Aramaya Dön

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/2497
Karar No
K. 2024/447
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

İSTANBUL BAM

8. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2023/2497

KARAR NO: 2024/447

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 15/06/2023

NUMARASI : 2009/866 Esas - 2023/523 Karar

DAVANIN KONUSU: İİK 277 ve Devamı

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024

Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin, defter ve kayıtlarına göre davalı ... şirketine verdiği hizmetler nedeniyle alacaklı olduğunu, alacağın tahsili için davalı borçlu şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve Ankara .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyaları ile takip başlatıldığını, davalı borçlu şirket hakkında İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/50 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan iflas erteleme davası nedeniyle davalı şirket hakkında haciz yapılamadığını, mahkemece tedbir kararının 03.12.2009 tarihli ara karar ile kaldırılması üzerine davalı şirketin Başakşehir ilçesinde bulunan taşınmazlarına haciz konulmasının talep edilmesi üzerine dava konusu taşınmazların, taşınmazlar üzerinde birinci derecede haczi bulunan diğer davalı ... satıldığını öğrendiklerini, devirlerin düşük bedelle yapıldığını ve bağış hükmünde olduğu gibi, davalı Bekir tarafından davalı borçlu şirketin mali durumunun bilindiğini ve alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile taşınmazların devralındığını belirterek dava konusu ... ilçesi ... Köye ... ada ... parselde kain ... Blok 5,6,8,10,13,14,15,16 ve A2 Blok 1,5,7,8,9,10,11,12,13,14,17,18,19,21 numaralı bağımsız bölümlerin davalılar arasındaki devrine ilişkin işlemlerin İİK'nın 277 ve devamı maddelerince iptali ile müvekkili şirkete cebri icra ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin, davalı şirketten alacaklı olduğunu ve davalı şirket aleyhine takip başlattığını, davalı şirketin merkezi Ankara iken 01.12.2008 tarihinde merkez nakline karar verildiğini ve kararın 16.01.2009 tarihinde gazetede yayımlandığını, 31.12.2008 tarihli ara bilançoya göre şirketin borca batık olduğunun tespit edildiğini ve iyileştirme projesi kapsamında iflas erteleme davası açılmasına karar verilmesine rağmen kararın aslına uygunluğunun Ankara 33. Noterliği tarafından 23.01.2009 günü tasdik edildiğini, davalı borçlu şirket tarafından iflasın ertelenmesi davasının açılması için İstanbul ilinin seçildiğini, davaya konu taşınmazların davacı şirket tarafından yapılmış olmasının ve davacı şirketin merkezinin de İstanbul olmasının tesadüf olmadığını, davalı şirket ile davacı şirket arasındaki ilişkiyi gösterdiğini, davaya konu taşınmazlara yönelik olarak Belediye ile davalı şirket arasında imzalanan ihale sözleşmesinden sonra davalı şirketin, işi taşeron olarak davacı şirkete verdiğini, dava konusu edilmeyen diğer bağımsız bölümlerin davacı şirket tarafından satılıp bedellerinin tahsil edilmesine rağmen paraların davalı şirketin kayıtlarına geçmediğini, İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nde başlatılan takipte 1 yıl boyunca davacı tarafça herhangi bir icrai işlem yapılmadığını, davalı şirketin merkezinin İstanbul olduğu 2009 yılında neden Ankara .... İcra Müdürlüğü'nde takibe geçildiğinin anlaşılamadığını, davacı şirket ve davalı şirketin aralarındaki ilişkinin ortaya çıkmaması için çabaladıklarını, Ankara ... İcra Müdürlüğü'ndeki takibin dayanağı senet metninde nakden kaydının bulunması nedeniyle ticari defter kayıtları incelenerek alacağın tespit edilmesi gerektiğini, Ankara .... İcra Müdürlüğü'ndeki takibin açılış tarihinde davalı şirketin merkezinin İstanbul olmasına rağmen tebligatın şirket yetkilisine Ankara ilindeki adreste yapıldığını, müvekkilinin alacaklısı olduğu Ankara ... İcra müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyalarında dava konusu taşınmazların satışı için gerekli işlemlerin sonuna kadar gelinmesine rağmen davacı şirketin ödeme taahhüdüne güvenilerek satıştan vazgeçildiğini ve akabinde de iflas erteleme davasının açıldığını, bu durumun iflasın ertelenmesi davasının taşınmazların satışının engellenmesi için açıldığını gösterdiğini, müvekkili tarafından alacağın tahsili işlemlerine başlanması üzerine davacı ve davalı şirket tarafından danışıklı işlemler yapılmaya başlandığını, davacı şirketin, davalı şirketten gerçek bir alacağı bulunmadığını, müvekkili tarafından taşınmazların üzerindeki hacizler ile birlikte satın alındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davacının, davalı müflis şirketten icra takibine konu edilen bonolar dolayısıyla alacaklı olduğu, davalı ... alacağının dayanağını oluşturan hisse devir protokolündeki bedeli müflis şirkete ödediğini, hisse devir protokolünün iptali sonucunda ödediği bedel karşılığında çekleri müflis şirketen aldığı, taraflar arasında düzenlenmiş bulunan adi yazılı belgeler dışında başka bir ispat vasıtasıyla delillendiremediği, Ankara 9 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/784 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda oluşturulan gerekçeli karar içeriğinden de anlaşılacağı üzere müflis şirket üzerinde oluşturulan kayyum raporunda ... alacağına ilişkin her hangi bir kaydın bulunmadığı, ... aynı gün içerisinde müflis şirkete ait çok fazla taşınmazı piyasa rayiç değerinin altında devraldığı, tasarrufun iptali için gereken İİK nun 279. maddesindeki koşulların gerçekleştiği, dava konusu taşınmazlar davalı ... alacaklı olduğu icra dosyalarından cebri icra yolu ile satılarak paraya çevrilmiş ise de, mahkemece taşınmazların 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesini teminen tedbir niteliğinde vermiş olduğu ihtiyati haciz kararı nedeniyle alacaklıya ödenmemiş, ihtiyati haciz kararı satış bedelleri üzerinde devam ettiğinden davanın bedele ve tazminata dönüştürülmediği gerekçesi ile; "1-Davanın kabulüne, davalı müflis ... Tic Ltd Şti ile ... arasında akdedilen ... İlçesi, ... Köyü, ... Ada ... parselde kayıtlı A1 Blok 5, 6, 8, 10, 13, 14, 15, 16 ve A2 Blok 1, 5, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 17, 18, 19, 21 nolu taşınmazların devrine ilişkin tasarrufun davacının Ankara ... İcra Müdürlüğünün ...

