Esas No
E. 2021/352
Karar No
K. 2024/461
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/352 Esas

KARAR NO: 2024/461

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 01/07/2020

NUMARASI: 2017/125 E. - 2020/108 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ülkemizde yerleşik bir şirket olduğunu, uzun yıllardan beri tanınan en köklü markalardan biri olduğunu, TPE nezdinde koruma altında olan ... sayılı ..., ve tescilli birçok ... ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının işyerinde ve http://www...com adlı internet sitesinde müvekkili adına tescilli ... ve diğer marka isimlerini aynısını ve izinsiz olarak kullandığını, bu durumun Bakırköy 1. FSHHM'nin 2017/88 D.İş dosyası ile bilirkişi tarafından tespit edildiğini, davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından yararlandığını, bu eylemin SMK gereği tecavüz ve TTK gereği haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, davalı yanın müvekkilinin marka tescil belgesi ile koruma altına alınan markalarına ilişkin tecavüzünün durdurulmasını, giderilmesini, bu tecavüz nedeni ile uğranılan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıylaşimdilik 10.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat bedelinin taraflarına ödenmesini, ve yargılama giderleri, bilirkişi masraflarını ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yıllardan beri ticari faaliyette bulunduğunu davacının bildiğini, uzun süre sessiz kalarak müvekkilinin yatırım yapmasına müsaade edip ayırtedicilik kazandırdıktan sonra bu davayı açtığını, müvekkilinin ... ibaresini 1960'lı yıllardan beri ticaret ünvanının "kk" unsuru olarak kullandığını, iki şirket kurucularının akrabalıkları olduğunu, aralarında ticari ilişki olduğunu, markasını başka bir markaya benzetme çabası olmadığını, bu arada davacının ise markasını kullanmadığını, müvekkilinin ticarethanesini 1968 yılında kurduğunu, davacının müvekkil ile ticari ilişkisini gösteren faturanın dosyaya sunulduğunu, Bakırköy 1. FSHHM'nin 2017/88 D.İş sayılı dosyasında tedbir kararı kaldırılırken tarafların sektörlerinin farklı olduğunu, davalının sessiz kalma ile hak kaybının yargılamada inceleneceğini, müvekkilinin ... ibaresinin kök unsur olarak yoğun şekilde kullandığını, davacının basiretli tacir gibi hareket ettiğini, iki taraf kullanımlarının farklı olduğunu, müvekkilinin kullanımının çuval vb. Ürünlerde olduğunu davacının ise erkek giyimi ürünlerinde kullandığını, bu nedenle karıştırılma ihtimali olmadığını, ayrıca "..." ibareli başka markaların tescilli olduğunu, davacının ... nolu markanın 16. Sınıf ve 22. Sınıfta tescilli olduğunu, ... nolu markanın 16. Ve 22. Sınıfta, ... nolu markanın 16. Sınıfta tescilli olup bu sınıflarda bir kullanımı olmadığını, ... nolu markanın 20. Sınıfta tescilli olup müvekkilinin eskiye dayalı kullanımı olduğunu, müvekkilinin 1960'lı yıllardan beri kullandığı "..." ibaresi üzerinde öncelikli hakka sahip olduğunu, karşı dava yönünden ise; davacı karşı davalı adına tescilli fakat ciddi suretle kullanılmayan ... markalarının kullanılmama nedeniyle 25. ve 26. sınıflardan hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davacı karşı davalı yan adına ... tescilli markanın tescilsiz eskiye dayalı kullanımı nedeniyle 25. Ve 26. Maddesi nedeniyle hükümsüzlüğüne sicilden terkinine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı karşı davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili 05.12.2017 tarihli dilekçesi ile davasının davacı karşı davalı yan adına TPMK nezdinde ... nolu, ... nolu, ... nolu, ...nolu markaların hükümsüzlüğüne, markaların sicilden terkinine, davacı karşı davalıyan adına TPMK nezdinde ... nolu, ... nolu, ... nolu, ... nolu markaların karar kesinleşinceye dek 3. Kişilere devrinin tedbiren önlenmesine karar verilmesi yönünde talebini ıslah etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davacının davasının REDDİNE, Karşı davacının davasının REDDİNE," karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı-karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil, ... Çuval ve Ambalaj şirketinin 1968 yılında ... tarafından kurulduğunu, davacı karşı davalı yan adına tescilli ve fakat tescil edildiği mal ve emtialar da ciddi surette kullanılmayan, markaların iptalini talep ettiklerini, markayı tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde kullanılmamasının hükümsüzlük sebebi olduğunu, markanın sembolik bir kullanımın ciddi kullanım olarak kabul edilmeyeceğini, müvekkili şirketin en eski tarih olan 1993 ve 2010 yılında ... ibaresini 16., 20. Ve 22. Sınıflarda yer alan emtialar ( çuval, branda) üzerinde kullanıldığının ispat edildiğini, ... ibaresinin tescilsiz kullanımının çok eski yıllara dayandığını, marka gibi kullanılan tescili bulunmayan işaretin sahibince fiilen gösterilen faaliyet alanı bakımından hak yaratmasının söz konusu olduğunu, ibare üzerinde öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunun tespit edildiğini, davacı- karşı davalının erkek giyim sektçründe faaliyet yürüttüğünü markayı tüm tescilli emtialarda kullanmadığını karşı davanın kabulü yerine reddi kararının hukuka aykırı olduğunu beyanla hükmün istinafen incelenerek kaldırılması ile yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karşı tarafın müvekkilinin maruf hale getirmiş olduğu markayı izinsiz kullandığını, tarafların akraba olması nedeniyle şifai olarak sürekli uyarılarda bulunulmuş olmasına rağmen, davalı yan kötü niyetli tutum sergileyerek, müvekkilin ciddi yatırımlar yapmak suretiyle tanınmış hale getirdiği ''...'' markasını kullanarak müvekkil şirkete maddi manevi zararlar verdiğini, yerel mahkeme tanınmış markayı hiçe sayarak haklı davanın reddine karar vermiş olması usul ve yasalara aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğini , (SMK) md. 6/5 hükmü çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiğini, tanınmış markanın , farklı mal ve hizmetler yönünden de korunduğunu, müvekkili şirketin, önceki şifahi uyarılarının ardından 10.05.2017 tarihinde Eyüp ... Noterliği aracılığıyla davalı firmaya ihtarname gönderdiğini, müvekkil şirkete ait tescilli ve tanınmış markalarını işletmesinde izinsiz ve hukuka aykırı kullanıma ve haksız rekabete son vermesini istediğini ancak müvekkil şirketin tüm iyi niyetli çabalarına rağmen davalı firmanın haksız kullanımına devam ettiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin itibarına zarar verdiğini, davacı markasının tanınmış olduğunu, daha geniş korumadan yararlanması gerektiğini, davalının müvekkilinin markasının itibarından yararlanmaya çalıştığını bu sebeple, yerel mahkemenin müvekkil şirketin sessiz kaldığı gerekçesinin hatalı sayılması, davanın kabulü gerektiğini beyanla hükmün istinafen incelenerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İstinaflara cevap; istinaf başvurularına karşı cevap dilekçesi sunulmamıştır.

Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Asıl dava, davacıya ait "..." ibareli markalarına yönelik marka haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespiti , durdurulması, giderilmesi ile 10.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir Karşı dava ise, davacı karşı davalı yan adına tescilli , ... nolu, ... nolu, ... nolu, ... nolu markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı yan, sahibi oldukları " ..." ibareli markanın davalı tarafından işyerinde ve http://www.....com adlı internet sitesinde izinsiz olarak kullanıldığını, davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından yararlandığını, bu eylemin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini beyanla eldeki davayı açmıştır.

Davalı vekili ise, yıllardan beri ticari faaliyette bulunduğunu davacının bu durumu bildiğini ve uzun süre sessiz kaldığını, , müvekkilinin ... ibaresini 1960'lı yıllardan beri ticaret ünvanında ve ticari faaliyetlerinde kullandığını öncelikli hakka sahip olduğunu, sektörlerinin farklı olduğunu, karıştırılma ihtimali olmadığını, ayrıca davacının bir kısım "..." ibareli markaları tescilli oldukları sınıflarda kullanmadığını , davacıya ait ..., ..., ... markalarının kullanılmama nedeniyle hükümsüzlüğüne, davacı karşı davalı yan adına ... tescilli markanın davalının tescilsiz eskiye dayalı hak sahipliği nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş, 05.12.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile, ... nolu markaların "..." ibaresinin gerçek hak sahibin davalı olduğu kötüniyetle tescil edildiği iddiasına dayalı hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı- karşı davacı, asıl davaya dayanak olan "..." esas unsurlu markalardaki "..." ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürmüştür.Dosya kapsamına göre, taraf şirketlerin kurucularının akraba oldukları ve aralarında ticari ilişki bulunduğu, davalı-karşı davacı şirketin kurucu ortağı ...'ya ait "... Şti. ... ve ortağı" unvanlı işletmenin 09.01.1981 tarihinde tescil edildiği, davacı şirket ortağı ... ait " ... Şti. ... ve ortakları" unvanlı işletmenin ise 26.01.1967 tarihinde kurulmuş olduğu, ticaret ünvanı yönünden asıl davacının kullanımının asıl davalıdan eski olduğu, davacı tarafça ... numaralı "..." ibaresinin marka olarak ilk defa 1986 yılında tescil edildiği, erkek giyim markası olarak kullanıldığı ve 20.03.2015 tarihinde tanınmış marka olarak tescil edilmiş olduğu, davacıya ait markaların 15,16,17,18,19,20,21,22,25,35 .sınıflarda tescilli olduğu görülmektedir. Bilirkişi kök raporunda ; davalı- karşı davacının 16, 20 ve 22. Sınıflardaki kullanımının eskiye dayandığı, öncelikli kullanım olduğu ancak bu kullanımın ayırt edicilik kazandırmaya yetecek yoğunlukta olmadığı, karşı davacının üstün hak iddiasını ispatlayamadığı , davalı- karşı davacının kullanımının davacının tescilli markalarıyla birebir ayniyete varacak düzeyde olduğu belirtilmiştir. 11.09.2019 tarihli ek raporda; davalı-karşı davacı tarafından, dava dosyasına sunulan, 1993 yılına ait satış faturası koçanında bulunan 50 adet satış faturasında "..." markasının 6.12.20. Sınıf emtialarda, 2010 yılında 354 adet fatura kapsamında ciddi şekilde kullanıldığı bildirilmiştir. Asıl davada; davalının Ticaret Sicilde meslek grubunun Plastik ve Kauçuk, Nace kodu Sanayide kullanım amaçlı plastik poşet, çanta, torba, çuval vb ambalaj malzemelerinin toptan imalatı sınıfında faaliyet gösterdiği, Bakırköy 1.FSHHM'nin 2017/88 D.İş dosyasında yapılan tespitlerden, davalının internet sitesi alan adında ve web sitesi sayfa içeriklerinde ... ibaresini markasal olarak kullandığı, bilirkişi raporunda ... markasının ambalaj ürünleri ve branda ambalajlarında kullanıldığı, işletme tabelasında ibareyi markasal olarak kullandığının tespit edildiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının bu kullanımlarının 16,20,22 sınıf emtialarda kullanım olduğu, davalı tarafça bu emtia sınıflarında davacı markalarının 2010 ve 2016 yıllarında tescil tarihinden önce kullanıma dayalı hak sahibi olduğu beyan edilmiş, mahkemece bilirkişi raporundaki tespitlere dayanılarak davalının önceye dayalı kullanımlarının bu sınıflarda olduğu kabul edilmişse de; dosyaya sunulan satış faturaları ile istinaf dilekçesi içeriğindeki davacı ile yapılan ticari alışverişte düzenlenen faturalarda davalı kullanımının ticaret unvan kullanımı şeklinde kullanım olduğu ve yapılan hizmet göz önüne alındığında 16,21,22. Sınıf emtialarda değil 40. Sınıfta kullanım olduğu, davacı adına bu sınıflarda tescilli 2010 ve 2016 yıllarında tescil edilmiş markalar bulunduğu, kullanımın davacının aynı sınıflarda tescilli markaları ile iltibas oluşturduğu anlaşılmakla, mahkemece davacıdan maddi tazminat yönünden tazminat seçeneğinin açıklattırılarak inceleme yapılması gerekirken, yazılı gerekçelerle asıl davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf talebinin kabulü gerektiği sonucuna varılmış olduğundan, bu aşamada davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebi hakkında karar verilmemiştir. Davacı - karşı davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davalı-karşı davacının istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı - karşı davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 01/07/2020 tarih, 2017/125 E. 2020/108 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.