27. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/392
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/12/2021
NUMARASI : 2020/496 E-2021/1046 K
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili: Müvekkili şirketin yüklenicisi bulunduğu ... parsel de inşa ettiği (...) binanın alüminyum yarı kapaklı cephe renkli ısı camlı ve kompozit panel taş yünü hariç yan dükkanlara ve bina girişlerine alüminyum doğrama ve düz 8 mm camlı işlerin yapılması karşılığında, yapılan binanın 23. kat 92 nolu güney doğu cepheli 4+1 dairenin bedeli 760.000.00TL sayılmak üzere davalıya verilmesine, kalan bedel nakit ödenmek üzere yapılacak işlerin birim fiyatları üzerinde anlaşılarak işin 30.07.2018 tarihinde bitirilip teslim edilmesi için 25.09.2017 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davalının bu sözleşme konusu işi 30.07.2018 tarihinde bitirip teslim etmesi gerekirken, bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi, yapması gereken işleri de eksik ve ayıplı olarak yaptığını ve işi tamamlamadan inşaat alanını terk ettiğini, işi tamamlanması ve ayıplı imalatların giderilmesi için yapılan tüm uyarı ve davetlerin de sonuçsuz kaldığını, davalıya yaptığı işlerin alan m2 birim fiyatına göre fazladan ödenen 200.000.00 TL'nin geri ödenmesi konusunda Ankara 65.Noterliği'nin 18.07.2019 tarih, 17327 yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini ve 26.12.2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, ihtarnameye rağmen eksik ve ayıplı işlerin tamamlanmaması üzerine müvekkili şirketin eksik işleri başka bir firmaya yaptırmak zorunda kaldığını, müvekkili şirket ile davalı arasında bu sözleşme dışında hiçbir ticari ilişki olmadığını, davalı tarafın yaptığı işle ilgili müvekkili şirkete 6 adet fatura ile toplamda 1.108.928.20 TL tutarında bir miktarı fatura ettiğini, buna karşılık müvekkili şirketin sözleşme gereği 23.kat 92 nolu daireyi tapudan devredilmesini istediği haricen satış yaptığı ...'nun eşine tapuda devredildiğini, sözleşme bedeli 760.000.00 TL’na sayıldığını, müvekkili şirketin ise dava dilekçesinde belirtilen çeklerle toplamda davalıya 1.205.000,00TL ödeme yaptığını, davalının, yaptığı imalatları müvekkili firma yetkilisi ile ölçerek yapılan imalat miktarında mutabık kalınması gerektiği halde bundan imtina ettiğini ve sözleşme gereği yaptığı işe karşılık alması gerektiğinden fazla para aldığını, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile davalının haksız kazanç miktarının ortaya çıkacağını, davalı tarafça yapılmayan eksik işlerin ... isimli firmaya yaptırıldığını ve yaptırılan işlerin karşılığı olarak bu firmaya toplam 90.978,00TL ödendiğini, davalının sözleşme kapsamında bu işi yapması durumunda bunun müvekkiline maliyetinin daha az olacağını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davalının fazladan aldığı ve haksız kazanç sağladığı bedel için 200.000,00 TL, müvekkili şirket tarafından ... firmasına yaptırılan işler nedeniyle 10.000,00 TL, davalının yaptığı ayıplı işlerin giderilmesi ve bu nedenle oluşmuş zararın tespiti ve tazmini için de 10.000,00 TL olmak üzere toplam 220.000,00 TL tazminatın ihtarname tebliğ tarihi olan 26.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini istemiş, 24.08.