44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/348 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 09/07/2020
NUMARASI: 2018/428 E. - 2020/123 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının uzun yıllardır uluslararası nakliyat işi yaptığını, Türk Patent Kurumu nezdinde ... numarası ile "..." markasını tescil ettirdiğini, şirket ortaklarından ...'un 13/06/2014 tarihinde hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığını ve durumun 24/06/2014 tarihli Ticaret Sicil gazetesinde ilan edildiğini, ortaklıktan ayrılan ...'un davalı şirketi kurduğunu, davacı ve davalı şirketlerin ticaret Unvanlarının aynı olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren firmalar arasında bu durumun iltibas yarattığını, bu durumun aynı zamanda marka hakkına tecavüz ve TTK anlamında haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek, bu nedenle davalının ticaret unvanından “...” ibaresinin çıkartılmasına, davalının bu ibareyi kullanması hukukça korunan bir haktan kaynaklanıyor ise davacının gerek unvanına, gerekse tescilli markasına tecavüze mahal vermeyecek şekilde davalının unvanının ayırt edici gerekli ilavelerin yapılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin iki ortağının olduğunu, birinin ... olduğunu, davalı şirketin ticaret ünvanını oluşturan "..." ibaresinin bu şirketin diğer tüzel kişi ortaklarından ... şirketinden geldiğini, bu ibarenin bu şirketi kuran ailenin soyadı olup, ünvanın çekirdek unsuru olduğunu, sermaye şirketlerinde soyadlarının ticaret ünvanında kullanılmasının yaygın olduğunu, ... nin 05/06/1945 te ... ve eşi tarafından kurulmuş, 75 yıllık geçmişe dayanan bir şirket olup, 800'e yakın çalışanı Romanya'da olmak üzere 1600'den fazla çalışanı olduğunu, dünya çapında faaliyet gösterdiğini, Paris Sözleşmesi ve DTÖ kuruluş aşamasına ek TRIPS anlaşmasının 2. maddesine göre DTÖ üyelerinin Paris Sözleşmesinin 1967 Stockholm metnine 1-12 ve 19. maddelerine riayet etmelerinin gerektiğini, bu metnin 8. maddesine göre "Ticaret ünvanı, bir fabrika veya ticaret markasının bir kısmını teşkil etsin veya etmesin, bütün birlik ülkelerinde tevdi veya tescil mecburiyeti olmaksızın himaye edilecektir" hükmü uyarınca koruma altında olacağını, ....nın Alman menşeli bir şirket olup Almanya'nın DTÖ ve Paris sözleşmesine üye olduğunu, bu nedenle davalının ticaret ünvanının öncelikli olarak korunmasının gerektiğini, ATAD'ın 2004 yılında verdiği bir kararda; eski tarihli bir ticaret ünvanının sonraki tarihli tescilli bir marka karşısında korunup korunmayacağına ilişkin ABD'li ... tarafından Çek Bira üreticisi ... aleyhine Finlandiya mahkemelerinde açılmış olan davada, Amerikalı üreticinin Çek üreticinin Finlandiya'daki faaliyetlerini, Finlandiyadaki 1982-1992 arasında tescil ettirmiş olduğu markaya dayalı olarak engelleme amacının yattığı, Çek üreticinin ise 01/01/1967 tarihinde Çekçe, İngilizce ve Fransızca olarak tescil ettirdiği ticaret ünvanına dayalı olarak öncelik hakkının olduğunu ileri sürdüğü, ancak ...'ın; sonraki tarihli tescilli bir marka sahibinin eski tarihli bir ticaret ünvanı sahibine karşı hiçbir hak ileri süremeyeceğine karar verildiğini, bu nedenle davacının davasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalının ticaret ünvanını 13/06/2014 tescil ettirdiğini, davacının ... nolu marka başvurusu tarihinin 23/06/2014 olduğunu, SMK nın 155. maddesi uyarınca tescilli bir sınai hakkın başka bir hak karşısında korunamayacağını, davacının taleplerinin TTK 60. maddesi uyarınca 3 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının uzun süre sessiz kalması nedeniyle hak kaybına uğradığını, markanın tescilinden itibaren 4,5 yıl sonra işbu davanın açıldığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, toplanan delillere ve yapılan yargılamaya göre davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının ünvanı ile müvekkili şirketin ünvanında geçen ... ibaresinin birebir aynı olduğunu, davalı şirketin yetkilisi ve ortağının, müvekkili şirketin eski ortağı olduğunu, söz konusu ibareyi haksız ve kötü niyetli olarak kurduğu şirketin ünvanına eklediğini, ... ibaresinin aynı zamanda müvekkili adına tescilli bir marka olduğunu, davanın taraflarının uluslararası nakliyat sektöründe faaliyet gösterdiğini, ünvanlarını aynı zamanda marka olarak kullandıkları ve bir nevi markaları olduğunu, davalı şirketin ünvanının müvekkili şirketin tescilli markasına tecavüz teşkil edecek şekilde kullanıldığını,
