1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dava dışı -------- şirketi işçisi olarak çalıştığını işçilik alacakları ödenmediğinden dava açtığını ve alacağın tahsilini temin için ------- şirketi aleyhine icra takibi başlatıldığını şirketin fiilen kapanmış olması ve adına kayıtlı tek varlık olan -------- plakalı araç üzerinde zaten hacizlerin bulunması nedeniyle alacağın tahsilinin mümkün olmadığını ve alacağın geçici aciz vesikası hükmüne geldiğini dava dışı şirketin yönetim kurulunu davalıların oluşturduğunu, şirketin yönetim kurulunun boğaz kıyısında bir yalıda -------- işlettiğini mülkiyetinin davalılara ait restaurantın satıldığını ve kapandığını şirketteki işçilerin iş akitlerinin feshedildiğini şirket alacaklılarından mal kaçırmak için şirketi boşalttığını davalıların kusurları nedeniyle borçtan şahsen sorumlu olduğunu bu nedenle -------- İcra Müdürlüğü'nün --------- E. Sayılı dosyasıyla takip yapıldığını davacının işçi alacağını alamadığını, davacının 16.624,31 TL alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkememizin yetkisine itiraz ettiğini, davacı tarafın dilekçesinde Yargıtay tarafından onandığını ve kesinleştiğini söylediği, fakat dosyanın halen Yargıtay'da olduğunun öğrenildiğini, davalılardan ... bütün tasfiye işlemlerini gerçekleştirdiği, maddi sıkıntılardan dolayı tasfiye işlemlerinin hızlı llerleyemedlği, --------Ş.'nin kiracı olarak bulunduğu taşınmazın mülkiyetinin davalılara ait olmadığını davalılardan ... bu taşınmazda hiçbir payı bulunmadığını, -------- ve --------- ise paylarının % 25 olduğunu ... davacıya banka hesabından yüksek miktarlı ödeme yaptığını ancak ödemelerde Bikro Kimya adına yapıldığını belirtir açıklamada bulunmadığını, ---------Ş.'nin işletmesi olan -------- faaliyette olduğu dönem içerisinde şirketin hiçbir kuruma, kuruluşa, gerçek veya tüzel kişiye borçlu olmadığını restorantın bulunduğu gayrimenkulun diğer maliklerle yaşanan anlaşmazlıklar neticesinde satılmasından dolayı restorantın kapatılmak zorunda kalındığı ve davacı vekilinin bahsettiği üç müvekkil dışında hiç kimseye borçlu kalınmadığı, bu üç kişiye borçlu kalınmasının sebebinin de işten ayrılan son kişilerin bu kişiler olması olduğu, davacının kendisini -------- şirketi işçisi olarak tanıttığı, ancak kendisinin şirketin ortağı ve muhasebecisi olduğu, yaşandığı iddia edilen olayların 2011 yılından önce olduğu, fakat davacının davayı 2011 yılında açtığını bu nedenle zamanaşımı itirazlarının olduğunu tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizden verilen 22/12/2016 tarih ve-------- Esas, --------- Karar ile; " Davacının davasının KABULÜNE, 16.624,31TL'nin ------- İcra Müdürlüğünün -------- sayılı takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 01.12.2012'den itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı tasfiye halindeki --------- şirketine verilmesine, Davalı vekilinin talebinin kabulü ile --------- icra müdürlüğünün --------- E sayılı dosyasına sunulan ------- Bankasının 20.08.2015 tarihli, --------mektup, --------- seri numaralı, azami 29.000TL bedelli teminat mektubunun davalıya iadesine," karar verildiği, kararın davalılar tarafından temyiz edildiği, ------- sayılı ilamıyla " ... Davalı tarafça davacının zararı ve sorumluları öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık sürede davanın açılmadığı ve zamanaşımı süresinin dolduğu savunularak zamanaşımı itirazında bulunulmuş olup, mahkemece dava tarihi itibariyle zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir. 6762 sayılı TTK’nın 340. maddesine göre 336. ve 337. madde hükümleri gereğince şirket yöneticilerine yükletilen sorumluluk hakkında 309. madde hükmü uygulanır.
