılan malzemeler ve kızartma yapısı gereği zaten turuncu renk olduğunu, renklerin de bir markaya özgülenmesi düşünülemeyeceği davacıların sahibi olduğu tüm markaların ambalajlarına bakıldığında neredeyse her rengin kullanıldığını, ambalaj renginin özdeşleşmiş ve ayırt edici olduğu kabülünde davacılar dışında kimsenin cips üretip ambalajlayıp satamayacağı gibi bir durum ortaya çıkacağını, aynı şekilde geometrik şekil olan üçgenin de sadece bir marka tekelinde özgülenmesi ve ayırt edicilik yaratması mümkün olmadığını, ürünlerin içeriğini belirten ..., ...gibi ifadelerin de ayırt edici bir yapısı olmadığını beyan etmiş olup; yapılan tetkik ve incelemede; Taraf markaları sözcük olarak karşılaştırıldığında, “...” ve “..” ibarelerinin son iki harflerinin aynı olduğu salt sözcük odaklı inceleme yapıldığı takdirde, markalardaki genel vurgunun benzerlik taşımadığı da gözetilerek markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı söylenebileceği, ... cipsinin kızartılmasıyla ortaya çıkmış olan ve çoğu zaman taco ile benzerlik atfedilen mısır cipsi ürünleri yönünden, “...” ekiyle biten markaların Latin Amerika vurgusu yaptığı düşünülebileceği ancak bu değerlendirmenin, sadece sözcükler odağında yapılmasının yeterli olmadığı zira ... ibareli markanın aynı zamanda şekil markası olması hasebiyle benzerlik incelemesi, özellikle şekil markaları da gözetilerek yapılması gerekeceği, dolayısı ile davalı yanın salt kelime odaklı inceleme yapılması istemi yerinde olmadığı gibi özellikle söz konusu ürünlerin çocukları da hedef alması sebebiyle bu yönü ile de inceleme yapılması gerektiği,SMK md. 4 gereğince, marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dahil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.

Davacı tarafın, piyasaya sunduğu ürünlerde kullandığı ambalajları da marka olarak tescil ettirdiği görülmektedir.

Yukarıda bahsedildiği üzere, salt taraf markalarındaki sözcüklerin “-...” ibaresinin aynı olması markalar arasında karıştırılmaya yol açmayabilecek iken, davalı tarafın marka kullanımı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, özellikle markaların kullanıldığı ürünlerin hedef kitlesi ışığında, markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu görülmektedir.

Bu kapsamda, davacı ...adına tescilli “...” markaları ile davalının kullandığı ... markası arasında, kulakta, gözde ve zihinde bırakılan intiba açısından karıştırılma ihtimali bulunan benzerlik söz konusudur. Dosya kapsamına alınan 10/03/2023 tarihli bilirkişi raporunun ... ve ... Sayfasında yer alan görseller incelendiğinde; Davalının ambalaj tasarımı, renk seçenekleri, benzer aromadaki ürünler için benzer tabirler, figürler ve tasarım unsurları kullanması ...” ibaresi ve her iki nacho üründe parmesan görüntüsünün yer alması, ambalaj renkleri, davacı tarafın karakteristik üçgen ibaresini andıran kullanımlar vb.) benzerliği ve karıştırılma ihtimalini artıracak nitelikte olup Tüketici, davacıya ait markayı taşıyan orijinal ürünlerle incelemeye konu ürünlerin aynı ürünler olduğunu düşünmese dahi, markalar arasında bu düzeyde benzerlik davacı tarafından davaya konu markalarla piyasaya sunulan ürünlerin davacılar tarafından üretilen farklı bir seriye ait ürün olduğu intibaını yaratabilecektir.