TTK 60. md. Bu kanunun 56. maddesinde sıralanan davalar için 1 ve 3 yıllık zamanaşımı öngörmüş ise de; buradaki ünvana ve markaya yönelik tecavüzün, Maddede sıralanan hususlardan olmadığını, eylemin sonlanmadığını, bu nedenle herhangi bir zamanaşımı süresinin başlamasının da söz konusu olamayacağını, Gerek Yargıtay ve gerekse doktrinde ticaret unvanının, birçok yerde (örneğin hizmet sunan işletmelerde) marka gibi kullanıldığının kabul edildiğini, davanın taraflarının marka yada ünvanını bir ürün tanıtımı için değil bir nevi hizmetlerinin tanıtımında marka olarak kullandıklarını, bu yönü ile müvekkiline ait markaya tecavüzün açık olduğunu,Ticaret ünvanındaki vurgu kelimenin (...) 3. kişi ve kurumlar tarafından ayırt edici vasıf kazandırılmadan aynen ünvan olarak kullanılmasının, ticaret ünvanına tecavüz ve haksız rekabet olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı; kendisinin ticaret ünvanında yer alan ve aynı zamanda kendi adına marka olarak tescilli bulunan ''...'' ibaresinin davalı şirketin ünvanından öncelikle çıkarılmasına, aksi halde davalının unvanına ayırt edici gerekli ilavelerin yapılmasına karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, bu karar yukarıda sayılan nedenlerle davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacıya ait TPMK kayıtları incelendiğinde; ... numaralı “...” markasının 39. sınıfta tescili için 23/06/2014 tarihinde yapılan başvuru sonucunda, 22/03/2016 tarihinde davacı adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Taraflara ait ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; davacı şirketin ilk tescil tarihinin 07/01/2003 olduğu, ilk ticaret unvanının ... Tic. Ltd. Şti. olduğu, 05/05/2005 tarihinde unvan değişikliği yapılarak ... Tic. Ltd. Şti. unvanını aldığı, davalı şirketin tescil tarihinin ise 18/06/2014 olduğu anlaşılmıştır.Toplanan delillere göre; tarafların ticaret unvanlarının esas unsurları "..." ibaresi şeklinde aynı olduğu, her iki şirketin de lojistik alanında faaliyet gösterdikleri, davacı şirketin "..." ibaresini davalıdan daha önce ticaret unvanında kullanmaya başladığı, davacı şirkette ortak olan ...'un ortaklıktan ayrıldıktan sonra 18/06/2014 tarihinde davalı şirketi kurduğu, şirketi kurduğu tarihte davacının ticaret unvanından haberdar olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır.Her ne kadar Mahkemece, davalı ticaret ünvanının markasal olarak kullanıldığına dair iddia ve delilin olmaması ve kötüniyet iddiasının bulunmaması, ayrıca davalı şirketin ticaret unvanının tescili tarihi üzerinden yaklaşık 4,5 yıl geçtikten sonra 20/10/2018 tarihinde eldeki davanın açılmasının, davalının bu süre içinde ticaret unvanının tanıtımı için yaptığı yatırımlar ve harcadığı emek dikkate alındığında TMK'nun 2. maddesi uyarınca iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş ise de;
TTK'nun 52.maddesine göre, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibinin, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebileceğinin belirtildiği, somut olayda, her iki şirketin ticaret ünvanında yer alan esas unsurun "..." ibaresi olduğu, ibarenin aynı zamanda davacı adına marka olarak tescilli olduğu, davacının ünvan tescilinin davalıdan daha öncesine dayandığı, davacıyla aynı sektörde faaliyet gösteren davalının davacı ünvanından haberdar olmadığının kabul edilemeyeceği, kaldı ki, davacı şirkette ortak olan ...'un ortaklıktan ayrıldıktan sonra 18/06/2014 tarihinde davalı şirketi kurduğu dikkate alındığında, davalının ünvan kullanımının ticari dürüstlük kullanımına aykırı olduğunun kabulü gerektiği, kaynağını TMK'nun 2.maddesindeki dürüstlük kuralından alan bu kabule göre, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının da kabul edilemeyeceği anlaşıldığından, davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.