5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2011/893 E. , 2013/395 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
İşçi alacaklarının ödenmediğinden bahisle vaki talep üzerine 13/02/2002 günlü celsede kamu davasına katılmasına karar verilen kişiler ile vekilinin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi ve gerekçeli kararın katılanlar vekiline tebliği zorunluluğuna uyulmaması davanın niteliği itibariyle anılan kişilerin kamu davasına katılmalarına karar verilmesi olanağı olmadığından sonuca etkili görülmeyerek yapılan incelemede;
Hükümden sonra temyiz incelemesi sırasında sanık ...’un öldüğü UYAP ortamından temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK'nın 64 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu, bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322, 5237 sayılı TCK'nın 64/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının sanık ...’nun ölümü sebebiyle DÜŞMESİNE,
Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Bir kısmı kurum dışı araştırma ve belgelerle, bir kısmı ise ilgililerin müracaatı üzerine ortaya çıkan sanığın eylemlerinin nitelikli zimmet vasfında olacağı gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması, sanık lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenleme nedeniyle, sanığın eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerektiğinin nazara alınmaması, sanık hakkında olayın oluş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kişiliği ve suçu sürdürmedeki ısrarlı tutumu ve suçun işlenme süresi gözönüne alınarak temel cezanın ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak artırımın hak ve nesafete uygun bir şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması ve suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından, kabul ve gerekçe ile uygulamaya, göre etkin pişmanlıkta indirim fıkrasının hatalı yazılması maddi hata olarak kabul edildiğinden bozma sebebi sayılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan sanık ... hakkında zimmet suçundan kurulan hükmün ONANMASINA,
Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Sanığın, Sıtkı ile iştirak halinde mal edindiğine ilişkin sübutu kabul edilen, ... ...’na ödenmek üzere düzenlenen çekler ile tahsil ettiği paraları diğer sanık ...’ya, adı geçen sanığın da hakkında ölüm nedeniyle düşme kararı verilen sanık ...’a verdiğini savunması, paraların sanık ...’a verildiğine dair delil bulunmamakla beraber ... tarafından sanık ...’dan alınan 150 liranın ...’a verildiği dosya kapsamına göre sabit olmakla; sanık ... tarafından çekilen paraların sanık ...’ya teslim edildiğinin kabulünde zorunluluk bulunması karşısında, sanığın suça iştirakine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, sanığa isnat olunan basit zimmet suçunun temas ettiği 765 sayılı TCK'nın 202/1. maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla aynı Yasanın 102/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık asli dava zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 17/10/1999 tarihinden itibaren karar gününe kadar bu sürenin dolduğu nazara alınmadan, ilgilisinin müracaatı üzerine ortaya çıkan ve değişik zamanlarda gerçekleşen sanığın eyleminin zincirleme biçimde nitelikli zimmet vasfında olacağı da gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de; Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 17/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.