Esas No
E. 2021/22381
Karar No
K. 2024/2096
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Ceza Dairesi         2021/22381 E.  ,  2024/2096 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/80 E., 2016/377 K.
SUÇ: Fuhuş
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında fuhuş suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 227 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 4 kez 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve verilen cezaların mükerrirlere özgü infaz rejime göre çektirilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri, eksik inceleme yapıldığı, mağdurların şikayetçi olmadığı, kararın usul ve Yasaya aykırı olup sanık lehine bozulması gerektiğine vesaire ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Sanığın, kendisine ait evde para karşılığında mağdurlar M.N., T.M., G.A. ve M.A.'nın fuhuş yapmasına aracılık etmek ve yer ve imkan sağlamak suretiyle fuhuş suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.

IV. GEREKÇE

1.Sanık ve Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden

Sanık savunması, mağdurlar ve tanıkların beyanları, 21.11.2014 tarihli ihbar tutanağı, iletişimin tespitine ilişkin kayıtlar, sanığın adli sicil kaydı ile tüm dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın atılı fuhuş suçunu işlediğinin sabit olduğuna ve mahkumiyetine dair Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

2.Sair Yönlerden Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "Aralık 2014" yerine "2014" olarak gösterilmesinin mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olduğu belirlenmiştir.

Sanığa yükletilen fuhuş eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda mağdurlar T.M., M.A. ve M.N.'nin birden fazla fuhuş yapmasına aracılık ve yer temin etmesine rağmen 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı, Eleştiri dışında cezaların kanuni bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından sair yönlerden yapılan incelemede de hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemece verilen hükümlerde öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKÜMLERİN, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY 4 ayrı kişiye herhangi bir zorlama olmaksızın kendi rızalarına istinaden fuhuş yapmalarına aracılık etmek suretiyle para karşılığı değişik kişilerle cinsel ilişkide bulunmalarını sağlayan sanık hakkında fuhşa sürükleme suçundan mahkumiyet kararı verilmesinde sayın çoğunluk ile aramızda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamasına karşın; fuhşa sürüklenen kişi adedince suçun oluşup oluşamayacağı hususunda uyuşmazlık doğmuştur. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/17299 E sayılı kararındaki muhalefet şerhinde uygulamada ve öğretideki görüşler ışığında ayrıntılı bir şekilde açıkladığımız görüşümüzü tekrar etmekle birlikte uyuşmazlığa konu somut olayımızdaki görüşümüzü aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür.

Türk Ceza Yasası’nın 227. maddesinde “Fuhuş” başlığıyla tanımlanan suç, Yasa’nın “Topluma Karşı Suçlar” kısmında, “Genel Ahlaka Karşı Suçlar” bölümünde tanımlanmıştır. Yasa koyucu, “fuhşa teşvik, yardım ve aracılık” suçu ile toplumsal değerleri ön planda korumayı amaçlamış ve suçu bireysel değerlerin korunduğu “Kişilere Karşı İşlenen Suçlar” arasında değil, topluma karşı suçlar arasında düzenlemiştir. Fuhuş suçu ile toplumun genel ahlak anlayışının korunduğu söylenebilir. Başka bir ifadeyle “fuhşa teşvik, yardım ve aracılık” suçu ile korunan hukuki değerin, kanunun sistematiğinden hareketle, toplumun ar ve haya duyguları ile birlikte genel ahlak anlayışı olduğu söylenebilir. “Fuhşa teşvik, yardım ve aracılık” suçu ile bir taraftan toplumun ar ve haya duyguları ile birlikte genel ahlak anlayışını korumak isteyen kanunun koyucunun, bu amaç doğrultusunda TCK’nın 227/2 maddesi ile anılan maddedeki seçimlik hareketleri müeyyide altına alırken, diğer taraftan kişilerin cinsel özgürlüğüne müdahale etmeyerek kazanç karşılığı da olsa cinsel temasta bulunan şahısların eylemlerini suç olarak düzenlemeyerek bireysel özgürlüklere ne kadar önem verdiğini açıkça göstermiştir. Fuhşa sürükleme ile müeyyide altına alınan fiil, başkalarının vücudunun genel ahlak kurallarına aykırı bir şekilde kazanç konusu yapılmasıdır. Kişi kendi vücudunu kazanç konusu yaparken TCK’nın 26/2 maddesi uyarınca müdahale etmeyen kanunun koyucunun, çokta meşru zeminde bulunmayan bu kişiyi mağdur konumuna getirmek istediği de asla söylenemez. Zira kişilere karşı suçlar arasında düzenlenen cinsel saldırı suçu ilgilinin rızasına istinaden tipiklik unsuru gerçekleşmediği için müeyyide altına alınmazken, genel ahlaka karşı işlenen suçlar arasında yer alan fuhşa sürüklemek suçundan dolayı kendi rızasıyla fuhşa sürüklenenin mağdur konumuna getirilmesi, kanun koyucunun maddi unsur olarak kabul etmediği bir hususun, suçun unsurlarına dahil edilmesi anlamına gelir! ki, bunun çağdaş ceza hukukunun evrensel ilkelerine aykırı olacağı açıktır.

