Esas No
E. 2022/132
Karar No
K. 2024/370
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
T. C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/132 Esas 2024/370 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/132

KARAR NO: 2024/370

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 20/10/2021

NUMARASI : 2020/257 Esas 2021/623 Karar

DAVACILAR :

DAVA: Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ: 18/06/2020
KARAR TARİHİ: 06/03/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 26/03/2024

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirkette toplam %10 hisse sahibi olduğunu, davalı şirketin 24/03/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin 3., 4., 5. ve 6. maddeleriyle alınan kararların kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı bulunduğunu, müvekkili ...'in yönetimden ayrılmasıyla davalı şirketin o tarihten bu yana tamamen ... ailesi üyeleri tarafından yönetildiğini, ... ailesi üyelerinin genel kurullarda oy bakimiyetlerini kullanarak, dürüstlük kuralına aykırı şekilde şirketi zarara uğratıcı ve azınlık pay sahiplerinin haklarını yok edici eylem ve kararların alınmasını sağladıklarını, ... ailesinin davalı şirketi yönetirken bilinçli şekilde şirket kaynaklarını kendi şirketleri olan ... A. Ş.'ne kullandırarak bağlı şirketi ve azınlık ortakları zarara uğrattıklarını, ... A. Ş.'ne ait personel, seyahat ve araç gibi gider ve masraf kalemlerini davalı şirkete yüklediklerini, davalı şirkette kendilerine fahiş huzur ücretleri tayin edip, kendi şirketlerinde hiç huzur hakkı göstermeyerek, sadece davalı şirkete yüklediklerini, müvekkili ortakların kar paylarını küçültüp kendilerine örtülü kar dağıtımı yaptıklarını, şirket kayıtları ile ilgili ticari sır adı altında diğer ortaklara bilgi vermediklerini, özel denetçi ve denetçi gibi kimselere göstermelik denetim yaptırarak şirketi objektif denetimden uzak tutmaya çalıştıklarını, müvekkili azlık ortakların yasal haklarını kullanamayan, hor görülen, istenmeyen, dışlanmış ortaklar haline geldiklerini belirterek davalı şirketin 24/03/2020 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3., 4., 5. ve 6. maddeleriyle alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1966 yılında limited şirket olarak kurulduğunu, 2000 yılında nevi değiştirerek anonim şirkete dönüştüğünü, kuruluştan 2007 yılına kadar davacılardan ...'in müvekkili şirketin limited şirket olduğu dönemde şirket müdürü, anonim şirket olduğu dönemde de yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığını, 1985 yılında şahsi borçlarına müvekkili şirketi kefil gösterdiğini, şirket varlıkları üzerine haciz konulduğunu, şirketin iflasa sürüklenmesinin önüne geçebilmek için davacı ... alacaklıları ile protokol imzalandığını, borçların merhum yönetim kurulu başkanı ... ... tarafından tasfiye edildiğini, limited şirket müdürlük görevini ifa eden davacı ...'in borçların tasfiyesi neticesinde hissesinin düştüğünü, ancak buna rağmen yöneticilik görevine devam etmesinin uygun bulunduğunu, 1985 yılından 2007 yılına kadar geçen 22 yıllık süreçte de davacı ...'in şirket yöneticiliğini sürdürdüğünü, kötü yönetim ile şirketin sürekli zarar ettiğini, kamu borçlarını süresinde ödeyemeyen, sürekli olarak banka kredisi kullanan, ortaklarından borç alan bir şirket olduğunu, şirketin kötü yönetimi ve bir takım usulsüz işlemler neticesinde davacı ...'in müvekkili şirketin yönetim kurulundaki ve yönetimdeki görevlerine 2007 yılında son verildiğini, ancak kendisini şirket yönetiminden azlinden sonra da kendisini şirketin sahibi olarak göstermeye çalıştığını, davacıların şirket yönetiminden azledildikleri andan itibaren sahip oldukları hisseyi fahiş fiyatla çoğunluk hisseye sahip ... ailesine satmaya çalıştıklarını, her yıl önceki yılları da kapsayacak şekilde şişirilmiş sorumluluk davaları ve her genel kurul kararının iptali davası açtıklarını, 2007 yılında davacı ...'in 15.000,00 TL, davacı ...'in 12.000.00 TL, davacı ...'in de 5.000,00 TL net aylık ücret aldıklarını, davacıların gerçekleri saptırdıklarını, davanın müvekkili şirket yönetim kurulunu taciz etmek, meşgul etmek, çalışmasını engellemek, performansını düşürmek gayesiyle açıldığını, iptali talep edilen gündem maddelerinin iptalinin davacılara sağlayacağı hukuki ve maddi yarar bulunmadığını, genel kurulda oy hakkının kötüye kullanıldığı iddiasının doğru olmadığını, bildirerek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, iptali talep edilen genel kurulun 3, 4 ve 5 nolu kararları yönünden 6100 sayılı TTK'nun 447. maddesindeki mutlak butlan sebepleri ile 445. maddesindeki iptal sebeplerinin mevcut olmadığı, gündemin 6. maddesiyle alınan yönetim kurulu ücretleri yönünden ise, yönetim kurulu üye ücretlerinin aynen korunması, yani aylık net 27.500,00 TL ücret ödenmesinin teklif edildiği ve teklifin oy çokluğuyla kabul edildiği, bilirkişi raporuna göre 2009 yılı şirket net karının 2.101.884,94 TL olduğu, iki yönetim kurulu üyesi için yıllık ödenecek ücretin net 648.000,00 TL olduğu, net karın 1/3'ünün sadece yönetim kurulu ücretlerine tahsis edilmiş olacağı, bu durumun da iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalı ... Turz. Tar. Gıda. Hay. San. ve Tic. A.