Davalı taraf her ne kadar, davalının kullanımında olan marka "..." olduğunu Hem kelime hem tasarım itibariyle davacıların markasıyla davalının markasının karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının ... isimli markasını 5 yıldan uzun süredir kullanmadığını, ... ibaresinin ön planda olduğunu beyan etmiş olup, davanın marka hükümsüzlüğüne ilişkin olmaması sebebiyle kullanmama definin iş bu dava yönünden savunma argümanı olarak ileri sürülemeyeceği, ileri sürülme imkanın var olduğu kabul edilse dahi kullanmama definin süresinde ileri sürülmesi gerektiği, davalı yanın ilk defa dilekçeler teatisi aşaması sona erdikten sonra 14.12.2023 tarihli talep dilekçesi( her ne kadar dilekçenin üst kısmında 13.12.2023 tarihi yazılı ise de evrak işlem kütüğü incelendiğinde tarihin 14.12.2023 tarihi yazalı olduğu) ile kullanmama definin değerlendirilmesine yönelik talepte bulunduğu, cevap dilekçesi incelendiğinde; kullanmama defi yönünde herhangi bir ibare olmadığı, ikinci cevap dilekçesi incelendiğinde de davalı yanın ... markasının 5 yıldan fazla süredir kullanılmadığı yönünde açıklamaları var olup devamında da bu markanın iptal edilmesi gerektiği marka iptali davası açma hakkını saklı tuttuğuna ilişkin beyanı mevcut olduğu, iş bu beyanların da kullanmama defi yönünde davalının talepte bulunduğu anlamına gelmediği, davalı yanın süresinde kullanmama defi yönünde talebi olmadığı, dilekçeler teatisi aşaması tamamlandıktan sonra kullanmama definden yararlanılabilmesi için ancak ıslah işlemi yapılması gerektiği ancak davalı yanca bu konuda ıslah işlemi de yapılmadığı anlaşılmakta olup, bu durumda gerek davanın marka hükümsüzlüğüne ilişkin olmaması gerekse de süresinde talepte bulunulmaması hasebiyle kullanmama defi talebi yerinde görülmemiş, davalı yan markanın kullanılmadığı iddiası yönünden marka iptali davası açtığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge de sunmadığı, bu durumda davacı ...ŞİRKETİ adına kayıtlı ... markalarının geçerliliğini koruduğu ve yine dosya kapsamı TPMK'dan gelen yazı cevabı incelendiğinde davacı adına tescilli ...sayılı ... markasının tescil tarihi 06.02.2020 olup, ilgili marka 06.02.2025 tarihine dek kullanım ispatına açık değildir.

Bu kapsamda davalının ilgili markanın kullanılmadığı hususundaki beyanlarının huzurdaki davada dayanağı bulunmamakta olup, her halukarda bilirkişi raporunda da ortaya konduğu üzere davacının ...markalarını aktif olarak kullanmakta olup, ilgili kullanımlar “...” markasının kullanımı olarak değerlendirilmesinin gerekeceği, hülasa; süresinde davalı tarafça kullanmama definin ileri sürülmemesi, süresinde ileri sürdüğü kabul edilse dahi iş bu dava yönünden kullanmama definin ileri sürülemeyecek olması, marka iptali yönünden açılmış bir davanın mevcut olmaması, ileride açılması halinde dahi iptal davalarının ileriye etkili olması sebebiyle iş bu dava yönünden etkisinin olmayacağı iş bu sebeple davalı yanın davacının ... markasını kullanmadığı yönündeki iddialarının somut olay yönünden etkisi olmadığı gibi davalı yanın süresinde ileri sürmediği kullanmama defininin iş bu dava yönünden değerlendirilmesi gerektiği düşüncesinde dahi ...sayılı ... markasının tescil tarihi 06.02.2020 olup, ilgili marka 06.02.2025 tarihine dek kullanım ispatına açık olmadığı, davacının...markalarını aktif olarak kullanmakta olup, ilgili kullanımlar “...” markasının kullanımı olarak değerlendirileceği iş bu sebeple davalı yanın anılı itirazları mahkememizce yerinde bulunmamıştır. “...” markası yönünden, davacının ürün ambalajını marka olarak tescil ettirmediği görülmüş bu nedenle ...markaları arasındaki benzerlik incelemesi, ...markaları arasındaki benzerlik incelemesinden daha farklı şekilde yapılmalıdır. Bu noktada, taraf markaları sözcük odağında incelenmelidir.

