5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2012/12052 E. , 2013/480 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Tayin olunan ceza miktarına göre ve ayrıca süresinden sonra olduğu anlaşılan sanık ... müdafiin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/09/2012 tarih ve 2012/420 Esas, 2012/1771 sayılı Kararına göre 6352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin; sadece karşılıksız yararlanma suçlarını kapsadığı anlaşıldığından, anılan Kanunun rüşvet suçu yönünden getirdiği düzenlemeler de gözetilerek yapılan incelemede; Sanık ... hakkında verilen beraet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde; Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık ... hakkında rüşvet suçundan verilen mahkümiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
CMK'nın 161/5. maddesine göre; Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen en üst dereceli kolluk amirleri hakkında, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü olan 2802 sayılı Kanunun 82 vd. maddelerinin uygulanmasının gerektiği, 01/06/2005'te yürürlüğe giren Adli Kolluk Yönetmeliğinin 3. maddesine göre adli kolluk görevlilerinin; 5271 sayılı CMK, 3201 sayılı Emniyet Teşkilâtı Kanununun 8, 9 ve 12. maddelerinde (...) belirtilen soruşturma işlemlerini yapmak üzere, tâbi oldukları atama usulüne göre görevlendirilen âmir, memur ve diğer görevlileri, adli kolluk sorumlusunun; (...) Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından atamalarındaki usule göre görevli adli kolluğun âmirini, soruşturmanın ise, Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlayan süreci ifade ettiği, somut olayda ise 20/08/2007 tarihinde Sungurlu İlçe Emniyet Müdürü Vekili olarak göreve başlayan ve atılı suçlardan tutuklandığı 03/12/2008 tarihine kadar bu görevini sürdüren sanığın; en üst dereceli kolluk amiri olmakla birlikte, Mahkemenin oluşa uygun kabulüne göre, daha önceden haklarında fuhuş suçu nedeniyle işlem yapılan ... ve ... isimli kişilerin fuhuş işini bırakmaya karar vermelerinden sonra bu kişilerle görüşerek, kendisine para verilmesi halinde, fuhuş işine yeniden başlayabileceklerini ve kendisinin bu konuda herhangi bir zorluk çıkarmayacağını bunlara söyleyerek görevinin gereklerine aykırı davranmak için adı geçenlerle ayrı ayrı rüşvet anlaşmasına vardığı ve bu anlaşmalar kapsamında, yapılacak olan aramaları ve haklarındaki iletişimin tespiti kararlarını bildirerek bu kişilerden farklı zamanlarda menfaat temin ettiği; aynı şekilde, sürücü belgesi bulunmayan ... isimli kişiyle tanışıp bu kişinin ekonomik durumunun iyi olduğunu ancak sürücü belgesinin bulunmadığını öğrendikten sonra anılan kişiyle de, hakkında herhangi bir işlem yapmamak için rüşvet anlaşmasına girerek çeşitli dönemlerde menfaat temin ettiği, sanığın bu şekilde yaptığı rüşvet anlaşmalarının; herhangi bir suç şüphesi olmadan, dolayısıyla kendisi yönünden herhangi bir adli görev başlamadan önce gerçekleşmesi nedeniyle sanık hakkında CMK'nın 161/5 ve 2802 sayılı Kanunun 82 vd. maddelerinin uygulanmasının mümkün olmadığı, yine farklı kişilerle farklı zamanlarda ve farklı suç işleme kararları ile yapılan rüşvet anlaşmalarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmayıp her bir anlaşmanın ayrı suçları oluşturduğu hususlarının anlaşılması karşısında;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Sanığın; ..., ... ve ... isimli kişilerle ayrı ayrı yapmış olduğu rüşvet anlaşmalarından sonra, farklı zamanlarda menfaat elde etmesinin, her bir rüşvet suçunun kendi içinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirmediği, yapılan tek bir anlaşma ile suçun oluştuğu, sonradan farklı zamanlarda elde edilen menfaatlerin,
TCK'nın 61. maddesine göre temel cezanın belirlenmesinde esas alınabileceği gözetilmeksizin sanık hakkında TCK'nın 43. maddesi uygulanarak fazla ceza verilmesi,
