5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülen Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı ... Uluslararası Taş. Loj. Tic. Ltd. Şti. vekilinin İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesine açmış olduğu 11.12.2023 harç tarihli davada dava dilekçesinde; müvekkilinin İzmir'den Tayvan'a gönderilecek blok mermerlerin nakliyatı için taşıma işlemi gerçekleştirildiği, davalının müvekkilin taşınmasını talep ettiği malları deniz yolu ile taşınması için fiili taşıyan firma ... ile anlaştığını ve taşıtan (gönderici firma) konumunda olduğu, söz konusu taşımaya konu mallarda hasar ve bu hasara bağlı olarak zarar meydana geldiği, hatalı yüklemeden dolayı ortaya çıkan masraflara istinaden dava dışı ... tarafından müvekkile fatura kesildiğini, zararın konteyner içerisindeki lashing işlemini usulüne uygun yapılmamasından konteynere zarar vermesi ile doğduğunu, söz konusu hasarın sorumluluğunun davalı tarafa ait olduğunu belirterek davanın kabulü ile davalının kusuru nedeniyle ortaya çıkan zarara karşılık 4.624,00 USD'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Teknik Mühendislik Mak. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin 22.02.2024 tarihli cevap dilekçesiyle; müvekkilinin yurtdışına blok mermer ihracat işi yaptığını, ürün sattığı alıcı yurtdışı firması müvekkili davacı firmaya yönlendirdiğini, yurtdışı alıcı firma müvekkil firmaya davacı şirket ile çalışmasını ilettiğini ve davacı firma tarafından booking numarası ile gemide yer ayrılan bu numara ile konteynerler hazır olmakta ve kamyonlar aracılığıyla mühürlenip kaldırıldığını, bu duruma kadar her şey karşı tarafa ait olduğunu, konteyner liman yükleme hizmeti olarak 160-170 dolar ücret socar gemi acentesi aracılığıyla bu ücreti tahsil ettiğini, bu para müvekkile yansıtıldığını, ... Hizmetleri A.Ş.'de lokal masrafları adı altında bu ücret müvekkilden tahsil ettiğini, konteynere yükleme hususunda müvekkilin herhangi bir yetkisi ve sorumluluğu bulunmadığını, sorumluluk ve yetki tamamen davacı ... Uluslararası Taşımacılık Lojistik Ticaret Ltd. Şti. ve ... İşletmeleri A.Ş.'ye ait olduğunu, müvekkili ... Teknik Mühendislik Makina San. Tic. Ltd. Şti. yöneltilebilecek herhangi bir pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle pasif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesini ve davanın ... İşletmeleri AŞ’ye ihbar edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; akdi taşıyanın taşıtanın taşıma konusu yapmış olduğu emtianın konteynere zarar vermesi nedeniyle fiili taşıyana karşı ödediğini belirttiği zararın davalı taşıtandan tahsili amacıyla açmış olduğu, tazminat davasıdır. Tarafların Delilleri Toplanmış ve Değerlendirilmiştir. Arabuluculuk anlaşamama son tutanağı, faturalar, davalının taahhütnamesi, Singapur limanındaki Survey raporu, Blok Mermer Dolum Taahhütnamesi incelenmiş ve değerlendirilmiştir.
İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas – ... Karar sayılı 12.12.2023 tarihli kararla davanın görevli İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı vermiş ve bu karar 26.01.2024 tarihinde kesinleşerek dosya davacı vekilinin süresinde verdiği, (14.12.2023) tarihli tahrik dilekçesiyle dosya mahkememize gönderilmiştir.
Mahkememizce 30.01.2024 tarihli tensip tutanağı düzenlenerek davacı tarafa HMK m. 139/1-ç “Ön inceleme duruşmasına davet MADDE 139/ 1 -ç “Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği.”ve HMK m. 140/5 f “(5) (Değişik:22/7/2020-7251/14 md.) 139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir” hükmünde yer aldığı üzere davacı tarafa tensibin 6. Maddesinde iki haftalık kesin süre içerisinde delillerini ibraz etmesi istenmiştir.
