Esas No
E. 2022/182
Karar No
K. 2022/182
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/182 - 2024/372

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 29/06/2021

NUMARASI : 2020/279 Esas 2021/398 Karar

KARAR TARİHİ: 15/03/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 02/04/2024

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;

Davacı vekili, 16.07.2015 tarihinde davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı araç ile ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada, davalı sigorta şirketine sigortalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davalıya yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını, arabuluculuğun olumsuz sonuçlandığını belirterek HMK.m.107 gereğince belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL sürekli iş göremezlik ve 50,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 250,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09.06.2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminat talebini 199.683,88 TL, geçici iş göremezlik tazminat talebini 13.337,80 TL, bakıcı gideri talebini 2.547,00TL olarak artırmıştır.

Davalı vekili, davacının başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmediğini, davacının maluliyeti ile dava konusu kaza arasında illiyet bağı bulunmadığını, kusur oranının tespitini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinin teminat dışı olduğunu, davacının gelirinin asgari ücret olarak kabul edilmesini, tazminat hesaplamasının genel şartlarda belirtilen usullere göre yapılmasını ve davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelirlerin mahsubunu, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılmasını, faizin yasal faiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI;

Mahkemece toplanan delillere göre, 10.11.2020 tarihli kusur raporunda, kazanın meydana gelmesinde dava dışı sigortalı araç sürücüsü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 14.04.2021 tarihli kurul raporunda davacı ...'ün özür oranının % 23 olduğu, 9 ay süre ile iş göremez halinde kaldığı, 2 ay süresince başka birinin yardımına ihtiyacı olduğunun belirlendiği, davacının maddi zararının hesaplanması için dosyanın aktüer bilirkişiye tevdi edildiği, aktüer bilirkişi tarafından TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alarak hazırlanan rapora göre 199.683,88 TL sürekli iş göremezlik zararı, 13.337,80 TL geçici iş göremezlik zararı, 2.547,00 TL bakıcı gideri zararının hesaplandığı, bedel artırım dilekçesi de göz önüne alınarak davacı tarafından dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvurması, başvuruda eksik evrak bulunmaması ve sigorta şirketi tarafından da eksik evrak olduğuna dair bir bildirimin davacı tarafa yapılmaması nedeni ile başvurunun kayda alındığı 15.01.2020 tarihinden itibaren 8 iş günlük sürenin geçmesi nedeni ile temerrüdün 28.01.2020'de gerçekleştiği, aracın cinsi göz önüne alındığında yasal faiz işletilmesi gerektiği belirtilerek davanın kabulü ile; 215.568,68 TL'nin 28.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, poliçe tarihinin 06.09.2014 olması sebebiyle uyuşmazlığın eski şartlara tabi olduğunu, PMF yaşam tablosu kullanılarak ve 1.8 teknik faiz esas alınarak tazminat hesabının yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminat hesabının yanlış yapıldığını, Anayasa Mahkemesinin 2019/40 esas 2020/40 karar sayılı karar ile iptal edilen maddelerin bu dava bakımından dikkate alınmamasını, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinin teminat dışında olduğundan sorumluluklarının bulunmadığını, davacının sigortalı araçta yolcu olarak bulunması sebebiyle hatır taşıması indirimi yapılması ve emniyet kemerini takmamış olması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken mahkeme tarafından bu taleplerin değerlendirmeye alınmadığını ve gerekçeli kararda da yer verilmediğini ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;

Davalı vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı araç ile ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada, davalı sigorta şirketine sigortalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek maddi tazminat talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

1.Dosya kapsamına göre kazanın 16.07.2015 tarihinde meydana geldiği, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortasının 04.09.2014-04.09.2015 tarihlerinde geçerli olmak üzere düzenlendiği anlaşılmıştır. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yapılan düzenlemelerin zarar gören üçüncü şahıslar yönünden bağlayıcı olup olmadığı hususuna ilişkindir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı KTK’nın 90. Maddesinde "Maddi ve manevi tazminat; “Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." düzenlemesi mevcuttur. KTK’nın 90. Maddesinin atıf yaptığı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri bölümünün zararın belirlenmesine ilişkin TBK’nın 55. Maddesinde ise “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır. ”denilmiş, yine TBK’nın Tazminatın Belirlenmesi başlıklı 51. Maddesinde “ Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” denilmiş olmakla tazminatın somut olarak hesaplanmasına ilişkin düzenlemeler bulunmadığından tazminatın belirlenmesinde uygulanacak ilkeler Yargıtay'ın trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarına bakan Hukuk Dairelerinin içtihatları ile belirlenmiştir.

