17. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2020/1940
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/11/2020
NUMARASI : 2019/618 Esas 2020/515 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 26/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/03/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketten ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap alacağı nedeniyle 66.128,20-TL alacağının mevcut olduğunu, müvekkilinin taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince edimlerini yerine getirdiğini, davalı şirkete faturalar kestiğini ve usulüne uygun tebliğ edildiğini ve ticari defterlerine işlendiğini, ancak fatura bedellerinin davalı şirket tarafından ödenmediğini, bu nedenle Torbalı İcra Dairesi'nin 2018/4281 Esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptaline ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, ticari ilişki kapsamında oluşturulan cari hesap kapsamında taraflar arasında alım satım ve ödeme işlemleri gerçekleştiğini, takibe dayanak faturaların da bahsi geçen cari hesabın bir kısmına ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirkete borcu olmadığını, aksine davacı şirketin davalı şirkete borçlu olduğunu belirterek, davanın reddine ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler, taraflar arasındaki ticari ilişkiye binaen düzenlenen dava dilekçesine ekli bulunan faturalar, Torbalı İcra Dairesinin 2018/4281 Esas sayılı dosyası ve sair hususlar birlikte değerlendirilerek; dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen cari hesap çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafıdan süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili taleplerine ilişkin olduğu, Torbalı İcra Dairesinin 2018/4281 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı ... Limited Şirketi vekilinin davacı şirketin davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla davalı ... aleyhine 66.128,25-TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 23/09/2020 havale tarihli raporunda davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde, taraflar arasında ticari ilişkinin "pompalı beton" alımından kaynaklı olduğu, bu ticari ilişki çerçevesinde tarafların arasında dava dosyasında ekli bulunan faturaların dahil olduğu yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, davacı tarafından dosya içeriğine sunulan 10/05/2016 tarih ve 88916 numaralı 57.036,00-TL tutarındaki faturanın davalı defterinde kayıtlı olmadığı, form BA bildirimlerinde bildirilmediği, böyle bir faturanın davalı tarafından dosyaya sunulan faturalar arasında olmadığı, davalı tarafın bu fatura dolayısıyla bir borcunun olmayacağı, taraflar arasındaki ticari ilişkiye binaen düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını mütalaa ettiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde dayanmış olduğu davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin davacı tarafça kendilerine verilen kesin süre içerisinde Mahkememize sunulmadığı, belirtilen sebeple davacı tarafın davacı şirkete ait ticari defter ve belgelere delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayıldıkları, davalı tarafça sunulan ve davalı şirkete ait usulüne uygun şekilde tutulmuş olan ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde icra takibine konu faturaların davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerde yer almadığı, bu çerçevede davacı şirketin ispat yükü kendi üzerinde bulunan iddiasını ispatlayamadığı, davalı vekilinin cevap dilekçesinde davacı şirkete ait ticari defter ve belgelere de delil olarak dayandığı dikkate alındığında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222/5. maddesinde de düzenlendiği üzere davacı şirketin ilgili delili ibrazdan kaçındığı ve bu kapsamda ibraz talep eden davalı tarafın davalı şirketin icra takibine konu faturalardan dolayı davacı şirkete borçlu olmadığı iddiasını ispat edilmiş sayılması gerektiği anlaşılmakla, davacı tarafça usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; Açılan davanın REDDİNE,
Davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığı anlaşılmakla REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sonuca etki edebilecek delillerinin toplanmadığını, dava dilekçeleri ve ön inceleme akabinde sunmuş oldukları delil dilekçelerinde görüleceği üzere dayandıkları deliller arasında "tanık ve yemin"in yer aldığını, tüm dava dosyası incelendiğinde hakimin her iki delilini de değerlendirmediğinin görüleceğini, bilirkişi raporuna yaptıklari itirazlarının değerlendirilmediğini, 17.02.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre uyuşmazlığın esasen 88916 seri no'lu fatura üzerinde toplandığının anlaşıldığını, bilirkişinin raporunda bu faturanın davalı defterlerinde işli olmadığını, faturayı teslim alanın da şirket çalışanı olmadığını beyanla raporuna son verdiğini, bunun üzerine sunmuş oldukları 03.03.2020 tarihli itiraz dilekçesiyle "88916" seri nolu faturanın davalı yan adına ... tarafından teslim alındığına dair evrakın araştırılması ve ardından dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesi istenmişse de mahkemece bu taleplerinin hem reddedildiğini, hem de reddin gerekçelendirilmediğini, oysa talepleri doğrultusunda araştırma yapılmış olsa idi ...'nun davalı yan adına vekaletname ile muhasebecilik işlemleri yürüten SMMM ...'un çalışanı olduğunun görüleceğini, her ne kadar davalı yanın böyle bir teslimin faturanın tebliğ usulüne uygun düşmediğini beyan etmişse SMMM'lerin de mükellefleri adına muhasebe işlemlerini vekaletnameye dayanarak yapmakta, bu anlamda mükelleflerini temsil hakkını haiz olduklarını, esasa ilişkin değerlendirmelerin hatalı olduğunu, gerekçeli kararda beyanlarına neden itibar edilmediğine değinilmediğini, belirterek ilk derece mahkemesinin davanın esasıyla ilgili olarak gösterilen delillerin toplanmamış ve değerlendirmemiş olması sebebiyle mahkemenin kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, aksi kanaat oluşması halinde; açıklanan eksikliklerin tamamlanarak HMK m.353/1-b 2,3 gereğince esas hakkında yeninden hüküm tesis edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; İİK 67.maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır.
HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturalardan dolayı davacının takip tarihi itibarıyla cari hesaptan bakiye 66.128,20-TL alacağının mevcut olduğunu, ancak bakiye fatura bedelinin davalı şirket tarafından ödenmediği, bu nedenle Torbalı İcra Dairesi'nin 2018/4281 Esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığın ve davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğundan bahisle davalının itirazının iptaline ve davacı lehine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında oluşturulan cari hesap kapsamında taraflar arasında alım satım ve ödeme işlemleri gerçekleştiğini, takibe dayanak faturaların da bahsi geçen cari hesabın bir kısmına ilişkin olduğunu, davalı şirketin, davacı şirkete borcunun olmadığını, aksine davacı şirketin davalı şirkete borçlu olduğunu belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine, davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. İşbu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davaya konu Torbalı İcra Dairesi'nin 2018/4281 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı tarafça davalı hakkında 04/10/2018 tarihinde, toplam 66.128,25 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davalı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacı tarafça davalı adına düzenlenen 10.05.2018 tarih ve 57.036,00 TL bedelli faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, bunun dışında davacı tarafça davalı adına düzenlenen toplam 144,092,25 TL bedelli 6 adet faturanın ve davalı tarafça davalıya çekle yapılan toplam 174.000,00 TL ödemelerin kaydedilmesi neticesinde davalı ticari defterlerinde davalı lehine bakiye 29.907,75 TLalacak kayıtlı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Her nekadar davacıya ait ticari defterler ibraz edilmediğinden incelenememiş ise de davacı tarafça dava dilekçesi ekinde delil olarak sunulan Muavin defter dökümüne göre davacı tarafça davalı adına düzenlenen ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olan toplam 144,092,25 TL bedelli 6 adet fatura ve yine davalıda kayıtlı olmayan 10.05.2018 tarih ve 57.036,00 TL bedelli fatura olmak üzere toplam 201.128,25 TL bedelli 7 adet faturanın ve yine davalı tarafça davalıya yapılan 75.000,00TL ve 60.000,00 TL olmak üzere toplam 135.000,00TL'lik ödemenin kayıtlı olduğu, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olan 24.000,00 TL ve 15.000,00 TL bedelli çekle ödemelerin ise kayıtlı olmadığı görülmüştür.
Bu şekilde taraflar arasındaki ticari defterlerdeki cari hesap farkı yine davalıda kayıtlı olmayan 10.05.2018 tarih ve 57.036,00 TL bedelli faturanın davalıda kayıtlı olmamasından ve yine davalı ticari defterlerinde kayıtlı olan 24.000,00 TL ve 15.000,00 TL bedelli çekle ödemelerin ise davacıda kayıtlı olmamasından kaynaklandığı görülmüştür. Bu durumda 10.05.2018 tarih ve 57.036,00 TL bedelli fatura muhteviyatı mal ve hizmetin davacı tarafça davalıya verildiği hususunun davacı tarafça, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olan 24.000,00 TL ve 15.000,00 TL bedelli çek ödeme yapıldığı hususunun ise davalı tarafça ıspatlanması gerekmektedir. Dosya içerisinde 10.05.2018 tarih ve 57.036,00 TL bedelli faturanın sureti bulunmadığı gibi davalı ticari defterlerinde kayıtlı olan 24.000,00 TL ve 15.000,00 TL bedelli çeklerle yapıldığı bildirilen ödemelere ilişkin çek bilgileri bulunmamaktadır. Bu nedenle ilgili fatura ve çek bilgileri temin edilerek gerekirse çeklerle ilgili ilgili bankalara yazı yazılmak ve davacıya ait BS kayıtları ilgili vergi dairesinden getirtilerek, yukarıda belirtilen ihtilaflı davacı faturası ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup davacıda kayıtlı olmayan ihtilaflı 2 adet çekle ödemeye ilişkin husus değerlendirilerek gerekirse bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle ve yine gerektiğinde taraflarca dayanılmış ise yemin delili de hatırlatılarak oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2.İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2020 tarih, 2019/618 Esas ve 2020/515 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3.Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5.İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 54,40 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE,
6.İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
7.İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 26/03/2024