Ş.'nin 24/03/2020 tarihinde yapılan genel kurulunda gündemin 6. maddesi ile alınan yönetim kurulu ücretlerine ilişkin kararın iptaline, davacının diğer kararlara yönelik iptal talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada bulunan 06.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda şirketin önceki yönetim kurulu üyelerinden olan huzurdaki davanın davacısı ... tarafından alınan huzur hakkı ve yıllar içinde oluşan enflasyon ve piyasa koşulları gözetildiğinde huzur hakkı ücretinin makul olduğu ve bu ücretin devamına ilişki alınan kararın iptali şartlarının oluşmadığı görüş ve kanaatine varıldığını, bilirkişi kurulunun tüm dosyayı kapsamını kapsamlı şekilde incelediğini, delil olarak takdir edilebilir bir rapor tanzim ettiğini, mahkemenin de aynı kanaate vardığını, davacının rapora itirazlarını yerinde görmeyerek yeni bir rapor alınmasına gerek duymadığını, dosya aksi yönde hiçbir delil olmamasına rağmen yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücrete ilişkin kararın iptaline karar verdiğini, yönetim kurulu üye ücretleri şirketin ücret politikasına uygun ve makul seviyede olduğunu, bilirkişi raporu ile davacılardan ...'in yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde almış olduğu ücretlerin ve son olarak 2005-2006 yıllarında almış olduğu aylık 15.000,00 TL ücret göz önünde bulundurularak aradan geçen 10 yıldan fazla süreçteki enflasyon etkisi, piyasa koşulları, şirketin kar artışı vb. hususlar irdelenmiş ve aynen devamına karar verilen 27.000,00 TL ücretin makul olduğu sonucuna varıldığını, bu 10 yılı aşkın süreçte yönetim kurulu üye sayısının üçten ikiye düşürüldüğünü, bu sayede toplam yönetim kurulu masraflarından %33 oranında tasarruf sağlandığını, enflasyon etkisi gözetildiğinde gerçek ücretin 2005-2006 yıllarında ödenen ve davalı tarafından savunan ücretten çok daha düşük olduğu gözetildiğinde davanın kötü niyetli olduğunun anlaşıldığını, şirketin ücret politikaları incelendiğinde ücrette beklenmedik bir artış olmadığını, aksine ücret artışında yadsınamaz ve önemli şekilde bir düşüşün söz konusu olduğunu, yönetim kurulu üyelerine verilen toplam ücret miktarının önemli şekilde azaldığını, 2014 yılında yönetim kurulu üye sayısının ikiye düşürülmesinin bu yönde yapılmış bir tasarruf olduğunu, 2007 yılından itibaren hiç bir surette bu şekilde bir artırım yoluna gidilmediğini, davacıların yönetimdeyken almış oldukları ücretin tüfe-üfe oranın güncellenmiş halinin halihazırdaki yöneticilerin aldığı ücretten fazla olduğunu, davacıların ücretin iptali yönlü talebi hakkın suistimali niteliğinde olduğunu, davacılar 2007 yılına kadar şirket yönetiminde aktif rol aldığını, 2007 yılında yönetimden uzaklaştırıldığını, bunu müteakip şirket tarafından yapılan tüm işlemler ve alınan tüm kararlara karşı davalar açtığını, şikayetler yaptığını, davacıların açmış oldukları tüm davalarda yönetim kurulu ücretlerinin yüksek olduğunu ileri sürerek iptalini talep ettiğini, davacıların kendi dönemlerindeki ücrete yalnızca enflasyon uygulanmak suretiyle belirlenen yeni dönem yönetici ücretine karşı ileri sürdüğü iddialar samimiyetten, dürüstlükten ve gerçeklikten uzak bulunduğunu, müvekkil şirketin yönetim kurulu üyelerinin ücretlerine dair hesaplama yapılırken, müvekkil şirketin yoğunlukla hizmet sektöründe faaliyet gösterdiği, maliyetlerinin büyük kısmının hizmet (insan unsuru ve yönetim) sektörüne dahil olduğu ve bu sektörde de ücretlerin tüm diğer maliyetlerin üzerinde olduğu dikkate alınmak zorunda olduğunu, bu şirketin yapısının ve faaliyet alanının gerektirdiği bir durum olduğunu, davacılardan ...’in 2007 yılına dek yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, bahsedilen (yüksek olduğu iddia edilen) ücretleri aldığı tespit edildiğini, bu çerçevede müvekkil şirketin yönetim giderlerinin geçmişten beri yüksek olduğunu, dağıtılabilir net dönem karına oranının daima yüksek bir oranda olduğunu, bunun kuruluştan bu yana