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, 10.000,00 TL olan eksik imalat bedeli talebini 90.978,00 TL'na, 10.000,00 TL olan kusurlu imalat bedeli talebini 30.975,00 TL'na yükselterek bu miktarların ihtarname tebliğ tarihi olan 26.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davaya karşı cevap dilekçesi vermemiş, davalı vekili bilirkişi raporuna karşı verdiği itiraz dilekçesinde eksik ve ayıplı iş olmadığını, süresi içinden ayıp ihbarında bulunulmadığını, davacının ihbar ettiği ayıpların açık ayıp olduğunu, sözleşmeye konu edilen dairenin bedelinin resmi kayıtlarda 400.000,00 TL olup buna göre, müvekkiline 760.000,00 TL değil 400.000,00 TL ödenmiş olduğunu, müvekkilinden kaynaklı eksik ve ayıplı iş-imalat bulunmadığını, 3. şahsa yaptırıldığı iddia edilen işlerin müvekkili ile yapılan sözleşme kapsamındaki işlerden olmadığını, eksik veya ayıplı bir iş olsa bile bunun kullanımdan kaynaklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince: Davanın taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davalı yükleniciye yapılan fazla ödemelerin davacıya iadesi, eksik bırakılan işlerin başka firmalara yaptırılması nedeniyle tazminat ve ayıplı işler bedelinin tahsili talebine ilişkin olduğu, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü bakımından mahallinde keşif yapıldığı, keşif sonrası düzenlenen 18/06/2021 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle, dosya içerisinde dava konusu alüminyum cephe kaplama işine ait detay proje ve mahal listesi ile taraflarca davalı tarafından yapıldığı iddiâ edilen işlere ait metraj cetveli, mahal listesi, okunaklı tüm faturalar bulunmadığı için ve ayrıca tüm bağımsız bölümlerin iskan edilmiş olması nedeniyle davalı taşeronun yapmış olduğu imalatın kesin hesabının tanzim edilmesinin mümkün olmadığı, davalı taşerondan yapmış olduğu kusurlu imalat nedeniyle kesilmesi gereken bedelin 30.975,00TL olduğu, davacı talebinin ise 10.000,00TL olduğu, eksik imalat nedeniyle kesilmesi gereken bedelin 90.978,00TL olduğu, davacı talebinin ise 40.000,00TL olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtlarına ulaşılamaması nedeniyle herhangi bir inceleme yapılamadığının bildirildiği, tarafların ticari defter ve kayıtları celp edildikten sonra dosyanın tekrar bilirkişi kuruluna tevdii edildiği, 10/11/2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunun mahkemeye sunulduğu, davacı ticari defter kayıtlarına göre, davalı tarafından davacıya 1.108.928,20 TL'lık fatura keşide edildiği, fatura bedellerine istinaden toplam 445.000,00 TL.'lık davalıya ödeme yapıldığı, dava tarihi itibariyle, davacının davalıya 663.928,20 TL'lık borcu bulunduğuna dair kaydın davacı defterlerinde yer aldığı, davacı tarafından, davalı ile yapılan sözleşme ile, davalının namı hesabına davalının belirtmiş olduğu iddia edilen ... isimli şahsın eşi olan ...'ya 760.000,00 TL'lık 23.kat 92 nolu dairenin satışının yapıldığının iddia edildiği, ancak davacının kayıtlarında yer alan 10.11.2019 tarih ve 464 yevmiye numarası ile kayıtlı defter kayıtlarından söz konusu satış işleminin KDV dahil 400.000,00 TL üzerinden ...'ya yapıldığı, fakat davalının cari hesabından mahsup edilmediği, ayrıca davalının eksik yaptığı imalatların tamamlanması için dava dışı firma olan ...'