Kabule göre de; Sanık hakkında mahkümiyet hükmü kurulmuş olması karşısında kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren Hazine lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekalet ücretine karar verilmemesi, 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçları işleyen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkümiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Sanığın sabit görülen görevi kötüye kullanma suçlarından gerçek kişilerin herhangi bir mağduriyetlerinin bulunmaması aynı suç işleme kararının icrası kapsamında farklı zamanlarda işlenmiş olmaları ve TCK'nın 43/1-son cümlesi gereğince, mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmünün uygulanmasının gerekmesi nedeniyle sanık hakkında belirlenecek temel cezada TCK'nın 43/1. maddesine göre artırım yapılması gerekirken, her bir eylemin ayrı ayrı suç oluşturduğu kabul edilerek sanığa fazla ceza verilmesi,
Kabule göre de;
Birleşen dosyada dava konusu edilen, ... isimli kişinin ehliyetsiz olarak araç kullanması ile ilgili işlem yaptırılmamasına ilişkin eylem yönünden, sanığın daha önce bu kişiyle yaptığı kabul edilen rüşvet anlaşması kapsamında hareket ederek ... ile ilgili işlem yaptırmadığı, bu eylemin sabit görülen ve mahkümiyete konu olan rüşvet suçunun içinde kaldığı gözetilmeksizin sanığın ayrıca görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi, ... isimli kişiye usulsüz olarak teslim edildiği bildirilen 19 ... plakalı aracın muayene süresi geçtiğinden bahisle 01/11/2008 tarihinde trafikten men edildiği belirtilmesine rağmen, dosyada bulunan motorlu araç trafik belgesine göre bu aracın muayenesinin, 21/10/2010 tarihine kadar geçerli olmak üzere 21/10/2008 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin bu eylem yönünden yetersiz gerekçe ile mahkümiyetine karar verilmesi, ... isimli kişinin fuhuş yaptırdığından şüphelenilmesi üzerine sanığın herhangi bir işlem yaptırmayarak görevini kötüye kullandığı iddiası yönünden, tanık olarak dinlenen polis memurları ... ... ve ... ...'ın olay tarihinde ... ve ...'nın yanında herhangi bir kadın görmediklerini bildirmeleri de dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin bu eylem yönünden yetersiz gerekçe ile mahkümiyetine karar verilmesi, ... ve ... ... isimli kişiler tarafından işletilen otopark için İlçe Trafik Komisyonu tarafından verilen 09/07/2008 tarihli izin kararı 25/09/2008 tarihli İl Trafik Komisyonu kararı ile uygun görülmesine ve 10/10/2008 tarihinde Valilik tarafından onaylanmasına rağmen, sanığın onay tarihinden önce bu otoparka araç aldırma şeklindeki eylemlerinde, ilçede o dönemde itfaiye bahçesi dışında otopark olarak kullanılabilecek yerin bulunmaması da dikkate alındığında, sanığın üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin bu eylem yönünden yetersiz gerekçe ile mahkümiyetine karar verilmesi, Sanık ... hakkında yalan tanıklık suçundan verilen mahkümiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde ise;
Sanığın; soruşturma aşamasında tanık olarak alınan 03/12/2008 tarihli ifadesinde belirttiği "... Köyü'ndeki büyükbaş hayvanları arasında ...'a ait herhangi bir hayvanın bulunmadığı" yönündeki ifadelerinin, yalan tanıklık suçundan cezalandırılması için kesin delil niteliğinde olmadığı, ifadede belirtilen hayvanların olay tarihinden önce ...'a satıldığının toplanan delillere göre sübuta ermediği bu kapsamda ...'in bu yönden beyanlarının savunma kapsamında kaldığı gözetilmeksizin, yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde sanığın mahkümiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın tanık olarak dinlendiği soruşturma, üç yıldan fazla cezayı gerektiren rüşvet suçuna ilişkin ise de, yalan tanıklığa konu olduğu kabul edilen hususların rüşvet suçuyla doğrudan bağlantısının bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında TCK'nın 272/1. maddesi yerine TCK'nın 272/3. maddesinin uygulanması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiileri ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 102. maddesinde öngörülen tutuklama sürelerindeki sınırların da aşılmadığı anlaşılmış olup, tutuklama koşullarında bir değişiklik olmaması ve tutuklama tarihine göre sanık ... hakkındaki tahliye isteminin REDDİNE, TUTUKLULUĞUN DEVAMINA, kararın bir suretinin istemde bulunana tebliğine, 21/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.