336.ve 337. maddelere yapılan atıf dolayısıyla şirket yönetim ve denetleme kurulu başkan ve üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davasında, özel hüküm niteliği taşıyan 309. maddenin son fıkrasında yazılı zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir. Buna göre, sorumlu olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumlu olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran eylemin meydana geldiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu durumda, mahkemece dava konusu edilen her bir zararlandırıcı eylem yönünden zamanaşımı süresinin bu hükümler çerçevesinde tespiti ile zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi gerektiğinden zamanaşımı itirazının reddi yerinde olmadığı gibi, aynı zamanda tasfiye memuru olarak da davalı ... sorumlu olduğu ileri sürüldüğüne göre, tasfiye memuru yönünden de ayrıca zamanaşımı defi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir. Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. " şeklindeki gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.Yargılamanın devam ettiği aşamada dosyanın 6545 sayılı yasanın 45.maddesi ile değiştirilen 5235 sayılı Kanunun 5.maddesi uyarınca açılmış bulunan sorumluluk davasının heyetçe yürütülmesi gerektiğinden bahisle dosyanın mahkeme hakimi tarafından heyete tevdi edildiği anlaşılmıştır. Davacının işçilik alacağı konulu --------Esas sayılı dosyasının tasfiye memurunun görevlendirilmesinden sonra açıldığı, davacının zararının bu tarihten sonra tasfiye memurunun mülga TTK'da düzenlenen görevlerini yerine getirmemesi nedeniyle ortaya çıktığı ve dosyamızdaki davanın 14/10/2013 tarihinde açıldığı dikkate alındığında tasfiye memuru açısından mülga TTK'nun 309.maddesindeki 2 yıllık ve 5 yıllık sürenin geçmediği ve davalının zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı taraf, dava dışı şirkette ilama dayalı kesinleşmiş işçilik alacağı olduğu iddiası ile ve şirket fiilen kapatıldığından bunun şirketten tahsil edilemediğini iddia ederek söz konusu tutarın şirket yetkilileri olan davalılardan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, daha sonra verdiği ıslah dilekçesinde bahsi geçen tutarın " dava dışı şirkete ödenmesi" şeklinde ıslah talebinde bulunmuştur.İşçilik alacağı iddia eden davacı aynı zamanda dava dışı -------Ş.nin ortağıdır. Davalılar ise dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmışlardır, davalıların en son dava dışı şirketin 07/05/2010 tarihli genel kurul toplantısında 3 yıl süre ile yönetim kurulu üyeliğine seçildikleri ve bu dava açılmadan önce görev sürelerinin dolduğu anlaşılmıştır. Dava dışı şirketin 05/11/2010 tarihinde yapılan Olağan Üstü Genel Kurul toplantısında şirketin feshi ve tasfiyesine karar verildiği, tasfiye memuru olarak davalılardan ... atandığı anlaşılmıştır. Tasfiye kararının alındığı genel kurul toplantısına tüm ortakların asaleten katıldığı, davacı ... genel kurula katılarak olumlu oy kullandığı ve tasfiye kararının oybirliği ile verildiği anlaşılmıştır. Şirketin tasfiye haline girdiğini bilen davacı tasfiye kararı alındıktan sonra 04/02/2011 tarihinde dava konusu alacağın tahsili için --------İş Mahkemesinde şirkete karşı dava açmış, hükmedilen 16.624,31 TL. tutarlı alacağının tahsili için dava dışı şirket aleyhine icra takibi yapmıştır. Bu davada davacı İş mahkemesinde tespit edilen tutarı şirketin eski yönetim kurulu üyelerinden talep etmektedir. İlk başta kendi adına ödenmesini talep ettiği halde daha sonra davasını ıslah ederek dava dışı şirkete ödenmesini talep etmiştir.Şirketin mali yapısının ne durumda olduğunun saptanabilmesi için ticari defter ve belgelerinin davalılar tarafından sunulması için süre verilmiş ancak defterlerin ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Bunun üzerine --------- Vergi Dairesi müdürlüğünden şirketin kurumlar vergisi beyannameleri celp edilmiş, gelen yazı cevabına göre, şirketin mükellefiyet kaydının 2015 tarihinde terkin edildiği anlaşılmıştır. Vergi dairesinden gelen bilançolara göre şirketin öz varlığının pozitif durumda olduğu 31/12/2014 tarihli son vergi beyannamesine ekli bilançoya göre şirketin alacakları, taşıt araçları, demirbaşları bulunduğu, şirketin borcunun bulunmadığı, dava dışı şirketin dava konusu olan borcu ödeme imkanı mevcut olduğu ancak dava dışı şirketin davacıya olan mahkeme ilamına dayalı borcunu ödemediği ve kayıtlarında da göstermediği anlaşılmaktadır. Ticaret sicil kayıtlarına göre dava dışı şirketin tasfiyesi henüz sonuçlanmamıştır. Tasfiye memurluğu görevini kanuna ve kurallara uygun şekilde yapmayan davacının kesinleşen alacağını ödemeyen davalı ... sorumluluğunun bulunduğu kanaatine varılmıştır. Ancak davacı şahsi alacağını davasını ıslah ederek dava dışı şirkete ödenmesini talep etmektedir, oysa şirketin bundan ötürü uğradığı bir zarar söz konusu değildir, bu nedenle davacının şahsi alacağının davalılardan tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesi talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
1.Davacının şahsi alacağı için açtığı bu davada alacağın şirkete ödenmesi şeklindeki talebinin reddine,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 283,95 TL. harçtan mahsubu ile bakiye 143,65 TL.nin davacıdan tahsiline hazineye irad kaydına,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı tarafça yapılan 2.000 TL. bilirkişi ücretinin davacı taraftan alınarak, davalı tarafa verilmesine,
5.Davalı lehine AAÜT uyarınca takdir edilen 16.624,31 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6.Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalılar vekilinin e-duruşma yöntemi ile yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/03/2024