bir şirket uygulaması olduğunun açık olduğunu, davacılar arasındaki (... ailesinin üyesi) ...’in yıllarca devam etmiş olan yönetim kurulu başkanlığı süresince mutat hale gelmiş olan bu ücret seviyesi ve oranına itiraz etmek, artık davacılar bakımından dürüstlük kuralına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, aynı zamanda davacıların böyle tek taraflı bir iddia ortaya atması davacıların iptal davasını kötüye kullandıkları sonucunu doğurduğunu, dava konusu olan genel kurul kararıyla yönetim kurulu üyelerine ödenen ücretin aradan geçen 12 yılda toplam sadece %45 artışla 27.000,00 TL’ye yükseltildiği yani her bir yıl için %5'ten daha az bir artış olduğunu, kurumsal yönetim ilkelerine uygun bu artışın makul bulunduğunu, kendi yönetim kurulu üyeliği döneminde, %100 hatta %230 oranındaki artışlara ses çıkartmayan ...’in yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesinin ardından ücretin aynen devamı yönündeki bu karara itiraz etmesinin, içinde bulunduğu çelişkiyi, kötüniyeti ve dürüstlüğe aykırı tavrı gözler önüne serdiğini, davacıların hakkın kötüye kullanılmasını oluşturan bu davranışlarının kabulü ve bu niyete cevaz verilebilmesi hukuken mümkün olmadığını, şirketin yıllardır yüksek yönetim kurulu ücret seviyesi uyguladığını, bu konuda ortaklar arasında ayrım yapmadığını, yani ... Ailesi aleyhinde kasıtlı ve onların kar payı haklarını zayıflatma kastını kesinlikle taşımadıklarının buradan belli olduğunu, söz konusu ücret tüm üst yönetim ücretlerini kapsadığını, tüm üst yönetim işlerini bu iki yönetim kurulu üyesi yerine getirdiğini, yani halihazırda yönetim kurulu üyelerine verilen ücret şirketin tüm üst yönetim harcamaları anlamına geldiğini, müvekkilinin yönetim kurulu doğrudan şirketin yönetimini yerine getirmekte olup emsal alınabilecek başkaca şirketlerde genel müdür ve genel müdür yardımcılarının görevlerini yerine getirdiğini, müvekkilinin yönetim kurulu üyeleri şirket yönetimini kendileri yerine getirmekte şirkette ayrı bir genel müdür yada genel müdür yardımcısı gibi yönetim harcamaları bulunmadığını, müvekkili şirket yönetim kurulu üyelerinin almış oldukları ücretin, yönetsel faaliyetler için almış olduklarının tespit edildiğini, yine bu ücretin şirketin mali yapısına ve teknik imkanlarına uygun olduğu kanaatine varıldığını, dava konusu yönetim kurulu üye ücretlerinin şirketin geçmiş uygulamaları ve mali yapısına uygun olduğunu, davanın reddi gerektiğinin anlaşıldığını, şirket kaynaklarıyla sağlanan karın yıllar içinde artış gösterdiğini, şirketin 5 farklı işletmede toplam 41 adet çalışanı istihdam ettiğini, gerek iş çeşitliliği gerekse kapasite düşünüldüğünde çalışan sayısına göre yöneticilerin şirket işleri ile daha çok ilgilenmek zorunda olduklarını, yönetim kurulu üyeleri dışında başkaca hiçbir üst yönetim elemanı bulunmadığını, toplam hasılat içinde yönetim kurulu üye ücretlerinin %2,59'a tekabül ettiğini, yönetim kurulu üyelerinin emek ve mesaileri düşünüldüğünde bu oranın makul olduğunu, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde belirlenen ücretin makul olduğu da dosyaya kazandırılan bilirkişi raporundan da anlaşıldığını, müvekkili şirketin olağan giderleri içinde yönetim kurulu üyelerine verilen ücret büyük bir kalem olmadığını, ancak mahkeme gerekçesinde sanki müvekkili şirketin kazandığı paranın üçte birini yönetim kurulu üyelerine veriyormuş gibi bir yorum yapıldığını, bu bakış açısıyla bakıldığında müvekkil şirketin işçilerine ödediği toplam ücretin ortaklara ödediği kar payından daha fazla olması sebebiyle işçilerin de işten çıkarılması ya da maaşlarının düşürülmesinin mi gerekeceğini, bu yorumun kabul edilemez olduğunu, dar bir bakış açısının sonucu olduğunun açık olup yılda 20 milyon liranın üzerinde gelir elde eden bir şirketin tüm üst yönetim işlerini yapan iki yönetim kurulu üyesi için aylık 27.000,00 TL ödemenin gayet makul ve hatta mütevazi bir ödeme olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, davalı şirketin 24/03/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin 3., 4., 5. ve 6. Maddeleriyle alınan kararların iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Yargılama aşamasında mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 06/07/2021 tarihli rapor, dava konusu 24/03/2020 tarihli davalı şirket genel kurul toplantı tutanağı, hazirun cetveli, davalı şirket ticaret sicil kaydı, aynı taraflar arasında değişik yıllara ilişkin genel kurul kararlarının iptali talebiyle açılan davalarda verilen emsal karar suretleri, davacı ...'in veraset ilamı dosya içerisinde yer almaktadır.

