44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/369 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 20/10/2020
NUMARASI: 2017/1015 E. - 2020/608 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 2002-2003 tarihleri arasında ... ili ... ilçesinde toptan kuru gıda ticari ile uğraştığını, anılan tarihte ekonomik kriz nedeniyle işlerinin bozulduğunu, çevresinde tefeci olarak tanınan davalı ile yeğenleri olan ... isimli kişilerden işlerini düzeltmek için faiz karşılığında borç para almak zorunda kaldığını, davalıdan iki adet bono karşılığında faizli borç para aldığını, bonolardan biri Sultanbeyli İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu 29.09.2003 tarihli ve 45.000,00-TL bono ile 15.02.2003 tarihli 44.000 USD bedelli bonolar olduğunu, müvekkili tarafından davalıya olan ve icra takibine konu edilen bononun ferilerine karşılık ... İli ... İlçesi ... Mah. Kain tapu ile bir kısım para verdiğini, 44.000 USD bedelli bono yönünden de İstanbul Sultanbeyli'de bulunan taşınmazı davalının oğluna verdiğini, borcun ödenerek protokol düzenlendiğini, davalının borcunun bulunmadığına ilişkin adi yazılı belge verdiğini, davalının 44.000 USD senedin aslı yerine renkli fotokopisini müvekkile verdiğini, senedin vade tarihine 14.01.2015 yazılarak müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, bono tarihinin 15/02/2003 olması nedeniyle zamanaşımına uğradığını, ayrıca mükerrer tahsilat, senette tahrifat, dolandırıcılık suçlamasıyla davalı hakkında İstanbul Anadolu CBS'nin 2017/148104 soruşturma sayılı dosyasında şikayette bulunduğunu, müvekkillerinin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini, dava bitene kadar tedbiren durdurulmasını davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Borçluların zaman kazanmak ve borcu ödememek amacıyla işbu davayı açtığını, davacıların işlettiği marketten dolayı maddi sıkıntı içine girmeleri nedeniyle müvekkiline ortaklık teklif ettiklerini, müvekkili tarafından cazip gelen teklifi kabul ederek 115.000,000-TL ödeyerek ortak olduğunu, ancak markette ki hisselerinin devredilmemesi ve beyan edilen kazancın elde edilememesi nedeniyle müvekkilinin dolandırıldığını anlaması nedeniyle ortaklık için verdiği parayı iade alamaması nedeniyle davacılar tarafından 15/03/2003 tanzim, 14/01/2015 vadeli ve 44.000 Usd ile 45.000,-TL bedelli iki adet senet verdiğini, 45.000,-TL bedelli senedin icra takibine konulması sonucu müvekkil ile yapılan protokol gereği bir kısmı nakit kalanı Ankara ilinde bir tane hisseli taşınmaz verilerek ödendiğini, müvekkilin davacıların ekonomik olarak sıkıntı içinde olduklarını bildiği için hem enflasyondan dolayı zarar etmemek hem de davacı taraflara uzun vadeli senet yaparak bu süre içinde ekonomik olarak toparlanacakları ümidiyle uzun vadeli 44.000 Usd senedi aldığını, ancak davaya konu senedin uzun yıllar müvekkiline ödenmemesi nedeniyle davacılar hakkında icra takibi başlattığını, davacıların senedin renkli fotokopisi verildiğine yönelik iddiaların gerçek olmadığı gibi müvekkilin oğlu ... Sultanbeyli ilçesinde verilen taşınmazın da müvekkil ile alakası olmadığını, davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılardan tahsilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davanın kabulü ile;Davacıların İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ve bu dosyaya konu edilen 15/02/2003 düzenleme tarihli, 44.000,00 USD bedelli, senet yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine,Davacılar vekilinin kötü niyet tazminat talebinin reddine, " karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından da Adli Tıp Kurumu Raporuna yönelik bir itiraz öne sürülmediğini, özellikle davalı tarafından düzenlenen 31.05.2004 tarihli Protokoldür başlıklı belgede davalının geçmişe dönük tüm alacaklarından vazgeçtiğini, bu alacaklarını tahsil ettiğini açıkça beyan ettiğini, yine davalının alacaklarına karşılık Ankara ilinde bir taşınmaz ile İstanbul İli Sultanbeyli İlçesinde bir taşınmaz mal aldığı Sayın