17. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2322 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; sunulan internet reklam kullanımı faturasının, davalı tarafından ödenmemesi üzerine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin adresi itibariyle Antalya İcra Müdürlüklerinin yetkili olması sebebiyle davanın, dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacı şirket mail yoluyla cari hesap sebebiyle 11.800,00 TL borçlarının bulunduğunu bildirmesine rağmen müvekkili şirketin borca istinaden mutabık olmadığını bildirdiğini, davacı tarafından 11.800,00 TL bakiye tutara ilişkin müvekkil şirkete herhangi bir fatura gönderilmediğini, müvekkil şirket tarafından, davacıya 20/03/2017 tarihinde 295.000,00 TL tutarında 21/05/2017 vadeli çek ile ödeme yapıldığını, ödeme sonucu cari hesaptan kalan 26.078,00 TL'nin 12/06/2017 tarihinde müvekkiline iade edilmesi sonucu tarafların birbirinden herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını, iade edilen tutar, varlığı iddia edilen alacağı kat be karşılamasına rağmen varlığı iddia edilen tutarın, iade edilen meblağdan neden mahsup edilmediğini, dolayısıyla herhangi bir bakiye miktarın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:
İlk derece mahkemesince; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında reklam hizmetinin sunumuna ilişkin ticari ilişki bulunduğu, ilişkinin başlangıcında davalı tarafından, davacıya toplam 295.000,00 TL ödeme yapıldığı, verilen hizmet karşılığında düzenlenen faturalar neticesinde davacı tarafından, davalının yaptığı fazla ödeme nedeniyle 11/06/2017 tarihinde davalıya 26.078,00 TL iade edildiği, davacı tarafın, alacağına dayanak yaptığı 31/03/2017 tarihli 11.800,00 TL'lik fatura ile ilgili ayrı ve münhasır reklam hizmeti verdiği hususunun kanıtlanamadığı, davalının, kendisine gönderilen alacakla ilgili mutabakat mektubunda mutabık olmadığını açıkça belirttiği, bu bağlamda davalı tarafa, fatura tarihinden sonra fazla yapılan ödeme ile ilgili 26.078,00 TL para iadesi yapıldığı gerekçelerine istinaden ispatlanamayan davanın ve koşulları oluşmayan davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ticari defterler üzerinde yapılan inceleme neticesinde davalının söz konusu faturayı ödediğinin ispatlanamadığını, dava konusu faturanın, davalıya noter ihtarnamesi ile gönderildiğinin dikkate alınmadığını, Mahkemenin, hükmünü müvekkili tarafından davalıya gönderilen bir miktar paraya dayandırdığını, halbuki taraflar arasındaki ticari ilişkinin, sadece dava konusu faturadan ibaret olmayıp uzun yıllara dayandığını, işbu dilekçe yazılırken dahi devam eden bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkili tarafından ödendiği belirtilen meblağın, neye istinaden ödendiğinin raporlarda açıklanmadığını, bu sebeple eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna istinaden hüküm tesis edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde; davacı tarafın kötüniyetinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde açık olması sebebiyle İİK'nun 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için gerekli yasal koşulların oluştuğu sabit olduğundan kötüniyet taleplerinin reddine dair ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istinaf ederek diğer hususlar bakımından ilk derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacının, davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 11.800,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Davacının ticari defterlerinin incelenmesi için Mahkemece aldırılan 20/06/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin 2017 yılına ait ticari defterlerinin lehine delil teşkil ettiği, ödeme emri tarihinde davacının, davalıdan 11.600,00 TL alacaklı olduğu, tarafların birbirlerine düzenlediği ihtarnameler neticesinde davalının, 11.800,00 TL faturayı kabul etmediği, hesaplarına almadığı ve mutabakat mektubunda fatura ile ilgili borcu kabul etmediği, uyuşmazlığın çözümlenmesi için dava konusu 11.800,00 TL bedelli fatura içeriği reklam hizmetinin davacı tarafından, davalıya verildiğinin teknik bir bilirkişi tarafından belirlenmesi gerektiği, davalı tarafın gelir idaresine vermiş olduğu BA formunda davacıdan 6 adet belge karşılığı KDV hariç 167.850,00 TL mal/hizmet aldığını beyan ettiği, ancak aynı dönemde davacının muhasebe hesap ve kayıtlarına göre davalıya 9 adet belge karşılığı KDV dahil 265.429,20 TL (KDV hariç 224.940,00 TL) belge düzenlediği, davalının BA formuyla davacının, davalıya