Mahkememizce ön inceleme duruşma günü olarak belirlenen 07.03.2024 tarihli celsede "Davacı tarafın dava dilekçesinde bildirdiği delillerden sadece arabuluculuk tutanağının bulunduğu, diğer kayıtların yer almadığı, arabuluculuk son tutanağının ve vekaletnamenin bulunduğu, diğer kayıtların bulunmadığı, mahkememizce 30.01.2024 tarihli tensip tutanağının 6. Maddesinde HMK m. 139/ç ve 140/5 gereğince ihtaratlarının yapıldığı, ancak diğer delillerin dosyada yer almadığı görülmekle, HMK m. 140/5 gereğince davacının dilekçesinde ekli olan delillerden 1 nolu delil dışında diğer delillere dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına," ihtarı yapılmıştır.
Davacı vekili 20.03.2024 tarihli dilekçesiyle; dava dilekçesi ekinde yer almayan, ancak deliller kısmında yazılı bulunan delilleri içerir kayıt ve belgeleri dosyaya ibraz etmiştir.
Davacı vekili 21.03.2024 tarihli celsede; Yargıtay HGK kararında yer aldığı üzere HMK m. 145'e göre yargılamanın devamını talep ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı vekili 21.03.2024 tarihli celsede; süresi içerisinde sunulmayan delilleri kabul etmediklerini, sunulan delillerin iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinin deliller başlıklı kısmında 11 madde halinde delillerini bildirmiş ve ekte olduğunu beyan etmiştir. Ancak bu deliller dosya içerisine fiziken / UYAP üzerinden eklenmemiştir. Bu halde yasa gereği delillerini sunmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş olduğu kabul edilecektir.
Her ne kadar davacı taraf HMK m. 145 gereğince delillerini ibraz ettiğini belirtmiş ise de; HMK m. 145 gereğince “(1) Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir” hükmünde davacının / tarafın kusuru olmaması durumunda delilin ibraz edilmesine izin vermektedir. Ancak bu halin gerçekleşmesi için davacının kusurundan kaynaklanmayan sebeplerden delilleri ibraz etmesinde sorun olması halinde mahkemenin bu delili göstermesine izin verme imkanı bulunmaktadır. Somut olayda davacının ispat yükü ve külfeti kendi üzerinde bulunduğu ve elinde bulunan delilleri dosyaya süresi içerisinde sunması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2626 E. - 2021/814 K. Sayılı 22.06.2021 tarihli kararında da bu durum belirtilmiştir. “……….16 -Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 145. maddesinde belirtilen ve tarafın etki alanı dışında kalan çok özel durumlar dışında, sonradan delil sunulması hâlinde bu deliller dikkate alınmamalıdır (Pekcanıtez H./ Atalay, O./ Özekes,M.: Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 3. Bası, Ankara 2015, s. 328, 332). Belirtilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere gerek davacı gerekse davalı bakımından delil gösterme ile delil sunma ayrı kavramlar olarak ele alınmıştır. Dava ve cevap dilekçelerinde iddia edilen vakıaların hangi delillerle ispatlanacağının belirtilmesi zorunluluğundan söz edildikten sonra, eldeki belgelerin dilekçelere eklenmesi, elde bulunmayan belgeler için ise nereden getirtileceği konusunda bilgi verilmesi gerektiği açıkça öngörülmüştür. Hemen belirtilmelidir ki; yasa koyucu, tarafların kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyecek olmalarını emredici bir düzenlemeyle benimsedikten sonra, bunun istisnasını da HMK’nın 145. maddesinin ikinci cümlesinde; “Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.” şeklinde ifade etmiş olup mahkeme, anılan istisnaya ilişkin düzenlemedeki şartlar dâhilinde sunulan delilin sonradan gösterilmesine izin verebilecektir. Sözü edilen maddede, tarafların Kanun’da belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerine ilişkin olarak getirilen istisnanın, dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil belirtmeyen, ön inceleme aşamasında da delillerini sunmayan veya toplanması için gerekli işlemleri yapmayan tarafların, tahkikat aşamasında delil bildirme haklarının olduğu şeklinde anlaşılması mümkün değildir…….” Gerekçesinde de bu durum yer almaktadır. Bu nedenle davacı davasını ispat edemediğinden ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda Açıklanan Sebeplerle; Davacının ispatlanamayan davasının Reddine, Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60 TL harçtan dava dosyasına yatırılan 2.289,24 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.861,64 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT m. 13/1 gereği belirlenen 21.447,96 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak vekili yararına davalıya verilmesine, Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davada haksız çıkan davacıdan alınarak HAZİNE'ye gelir kaydına, HMK m. 333 gereği gider avansından artanın kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/03/2024 Katip...
(e-imzalıdır)
Hakim...
(e-imzalıdır)