Mahkemenin kabulünde olduğunu, yine dava dışı ... isimli şahıs tarafından düzenlenen ve imzalanan, imzası ve içeriği de davalı tarafından reddedilmeyen tarihsiz belgede davalının bilerek ve isteyerek fotokopi senet verildiğinin kabul edildiği yine Sayın Mahkemenin kabulünde olduğunu, yine sayın mahkemece senede 12 yıl sonrasına ilişkin vade atılmasının hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığı da kabul etkilendiğini, bütün bu değerlendirmeler tefecilik yapan davalının hile ve desise ile, kasten müvekkili ızrar kastıyla hareket ettiğini kanıtlamakta olduğunu, bunun sonucu olarak da vicdani kanaat davanın kabulü yönünde oluştuğunu, bu hale göre davalının kötü niyetli olduğuna dair bütün değerlendirmelere rağmen gerekçe gösterilmeksizin sadece kötü niyet tazminatı takdir edilmemiştir denilmekle yetinildiğini, oysa kötü niyet tazminatının bütün objektif koşuları gerçekleştiğinin kesin ve net olduğunu, bu nedenle kötü niyet tazminatı yönünden kurulan hüküm açıkça usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle bu yönden kurulan hükmün istinaf yoluyla kaldırılmasını talep etmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin davaya konu edilen senetle ilgili olduğu iddia edilen 31.05.2004 tarihli protokolde müvekkilin bazı imza ve yazılara açıkça itiraz etmesine rağmen yerel mahkemece önce bu hususta 10.03.2020 tarihli celsede imza incelemesi yapmasına karar vermiş olup müvekkilin imza örnekleri alındığını, yine aynı şekilde 31.05.2004 tarihli sözleşme adlı belgede müvekkilin alacaklı olduğu ve icra takibine konu icra dosyası ile alakalı ibralaşmayı konu edinen sözleşmenin son kısımlarına farklı bir yazı karakteri ile eklemeler yapıldığını, fakat daha sonra bu protokolün başka icra takibine konu senetle ile ilgili olduğundan bahisle imza incelemesi yönündeki ara kararından rücü etmesi akabinde söz konusu daha önceki icra takibine konu 45.000 TL bedeli senede ilişkin protokolü ve sözleşmeyi hükme esas alması açıkça usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, yerel mahkeme menfi tespit davasının kabul edilme koşullarının kambiyo evrakı yönünden bulunmamasına rağmen tahmin yürüterek zorlama bir yorumla sonuca giderek davacıların davasını kabul etmesi gerek Türk Ticaret Kanunun Kambiyo evraklarına ilişkin yasal düzenlemelere gerekse de yerleşik Yargıtay ve istinaf ilgili dairelerinin kararlarına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Davacıların kendilerine renkli fotokopi senedinin verildiğine dair iddialar soyut olduğu gibi dosyada mübrez bilirkişi raporu ile bu hususun ispata elverişli olmadığı açıkça belirtildiğini, senedin renkli fotokopisinin davalı dışında davacılar tarafından davalı tarafa verilmeden önce yahut dava dışı kişiler tarafından da fotokopi çekilmesi mümkün olduğundan tek başına bu hususun davacıların borçlu olmadığının tespitine yeterli olmadığının belirtildiğini, yerel mahkemece vicdani kanaat getirilmek sureti ile davayı kabul ettiğine dair gerekçesi yasal düzenlemelerin açıkça yok sayılması anlamına gelmekte olup bu husus alacaklıların da mağdur olmasına neden olacağını, zira yerel mahkeme 31.05.2004 tarihli sözleşmede müvekkil ile davacılar arsında Sultanbeyli icra müdürlünde bulunan takibe konu 45.000 TL bedeli bononun ankara ilinde verilen arsa ile ödenmesine ve icra dosyasına kapanmasına ilişkin beyanları zorlama bir yorumla davaya konu 45.000 dolar senedinin de ödendiğine yorumlanması hukuken kabul edilebilir bir hal olmadığını, keza Kambiyo evraklarının usul ve esaslarına ilişkin yasal düzenlemeler yerel mahkemenin vicdani kanaatine bırakılmayacak kadar açık olup amir hükümler söz konusundan ibaret olduğunu, bu bağlamda bu dava açısından vicdani kanaat kullanılmasının mümkün sayılamayacağından bahisle, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinafen incelenerek kaldırılmasını ve yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.
İstinafa Cevap:Diğer Davacı vekilinin ve davalı vekillerinin dosya arasına sunulan herhangi bir istinafa cevap mahiyetinde dilekçeleri görülmemiştir.
Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava İİK 72.maddesine dayalı icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı, davalıdan borç para aldığını, karşılığında, 29.09.2003 tarihli, 45.000,00-TL bedelli ve 15.02.2003 tarihli 44.000 USD bedelli iki bono verdiğini, 44.000 USD bedelli bono borcuna karşılık Sultanbeyli'de bulunan taşınmazını davalının oğluna verdiğini, borcun ödenerek protokol düzenlendiğini, davalının borcunun bulunmadığına ilişkin adi yazılı belge verdiğini, davalının 44.000 USD senedin aslı yerine renkli fotokopisini iade ettiğini, sonradan senedin vade tarihine 14.01.2015 yazılarak İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, bono tanzim tarihinin 15/02/2003 olması nedeniyle zamanaşımına uğradığını, senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı yan ise, davalının davacılara ait markete 115.000,000-TL ödeyerek ortak olduğunu, ortaklığın gerçekleşmemesi üzerine davacılar tarafından 15/03/2003 tanzim, 14/01/2015 vadeli ve 44.000 USD bedelli ve 45.000,-TL bedelli iki adet senet verdiğini, 45.000,-TL bedelli senedin ödendiğini, davaya konu senedin uzun yıllar ödenmemesi nedeniyle davacılar hakkında icra takibi başlattığını, oğlu ...'a Sultanbeyli ilçesinde verilen taşınmazın davalı ile alakası olmadığını beyan etmiştir. İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında; alacaklısının ..., borçlusunun ... ve ... olduğu; takip dayanağı senedin 15.02.2003 düzenleme ve 14.01.2015 vade tarihli 44.000 USD bedelli , keşidecisinin ..., kefilin ..., lehtarı ... olan, ihdas nedeni "nakden" yazılı bono olduğu, toplam 55.849,26 USD bedelin fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile 24/08/2017 tarihinde takibe geçildiği görülmektedir. Dava konusu uyuşmazlık takibe konulan senedin geçerli olup olmadığı, senedin bedelsiz kalıp kalmadığı noktasındadır. Senet aslı ile davacılar tarafından ibraz edilen renkli fotokopi belgenin karşılaştırılması yönünde Adli Tıp Kurumundan alınan 27/01/2020 tarihli raporda, Sol kenarında mavi mürekkepli kalemle "... beyin dikkatine" yazısı ile ön yüzünde siyah mürekkepli kalemle "İPTAL" yazısı ve çizgisi bulunan, alt kenarı formel kesim olmayan ve sağ alt köşesi yırtık haldeki inceleme konusu senedin mukayese amaçlı gönderilen ve üzerinde ıslak imza ve yazılar bulunan matbu senet ile yapılan karşılaştırmasında; İnceleme konusu senetteki rakam ve yazıyla miktar belirtir haneler, alacaklı ismi, borçlu isim ve adresi ve kefil ismi ile ön yüzdeki imzaların sağ alt köşedeki yırtık dışında kalan kısımlarının mukayese amaçlı gönderilen senette aynı hanelerdeki yazılar ve söz konusu imzaların aynı kısımları ile tetabuk halinde oldukları (birebir örtüştükleri) ve inceleme konusu senet mutat matbu senetlerden olmayıp üzerindeki söz konusu yazı ve imzalar da dahil olmak üzere renkli fotokopi olduğu cihetle, inceleme konusu senedin mukayese amaçlı gönderilen senetteki rakam ve yazıyla ödeme günü bildirir yazılar, pullar üzerindeki "SULTANBEYLİ" yazısı, "m" harfleri, "NAKDEN" yazısı ve alt kısımdaki "Sultanbeyli-İST" yazıları yazılmadan önceki halinden renkli fotokopi yoluyla elde edildiği ve sağ alt köşesi yırtılarak ön yüzüne siyah mürekkepli kalemle "İPTAL" yazısı ve çizgisi ile sol kenarına da mavi mürekkepli kalemle "... beyin dikkatine" yazılarının yazılmış olduğu belirtilmiştir. Davacı elindeki fotokopi belgenin senet aslının doldurulmadan önceki halinden elde edildiği anlaşılıyorsa da, bu fotokopi belgenin ödeme nedeniyle senet aslı yerine verildiği ve senedin bedelsiz olduğuna dair bir ispat vasıtası olmadığı açıktır. Dava dışı ... tarafından harici sözleşme ile dava dışı bir başka kişiden satın alınan Sultanbeyli ... mahallesinde bulunan taşınmazın harici senet ile davacıya satıldığı, taşınmazın zilyetlik hakkının belediye nezdinde ,10.03.2004 tarihinde davacı ... tarafından dava dışı ...'e vekaleten ... devredildiği ayrıca harici taşınmaz satış senedi düzenlendiği görülmektedir. Dosyada mevcut ,31/05/2004 tarihli SÖZLEŞMEDİR başlıklı belgede; borçlu olarak davacıların, alacaklı olarak davalının ve şahit olarak da dava dışı ... ile ... imzalarının bulunduğu, içeriğinde; ''...'