Davacı ... ilk derece mahkemesi karar tarihinden ve dosya davalı vekilinin istinaf başvurusu nedeniyle Dairemize geldikten sonra vefat etmiş olup, aynı taraflar arasındaki bir başka uyuşmazlığa dair Dairemizin 2024/243 Esas sayılı dosyasına sunulan ve bir örneği bu dosyaya eklenen veraset ilamından diğer davacılar ..., ..., ... ve ...'in davacı ... mirasçıları olduğu anlaşılmıştır. Anılan davacının mirasçıları işbu davada taraf olduğundan davacı ...'in terekesine ait hissenin mülkiyetinin davada temsil edildiği anlaşılmakla dosyanın esası hakkında Dairemizce inceleme yapılmıştır.

Bilirkişi heyetince davalı şirket defter ve kayıtları incelenerek hazırlanan raporda, dava konusu genel kurulda gündemin 3. maddesi ile alınan kararın yapılan açık oylama sonucunda 38.640 adet red oyuna karşılık 154.560 adet kabul oyu ile bilanço ve gelir-gider tablosu (oy çokluğu ile) kabul edildiği, bu yönüyle alınan kararlar bakımından şekli şartların sağlandığı, davalı şirket finansal tablolar, bilanço ve gelir-gider tablosuna ilişkin şekli bir eksiklik tespit edilmediği, mevzuata ve dürüstlük kuralına aykırılık hususunda da bilirkişi heyetinin herhangi bir tespitinin söz konusu olmadığı, ilgili tablo ve raporların gerçeğe uygunluğu hususunun TTK'da özel bir düzenlemeye tabi kılınmış bulunan bilgi alma ve inceleme hakkı ile özel denetime ilişkin düzenlemelere ilişkin talep ve dava haklarının konusu olduğu, 24.03.2020 tarihli davalı genel kurulunda alınan 3 numaralı kararın iptalini gerektirecek bir neden bulunmadığı, iptali istenen 4 numaralı karar ile ilgili olarak tutanağa göre pay sahibi yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadığı, böylece kararın geçerliliğine ilişkin şartların oluştuğu, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan ... oy haklarını kullanamadıkları, bu hususun ibraya ilişkin özel bir oydan yoksunluk halini teşkil ettiği, ibra kararlarında diğer oydan yoksunluk hükümlerinin uygulanmayacağı,