Yargıtay 4- Ceza Dairesinin 2021/17299 E sayılı kararındaki ayrıntılı muhalefet şerhinde ortaya koyduğumuz çelişkili sonuçların önlenebilmesi için hukuk normlarının yorumlanması sırasında pozitif temeli bulunmayan ancak eşyanın tabiatından kaynaklanan yorum ilkelerine uyulması gerekmektedir. Prof. Dr. ....’in deyimiyle; hukuk ancak Öklid’in teoremleri misali, doğruluğu apaçık olan ilkelerin geliştirildiği ve bu ilkelerin bütün hukukçular tarafından benimsenip standart olarak uygulandığı gün 'bilim' olma sıfatını hak edecektir. İşte ancak o gün, hukuk problemleri bütün hukukçular tarafından aynı şekilde çözümlenecektir. Böyle bir sistemde mahkeme kararları da önceden doğru olarak tahmin edilebilecektir. İşte ancak böyle bir sistemde, hukuk güvenliği ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesi gerçekleşmiş olacaktır.

Gerek Ceza Genel Kurulunca, gerekse özel dairelerce, fuhşa sürüklenme suçunun mağdurunun fuhşa sürüklenen kişiler olduğu ve buna bağlı olarak mağdur adedince suçun oluşacağı kabul edilerek yerleşik uygulamaya dönüşen içtihatlar değişmediği takdirde bundan sonraki uygulamalarda da orantısız ve çok ağır cezalar kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkacaktır. Kararların aynı doğrultuda olması durumunda istikrardan söz edilebilirse de; kanaatimizce yanlışta istikrarın, yanlışın kronikleşmesinden başka bir işe yaramayacağı dikkate alınarak, uzun yıllara yayılan içtihatlardan bir an önce dönülerek, hakkaniyet ve adalete aykırı sonuçların önlenmesinin 'hukuk devleti' ilkesine daha iyi hizmet edeceği kuşkusuzdur.

Somut olayımızda, kendi istekleri ile fuhşa sürüklenen kişilerin, özgür iradelerinin etkilendiğine dair hiçbir delil elde olunamadığı gibi bu hususta herhangi bir iddianın dahi ileri sürülmemiş olması, “fuhşa teşvik, yardım ve aracılık” suçu ile toplumsal değerleri ön planda korumayı amaçlayan kanun koyucunun; suçu bireysel değerlerin korunduğu “Kişilere Karşı İşlenen Suçlar” arasında değil, topluma karşı suçlar arasında düzenlemiş olması, Türk Ceza Yasası’nda suçların yer aldığı kısım ve bölüm ile korunan hukuki menfaatin mağdurun tespitinde çok önemli rol oynadığının gerek öğretide gerekse uygulamada duraksamaya yer vermeyecek şekilde benimsenmiş olması, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (2008/52 K); suç tarihinde 15 yaşını tamamlamış ayırt etme gücüne sahip (sezgin küçük) mağdure Fatma Özdemir’i rızasıyla cinsel amaçlı olarak hürriyetini kısıtlamaktan ibaret eylemin 5237 sayılı TCY’nın 109/1-3/f-5. maddesi kapsamında olup, mağdurenin aynı Yasanın 26/2. maddesi kapsamındaki rızası fiili suç olmaktan çıkararak hukuka uygun hale getirdiği yönündeki içtihadının zaman içerisinde özel daireler tarafından da kabul edilerek yerleşik uygulamaya dönüşmüş olması karşısında; kendi özgür iradeleriyle fuhuş yapan yetişkin kişilere aracılık etmek etmek suretiyle işlenen fuhşa sürükleme suçunun mağdurunun toplumu oluşturan herkes olduğu kabul edilerek iki ayrı kişiye yönelik fuhşa sürükleme suçunu işleyen sanık hakkında TCK’nın 227/2. maddesi ile uygulama yapılması gerekirken, fuhşa sürüklenen kişi adedince suçun oluştuğuna karar verilerek TCK’nın 1. Maddesinde açıklanan ceza kanununun amacına aykırı davranıldığı gibi içtihat yoluyla suçun kurucu unsurlarından olan mağdur kavramına ayrı bir anlam yüklenerek kanun koyucunun gerçek iradesine aykırı bir şekilde orantısız cezaların ortaya çıkmasına sebebiyet verilmesi suretiyle TCK’nın 2 ve 3 maddelerine de aykırı davranıldığı düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 21.02.2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.