ın düzenlediği iddia edilen 11.210,00 TL'lık faturanın bulunmadığı, sadece 79,768,00 TL'lık faturanın kayıtlarda yer aldığı, taraflar arasında 760.000,00 TL'lık gayrimenkulün, davalı adına yahut göstereceği şahsa devri hususundaki sözleşmenin dosya kapsamında bulunduğu, dava dilekçesi ekinde yer alan bahse konu gayrimenkulün davalı tarafından ... adına satış işlemine yönelik ön satış protokolünün bulunduğu, fakat defter kayıtlarında, söz konusu gayrimenkulün ... adına 400.000,00 TL bedelle satış işleminin yapıldığı ve davalı cari hesabından mahsup edilmediği, hal böyle iken, davacının kendi kayıtlarına göre yapılan işlemin 400.000,00 TL bedel üzerinden davalı namı hesabından mahsup edilmesinin kabulü gerektiği, davacının, davalıya (663.928,20-400.000,00) 263.928,20 TL borçlu bulunduğunun anlaşıldığı, bu nedenle davacının davalıya fazla ödeme yapmadığından fazla yapılan ödemenin iadesi talebinin reddine karar verildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalı taşeronun kusurlu imalatları nedeniyle uğranılan zararın 30.975,00 TL, davalı taşeronun eksik imalatı nedeniyle, dava dışı firmaya yaptırılan 90.978,00 TL'lık bedelin eksik imalat nedeniyle uğranılan zarar olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, fazla yapılan ödemenin iadesi talebinin reddine, eksik imalat nedeniyle uğranılan zarar olan 90.978,00 TL'nin 26/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kusurlu imalat nedeniyle uğranılan zarar olan 30.975,00 TL'nın 26/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davalıya 200.00,00 TL fazla ödeme yapıldığını ve bunun iadesine yönelik taleplerinin mahkemece reddedildiğini, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda da bu alacaklarının varlığının ortaya konulduğunu, bu tespite rağmen mahkemenin aksi yönde karar vererek bu taleplerini reddettiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava şartı olan arabuluculuk şartının usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini, taraflardan her ikisinin de Etimesgut ve Sincan'da bulunduklarından ve yetkili arabuluculuk bürosu Ankara Batı Arabuluculuk Bürosu olduğu halde davacı tarafın Kazan'daki arabuluculuk bürosuna müracaat ettiğini, müvekkiline herhangi bir bilgi, belge, tebligat, duyuru gelmediğini, arabulucunun zorunlu arabulucu mu yoksa ihtiyari arabulucu mu olduğunun da belli olmadığını, arabuluculuk son tutanağından müvekkiline tebligat yapılıp yapılmadığı, herhangi bir bildiri yapılıp yapılmadığının da anlaşılamadığını, müvekkilinin arabuluculuk toplantısından haberdar edilmediğini, öte yandan hangi konularda ve alacak kalemlerinde arabulucuya müracaat edildiğinin de belli olmadığını, arabuluculuk başvuru tutanağının dosyaya ibraz edilmediğini, dosyaya ibraz edilen arabuluculuk son tutanağında "arabuluculuk konusu uyuşmazlık" kısmında "ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak" denildiğini, burada bir hizmet sözleşmesi olmayıp, eser sözleşmesi ilişkisi olduğunu, usul ve kanuna uygun bir arabuluculuk görüşmesi yapılmadığından dava şartı olarak arabuluculuğun olmadığını, dolayısıyla dava şartının da oluşmadığını, mahkemenin arabuluculuğa dair tüm bilgi ve belgeleri dosyaya istemeden ve incelemeden, eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verdiğini, eksik ve ayıplı işin olmadığını, müvekkilinin üstlendiği edimi süresinde ve tam olarak yapıp teslim ettiğini, davacı şirketin muayene ve kontrol ederek teslim aldığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre işin teslim tarihinin 30.07.2018 olduğunu, müvekkilinin üstlenmiş