TTK'nun 436/2. maddesinin özel bir düzenleme olup TTK'nun 436/1. madde hükmünün önüne geçtiği, 24.03.2020 tarihli davalı genel kurulunda alınan 4 numaralı kararın iptalini gerektirecek bir neden bulunmadığı, iptali istenen 5 numaralı karar ile ilgili olarak 2019 karının dağıtılmamasına oy çokluğu ile karar verildiği, genel kurulun bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kar payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebileceği, davacıların, davalının haklı nedenle feshine ilişkin olarak açtıkları bir davada davacıların şirketten çıkarılmalarına karar verildiği ve davalı şirketin davacıların, kararın kesinleşmesi neticesinde, pay bedellerini ödeme yükümlülüğü altında bulunacağının tarafların kabulünde olduğu, gerek davacıların pay bedellerinin ödenebilmesi, gerekse davalı şirketin ilgili yükümlülüğünü, mümkün olduğunca ağır maliyet ve vergi yükü sonucunu doğuracak taşınmaz satışına ihtiyaç duymaksızın gelecekte ifa edebilmesi için karın yedek akçeye ayrılmasının pay sahiplerinin menfaati ve şirketin sürekli gelişimi için makul ve kabul edilebilir, risklere karşı önlem alıcı bir karar olduğunun değerlendirildiği, iptali istenen 6 numaralı karar ile ilgili olarak davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin önceki yıl kararlaştırılan miktarının korunmasına ve bu çerçevede aylık net 27.000,00 TL olarak belirlenmesine ilişkin olarak yapılan açık oylama sonucunda 38.640 adet red oyuna karşılık 154.560 adet kabul oyu karar alındığı, şirketin mali büyüklüğü ve davacıların yönetim kurulu oldukları dönemde öngörülen mali haklar gözetildiğinde, belirlenen ücretin ilgili kararın iptalini gerektirecek ölçüde fahiş olmadığı, davacılardan üçünün de yönetim kurulu üyesi oldukları dönemde, ilgili dönemin koşullarında belirtilen rakama yakın ücret /huzur hakkı aldıkları, davacı yönetim kurulu üyelerinin 2007 yılında aldıkları 12.000,00 TL ücretlerin enflasyon artışlarıyla (TÜFE) 2020 Mart ayında 39.275,00 TL, 2007 yılı mart ayındaki 15.000,00 TL yönetim kurulu başkanı ücreti enflasyon artışlarıyla (TÜFE) 2020 Mart ayında 49.093,00 TL olduğu göz önünde bulundurulduğunda şirket bakımından ilgili ücretin fahiş olmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.