ın alacaklı olduğu Sultanbeyli İcra Müdürlüğünün ... dosya nolu 45.000,000.000 (kırkbeşmilyar TL) olan senedin borcu . Araçlarımın üzerine konulmuş olan şerhleri kaldırması için borcumun ödenmesi için elden nakit olarak ...'a ödenmiştir. ... tüm icra masraflarından vazgeçmiştir. Tüm alacaklarımdan feragat ettim. Bu alacağımın karşılığında ... ili ... ilçesi ... Köyü ... parsel nolu Gayri Mülkünden 3.000 metre kare hisse tapulu arsa aldım. Geçmişe dönük tüm alacak olan haklarımdan feragat edip geri kalan kısmını nakit olarak aldım.'' şeklindedir. Bu belgenin, icra takibine konu 45.000,000.000 TL olan alacağın ödendiği beyanı yanında geçmişe dönük tüm alacaklardan feragat beyanı içerdiği , davalı asilin isticvabında bu belgedeki imzasını inkar etmediği anlaşılmaktadır. 31/05/2004 tarihli PROTOKOLDÜR başlıklı belgede; davacı ... ve davalı ... ile dava dışı şahit olarak üç kişinin ( ...) imzalarının bulunduğu, içeriğinde; '' ... ...'dan ve ...'dan alacaklı olduğum Sultanbeyli İcra Müdürlüğünde kayıtlı ... nolu dosyaya mutabık bütün borçlarıma karşılık ve geçmişe dönük tüm alacaklarıma da karşılık ... ile ... ilçesi Köyü ... parsel nolu gayri Menkulden 1000 m2 hisse tapusu aldım geriye kalan kısmını da icra masrafları da içerisinde Avukatlık Ücretide Kanuni Masraflarda içerisinde olmak üzere nakit olarak aldım. Önceden vermiş olduğu senetlerden icralık olmamış olan senetlerde Hükümsüzdür. Şahitler huzurunda imzamızla beyan ederiz '' şeklindedir. Bu belgede şahit olarak imzası bulunan ... ile düzenlenen tarihsiz PROTOKOLDÜR başlıklı belgenin dava dışı olup davalının yeğeni olduğu anlaşılan ... ile düzenlendiği; 44.000 USD olan borcun ödendiğini ... tarafından senedin aslı olarak renkli fotokopisinin çekilerek aslı diye ...'a verildiğine şahitlik ettiğini, kendisinin de hiç bir alacağının kalmadığı beyanının imza edilmiş olduğu görülmektedir.10.03.2020 tarihli celsede, davalı asile 31/05/2004 tarihli sözleşme ve protokol adlı belgeler gösterilerek isticvap olunduğu, davalının" Bana göstermiş olduğunuz 31/05/204 tarihli sözleşmedir başlığı altındaki altındaki imza bana aittir. Ancak 31/05/2004 tarihli protokoldür başlığı altındaki imza tarafıma ait değildir. Ben senedi 45.000-TL'lik senet yönünden yaptım. 44.000 USD 'lik için bononun tarafında kalmasını söyledi. Herhangi bir hak kaybım olmasın diye de dolar üzerinden yaptı. Ancak sonra çalıştırdığı marketi kapatarak Ankara'ya taşındı" keklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece davalının imzasını inkar ettiği belge yönünden 45.000,000.000 TL borca ilişkin olduğu gerekçesi ile imza incelemesi yönündeki ara karardan rücu edilmiştir. İstanbul Anadolu CBS'nin 2017/148104 soruşturma sayılı dosyasında , davacıları tarafından davalının oğlu ... hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik, tefecilik yapmaktan şikayette bulunulduğu, , kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği , itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği anlaşılmıştır. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı alacaklıdadır. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebileceği gibi borçlu borcun varlığını inkar da edebilir. Bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşmektedir. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükünün davacı borçludadır. Dosya kapsamına göre, taraflar arasında borç para alışverişi olduğu , bu hukuki ilişki çerçevesinde 2003 tarihinde düzenlenen iki adet senedin davalıya verildiği, bunlardan ,29.09.2003 düzenleme ve 29.10.2003 vade tarihli 45.000,00 TL bedelli senedin vadesi geldiğinde Sultanbeyli İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takibe konu edildiği görülmektedir. Eldeki dosyada takibe konu senedin düzenleme tarihi ise 45.000,00 TL bedelli senedin düzenleme tarihinden daha eski bir tarih olan 15.02.2003 tarihlidir. 