olduğu edimini süresinde ve tam olarak yapıp davacıya teslim ettiğini, 30.07.2018 tarihinden sonra davacının 15.05.2019 tarihine kadar herhangi bir sözlü veya yazılı ihbar veya talepte bulunmadığını, davacının 15.05.2019 tarihinde müvekkiline bir ihtar göndererek 7 günlük süre vererek eksik işlerin tamamlanmasını talep ettiğini, oysa bu ihtarnamede herhangi bir eksiklik özel olarak ayıp ve kusurdan bahsetmediğini, genel bir ifadeyle işlerin tamamlanmadığının belirtildiğini, müvekkilinin bu ihtarnameye karşı verdiği 21.05.2019 tarihli cevabında müvekkilinin edimini yerinde ve zamanında tam olarak ifa ettiğini, hatta müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, yani davacının edimini ifa etmediğini ve eksik edimini 7 gün içerisinde ifa etmesi gerektiğini bildirdiğini, davacının bu cevap üzerine 18.07.2019 tarihli bir ihtarname gönderdiğini, bu ihtarnamede eksik dediği hususları biraz somutlaştırarak yazıp gönderdiğini, ancak ihtarnamenin yine de açık ve net olmadığını, ayrıca bu ihtarnamede belirttiği eksikleri de başkasına yaptırdık dedikleri ve dosyaya sundukları faturadaki işlerin birbirinden tamamen farklı olduğunu ve de belirtmiş olduğu açık ve net olmayan iddia ettiği eksiklikler ile bilirkişi raporunda varlığı iddia edilen eksik hususların da birbiriyle uyumlu olmayıp çelişkili olduğunu, ayrıca davacının 18.07.2019 tarihinde göndermiş olduğu ihtarnamede belirtilen ve varlığı iddia edilen eksikliklerin açık ayıplar olduğunu, basit bir muayene ve gözlem sırasında tespit edilebilecek eksiklikler olduğunu, müvekkilinin işi teslim tarihinden itibaren 1 yıl sonra bunların eksik olduğunu iddia etmenin kötü niyetli ve yasaya aykırı olduğunu, varsa bir açık ayıp veya eksiklik bunun iş sahibinin muayene ve kontrol sırasında hemen, yahut en geç 7 gün içerisinde müvekkiline bildirmesinin yasal zorunluluk olduğunu, davacının bu yasal zorunluluğa uymadığını, yapılan işte herhangi bir eksiklik olmadığı gibi, kendisinin iddia ettiği gibi açık ayıplı ve eksik iş varsa bile bunun en geç 7 gün içerisinde giderilmesini talep etmediği için yasa gereği kabul etmiş sayıldığını, mahkemenin tüm bu hususları göz ardı etmek suretiyle eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verdiğini, asıl raporda da belirtildiği gibi binadaki tüm dairelerde de oturulduğunu, eksik iş kaldığı ve bu işin de 3. kişiye yaptırıldığı iddiasını kabul etmediklerini, süresi içinde müvekkiline ayıp ve eksik iş ihbarında bulunulmadığını, kabul etmemekle birlikte davacının varlığını iddia ettiği ve ihbarnamesinde bildirdiği ayıpların açık ayıplar ve eksik işler olduğunu, davacının 18.07.2019 tarihli ihtarnamesinde eksik ve kusurları belirterek bildirimde bulunduğunu, dava dilekçesinde de aynen birebir bu eksikliklerin olduğunu iddia ettiğini, "Bu eksikliklerin giderilmediği takdirde, başka firma ya da kişilere yaptırılarak bedeli sizden tahsil edilecektir" dediğini, oysa bu ihtarnamenin gönderildiği 18.07.2019 tarihinden öncesine ait 07.09.2018 ve 12.06.2019 tarihli 2 adet faturayı dava dilekçesi ekinde sunduğunu, güya ihtarnamedeki eksiklikleri bir başkasına yaptırmış olduklarını, ihtarnamede yaptırılacak dedikleri işlerin başkasına yaptırıldığına dair sunulan faturaların daha önceki tarihlere ait faturalar olduğunu, gerek ihtarnamede, gerekse dava dilekçesinde eksik ve ayıplı dedikleri işlerle faturada