E. Ve İstanbul ...

İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyasındaki alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere iptaline" karar verilmiş, karar karşı davalı ... istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı ... vekilinin istinaf nedenleri; bildirdikleri delillerin toplanmadığı, müvekkili şirkete devredilen 22 adet taşınmazın fiilen davacının kontrolü altında olması sebebiyle taşınmazlarda oturan kişilerin tespitinin istenilmesine rağmen gerekli araştırma ve incelemenin 30.05.2011 tarihine kadar yerine getirilmediği, oturan kişilerin tespitine yönelik müvekkili şirket tarafından Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nden istemde bulunulduğu ve tespit edilen kişilerin tanık olarak dinlenilmesi talep edilmesine rağmen mahkemece dinlenilmedikleri, taşınmazların maliki olan kişilere satın alma bedelinin kime ödedikleri, taşınmazları kimden satın aldıkları, ihale suretiyle satın alanlar yönünden ikinci kez bedel ödemek zorunda kalıp kalmadıkları hususlarının sorulmadığı, taşınmazları ihale ile satın alan maliklerin adına ihaleye giren ... isimli kişi ile davacı şirketin bağlantısının araştırılmadığı, ihale bedellerinin ... tarafından icra müdürlüğünün hesabına davacının banka hesabından EFT yolu ile yatırıldığı, davacı şirketin işçisi, davalı şirketin ortağı olan ... tarafından hacizden evvel satılan 8 adet taşınmazın bedelinin davacı şirket tarafından yatırıldığı ve yine davacı şirket tarafından tahsil edildiği, ... ... ile aynı dönemde borçlu .... şirketinin ortağı oldukları, 8 taşınmazı satın alanların işlemlerden sonra davacı şirketin avukatına vekaletname verdikleri, bu hali ile davacı şirket, davalı şirket ve ... arasında organik bağ bulunduğunun ortaya çıktığı, davacı şirket ile dava dışı ... tarafından dava konusu 8 adet taşınmaza yönelik olarak ihalede pey sürülerek ihaleye fesat karıştırılmadığı izlenimi yaratılmak istendiği, bu 8 adet taşınmazın malikinin dinlenilmesi halinde durumun açıklığa kavuşturulacak olmasına rağmen mahkemece dinlenilmedikleri, davacı şirket ile davalı şirketin 2007 ila 2009 yılları arasındaki temsilcilerinin isticvap edilmelerine yönelik taleplerinin de dikkate alınmadığı, davaya dayanak İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının açılış tarihinin 26.03.2018 olmasına rağmen 1 yıl boyunca davacı tarafça takibe yönelik herhangi bir işlem yapılmadığı, davacının alacaklısı olduğu senedin davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen Ankara ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına dayanak senedin yer almadığı, davalı şirketin merkezini Ankara'dan İstanbul iline taşımasına rağmen Ankara icra müdürlüğünde takip başlatılmış olmasının ve ödeme emrinin şirket yetkilisine nasıl tebliğ edilmiş olduğunun anlaşılmadığı, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki gerçek alacaklılık ilişkisi yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına dair taleplerinin kabul edilmediği, davacı tarafça alacağın davalı şirkete verilen hizmetlerin karşılığı olduğu ileri sürülmesine rağmen davaya dayanak Ankara ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu senette nakden kaydı bulunduğu, senet metninin talil edilmesi nedeniyle alacağın varlığının davacı tarafça ispatı gerektiği, davacı şirket çalışanı ... aynı zamanda davalı şirketin ortağı olduğu, davacı şirket ve davalı şirketin birlikte harekete ettikleri, davalı şirketin 2007 yılına kadar merkezi İstanbul iken sonrasında Ankara'ya alındığı ve çeşitli vaatlerle Ankara'daki gerçek ve tüzel kişilerden ... Bankası ve ... Bankası dahil olmak üzere para topladığı akabinde de iflas için İstanbul'a döndüğü, müvekkili tarafından alacağın tahsili için 2008 yılında takip başlatılmasına rağmen halen alacağına kavuşamadığı, mahkemece davalı şirketin borcun kaynağı olan yıllara ait ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmadığı, iflas işlemlerinin halen devam etmesi nedeni ile ticari defterlerin iflas müdürlüğünden istenilmesi gerektiği, davacı şirketin, projesi kendisine ait olan inşaat ihalesine girmediği, ihalenin davalı şirket tarafından alınmasından sonra aralarında taşeron sözleşmesi imzalandığı ancak sözleşme nedeniyle davalı şirket tarafından davacı şirketten teminat dahi alınmadığı, davacı şirket ile davalı şirket arasında yapılan işlerden hiç birinde teminat alınmadığı, bu hususun dahi aralarındaki muvazaayı gösterdiği, davacı ve davalı şirket arasında yapılan taşeron sözleşmesine göre davacı şirketin, davalı şirketin onayı ile yapımı tamamlanan daireleri satışa çıkartabilecek ve bedellerini tahsil edebileceği, tarafların defterleri incelendiği takdirde davaya konu 21 adet taşınmazın davacı tarafça satıldığı ve bedellerinin alındığının tespit edileceği, müvekkilinin, dava konusu taşınmazların üzerinde ilk sırada haczinin bulunması nedeniyle alacağına kavuşmak için taşınmazları satın almak zorunda kaldığı, taşınmazların üzerlerindeki 14 adet haciz ile birlikte satın alındığı, taşınmazların ihale ile satıldığı tarihe kadar da hacizlerin üzerinde bulunduğu, bu nedenle taşınmazların değerinin, üzerlerindeki hacizler dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği, böyle bir belirleme yapmadan devir bedeli ile taşınmazın değeri arasında fahiş fark bulunduğunun kabul edilemeyeceği, müvekkili tarafından alacağın tasfiyesi için 28.11.2009 tarihli sulh protokolünün imzalandığı, davacı şirketin alacaklısı olması durumunda davalı şirkete neden kefil olduğu, davalı şirketin aldığı ihaleyi davacı şirkete neden 3 katı bedel ile devrettiği hususlarının araştırılmadığı, yine davacı şirket tarafından müvekkili aleyhine ve dava dışı ... aleyhine açılan Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/304 Esas sayılı dosyasının celbi ve incelenmesi talep edilmesine rağmen dosyanın celbedilmediği, müvekkilinin alacağına dayanak çeklerin, müvekkili ve dava dışı ... davalı borçlu şirketteki hisselerinin devri için ödedikleri bedelin, devrin gerçekleşmemesi nedeniyle iadesi amacıyla verildiği, müvekkilinin alacağının gerçek bir alacak olduğu, müvekkili tarafından alacağın tahsili işlemlerine başlanana kadar davacı tarafça alacağın tahsiline yönelik herhangi bir işlem yapılmadığı hususlarına yöneliktir.

