20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/09/2021
NUMARASI : 2021/9 E. - 2021/289 K.
VEKİLİ
DAHİLİ DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/09/2021 Tarih ve 2021/9 Esas - 2021/289 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacıl vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili, müvekkilinin 2019/84836 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunun, davalı tarafça yapılan itiraz üzerine 35.sınıf bakımından kısmen reddine karar verildiğini, bu karara davalının itirazının da YİDK tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamındaki 9.sınıf malların bir kısmının başurudan çıkarıldığını, davalı markasının “...” şeklinde olduğunu, davalı ile müvekkili arasında İzmir FSHHM’de 2020/45E sayısı ile görülen bir marka hakkına tecavüz davasının mevcut olduğunu, ayrıca yine müvekkili aleyhine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılmış 2019/102382 soruşturma sayılı dosyanın mevcut olduğunu, ancak ilgili dosya kapsamında müvekkili hakkında takipsizlik kararı verildiğini, kararda müvekkili markasının bir bütün olarak algılanması gerektiğine işaret edildiğini, müvekkilinin markasını oğlunun adından yarattığını, taraf markaları arasında iltibas oluşmasının mümkün olmadığını, markaların benzer olmadıklarını ileri sürerek, ... YİDK'nın 09/11/2020 tarih ve 2020/M-9214 sayılı kararının iptalie karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, verilen kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şahıs vekili, davacı iddialarının aksine taraf markalarının sıksık karıştırıldığını, müvekkiline, davacıya gönderilmesi gereken faturaların kendisine geldiğini, buna dair delilleri İzmir FSHHM’nin 2020/45E sayılı dosyasına da sunduklarını, her iki markanın karıştırılmalarının mümkün olduğunu, tüketicilerin de fiili olarak işyerlerini birbirlerinin şubesi zannettiklerini, İzmir 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2019/133 D.iş sayılı dosyası ile davacı aleyhine yapılan tespitte davacının yetkisiz bir şekilde ve marka hakkını ihlal edecek şekilde “...” adı altında gözlük sattığının kanıtlandığını, “...” ibaresinin ayırt ediciliği bulunan bir sözcük olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 2019/84836 sayılı "..." ibareli davacı marka başvurusu kapsamında çıkartılmasına karar verilen 09 ve 35.sınıf mal ve hizmetlerin tamamının, davalı yana ait önceki tarihli markalar kapsamındaki hizmetler ile aynı, aynı tür ya da benzer nitelikte olduğu, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, iş bu davanın Kurum kararının iptali niteliğinde olduğunu, davalı ... ...'ün davalı sıfatına itiraz ettiklerini, dava dilekçelerinde sadece ilgili Kurumun davalı olarak gösterildiğini, daha sonra davanın ihbarı talepli dilekçelerinin yerel mahkemeye sunulduğunu, ancak ihbar edilen ... ...'ün dava dosyasında davalı olarak yer aldığını, TPE nezdinde yapılan başvuruya itiraz eden kişinin, YİDK kararın iptali davasında davalı olarak yer almasında hukuki yararı bulunmadığını, bu kişinin HMK uyarınca fer'i müdahil olduğunu, davalı olarak dosyada yer alması ve lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, "..." kelimesinin tanımlayıcı, tasviri ve vasıf bildirici olduğunu, bu tür sözcüklerden esinlenilerek oluşturulan markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda olduklarını, korunma kapsamının dar yorumlanması gerektiğini, müvekkili markasında bulunan "..." kelimesi + "melek kanadı şekli" ile davacı markasından oldukça farklılaştığını, dava konusu markanın davalı markasından esinlenilmeden oluşturulduğunu ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka tescil başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı, 2019/84836 sayılı marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptalini talep etmiştir. Bu tür davalarda Türk Patent ve Marka Kurumu ile başvuruya itiraz eden arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Nitekim yerleşik Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. (Yargıtay 11. HD'nin 10/10/2007 tarih ve 2006/4324 E.-2007/12678 K.,12/09/2012 tarih ve 2011/5689 E. 2012/13100 K., 13/01/2014 tarih ve 2013 10545 E. -2014/658 K. Sayılı ilamları)
Somut olayda ise dava dilekçesinde davalı olarak sadece Türk Patent ve Marka Kurumu gösterilmiştir. Daha sonra davacı vekilince 11/01/2021 tarihli dilekçe ile; "...marka başvrusuna 2020-GE-256542 sayı ile itiraz eden ...ü'ün davaya dahil edilmesi için davanın ihbar edilmesini talep ederim." şeklinde talepte bulunulmuştur.
İlk derece mahkemesince davacı vekilinin dahili davalı talebi kabul edilmiş ve tensip tutanağında ve devam eden işlemlerde ... davalı sıfatıyla yer almış ise de, 6100 Sayılı HMK'nın 124. maddesinde yer alan düzenleme dışında dahili dava yolu ile taraf değişikliğine gidilmesi mümkün değildir. Usul hukukumuzda dahili dava müessesesi bulunmayıp, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliği mümkün değildir (Yargıtay 17. HD'nin 18.06.2020 tarih, 2018/5580 E., 2020/3723 K. sayılı ilamı). Bu itibarla mahkemece, dava konusu başvuruya itiraz eden ... aleyhine usulüne uygun olarak dava açılması ve sonrasında iş bu dava ile birleştirilerek bir hüküm kurulması gerekirken, davaya dahil edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
1.Davacı vekinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Kabulü İle Ankara 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 15/09/2021Gün ve 2021/9 Esas 2021/289 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2.Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3.Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4.Davacının istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6.İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7.Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/03/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/03/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...