yazılı iş ve malzemelerin hiçbir ilgisi ve benzerliği olmadığını, ihtarnamede ve dava dilekçesindeki eksik ve açık ayıplı olduğu iddia edilen işlerle, bir üçüncü kişiye yaptırdıklarını ve buna mukabil fatura aldıklarını iddia ettikleri 2 adet faturadaki işlerin dava konusu işle uzaktan yakından alakası olmadığını, yargılama sırasında 14.01.2021 tarihinde keşfe gidildiğini, keşifte binanın gözlemlendiğini, keşfin işin teslimi tarihinden 2 yıl 6 ay sonra yapıldığını, tüm dairelerde oturulduğunun ifade edildiğini, ihtarnamede, dava dilekçesinde, sunulan faturalarda, temperli camlarda imalat hatalarının varlığından hiç bahsedilmediğini, temperli camlarda imalat hatalarının ne olduğu belirtilmediği gibi, bu hataların açık ayıp mı gizli ayıp mı olduğu, camların değiştirilmesinin gerekip gerekmediğinin belirtilmediğini, faturalarda temperli camdan hiç bahsedilmediğini, faturaların açık faturalar olduğunu, davacı tarafından ödenip ödenmediğinin belli olmadığını, bilirkişilerin eksiklik olarak sadece temperli camlardan bahsettiği halde dosyaya sunulan iki adet faturaya istinaden taşeronun eksik yapmış olduğu işlerin olduğuna kanaat getirdiğini, müvekkilinin taşeron olarak iş yaptığı dava konusu binada herhangi bir ... Bankası şubesi olmadığını, keşif ve bilirkişi raporunda da buna dair açıklama ve bir ibare olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin iş yapmış olduğu binada söz konusu bankaya ait bir şubenin olmamasına rağmen, ... Bankası şubesine yapıldığı muhtevasından açık ve net olan faturadaki işlerin sanki dava konusu işin yapıldığı binaya yapılmış gibi kabul edilmesinin hatalı olduğunu, gerek bilirkişilerin gerekse mahkemenin eksik inceleme ve araştırma ile rapor tanzim edip karar verdiğini, dosyaya sunulan iki adet faturanın sahte olup dava konusu işle uzaktan yakından alakası olmadığını, davacının 3. şahsa yaptırdığını iddia ettiği işin müvekkilinin yapmış olduğu işle de bir ilgisi olmadığını, her şeyden önce sunulan faturalarda işin nereye yapıldığı, hangi binaya, hangi ada parsele yapıldığının belli olmadığını, sadece ... Alüminyum - ... isimli şahsın, davacı şirkete kesmiş olduğu iki adet fatura olduğunun anlaşıldığını, fatura içeriğinden anlaşıldığı gibi bu faturalarda belirtilen iş ve malzemelerin müvekkilinin yapmış olduğu iş ve malzemelerle uzaktan yakından bir ilgisi olmadığını, ihtarname ve dava dilekçesinin içeriği ile faturanın içeriğinin birbiriyle uyuşmadığını, ayrıca bilirkişilerin tespit etmiş olduğu eksikliklerin de hem dava dilekçesiyle hem de fatura muhtevasıyla çelişkili olduğunu ve uyuşmadığını, bilirkişi raporunda hatalı ve ayıplı iş olarak sadece temperli camların görülüp rapor edildiğini, bunun dışında herhangi bir eksik ve ayıplı iş olmadığı halde bilirkişilerin sunulan faturaları hiç okuyup değerlendirmeden, müvekkili sanki yapmamış da davacı üçüncü kişiye yaptırmış kabul ederek fatura bedellerinin ödenmesi gerektiğini rapor ettiklerini, yine keşif tarihi itibariyle işin tesliminin üzerinden 2 yıl 6 ay geçtiğini, bu süre içerisinde kullanmadan kaynaklanan bir yıpranmanın da söz konusu olduğunu, daha da önemlisi davacının böyle eksik ve ayıplı bir işin varlığına dair iddiasının ihbarının dava dilekçesinde buna dair bir talebinin de olmadığını, müvekkilinin yüklendiği işi sözleşmedeki süre içinde yapıp teslim ettiğini, iş biter bitmez dairelerde