Dava, İİK'nin 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali istemine ilişkindir. (1) Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, davacının, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenen tasarrufun, tasarruf tarihindeki rayiç değerinden hangisi az ise o değer oluşturur. Dava değeri ise yargılama sonunda hükmedilecek harç, vekalet ücreti gibi yargılama giderlerinin hesabında esas alınacağı gibi karara karşı yasa yollarının açık olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından önem arz etmektedir. Somut olayda; davacı tarafça, dava değerinin, dava dilekçesinde 2.859.200,00-TL olarak gösterildiği ve bu değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı yatırıldığı, ancak davaya dayanak takip dosyalarına konu alacak miktarının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası bakımından asıl alacak ve ferileri ile birlikte 455.770,00-TL, Ankara .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası bakımından asıl alacak ve ferileri ile birlikte 4.976.059,07-TL olduğu, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporuna göre davaya konu taşınmazların devir tarihi itibariyle toplam değerinin 4.580.000,00-TL olduğu kanaatine varıldığı, bu hali ile dava değerinin dava konusu taşınmazların devir tarihindeki toplam değeri 4.580.000,00-TL olduğu ve bu değer üzerinden alınması gereken peşin karar ve ilam harcı 78.214,95-TL iken eksik olduğu anlaşılan peşin karar ve ilam harcı (78.214,95- 38.599,20=39.615,75-TL) tamamlattırılmaksızın yargılamaya devamla davanın esası hakkında karar verilmesi isabetsizdir.Bilindiği üzere, 492 sayılı Kanun, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür. Aynı Kanun’un 30. maddesinde ise; "Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 150 nci maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.'' düzenlemesine yer verilmiştir. Bu durumda; mahkemece; davacı vekiline eksik kalan peşin karar ve ilam harcını tamamlamak üzere usulüne uygun şekilde sonuçlarının ihtar edildiği kesin ve makul süre verilmesi, verilen kesin süre içerisinde eksik harcın tamamlanmaması halinde davaya dayanak Ankara .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası bakımından, dosyanın işlemden kaldırılması ve yasal üç aylık süre içerisinde davanın yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken harç eksikliği tamamlattırılmadan yargılamaya devam olunması doğru değildir.(2) İİK'nin 282. maddesi gereğince tasarrufun iptali davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Buna göre borçlu ile onunla hukuki muamelede bulunun kişi zorunlu hasım konumundadır. İİK’nin 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahsın nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahsın, tasarrufa konu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekir. Aynı şekilde davalı borçlunun borcundan dolayı dava konusu taşınmaz cebri icra yolu ile satılması halinde de davalı 3. kişi elinde bir bedel kalır ise bu bedel ile sorumlu tutulur. Davalı 3. kişi elinde bedel kalmaması halinde ise icrai satışı yapılan gayrimenkul ile ilgili olarak konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, haklılık-haksızlık durumuna göre de davalıların yargılama masraflarından sorumluluğu belirlenerek karar verilmesi gerekir.Üçüncü kişinin mal veya hakkı dava sırasında elinden çıkarması veya elinden çıkardığının dava sırasında öğrenilmesi halinde davanın ıslahına gerek olmadan davacı alacaklı davaya bedel davası olarak devam edilmesini isteyebilir veya devralan 4.kişiyi davaya dahil ederek davaya devam edebilir.Dosya içerisinde yer alan tapu kayıtları, kütük sayfası örnekleri ile bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalı ... alacaklısı olduğu Ankara ... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... Esas sayılı takip dosyaları nedeniyle 05.10.2010 ve 08.10.2010 tarihlerinde yapılan ihale neticesinde dava konusu taşınmazların bir kısmının dava dışı kişilere bir kısmının ise davacı şirketin alacaklısı olduğu İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasındaki alacağına binaen davacı şirkete satıldığı, taşınmazların ihaledeki satış bedelinin 4.894.500,00-TL olduğu, ihale girdilerinden sonra takip dosyasında kalan ihale bedelinin 2.337.387,70-TL olduğu ve ihale bedeli alacaklıların alacağının tamamını karşılamadığından Ankara .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından düzenlenen sıra cetvelinde, davalı ...'un alacaklısı olduğu dosyalar nedeniyle ilk üç sırada yer aldığı, 4.ve 5. sırada dava dışı ...'in, 6.sırada ise davacı şirketin alacaklısı olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının bulunduğu, davaya dayanak icra takiplerinin ise sıra cetvelinin 9 ve 10. sıralarında yer aldığı, nakit olarak yatırılan ihale bedelinin davalı ... alacaklı olduğu dosya borçlarını karşılamadığı için ihale bedelinin tamamının yatırılmasına karar verildiği, davacı vekilince, sıra cetvelinin ilk 5 sırasında yer alan icra takiplerine yönelik olarak sıra cetveline itiraz davasının açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı vekilince yargılama aşamasında sunulan 08.02.2022 tarihli dilekçe ile; dava konusu taşınmazların davalı ... tarafından elden çıkartılması nedeniyle davaya bedel davası olarak devam ettiklerini beyanla gayrimenkullerin ihale bedeli toplamı 4.926.985,00-TL'nin tazminat bedeli olarak müvekkiline ödenmesine, söz konusu miktarın alacağını karşılamaması nedeniyle aradaki fark 504.844,00-TL'nin takip tarihinden itibaren avans-reeskont faizi ile birlikte davalı borçlu ...şirketinden tahsili ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Somut olayda; dava konusu taşınmazların yargılama aşamasında; davalı 3. kişi tarafından davalı borçlu müflis şirket aleyhine başlatılan icra takipleri nedeniyle cebri icra yolu ile satıldığı, ihale bedeline yönelik olarak sıra cetveli düzenlendiği anlaşılmakla, davalı 3. kişiye ödenecek bir bedel bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin, tasarrufun iptali davalarının taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik şahsi dava olduğu ve dahi ihtiyati tedbir kararlarının aksi kararlaştırılmadıkça cebri icraya engel olmadığı göz ardı edilerek dava dışı üçüncü kişilerin haklarını etkiler nitelikte dava konusu taşınmazlar için cebri icra yetkisi verilmesi usule aykırıdır.(3) Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalı borçlu şirket tarafından 22.01.2009 tarihinde açılan ve İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/50 Esasında görülen iflasın ertelenmesi davasının İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devrolunarak 2011/107 Esasına kaydedildiği, mahkemece 09.03.2009 tarihli ara karar ile,

