16. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/886 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/03/2022
NUMARASI: 2021/443 E. - 2022/32 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA:
Davacı vekili; Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/375 esas sayılı dosyasına tevzi olunan dava dilekçesi ile, müvekkil şirketin, kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yapan ve hali hazırda Türkiye'de 1800 perakende noktasına satış ve dünyanın elliden fazla ülkesine ihracat gerçekleştiren bir şirket olup, sektörünün en çok bilinen ve tanınan markalarından birisi olarak ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, "..." markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde "Tanınmış Marka" olarak da kayıt altına alındığını, tüm mal ve hizmet sınıflarında koruma sahibi olduğunu, davalı şahsın kullandığı "..." ibaresinin, kötüniyetle tescil edildiğini, müvekkilinin tescilli markasına aynen benzediğinden bu durumun haksız rekabet ve müvekkilinin markasına tecavüz oluşturduğunu, SMK'nun 155. maddesi uyarınca davalının tescilli markasını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceğini belirterek, davalının müvekkilinin markasına tecavüzünün menine, davalının müvekkilinin tescilli markasını kullandığı ürün ve reklam malzemelerinin toplatılmasına, davalının müvekkili şirketin tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinden kullanmasının durdurulmasına ve hükmün tirajı en yüksek 3 gazeteden biri ile yayınlatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; davalının markasının müvekkilinin tanınmış markası ile benzer olması ve kötüniyetle tescil edilmiş olması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini de talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, "..." iş yeri adı ve unvanı ile 6 yıldır mobilya üretimi ve alım satımı ile iştigal ettiğini, işyerini ve unvanını Esnaf ve Sanatkar Sicil Müdürlüğü'ne "..." olarak tasdik ettirdiğini ve bu işyerinin aynı adresle vergi dairesine de kayıtlı olduğunu, aynı zamanda "..." adı ile Türk Patent ve Marka Kurumu'na isim ve logo için tescil talebinde bulunduğunu, davacının tanınmış marka itirazında bulunmasına rağmen, itirazların haksız bulunarak markanın tescil edildiğini, markanın gerek font, gerek logo, gerekse de iştigal konusu bakımından herhangi bir surette davacı markası ile bağlantısı olmadığını, müvekkilinin mobilya sektöründe hizmet veren bir şahıs işletmesi olduğunu ve müvekkilin iştigal konusunun terlik ve benzeri ürünleri üreten davacı ile herhangi bir alakası olmadığını, iltibasın söz konusu olmadığını, davacının mevcut davada hukuki yararı olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 01/04/2022 tarih ve 2021/443 Esas 2022/32 Esas sayılı kararıyla; "Dava, davalının, davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ve davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü talebine yöneliktir. Somut olayda davalının tescilli markasının davacı markalarından doğan haklarına tecavüz oluşturup oluşturmadığının, hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğinin tespiti için davalının markası ile davacı markalarının sınıfsal olarak karşılaştırılması gereklidir. Davalının davaya konu ... sayılı markası 20.ve 35.sınıflarda tescillidir. Davacının ise davaya dayanak markalarından 20.sınıfta tescilli olan yoktur.
35.sınıfta ise yalnızca ... ve ... tescil numaralı markaları mevcuttur. ... sayılı marka 01/10/2019 tescil tarihi; ... sayılı marka ise 21/11/2019 tescil tarihlidir. Davalı markası ise 01/10/2019 tarihinde tescil edilmiştir. Bu durumda 35.sınıf yönünden tescil üstünlüğü davalıdadır.