31/05/2004 tarihinde taraflar arasında biri sözleşme diğeri protokol başlıklı olmak üzere iki adet yazılı belge düzenlenmiştir. Davalı asil isticvap beyanında 31.05.2004 tarihli "SÖZLEŞMEDİR" başlıklı belgenin imzasına ve içeriğine bir itirazda bulunmazken aynı tarihli "PROTOKOLDÜR" başlıklı belgedeki imzasına itiraz etmiştir. Her iki belge içerik itibariyle nakit tahsili ve taşınmaz devri sonucu icra takibine konu borç ve geçmişe dönük borçların ödeme nedeniyle tasfiye olunduğuna ilişkindir. Davalıya alacağına karşılık borçlu tarafından Ankara'da taşınmaz devredildiği, bir kısım elden ödeme yapıldığı ihtilaf konusu değildir. Bu itibarla imzası inkar edilmeyen 31.05.2004 tarihli "SÖZLEŞMEDİR" başlıklı belgenin ispata elverişli yazılı delil olarak kabulü gereklidir. Belgede alacağın tahsili ve Geçmişe dönük tüm alacak olan haklarımdan feragat beyanı olduğundan mahkeme dışı ikrar ve ibraname niteliğindedir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, mahkeme dışı ikrarın bir belge ile ispat edilebilirse, kesin delil hükmünde olacağı ve ikrarda bulunanı bağlayacağı ibranamenin ise borcu ortadan kaldıran bir belge olduğu açıktır. Somut olayda takip konusu senedin, miktar hanesi yazılıp imzalı şekilde diğer kısımlarının boş olarak verildiği, senetteki diğer yazı ve rakamların sonradan doldurulduğu, bononun TTK 680.maddesi uyarınca açığa senet şeklinde düzenlenmesi, işleme konulmadan önce zorunlu unsurlarının tamamlanabilmesi mümkün olduğundan senedin diğer unsurlarının sonradan doldurulmuş olması senedin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmaz ise de, taraflar arasında temel ilişki bulunduğu, aradaki temel ilişkinin; davacı tarafça senedin düzenlendiği tarihte alınan borç para olarak, davalı tarafça ise, ortaklık için verilen para olarak gösterildiği görülmektedir. Dava konusu 44.000,00 USD bedelli senedin; 45.000,00 TL bedelli olup ilk olarak takip konusu edilen senetten daha önce düzenlendiği, davalı tarafından imzalanan 31.05.2004 tarihli sözleşmede, takip konusu edilen alacağın tahsil edildiği belirtildiği gibi davalının 44.000,00 USD bedelli senedi ayrık tuttuğuna ilişkin bir ibareye yer vermeksizin geçmişe dönük tüm alacak haklarından feragat ettiği, dava konusu senedin düzenleme tarihinin bu sözleşmeden önceki bir tarih olan 15.02.2003 olması nedeniyle bu beyanın dava konusu senetten kaynaklı alacağı da kapsadığı, davacının borcuna karşılık 31.05.2004 tarihinde Ankara'da bulunan bir taşınmazı devrettiğinin ihtilaf konusu olmadığı , taşınmaz devrinin davalının yakını olduğu anlaşılan düzenlenen aynı tarihli sözleşmede de şahit olarak yer alan... adına yapıldığı ayrıca davacının 10.03.2004 tarihinde Sultanbeyli'de bulunan bir başka taşınmazı da davalının oğlu ... devir ettiği , bu şekliyle davalının alacağın tahsili mahiyetindeki taşınmaz devrini yakınları üzerinden yapmakta olduğunun anlaşıldığı, davalının da kabulünde olduğu üzere davacıya iki adet senet karşılığı para verilmesi dışında taraflar arasında borç doğuracak bir başka hukuki ilişki de bulunmadığı dikkate alındığında; borç ilişkisi devam ederken yapılan taşınmaz devirlerinin borcun ifasına yönelik olduğunun kabulü gerektiği nitekim taşınmaz devirleri ve bu devirlerden sonra ibraname mahiyetinde düzenlenen sözleşme başlıklı belge uyarınca davacının borçlarını ödediğini ispat ettiği, borç ödendiği ve davacı ibra edildiği halde kendisine senedin aslının verilmemesi ve sonradan doldurulan vade tarihine göre bono zamanaşımna uğramamış ise de; borç ilişkisinin doğduğu 15.02.2003 tarihinden itibaren para borçları için uygulanması gereken genel zamanaşımı süresini de aşacak şekilde 12 yıl sonraya ilişkin vade tarihi konularak, 14 yıl sonrasında takibe geçilmesinin TMK 2. maddesine aykırı, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılmakla ,menfi tespit talebinin kabulü ile kötüniyet tazminatının hüküm altına alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.