düzenlediği faturalar arasında uyumsuzluk olduğu bildirilmiştir. Davalının ticari defterlerinin incelenmesi için talimat yoluyla aldırılan 28/06/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dava konusu alacağın dayanağı olan 11.800,00 TL bedelli faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu nedenle dava konusu faturaya istinaden davalının, davacıya bir borcunun olmadığı, bu fatura dışında davalının, davacıya 295.000,00 TL çek teslimi yaptığı, karşılığında 254.848,99 TL tutarında fatura ve 26.078,00 TL nakit para olmak üzere toplam 280.926,99 TL tutarında fatura ve nakit para teslim aldığı, dolayısıyla fazla ödemeden dolayı davalı şirketin bakiye 14.073,01 TL tutarında davacı şirketten alacağının kayıtlı olduğu, dava konusu faturanın düzenlenmesinden itibaren 72 gün sonra davacı şirketin 11/06/2017 tarihinde banka havalesi ile 26.078,00 TL tutarında davalı şirkete para ödemesinin ticari teamüllere ters bir durum olduğunun değerlendirildiği, dava konusu faturanın ve muhteviyatında belirtilen hizmetlerin davalı şirkete teslim edildiği ile ilgili olarak dava dosyasına tevsik edici bir belge ibraz edilmediği, dava konusu faturanın düzenlendiği tarihten sonra davalı şirketin 01/01/2018 tarihinde e-fatura uygulamasına geçtiği bildirilmiştir.Reklamcı bilirkişi tarafından sunulan 29/01/2020 tarihli raporda; dava konusu faturada "... fuar iletişimi ... ... kulla" açıklamasının yazdığı, "..." olarak reklamcılık terminolojisinde tabir edilen reklam çeşidinin, internette gösterilen videoların öncesine konan ve ziyaretçi tarafından belirli süre izlenmek zorunda kalınan ve geçilemeyen reklamlar olduğu, dava konusu reklam filminin 10 saniye uzunluğunda olduğunun görüldüğü, dava konusu reklamın, davacıya ait www...com web sitesinde video öncesi reklamlarda yayınlandığının tespit edildiği, internet reklamcılığında kullanılan adserver sisteminden alınan verilere göre, video reklamın 200.000 kez hedef kitleye gösterildiğinin, 3.459 kişinin ise videoya tıkladığının tespit edildiği dikkate alındığında davacının talep ettiği fatura tutarının 2017 yılı piyasa rayiçlerine uygun olduğunun değerlendirildiği bildirilmiştir.
Uyuşmazlık, 31/03/2017 tarihli, "... fuar iletişimi ... ... kulla" açıklamalı, 11.800,00 TL bedelli takibe konu edilen fatura konusu hizmetin davalıya verilip verilmediği, buna göre davacının, fatura sebebiyle alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Bu durumda davacının, fatura konusu hizmetin verildiğini usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerekir. Somut olayda, taraflar arasında bir ticari ilişkinin bulunduğu konusunda ihtilaf yoktur. Ancak takibe konu fatura davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup davalının ticari defterlerinde kayıtlı değildir. Ayrıca davalı, 31/05/2017 tarihli mutabakat mektubuna konu fatura bedeli olan 11.8000,00 TL bakımından mutabık olmadığını da bildirmiştir. Öte yandan faturanın davalıya tebliğ edildiği hususu da dosya kapsamı ile sabit değildir. Reklamcı bilirkişi tarafından, davacıya ait www...com web sitesinde video öncesi reklamlarda yayınlandığı tespit edilen reklamın, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında birden fazla fatura düzenlendiğinden, dava konusu faturaya ilişkin olup olmadığı da belli değildir. Bir başka anlatımla, davacı, faturanın kapsamını da ispat yükü altında olup dava konusu faturaya ilişkin ayrı ve münhasır bir reklam hizmeti verildiği hususunu kanıtlayamamıştır. Bu nedenle, davacı istinaf başvurusunda haklı değildir.Davalı, kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğinden bahisle hükmü istinaf etmiştir. Buna göre, kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacının, takibinde haksız ve kötüniyetli görülmesi gerekir. Somut olayda, dava, ispatlanamadığından bahisle reddedildilmiş olup bu açıdan davacının haksız olduğu sabittir. Ancak davacının kötüniyetli olduğu hususu davalı tarafından ispatlanamadığı gibi bu husus dosya kapsamından da anlaşılmamaktadır. Davalı, alacaklı olduğunu iddia etmesine rağmen cari hesaptan kalan tutarı kendisine iade eden davacının kötüniyetli olduğunu iddia etmiş ise de, dosya kapsamında yer alan dekonta göre, davalıya iade edilen 26.078,00 TL "sehven gönderilen tutarın iadesi" açıklaması ile dava dışı ... Faktoring AŞ tarafından gönderilmiştir. Bu halde davacının kötüniyetli olduğundan bahsedilemez. Bu nedenle, davalının istinaf başvurusu yerinde değildir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.