Sonuç olarak haksız fiilin türü olan trafik kazalarına olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan kanun hükümlerinin uygulanması, haksız fiil tarihi ile işlemeye başlayan zamanaşımı, temerrüt tarihi ve diğer maddi hukuk kurallarının olay tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre belirlenmesi gerekir.

TBK'nın 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hakim tarafından belirlenmesi zaruridir. Gerçek zarar miktarının, desteğin ve hak sahiplerinin olay tarihindeki bakiye ömürleri, destek alacakları süre, destek payları esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Destek ve Hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvellerine göre saptanmakta iken, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca’da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nce de karar verilmekle görüş değişikliğine gidilmiştir. (Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarih, 2019/5206 E. – 2020/8874 K. sayılı ilamı, 14/01/2021 tarih 2020/2598 E. – 2021/34 K. sayılı ilamı) Bu itibarla, tazminat hesaplanmasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresf rant yöntemi kullanılmasında Yargıtay uygulamalarına uygun olarak belirlenen tazminat esas alınarak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

2.Davalı vekili geçici iş göremezlik tazminatından ve bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını ileri sürmüştür.. Geçici iş göremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı olup 2918 sayılı KTK'nın 98. Maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK'nın 54. Maddesinde de sayılan bu zarardan zarar sorumluları KTK'nın 85. Maddesi ve 91. Maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. Maddesinde belirtilen SGK’nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici iş göremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.

3.Davalı vekili müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.

Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır.

Müterafik kusur ise; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y.

2015.S. 582). Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.

Davaya konu iş göremezlik zararının davacının bel bölgesinden yaralanmasına dayandığı, kaza tespit tutanağında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğu, emniyet kemeri takmaması ile bel bölgesinde meydana gelen maluliyeti arasında illiyet bağı bulunduğu davalı tarafca ispat edilemediğinden davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davalı vekili tarafından süresi içinde verilen cevap dilekçesi ile davacının davalıya zorunlu mali sorululuk sigorta poliçesi ile sigortalı araçta yolcu olduğu ve hatır için taşındığı belirtilerek tazminattan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiği ileri sürülmüştür. Dosya kapsamında bulunan davacı ve sürücünün hazırlık soruşturmasında alınan ifadelerine göre davacının, davalı sigorta şirketine zmms ile sigortalı araç sürücüsü ile arkadaş olduğu, araçta hatıra binaen taşındığı açık olup somut olayın özelliğine ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre maddi tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğinden davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,

HMK'nın 353/1.b.2.maddesi gereğince bilirkişi raporu ile belirlenen 199.683,88 TL sürekli iş göremezlik, 13.337,80 TL geçici iş göremezlik ve 2.547,00 TL bakıcı gideri zararından %20 oranında hatır taşıması indirimi yapıldığında, davalının 159.747,20 TL sürekli iş göremezlik tazminatından, 10.670,10 TL geçici iş göremezlik tazminatından ve 2.037,60 TL bakıcı gideri tazminatının davalıdan tahsiline,

TBK'nın 51 ve 52. Maddesi gereğince indirim yapıldığından davalı taraf yararına vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

I-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.2 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre;

1.Davanın kısmen kabulü ile; 159.747,20 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 10.670,10 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 2.037,60 TL bakıcı gideri tazminatının 28.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

2.Harçlar kanunun gereğince alınması gereken 11.780,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL harç ve 736,00 TL ıslah harcının mahsubu ile kalan 10.990,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3.Zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

4.Davacı yargılamada vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 27.592,79 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan 116,60 TL harç toplamı, 736,00 TL ıslah harcı, 200,88 TL tebligat ve posta masrafı, 1.350,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.403,48 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısım var ise karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, II-İSTİNAF BAŞVURUSU NEDENİYLE YAPILAN HARÇ VE MASRAFLAR YÖNÜNDEN;

1.Davalı vekili tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine,

2.İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 162,10 Tl istinaf başvuru harcı ile 88.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

3.Başvuran tarafça yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK’nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

4.Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 15.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.