20.sınıf yönünden ise davacının tescilli markası bulunmaması nedeniyle taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik bulunmadığı, iltibasın gerçekleşmediği kabul edilmiştir. Davacı her ne kadar tanınmışlık iddiasına dayanmış ise de; davacı markaları "terlik ve ayakkabı" emtialarında tanınmıştır. Davalı ise 20.sınıfta mobilya emtialarında tescillidir. Davalının fiili kullanımları ise tescil kapsamındadır. Bu durumda davacının tanınmışlığının 25.sınıf dışına çıkarak mobilya emtialarını da kapsadığını gösteren bir delilin dosyaya sunulmadığı hususu nazara alınarak davalı markasının davacı tanınmış markasından haksız bir yarar sağlayabileceği, itibarına zarar verip ayırdedici karakterini zedeler mahiyette olacağının kabulünün somut olayda mümkün görünmediği, mobilya emtiasının ve terlik-ayakkabı emtiasının birbirlerinden çok farklı ihtiyaçlara hitap ettiği, satın alma süreçlerini etkileyen faktörlerin aynı ya da benzer olmadığı bu itibarla tanınmışlıktan kaynaklı hükümsüzlük ve tecavüz koşullarının oluşmadığı kanaatine ulaşılmıştır." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF BAŞVURUSU:
Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde;
Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkilinin davalının markasından daha eski tarihte 35. sınıfta tescil edilen ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." markalarının tescilli olduğunu, buna rağmen bu markaların dikkate alınmadan inceleme gerçekleştirildiğini, Müvekkilinin markasının 35. sınıfta tescilli olması nedeniyle hükümsüz kılınması gerektiğini, Markaların karıştırılma ihtimalinin mevcut olmasının SMK'nun 6/1. maddesi uyarınca hükümsüzlük için yeterli olduğunu, Her iki tarafın markasının da esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu,
İlk derece mahkemesince müvekkilinin "..." markasının tanınmış marka olduğunun dikkate alınmadığını, tanınmış markaya tanınan korumanın sadece belli faaliyet alanları ile sınırlı olmadığını, Davalının markasının müvekkiline ait markalardan doğan haklarını ihlal ettiğini, aynı zamanda TTK'nun 55/a-4. maddesi uyarınca haksız rekabet oluşturduğunu, Dosyadaki bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, bilirkişi ...'in görevlendirildiği tüm dosyalarda kopyala yapıştır şeklinde aynı görüşlere yer vererek rapor hazırladığını belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dosyada bulunan TPMK kayıtları incelendiğinde; 31/01/1996 başvuru, 13/11/1996 tescil tarihli, ... numaralı "..." markasının 25. sınıfta, 19/12/2003 başvuru, 01/03/2005 tescil tarihli, ... numaralı "..." markasının 25. sınıfta, 19/12/2003 başvuru, 03/03/2005 tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının 25. sınıfta, 01/10/2019 başvuru, 07/01/2020 tescil tarihli, ... numaralı “... markası 35. sınıfta, 21/11/209 başvuru, 17/02/2020 tescil tarihli, ... numaralı "..." markasının 18, 25 ve 35. Sınıflarda davacı adına tescilli oldukları, ayrıca "..." markasının ... numarası ile tanınmış marka olarak tescilli olduğu, 01/10/2019 başvuru, 21/12/2020 tescil tarihli, ... numaralı "..." markasının 20 ve 35. sınıflarda davalı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir. Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; davacı şirketin 14/10/1994 tarihinde ticaret sicile tescil edildiği tespit edilmiştir. Davalının ise vergi kaydına göre işe başlama tarihinin 18/03/2019 olduğu, "..." unvanı ile İstanbul Esnaf ve sanatkarlar Sicil Müdürlüğü'nden aldığı sicil tasdiknamesinin tarihinin ise 30/06/2020 olduğu tespit edilmiştir.
İlk derece mahkemesince marka vekili ..., bilgisayar mühendisi ... ve marka vekili ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 23/12/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda; "Markaya Tecavüz Açısından; davalı tarafın markasal kullanımının, SMK'nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı, Hükümsüzlük Açısından: davalı markası açısından SMK m.6/1 kapsamında hükümsüzlüğe ilişkin şartların mevcut olmadığı, davacı markasının, ilgili ayakkabı sektöründe SMK m.6/5 kapsamında belirli bir tanınmışlığa erişmiş olduğu değerlendirilmekle birlikte, sınıfsal ve işaretsel farklılık nedeniyle, SMK. m.6/5'in uygulanma imkanının olmadığı, davalının, davacı markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, şöhretini sömürmesi, itibarına zarar vermesi ya da onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurması ihtimalinin bulunmadığı, SMK m.6/9 kapsamında davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.