Davalı tarafın kullandığı “...” ibaresi, genel bir İngilizce telaffuz kuralı gereği “...” şeklinde okunacaktır. Bu markalar arasında sadece son harf farklıdır, ancak her iki markanın aynı şekilde okunuyor olması markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik yaratmaktadır. Bu markalar arasında, kulakta, gözde ve zihinde bırakılan intiba açısından karıştırılma ihtimali bulunan benzerlik söz konusudur.

Davalı tarafın marka kullanımında “...” ibaresi ön planda olmakla birlikte, ...ibaresi bu ibarenin hemen üstünde bir marka olarak yer almaktadır. Tüketici, davacıya ait markayı taşıyan orijinal ürünlerle incelemeye konu ürünlerin aynı ürünler olduğunu düşünmese dahi, markalar arasında bu düzeyde benzerlik davacı tarafından davaya konu markalarla piyasaya sunulan ürünlerin davacılar tarafından üretilen farklı bir seriye ait ürün olduğu intibaını yaratabilecektir. Davacı markalarının benzerinin bu şekilde kullanımı, "Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması"nı teşkil edecektir.

Hülasa, davacı ...adına tescilli “...” markaları ile davacı ... Şirketi adına kayıtlı ... markalarına tecavüz teşkil edecek mahiyette davalı yanın markasal kullanımlarının mevcut olduğu, marka hakkına tecavüz teşkil edecek kullanımların dosya kapsamına alınan iki ayrı bilirkişi raporları ile tespit edildiği, davalının internet ve sosyal medya hesaplarındaki kullanımlarının tespitini yapan 21/12/2022 tarihli bilirkişi raporu ile, davalının işyerindeki kullanımlarının tespitini yapan 10/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda davalıya ait kullanımların görüntülerinin de yer aldığı, söz konusu markasal kullanımların ihtiyati tedbir kararı ile nihai kararın da infaz anlamında çerçevesini çizdiği, iş bu sebeple anılı bilirkişi raporlarının gerek tedbir kararı gerekse de nihai kararın eki mahiyetinde olduğu noktasında mahkememizce değerlendirme yapılmıştır.

Davacı taraf aynı zamanda haksız rekabete ilişkin istemde bulunmuş olup, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda haksız rekabete ilişkin hukuki değerlendirme kapsamında olması sebebiyle değerlendirme yapılmamış ve somut olay yönünden TTK kapsamında düzenlemesi yer alan haksız rekabete ilişkin maddenin iş bu olay yönünden uygulanamayacağını belirtilmiş ise de; Haksız rekabet eylemine ilişkin TTK düzenlemesi incelendiğinde, TTK md. 55(1)a/4 uyarınca "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" haksız rekabet hali olarak tespit olunmuştur.

Davacılar TTK'nın 56. Maddesi uyarınca "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse" sıfatını haizdir. Somut olay yönünden, davalı tarafın marka hakkına tecavüz teşkil eden kullanımları sebebiyle haksız rekabet teşkil eden eylemlerin var olduğu, emsal mahiyet teşkil eden marka ihlaline dayalı davalarda marka hakkı tecavüze uğrayan davacı tarafın haksız rekabet hükümlerinden de yararlandığı, bu anlamda SMK öncesi ve sonrası dönem arasında bir farklılık bulunmadığı, SMK'nın özel kanun kapsamında olması, TTK'da ayrı bir şekilde düzenlemesi olan haksız rekabete ilişkin maddelerin uygulanmasını engellemeyeceği değerlendirilmekle, bilirkişilerin hukuki mahiyette kalan tespitlerine iştirak edilmemiştir.

Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Davacı yanın telif haklarının ihlali kapsamında FSEK'e dayalı ikame ettiği davasının reddine,Davacıların marka hakkına yapılan tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesine bu cümleden hareketle, mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına, hüküm kesinleştikten sonra da hükme ve ihtiyati tedbire konu olan yukarıda bahsi geçen söz konusu ürünlerin üretiminin, satışının, dağıtımının,her türlü tanıtım vasıtasında, materyallerinde kullanımının ve yine sosyal medya hesapları ve internet üzerindeki tüm kullanımlarının durdurulmasına, ihtiyati tedbir kararı kapsamında el konulan ürünlerin hükmün kesinleşmesi ile imhasına dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM

1.Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; -Davacı yanın telif haklarının ihlali kapsamında FSEK'e dayalı ikame ettiği davasının REDDİNE, Davacı yanın ihtiyati tedbir isteminin takdiren 1.500.000,00 TL nakit veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu sunulduğu takdirde; kabulü ile; davacı şirketlerin önceki tarihli marka haklarının ihlal ve bu haklara karşı haksız rekabet teşkil eden, dosya kapsamına alınan davalının internet ve sosyal medya hesaplarındaki kullanımlarının tespitini yapan 21/12/2022 tarihli bilirkişi raporu ile, davalının işyerindeki kullanımlarının tespitini yapan 10/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda davalıya ait kullanımların görüntülerinin de yer aldığı, alınan bilirkişi raporlarında tespiti yapılan ... ve ... ibareli ürünlerin üretiminin, satışının ve dağıtımının her türlü tanıtım vasıtasında, materyallerinde kullanımının ve yine ... adlı websitesinde ve ...sosyal medya hesaplarında da bu ürünlere ilişkin tanıtım ve satışın yapılmasının engellenmesi ve bahsi geçen sosyal medya hesabı ve internet sitesinde bu ürünlere ilişkin kullanımının durdurulmasına, bahsi geçen ... ve ... ibaresinin yazılı olduğu ürünlere, ambalajlarına ve tanıtım materyallerine el konulmasına( ürünlerin üretilmesinde kullanılan ürün ve kalıpların başka ürünlerin üretilmesinde de kullanabileceğinden ürünlerin üretilmesinde kullanılan ürün ve kalıpların tedbir dışında bırakılmasına) kararın infazı için İcra Müdürlüğü'nün görevlendirilmesine kararın infazı için aynı zamanda Gümrükler Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına, -6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince 1 hafta içinde kararın infazı için ilgili icra dairesine başvurulmaması durumunda tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağının ihtarına, -6100 sayılı HMK'nın 393/2 maddesi gereğince iş bu tedbirin İstanbul Nöbetçi İcra Müdürlüğü aracılığıyla infazına, -Davacıların marka hakkına yapılan tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesine bu cümleden hareketle, mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına, hüküm kesinleştikten sonra da hükme ve ihtiyati tedbire konu olan yukarıda bahsi geçen söz konusu ürünlerin üretiminin, satışının, dağıtımının,her türlü tanıtım vasıtasında, materyallerinde kullanımının ve yine sosyal medya hesapları ve internet üzerindeki tüm kullanımlarının durdurulmasına, ihtiyati tedbir kararı kapsamında el konulan ürünlerin hükmün kesinleşmesi ile imhasına, -Gerek ihtiyati tedbir gerekse de nihai kararın infazı için 21/12/2022 ve 10/03/2023 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına,

2.Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile 346,90 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3.Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, peşin harç, posta, talimat masrafları ve bilirkişi ücretlerinden oluşan 4.349,40 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak 2.174,70 TL olan kısmının davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına,

4.Davacı .... Kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu davacının dayandığı markaya ilişkin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet istemli ikame edilen dava yönünden 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile bahsi geçen davacıya ödenmesine,

5.Davacı ... Şirketi Kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu davacının dayandığı markaya ilişkin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet istemli ikame edilen dava yönünden 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile bahsi geçen davacıya ödenmesine,

6.Her bir davacının dayanmış olduğu markalara ilişkin marka hakkına dayalı davasının yanında aynı zamanda telif haklarının ihlali kapsamında da dava açtığı anlaşılmakla, her bir davacının dayandığı marka ve telif hakkının ayrı olması hasebiyle her bir davacıdan ayrı ayrı 25.500 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine,

7.Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine, Dair, tarafların yüzüne karşı, ihtiyati tedbir istemi yönünde verilen karara ilişkin bu konuda yazılacak gerekçeli ara kararın tebliği tarihinden itibaren 1 hafta içinde İTİRAZ yasa yolu açık, mahkememizce verilen nihai karar yönünden ise bu konuda yazılacak gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 20/03/2024

Katip

(e-imzalıdır)

Hakim

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog