Esas No
E. 2023/8838
Karar No
K. 2023/9560
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2023/8838 E.  ,  2023/9560 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/773 E., 2023/35 K.
HÜKÜM/KARAR: Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 1994-1998 yılları arasında 4 yıl, 1 ay, 10 gün Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak hizmetinin bulunduğunu, sonrasında Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak çalışmaya başladığını, dükkanını kapattıktan sonra esnaf sigortalısı olarak isteğe bağlı prim ödemeye devam ettiğini, 1994-1998 yıllları arasındaki 4 yıl, 1 ay, 10 günlük Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresine ait prim borçlarını ödemesi halinde Esnaf Bağ-Kur sigortalılığı kapsamında emekli olacağının tarafına söylenmesi üzerine Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresine ait prim borçları ile 720 günlük askerlik borçlanmasını ödeyen davacıya 13.02.2002 tarihli tahsis talebine istinaden 01.03.2002 tarihinden itibaren 5756 gün üzerinden Esnaf Bağ-Kur sigortalılığı kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak davalı Kurum tarafından Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak bağlanan yaşlılık aylığının hatalı olduğu ve emeklilik şartlarını Tarım Bağ-Kur sigortalılığı kapsamında yerine getirdiğinin tespit edildiğini, Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak bağlanan yaşlılık ayılğının iptal edildiğini, Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak yaşlılık aylığı bağlandığını, davalı Kurumun 2002 yılında kendi hatasından kaynaklanan işleminin sonucunu davacıya yükleyerek aradan 14 yıl geçtikten sonra hiçbir kabahati olmayan davacının Esnaf Bağ-Kur sigortalılığından almakta olduğu yaşlılık aylığını iptal etmesinin ve kendisine Tarım Bağ-Kur sigortalılığından yaşlılık aylığı bağlayarak her iki aylık arasındaki farkı için davacıya toplam 27.936,83- TL borç tahakkuk ettirilmesine ilişkin haksız ve hukuka aykırı işlemin iptaline, davacının davalı Kuruma 27.936,83.-TL, borçlu olmadığının tespitine, borç nedeniyle yaşlılık aylığından yapılan kesintilerin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2018 tarih ve 2016/479-2018/209 sayılı ilamı ile "davanın kabulüne, 1-Davalı SGK tarafından davacının 01.03.2002 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığını iptal eden ve aynı tarihten itibaren 2926 sayılı kapsamında yaşlılık aylığı bağlayan ve iki aylık arasındaki fark nedeniyle 27.936.83 TL borç tahahhuk ettirilen kurum işleminin iptaline, davacının bu borçtan sorumlu olmadığının tespitine,

2.Davacının dava tarihine kadar maaşından yapılan kesintilerin ay ay hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. IV.İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri:

Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 27.02.2019 tarih ve 2018/2278-2019/525 sayılı kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairenin 24.02.2020 tarih ve 2019/2245- 2020/1508 sayılı kararında; Kurum işlemi yerinde olup, Kurumun hatalı işlemi sigortalı lehine hak bahşetmez ancak yersiz ödemelerden doğan sorumluluğun 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin (b) bendi kapsamında belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir, hususlarına işaret edilerek bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

"davanın kısmen kabulüne,

1.Davacının 01.03.2002 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilerek aynı tarihten itibaren 2926 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin kurum işleminin iptaline yönelik talebinin reddine,

2.Davalı Kurum tarafından yersiz aylık ödemesine ilişkin tahakkuk ettirilen toplam 95.231,49 TL borç tahakkukundan davacının 5510 sayılı Kanun'un 96/1-b maddesi gereğince 12.293,02 TL yersiz aylık ödemesinden, 2016/Mart ayında 67.043,65 TL kesinti yapıldığından faizsiz olarak sorumlu olduğunun tespitine, bu miktar yönünden davacının borç tahakkuk işleminin iptaline ilişkin talebinin reddine,

3.Davacının sorumlu olduğu miktarı aşan davalı Kurum tarafından yapılan 27.936,83 TL borç tahakkukunun da dahil olduğu fazlaya ilişkin Kurum borç tahakkuk işleminin iptaline,

4.Davacının maaşından sorumlu olduğu miktarı aşan ve fazladan yapılan kesintilerin her bir kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine" karar verilmiştir. VI.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili; 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli olan 66 günlük eksik hizmet süresinin, tahsis talebinde bulunduğu 13.02.2002 tarihi ile Esnaf Sicil Kaydının silindiği 20.06.2005 tarihleri arasında Esnaf Sicil kaydının bulunduğu dikkate alınarak, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin Geçici 35/1,a maddesi gereğince borçlanma talep tarihinde Kanunun 82 nci maddesine göre tespit edilecek prime esas günlük kazanç alt sınırı üzerinden 66 günlük eksik hizmet süresi kadar borçlandırılmak suretiyle tamamlatılması ile aynı Yönetmeliğin Geçici 35/2 maddesi 1 inci cümlesi gereğince işlem yapılarak yeni bir aylık hesabı yapılmamasını ve aylık başlangıç tarihi değiştirilmemesini ve yine aynı Yönetmeliğin Geçici 35/3 maddesi 1 inci cümlesi gereğince, son aylık ödenen Haziran 2016 tarihinden 66 günlük eksik hizmet süresi kadar geriye gidilerek tespit edilecek sürede yapılmış olan yersiz ödemelerin Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında aylıklarından kesilmesi suretiyle tahsil edilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.

2.Davalı Kurum vekili; kısa karar ile gerekçeli kararın birbiriyle uyuşmadığını, Kurum işleminin hukuka aykırı olmadığını, Kurum işlemi yerinde olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından davacının davasının kısmın kabulüne karar verildiğini belirterek hükmün temyizen bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 01.03.2002 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığını iptal eden ve aynı tarihten itibaren 2926 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlayan ve iki aylık arasındaki fark nedeniyle 27.936.83 TL borç tahahhuk ettiren Kurum işleminin iptaline, davacının bu borçtan sorumlu olmadığının tespitine, davacının dava tarihine kadar maaşından yapılan kesintilerin ay ay hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesi istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 Sayılı Kanun'un 96 ncı maddeleri hükümleridir.

2.5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesi yersiz ödemelerin geri alınmasını ''Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır. Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan %25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır. Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.'' şeklinde düzenlemiştir.

3.Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesinde; “...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir.

Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan, hüküm, davanın açıldığı tarihteki hal ve şartlara göre tesis edilen bir karar olup, Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre ileriye dönük olarak ve şarta bağlı biçimde karar tesis edilmesi mümkün değildir.

3.Değerlendirme

1.Mahkemece kısa kararda, "yersiz aylık ödemesine ilişkin tahakkuk ettirilen toplam 95.231,49 TL borç tahakkukundan davacının 5510 sayılı Kanun'un 96/1-b maddesi gereğince 12.903,02 TL yersiz aylık ödemesinden, 2016/mart ayında 67.043,65 TL kesinti yapıldığından faizsiz olarak sorumlu olduğuna" karar verilmiş, devamla gerekçeli kararın hüküm fıkrası, yersiz aylık ödemesinin 12.293,02 TL olduğu biçiminde oluşturulmuş, Mahkemece kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki ve infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm verilmesi isabetsiz görülmüştür. 5510 sayılı Kanun'un 96/b bendi gereğince hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru 5 yıllık sürecin hesaplanması gerektiği, hatalı işlemin ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte tahsili gerekeceği kabul edilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.