G E R E K Ç E:Dava, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasıdır.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesi ile ayrıca davalının markasının hükümsüzlüğüne de karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi,
HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilinin hükümsüzlük davasının reddine ilişkin istinaf talepleri incelendiğinde;
HMK’nun 355/1. maddesi uyarınca resen yapılan değerlendirmede;
HMK’nun 26. maddesi uyarınca, Mahkeme tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. HGK’nın 15.2.2017 tarih ve 2015/7-917 Esas, 2017/265 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, bir davada dava dilekçesiyle mahkemeden istenen talep yahut talepler arasında bulunmayan yeni bir istemin ıslah yoluyla dahi dava dilekçesine eklenmesi, buna bağlı olarak mahkemece değerlendirmeye alınması ve bu ek taleple ilgili bir karar verilmesi söz konusu olamaz. Bu yöndeki bir usul işleminin, iddianın genişletilmesi kurumuyla bir ilgisi bulunmadığı gibi, kavramsal olarak dahi, istem sonucunu ifade eden dava dilekçesinde mevcut talep kalemlerinin artırılması (genişletilmesi) yahut mevcudun değiştirilmesi anlamına da gelmez. Aksinin kabulü halinde, açılan bir davaya ikinci cevap dilekçesi ile yeni davaların eklenmesi mümkün ve muhtemel hale gelebileceğinden,
HMK’nun 141/1. maddesinin buna cevaz verdiği şeklindeki yorum, kanunun amacına aykırı olacaktır. Bu nedenle Mahkemece usulüne uygun açılmış marka hükümsüzlüğü davası mevcut olmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, bu davanın da reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacı vekilinin markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasıyla ilgili istinaf taleplerinin incelenmesinde; davacı tarafça dava dilekçesinde davacıya ait tescilli markaların numaraları bildirilmemiş, dava dilekçesi ekinde ise delil olarak yalnızca ... numaralı "..." markasının, ... numaralı “...” markasının, ... numaralı "..." markasının ve ... numaralı "..." markasının tescil kayıtları dosyaya sunulmuştur.
Bilirkişi raporu alındıktan sonra davacı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde bu kez daha önce delil olarak bildirmediği ... numaralı “...” markasından söz etmiş, istinaf dilekçesinde ise bu kez 35. sınıfta tescilli olduklarını iddia ettiği ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." markalarının mevcut olduğunu bildirmiştir. Bu nedenle Mahkemece delil bildirme süresi içerisinde davacı tarafça bildirilen delillere göre inceleme yapılmasında hukuka aykırılık mevcut değildir. Her ne kadar davacının ... ve ... numaralı markaları davalının markasının tescilli olduğu mobilya ürünlerinin müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için bir araya getirilmesi hizmetleri için tescilliyse de, dosyadaki TPMK kayırları incelendiğinde; davalının ... numaralı "..." markasının tescil başvurusuna davacı tarafça yapılan itirazda tanınmış markasının yanı sıra ... ve ... tescil numaralı markalarını dayanak olarak gösterdiği, TPMK tarafından ... ve ... numaralı markaların kayıtlara sonradan girdiği tespit edilerek, itirazın reddine karar verildiği tespit edilmiştir. Her iki tarafın tescilli markalarının esas unsurunun “...” olduğu, bu nedenle markaların benzer oldukları, ancak davacının markasının yalnızca “Ayak giysileri (terlikler)” emtiası için tanınmış marka olması, dava dilekçesine eklenen ve süresinde bildirilen davacının ... numaralı "..." markasının, ... numaralı “...” markasının ve ... numaralı "..." markalarının davalının markasını kullandığı mobilya emtiası için tescilli olmadıkları, ... numaralı "..." markasının ise davalının markasından daha sonraki tarihte tescil başvurusunun yapıldığı, öncelik hakkının davalıya ait olduğu, davacının mobilya sektöründe “...” markasıyla faaliyette bulunduğunun tespit edilemediği, bu nedenlerle davalının mobilya üretimi ve satışında tescilli markasını kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği, mahkemece markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasını reddetmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, kazanılmış haklar korunarak, usulüne uygun olarak açılmış marka hükümsüzlüğü davası bulunmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasının reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1.Davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 02/03/2022 tarihli 2021/443 E. - 2022/32 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Usulüne uygun olarak açılmış marka hükümsüzlüğü davası bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, Davanın REDDİNE, 3-İlk derece yargılaması yönünden; a-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, b-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen tecavüz tespiti talebine yönelik 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen marka hükümsüzlüğü talebine yönelik 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması yönünden; a-Davacı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine, b-İstinaf yargılaması sırasında davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 85,10 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 305,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 21/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.