Esas No
E. 2012/7463
Karar No
K. 2013/4731
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

5. Ceza Dairesi         2012/7463 E.  ,  2013/4731 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Tefecilik (iki kez)
HÜKÜM: Mahkümiyet (iki kez)

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde tefecilik suçunun; “Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi,...” biçiminde tanımlandığı, bu düzenlemeye göre suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup, bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin öneminin bulunmadığı, tefecilik suçunun ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar bölümü içerisinde yer aldığı, bu bölümün de topluma karşı suçlar kısmı içinde bulunduğu, 5237 sayılı Yasanın 43/1. maddesi, suçun mağdurunun aynı kişi olmasını suçun zorunlu unsuru haline getirmiş iken, 08/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanunun 6. maddesi ile anılan madde ve fıkraya eklenen “Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” hükmü ile zincirleme suçun kapsamının genişletildiği ve mağduru aynı kişi olsun ya da olmasın maddenin son fıkrasındaki istisnalar dışındaki tüm suçlarda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün hale getirildiği, bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyeceği, ancak suçun zincirleme olarak işlenmesinin olanaklı olduğu,

Ayrıca, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği anda suçun işlendiği kabul edilmekle birlikte 5237 sayılı Yasanın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun maddede yazılı tipik hareketin bir kez işlenmesiyle oluşan sırf hareket suçu niteliğinde bulunduğu, bu suçun ivaz karşılığında ödünç paranın borç alana verilmesiyle tamamlandığı, suçun tamamlanması için ivazın temin edilmiş olmasının şart olmadığı, hatta ödünç olarak alınan paranın vadesinde geri ödemesinin yapılmamış olmasının da suçun oluşması üzerinde bir etkisinin bulunmadığı, Zincirleme suçlarda kabul edilen iddianame tarihi ile hukuki kesinti oluştuğu ve teselsül eden eylemin sona erdiği, iddianameden önce işlenen eylemler arasında teselsül bulunabilir ise de, dava açıldıktan sonra işlenen suçların ayrı ve bağımsız suç niteliğinde kabul edilmesi gerektiği,

Dava konusu somut olayda sanığın iki ayrı tefecilik suçundan dolayı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Serik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin birleşen 2010/124 Esas sayılı dosyasında 14/02/2010 tarihli iddianame ile sanık hakkında şikayetçi ...'a faiz karşılığı borç para verdiği iddiasıyla tefecilik suçundan kamu davası açıldığı, 2010/201 Esas sayılı ana dosyada ise 21/04/2010 tarihli iddianame ile sanık hakkında birden fazla kişiye faiz karşılığı borç para verdiği iddiasıyla atılı suçtan kamu davası açıldığı, nedeni açıklanmamakla birlikte ana dosyada suç tarihinin 24/03/2010, birleşen dosyada ise 14/02/2010 olarak kabul edildiği, buna karşılık TCK'nın 241. maddesinde yazılı tipik hareketin bir kez işlenmesiyle oluşan sırf hareket suçu niteliğindeki tefecilik suçunun ana dosyada ne şekilde 14/02/2010 tarihinden sonra işlediği açıklanmadan, 25/03/2010 tarihli emniyet fezlekesinde tanzim tarihi hukuki kesintinin gerçekleştiği 14/02/2010 tarihi sonrasına tekabül eden senet veya çekleri düzenleyen şahısların tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulup, sanıktan ivaz karşılığı borç para alıp almadıkları, almışlar ise hangi tarihlerde aldıkları, aralarında yakın akrabalık veya ticari münasebet bulunup bulunmadığı hususlarında açık ve net beyanları tespit edilmeden, sanık hakkında, kül halinde TCK'nın 241, 43/1. maddelerinin tatbiki gerekip gerekmediği tartışılmadan, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde aynı Kanunun 241. maddesi gereğince iki kez mahkümiyet kararı verilmesi,

Kabule göre de; Sanığın değişik zamanlardaki tefecilik eylemleri nedeniyle ana dosyada TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca hakkında zincirleme suç hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Adli emanetin 2009/213 ve 2010/87 sırasında kayıtlı bulunan çek, senet ve diğer belgelerin, tefecilik suçunun delili niteliğinde ya da suçun konusunu oluşturduğu kesin olarak tespit edildikten sonra dosyada delil olarak saklanması yerine “TCK'nın 54/1. maddesi uyarınca müsaderesi ile dosyada delil olarak saklanmasına,” karar verilmesi, Kanuna aykırı ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.