10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/9486 E. , 2023/11596 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. İş Mahkemesi
Taraflar arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresinin tamamının hem sigortalılık başlangıç tarihinden hem da yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; 15.09.1992 tarihin 4/1.c kapsamında ... sicil numarası ile göreve Uzman Çavuş olarak başladığını, 9 yıl çalıştığını, ve 07.09.2001 tarihinde ayrıldığını 2 yıl 3 ay fiili hizmet zammı süresi bulunduğunu, Karaman Sosyal Güvenlik Kurumuna 20.02.2020 tarihli dilekçesi ile ne zaman emekli olacağını sorduğunu, cevap yazısında hesabın doğru olduğuna inandığını, ancak fiili hizmet zammı süresinin yaş grubundan düşülmediğini, fiili hizmetin yaştan düşülmesini ve emeklilik yaşının yeniden hesaplanmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının fiili hizmet zammı süresinden dilekçesinde talep ettiği şekli ile yararlanmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, bozma öncesinde verilen kararı ile; "..davacının hangi tarihte emekli olabileceği belirlemek amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi tarafından düzenlenen 18.03.2021 havale tarihli rapor dosya içerisine alınmıştır. Bilirkişi raporunun dosya içeriğine, iş hukuku mevzuatına uygun olduğu, gerekçeli ve yargı denetimine uygun olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda davacının 15.12.2019 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığı belirlenmiştir. Ancak davacının SGK'ya verdiği dilekçelerden davacının kurumdan ne zaman emekli olacağına dair bilgi talep ettiği, davacının tahsis talebinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının tahsis talebi bulunmadığından Kurumun davacının emekli olması adına herhangi bir işlem tesis etmediği, bu nedenle de davacının bu davayı açmakta dava şartı olan hukuki yararın bulunmadığı anlaşıldığından davanın 114/1-h maddesinde düzenlenen hukuki yararın bulunmaması nedeni ile HMK 115/2 maddesi gereğince usulden reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili, usulden red şartlarının gerçekleşmediğini belirtmiş, buna göre verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk bozmaya konu kararı ile "...Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde; 15.03.1970 doğumlu davacının, 15.09.1992-14.09.2001 tarihleri arasında 9 yıl 5434 sayılı Kanun kapsamında, 01.11.2001-30.09.2008 tarihleri arasında 6 yıl 10 ay 29 gün 4/1-b (Bağ-Kur) kapsamında, 06.05.2013-28.02.2020 tarihleri arasında 2417 gün 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olduğu, 5434 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının 2 yıl 3 ay fiili hizmet zammı ile birlikte 11 yıl 3 ay (4050 gün) olduğu, davacı 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamındaki çalışmaları devam ederken 20.02.2020 tarihinde Kuruma müracaat ederek, “ fiili hizmet süresi zammına tabi olarak geçen sürelerin hesaplanarak, sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi ve tabi olduğu yaş haddinden düşülmesi sonucunda emekli olabileceği tarihin bildirilmesini” talep ettiği, Kurumun 27.02.2020 tarih, 3555074 sayılı cevabi yazısında; “ İlk defa 15.09.1992 tarihinde çalışmaya başladığı, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci maddesine göre 810 gün fiili hizmet süresinin bulunduğu sigorta başlangıç tarihinin 15.06.1990 olduğunun tespit edildiği, buna göre 52 yaş şartını dolduracağı 15.03.2022 tarihinden sonra aylığa hak kazanacağının” belirtildiği anlaşılmakla, davacı yanın 20.02.2020 tarihli talebinin, emekli olacağı tarihin bildirilmesine ilişkin olduğu, Kurumun 810 günlük fiili hizmet zammını sigorta başlangıcından geriye götürdüğü, ancak yaştan aynı süreyi indirmeden cevap verdiği, halbuki 2829 sayılı Kanun gereği 15.09.1992–14.09.2001 tarihleri arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında Emekli Sandığı hizmetleri birleştirilen davacının 2 yıl 3 ay (810 gün) fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 5, 6 ve 39 uncu maddeleri kapsamında itibari hizmet kabul edilerek yaş haddinden de indirilmesi ve buna bağlı olarak, işten ayrıldıktan sonra tahsis talebinde bulunması halinde bu tarihi takip eden aybaşından itibaren davacıya aylık bağlanması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Kurumun davacının sigortalılık başlangıç tarihini fiili hizmet zammı süresi kadar geriye götürmesine rağmen fiili hizmet zammı süresini yaştan geriye götürmemesinden (yaş haddinden düşürmemesinden) kaynaklanmaktadır. Somut olayda davacının nihai talebi; fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden düşürülmesi olup, dava açmakta hukuki yararı bulunduğu açıktır.
Mahkemece davacının hak etmiş olduğu 2 yıl 3 ay filli hizmet zammı süresinin tamamının, sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilerek ve yaş haddinden de aynı süre düşülerek emeklilik tarihinin tespitine karar verilmesi gerekirken Kurum kayıtlarında, tahsis başvurusu olmadığından bahisle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Kararın bu yönden düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden istinaf eden davacının başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak, davanın kabulü ile davacının hak etmiş olduğu 2 yıl 3 ay filli hizmet zammı süresinin tamamının, sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilerek ve yaş haddinden de aynı süre düşülerek emeklilik tarihinin tespitine..." karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1.Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin, bozma kararında "....Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilerek karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince 1.Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin Dairemizin ilk bozmasından sonra verdiği kararı ile "...Tüm dosya kapsamı, Yargıtay bozma ilamı hep birlikte değerlendirildiğinde; 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun'un kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alındığında Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Buna göre, davanın reddine dair karar verilmiştir.
C. Dairenin 2.
Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği ikinci kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile;. "... bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, mahkemece, davacının 5434 sayılı Kanun'un kapsamında geçen fiili hizmet zammının sigortalılık başlangıcından ve yaş haddinden geriye doğru çekilmesi gerektiğinin tespitine yönelen talebi gözetilerek ve uyulan bozma ilamı ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde davacı hakkında ilk kez Emekli Sandığına girdiği tarihe göre, 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesi hükümlerinin uygulanması ile tabi olduğu yaş şartının belirlenmesi ve fiili hizmet zammı süresinin davacının tabi olduğu bu yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine ve fazla istemin reddine dair karar verilmesi gerekirken, davanın tümden reddine dair yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." denilerek karar 2. kez bozulmuştur.
D. Böge Adliye Mahkemesince 2.Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen son kararı ile "...Tüm dosya kapsamı, Yargıtay bozma ilamı hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammının sigortalılık başlangıcından ve yaş haddinden geriye doğru çekilmesi gerektiğinin tespitine yönelen talebi gözetilerek ve öncesinde uyulan bozma ilamı ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde davacı hakkında ilk kez Emekli Sandığına girdiği tarihe göre, 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesi hükümlerinin uygulanması ile tabi olduğu yaş şartının belirlenmesi ve fiili hizmet zammı süresinin davacının tabi olduğu bu yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken Mahkemece davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Kararın bu yönden düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden istinaf eden davacının başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile; davacının ilk kez Emekli Sandığına girdiği tarihe göre, 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesi hükümlerinin uygulanması ile tabi olduğu yaş şartının belirlenmesi ve fiili hizmet zammı süresinin davacının tabi olduğu bu yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine..." dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve davalı ...
vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir.
2.Davacı vekili ise temyizinde verilen kararın hatalı olduğunu, buna göre fiili hizmet zammı süresinin hem sigortalılık başlangıç tarihinden hem de yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine.." dair karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun'un kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 Sayılı Kanunun 8 inci maddeleri hükümleridir.
3.Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı ile davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.