Dairemizin emsal nitelikteki 2017/964 Esas 2020/78 Karar sayılı dosyasında yapılan inceleme sırasında, davalı şirketin 14/03/2014 tarihli genel kurul toplantısında diğer kararların yanı sıra yönetim ve denetim kurulu üyelerine ödenecek ücret miktarına (23.500,00 TL) ilişkin alınan kararların iptaline ilişkin birleşen dosyada davacı olan ortaklar tarafından davalı şirket aleyhine genel kurul kararının iptali talebiyle Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1195 Esas sayılı davasının açıldığı, anılan mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilerek davalı şirketin 14/03/2014 tarihli genel kurul toplantısında yönetim ve denetim kurulu üyelerine ücret belirlenmesine ilişkin alınan kararın iptaline, diğer maddelere ilişkin iptal talebinin reddine dair 2015/794 Karar sayılı karar verildiği, bu karara karşı taraf vekillerinin temyiz kanun yoluna başvurması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/4873 Esas 2017/6710 Karar sayılı ilamıyla kararın onandığı, onama kararına karşı davalı vekilinin karar düzeltme yoluna başvurduğu, anılan Dairece karar düzeltme talebinin reddine karar verilmesiyle ilk derece mahkemesi kararının kesinleştiği görülmüştür.

Dairemizin 2017/964 Esas 2020/78 Karar sayılı dosyasında da birleşen dosya davacısı olan ortaklar tarafından davalı şirket aleyhine 27/03/2015 tarihli genel kurul toplantısında diğer kararların yanı sıra yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücrete (27.500,00 TL) ilişkin alınan kararların iptali talebiyle Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/311 Esas sayılı davasının açıldığı, anılan mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin anılan kararı ile dava konusu genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeleri için kararlaştırılan 27.500,00 TL ücretin fahiş olduğu, yönetim kurulu ücretinin yıllık net karın %19'una tekabül ettiği, genel kurul kararının azlık pay sahiplerinin meşru menfaatlerini zedeleyeceği, objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 27/03/2015 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 7. Maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin aylık ücret belirlenmesine ilişkin kararın iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği, karara karşı davalı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1576 Esas 2022/949 Karar sayılı kararıyla Dairemiz kararının onanmasına karar verilerek kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

Davacı yan davalı şirketin 24/03/2020 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3., 4., 5. ve 6. maddeleriyle alınan kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu, anılan kararların iptali gerektiğini iddia etmiş, davalı yan ise alınan kararların usulüne uygun olduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, yönetim kurulu üyelerinin ücretlerine ilişkin alınan 6. no'lu kararın iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Uyuşmazlık, davalı şirketin 24/03/2020 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında gündemin 3., 4., 5. ve 6. maddeleriyle alınan kararların iptal koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.

Davacıların davalı şirketin 24/03/2020 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3., 4., 5. ve 6. maddeleriyle alınan kararlara muhalefet ettikleri, muhalefet şerhinin genel kurul toplantı tutanağına geçirildiği, işbu davanın TTK'nun 445. maddesi hükmü uyarınca 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.

Davalı vekilinin istinaf itirazı davanın kısmen kabulü ile dava konusu davalı şirketin 24/03/2020 tarihli genel kurul toplantısının 6. maddesi ile yönetim kurulu ücretlerinin aynen korunmasına yani aylık 27.500,00 TL ücret ödenmesine ilişkin kararın iptali kararına yöneliktir. Dava konusu genel kurul toplantısının 6. maddesi ile davalı şirket yönetim kurulu ücretlerinin aynen korunması, yani aylık 27.500,00 TL ücret ödenmesi kararlaştırılmıştır. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile; gündemin 6. maddesiyle alınan yönetim kurulu ücretlerinin aynen korunmasına, yani 27.500,00 TL ödenmesine ilişkin kararın iptal şartlarının oluşmadığı belirtilmiştir.

Anonim şirketler yıllık kârının bir kısmını şirket pay sahiplerine kar payı adı altında dağıtmaktadır. Kar payı alma hakkı ortakların vazgeçilmez nitelikteki haklarından biri olup, şirket genel kurulunun ortakların kar payı alma hakkını herhangi bir şekilde sınırlandırma veya bertaraf etme hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla anonim şirkette sermaye oranı itibarıyla çoğunluğu teşkil edenler aldıkları genel kurul kararıyla azınlıktaki pay sahiplerinin kardan pay almalarına engel olamayacakları gibi bu hakkı sınırlandıramazlar. Yönetim kurulu üyelerine yüksek miktarda ücret ödenmesinin kararlaştırılması şirket ortaklarına dağıtılacak kar payını etkileyecektir.

Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda yönetim kurulu üyeleri için kararlaştırılan ücretin iptal koşullarının oluşmadığı tespit edilmiş ise de emsal nitelikte olup, dosya içerisinde bir sureti bulunan mahkeme ilamlarından davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri için belirlenen aylık ücretin fahiş olduğu gerekçesiyle değişik yıllara ilişkin genel kurul kararlarının iptal edildiği anlaşılmıştır. Davalı şirketin 14/03/2014 tarihli genel kurulunda yönetim kurulu üyeleri için kararlaştırılan 23.500,00 TL ücretin fahiş olduğu gerekçesiyle ücrete ilişkin alınan kararın iptaline ilişkin Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1195 Esas 2015/794 Karar sayılı ilamı da dosya içerisinde yer almaktadır. Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1195 Esas 2015/794 Karar sayılı kesinleşen ilamına göre mahkemece 2014 yılı için yönetim kurulu üyelerine aylık 23.500,00 TL ücretin fahiş olduğu gibi Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/311 Esas 2017/269 Karar sayılı ilamının istinaf ve Yargıtay denetimi sonucu istinaf kaldırma kararı ile kesinleşen şekline göre 2015 yılı genel kurulunda yönetim kurulu üyelerine kararlaştırılan 27.500,00 TL ücreti fahiştir.

Bilirkişi raporu ile davalı şirketin 2019 yılı dönem net karı 2.101.884,94 TL olduğu, bir önceki yıl olan 2016 ve 2017 yıllarına göre kar kaybı bulunduğu tespit edilmiştir.

Hal böyle olunca, mahkemece emsal nitelikteki mahkeme kararları kesinleşen yıllardaki fahiş kabul edilen yönetim kurulu aylık ücretleri, 2 yönetim kurulu üyeleri için takdir edilen aylık 27.500,00 TL'lik ücretin yıllık net 648.000,00 TL ücrete tekabül ettiği, 648.000,00 TL'nin ise bilirkişi raporuyla tespit edilen 2019 yılı şirketin dönem net karı olan 2.101.884,94 TL'nin 1/3'ünü teşkil ettiği, verilen genel kurul kararı ile net karın 1/3'ünün yönetim kurulu ücretlerine tahsis edilmiş olacağı, bu durumun iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil edeceği, iptali gerektiği gözetilerek yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Öte yandan yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi yönünde teknik incelemeyi içermektedir. Mahkemece teknik yönden yapılan inceleme sonuçları ile emsal nitelikteki davalı şirketin önceki yıllara dair yönetim kurulu üye ücretlerine ilişkin alınan kararın iptali hususu birlikte değerlendirilerek sonuca varılması isabetli olup, yönetim kurulu üye ücretine ilişkin maddenin iptal koşullarının oluşmadığına ilişkin değerlendirme hukuki nitelikte bulunduğundan bilirkişi raporundan ayrılarak hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Davalıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcın peşin alınan 59,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,30 TL harç davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3.Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/03/2024 Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ... Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.