İİK.nun 206 madde 1. sıradaki alacaklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı Kanunla yapılan takiplerde dahil olmak üzere Akdemir İnşaat...şirketi hakkında her türlü ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve muhafaza istemi de dahil olmak üzere hiç bir takip işlemiş yapılmamasına, yapılmış olan takiplerin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verildiği, ihtiyati tedbire yönelik ara kararın 18.11.2009 tarihinde kaldırıldığı ve yargılama neticesinde 26.10.2011 tarihli 2011/107 Esas ve 2011/19 Karar sayılı ilamı ile davalı borçlu şirketin iflasına karar verildiği, iflas kararın kesinleştiği ve iflas işlemlerinin İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... iflas sayılı dosyasında İİK'nın 218.madde hükmü gereğince basit tasfiye usulü ile yürütüldüğü, İİK'nin 245. maddesi gereğince davacıya davayı takip yetkisi verildiği görülmüştür. Davacının alacaklısı olduğu Ankara .... İcra ... Esas sayılı takibinin 07.09.2009 tarihinde başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu şirketin yetkilisi ... 09.09.2009 tarihinde tebliğ edildiği, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/107 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan iflas erteleme davasında verilen tedbirlerin kaldırılmasının akabinde takibe devam edildiği anlaşılmıştır.

İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması ve davanın beş yıllık hakdüşürücü süre içinde açılmış olması gerekir. Bu önkoşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.Somut olayda; davalı borçlu şirket hakkında görülmekte olan iflas erteleme davasının yargılamasında 09.03.2009 tarihinde davalı borçlu şirket aleyhine İİK'nin 206/1.madde ve fıkrasında belirtilen alacaklar hariç olmak üzere icra takibi yapılmamasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine rağmen 07.09.2009 tarihinde İİK'nın 206/1.maddesi kapsamında yer almayan alacak için başlatılmış davaya dayanak Ankara .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinin usule uygun olup olmadığı ve dolayısıyla kesinleşmiş bir icra takibinin var olup olmadığı hususu değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. (4) Yukarıdaki bentte de açıklandığı üzere tasarrufun iptali davalarının görülebilirlik şartlarından biri de davacının borçludaki alacağının gerçek olmasıdır. Somut olayda; davalı 3.kişi tarafından davacının alacağının gerçek olmadığının savunulmasına, İİK'nin 193/2.madde ve fıkrası gereğince davalı borçlu şirket hakkında verilen iflas kararının kesinleşmesi ile davaya dayanak icra takipleri de dahil olmak üzere davalı borçlu şirket aleyhine yürütülen icra takiplerinin düşmüş olmasına rağmen, mahkemece alınan bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin ticari defterlerinin usule uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yapıldığı, davaya dayanak İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibine konu olan senedin davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Ankara .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibine konu senedin ise davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı şirketin cari hesap ilişkisine göre davalı şirketten alacaklı olduğunun bildirildiği de göz önünde bulundurularak, davacı tarafça davaya dayanak icra takiplerine konu senetlerin alacak kaydı için iflas masasına başvuruda bulunulup bulunulmadığı, senetlerin iflas masasına alacak olarak kaydedilip kaydedilmediği, alacak talebinde bulunulmuş ancak reddedilmiş ise davacı tarafça kayıt kabul veya senetlerden kaynaklanan alacağı nedeniyle sıra cetveline itiraz talebinde bulunulup bulunulmadığı ve dava ön şartının gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmeksizin davanın esası hakkına yargılamaya devamla karar verilmesi isabetli değildir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin yerinde görülen istinaf talebinin kabulü ile HMK'nin 353/1-a/4-6 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairece verilen kaldırma kararının gerekçesi ve şekline göre davalı ... vekilinin işin esasına yönelik istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmşıtır.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca,1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2023 tarih ve 2009/866 Esas 2023/523 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/4-6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davalıya İADESİNE,4-İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

5.İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/03/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.