oturulmaya başlandığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemlerine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Eser sözleşmesinde kural olarak yüklenici, sözleşme ve yasaya uygun gerçekleştirdiği imalât miktarını, iş sahibi ise yaptığı ödemeleri kanıtlamakla yükümlüdür. İşin tamamlanmış olmasına rağmen, yüklenici tarafından eksik bırakıldığı başkasına tamamlattırıldığı iddiasında bulunulması halinde yazılı eser sözleşmesinin aksi üçüncü kişilerden alınan belgeler ve tanık beyanlarıyla ispatlanmış sayılamaz. İş terk edilerek eksik bırakıldığı için, işin başkasına yaptırılacağına dair çekilmiş bir ihtar veya işin eksik bırakıldığına dair yaptırılan bir delil tespiti bulunmadığında, sözleşme ayakta ve iş tamamlanmış ise işin sözleşme ilişkisi devam eden yüklenici tarafından tamamlandığı kabul edilmelidir(Yargıtay 15.H.D.2016/3587E. 2017/2569K. 15.06.2017). Ayrıca iş sahibinin eksik iş bedelini isteyebilmesi için eserin bedelini tamamen ödemesi gerekir(Yargıtay 15.H.D.2011/7457E 2012/4004K 30.05.2012).
Taraflar arasında alüminyum cephe ve kompozit yapılmasına ilişkin akdi ilişkinin kurulduğu ihtilafsız olup, sözleşmede yapılacak imalatlar ve birim fiyatlarının belirtildiği, KDV'nin ayrıca ödeneceğinin düzenlendiği, yine iş bedeline ilişkin 23.kat, 92 nolu 4+1 dairenin 760.000,00 TL bedele sayılacağı, iş bitiminde kompozit panelin ölçümünün yapılacağı, sözleşme dışı ilave işler yapılması durumunda fiyatın ayrıca belirleneceğinin kabul edildiği görülmüştür. Davadaki talep, sözleşme kapsamında davalı taşeronca eksik bırakıldığı iddiasına dayalı 3. kişiye yaptırılması nedeniyle ödenen bedelin tahsili, davalı tarafça yapılan işlerdeki ayıp nedeniyle alacak ve yapılan işten fazla ödeme iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemesince taraflar arasındaki sözleşme ve eki dikkate alınarak davalı taşeron tarafından sözleşme kapsamında yapılan imalatların incelenip değerlendirilmek suretiyle denetlenebilir nitelikte belirlenmesi, bu miktardan davacı tarafça ödendiği ihtilafsız olan bedel ve sözleşme gereği iş bedeline ilişkin kısmi ödeme olarak kabul edilen bağımsız bölümün devrine yönelik sözleşmedeki bedel ile davacı defterinde kayıtlı bedel arasındaki farklılık hususunda da gerektiğinde taraflardan açıklayıcı beyan alınarak, yine yerleşik içtihatlarda kabul edildiği üzere yapılan imalatlarla ödenen bedel arasında halen eksik ödeme bulunması durumunda eksik- kusurlu işler bedelinin talep edilip edilemeyeceği hususu da gözetilerek imalat ve ödemelere ilişkin taraf delilleri, itiraz ve beyanları da değerlendirilecek şekilde yeniden oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, denetlenebilir nitelikte olmayan, yukarıda belirtilen ilkeleri içermeyen bilirkişi raporu esas alınarak eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
1.Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne,
2.Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.12.2021 tarih, 2020/496 E-2021/1046 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4.Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
5.Davalı tarafından yatırılan 80,70 TL ve 2.083,00 TL olmak üzere toplam 2.163,70 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
6.Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 20.03.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
(e-imzalıdır)