5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2012/2877 E. , 2013/1332 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
kötüye kullanma, denetim görevini ihmal ederek
zimmete sebebiyet verme
...'ın görevi kötüye kullanma eylemi denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme kabulüyle bu suçtan ve ayrıca sanık ...'in de denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme suçundan mahkümiyetlerine, sanıklar Sait, ... ve ...'nin zimmet eylemlerinin hizmet sebebiyle emniyeti suistimal kabulüyle bu suçtan mahkümiyetlerine, sanıklar ..., Hikmet ...'nün zimmet, sanık ...'nın zimmet ve görevi ihmal suçlarından beraetlerine dair hükümler Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Müşteki Hazine vekilinin sadece sanıklar Yunis, Hikmet ve ... haklarında kurulan beraet hükümlerini temyiz ettiği ve 3628 sayılı Yasanın 17 ve 18. maddelerine göre de Hazinenin bu sanıklar hakkında beraet kararı verilen suçlardan yalnızca zimmet suçunun zarar göreni olması sebebiyle bu davalara katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağına sahip bulunduğu gözetilerek CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığının açıklanan davalarla sınırlı şekilde davaya müdahil olarak kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanıklar ..., ... ve ... haklarında zimmet suçlarından verilen beraet hükümlerinin temyizen incelenmesinde; Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan katılan Belediye ve Hazine vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklar ... ve ... haklarında denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme suçlarından kurulan mahkümiyet hükümleri ile sanık ... hakkında görevi ihmal suçundan verilen beraet hükümlerinin temyizen incelenmesinde,
Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan dava açılmasına rağmen görevi ihmal suçundan beraet kararı verilmiş ise de, sanıklara isnat olunan her iki suçun temas ettiği 765 sayılı TCK'nın 203/1 ve 240. maddelerinde öngörülen cezaların üst sınırı itibarıyla aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 5 yıllık asli ve yedi yıl altı aylık ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihi olan 2004 yılı başından itibaren inceleme gününe kadar yedi yıl altı aylık ilave zamanaşımı süresinin dolduğu ve davaların zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiği, bu itibarla sanık ... müdafii ile katılan Belediye vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğu anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar haklarında açılan kamu davalarının zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE,
Sanık ... hakkında zimmet, sanıklar ..., ... ve ... haklarında hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçlarından kurulan mahkümiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 31/08/2004 günlü iddianame ile sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından, 15/04/2005 günlü iddianamede de sanıklar Süleyman ve ... haklarında ekmek gelirlerini zimmetlerine geçirmek suçlarından kamu davası açılmasına rağmen, bu davalarla ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
Dosya içeriği ve oluşa göre, sanık ...’ın zimmet eylemlerinden 35.000.000.000 (35.000,00) liralık kısmını sahte ve mükerrer makbuz bastırıp, tahsil ettiği bedelleri kurum kayıtlarına intikal ettirmeyerek gerçekleştirdiği ve anılan bu zimmet ile miktarının ancak kurumda yapılan inceleme sonucunda bulunan makbuz miktarı kadar belirlenebildiği, bu şekilde zimmeti gizlemeye yönelik hileli işlemleri bulunan sanığın eyleminin 5237 sayılı Yasaya göre nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu ve hakkında TCK'nın 247/2. maddesi ile uygulama yapılması gerektiği, keza lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" şeklindeki düzenleme uyarınca sanığın sahte ve mükerrer makbuz bastırarak, kullanması eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde zamanaşımı hükümleri gözetilerek bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak, bunların sonucuna göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Suç tarihlerinde Belediyede geçici işçi statüsünde çalışan sanıklar ... ve ...'ın Belediye Başkanı tarafından sözlü olarak Belediye kantarında, geçici işçi olan sanık ...’in ise belediyeye ait fırında ekmek satışı ile görevlendirildikleri ve fiilen yaptıkları bu görevleri cümlesinden olarak sanık ...’nin kantar kartelelerinden 585.000.000.lirayı, sanık ...’in 650.000.000 lirayı belediye hesaplarına aktarmadıkları, sanık ...'in de ekmek satışından elde edilen gelirlerden 34.215.560.000 lirayı kurum kayıtlarına intikal ettirmediği anlaşılıp kabul edilmekle, sabit eylemlerinin zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeden kurumda işçi statüsünde çalıştıklarından bahisle eylemlerinin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olarak nitelendirilmesi,
Kabule göre de; Sanık ... hakkında 5237 sayılı Yasanın 53/5. maddesi tatbik edilirken madde hükmüne göre belirtilen hak yoksunluğunun tayin olunan 6 yıl 3 aylık cezanın yarısından az olamayacağı gözetilmeden 3 yıl süre ile memuriyet hak ve yetkilerinden yasaklanmasına karar verilmesi,
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/12/2008 gün ve 2008/146-235 sayılı Kararına göre mağdurun belli olması ve maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilebileceği durumlarda, 5237 sayılı TCK'nın 55/2. maddesi uyarınca zimmetin maddi konusunu oluşturan değerlerin karşılığının müsaderesine karar verilemeyeceğinin ve sanık ... hakkında hüküm kurulurken de aynı gerekçelerle TCK'nın 55. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığının gözetilmemesi,
Sanık ... hakkında güveni kötüye kullanma suçundan lehe yasanın tespiti sırasında 765 sayılı Yasaya göre teşdiden ceza tertip olunacağı belirtilmesine rağmen alt sınırdan 1 yıl hapis cezası verilip, bu durumda 5237 sayılı TCK'nın lehe olduğu vurgulanarak anılan Yasanın 155/2. maddesi ile 1 yıl 6 ay hapis cezası ve ayrıca adli para cezası verilmesi suretiyle hükümde çelişki yaratılması, Zincirleme biçimde eylemlerini gerçekleştirdiği anlaşılan sanık ... hakkında tayin olunan cezanın 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi uyarınca artırılmaması, Kanuna aykırı, sanıklar müdafıileri ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.