3. Hukuk Dairesi
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/12/2022
NUMARASI : 2021/506 Esas - 2022/587 Karar
DAVACILAR : 1-... - ...
2-... - ...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : ... - ... - ...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : ANADOLU ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : EFOR ETKİLEŞİM MERKEZİ YÖNETİM SİSTEMLERİ ANONİM ŞİRKETİ - ...
Av. ...-...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : MAPFRE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 13.05.2017 tarihinde sürücü ...'nın idaresindeki ... plakalı otobüs ile Tem Otoyolu İstanbul yönünden Kocaeli yönüne seyrederken Gebze ayrımına yaklaşık 150 mt geçince trafik yoğunluğu nedeniyle önünden yavaşlayan sürücü .... daresindeki ... plakalı çekiciye bağlı olan ... plakalı yarı römorka arkadan çarpması ve bu esnada orta şeritte kendi arkasından seyreden sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı çekicinin de ... plakalı otobüse arkadan çarpması ile sonuçlanan üç yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazası sebebiyle Gebze C.Başsavcılığının 2017/14321 SR. numarasıyla soruşturmanın devam ettiğini, kazaya karışan araçta yolcu olarak bulunan müvekkillerinin kazanın meydana gelmesinde kusurlarının bulunmadığını, müvekkillerinden ... ...'un gerçekleşen kaza sebebiyle sol ayağından "lateral malleol kırığı" olacak şekilde yaralandığını ve akabinde Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ortopedi bölümünde ameliyat olduğunu ve sol ayak bilek kısmına vida takıldığını, SEAH Sağlık Kurulu'nun 12.02.2018 tarihli raporuyla kazazede müvekkiline %36 oranında sürekli iş göremezlik durum tespitinde bulunulduğunu, müvekkili ... ...'ın kaza sırasında yolcu olarak bulunduğu otobüsün ön camından fırlayarak ön taraftaki tırın kasasına düştüğünü ve sağ el 4 parmakta kesilme, sağ ve sol ellerde kesikler, sağ ayakta 3 adet kırık, kafa bölgesinde kesik, kaburgalarda çatlak ve bel kemiklerinde çatlak meydana geldiğini, Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulunun 19.01.2018 tarihli raporuyla kazazede müvekkilinde %4 oranında sürekli iş göremezlik durumu tespit edildiğini beyanla, davacı ... ... için şimdilik 500,00 TL sürekli, 100,00 TL geçici iş göremezlik zararının, davacı ... ... için 500,00 TL sürekli, 100,00 TL geçici iş göremezlik zararının davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla temerrüdün gerçekleştiği tarih olan kısmi ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... ... için 35.000,00 TL, davacı ... ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketleri dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 20.06.2020 tarihli alacak belirleme dilekçesi ile davacı ... ... için maddi tazminat taleplerini 239.455,17 TL olarak belirlemiş, 09.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile ise 895.919,65 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ... ... vekili cevap dilekçesi ile;
Davacı tarafın anlatımında kazaya karışan tüm araçların kusurlu olduklarının anlaşıldığını, trafik kazalarında yetkili mahkemenin kazanın meydana geldiği yer mahkemesi olduğunu, müvekkili aracın kaza bittikten sonra yani davacılar otobüsün öndeki araca çarpıp yaralanmasından sonra kazaya karıştığını, yaralanmadan sorumlu tutulamayacağını, davacı ... ...'un belirtilen iş göremezlik oranının tüm grafi, film ve tedavi evrakları ile birlikte Adli Tıp Kurumuna sevki ile nihai rapor alınması gerektiğini, ... ...'un SGK'lı olması durumunda geçici iş göremezlik ödeneğinin SGK tarafından ödenmesi gerektiğini, aynı itirazların davacı ... ... içinde geçerli olduğunu, davacıların iş göremezlik taleplerinin maddi tazminat hesabı kapsamında olduğunu, sigorta şirketlerince maddi tazminat hesabı yapıldığını ve davacıların da ödemeleri kabul ettiğinin anlaşıldığını, bu hususunda açıklığa kavuşması gerektiğini, ticari faiz talep edilebilmesi için nizanın ticari bir ilişkiden kaynaklanmasının şart olduğunu, trafik kazası nedeni ile ticari faize hükmedilemeyeceğini belirterek müvekkili aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Mafre Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde kaza tarihini kapsayan Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçedeki kişi başı sakatlık ve ölüm teminatları ise kaza tarihi itibariyle kişi başına 330.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun, sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının iddia ettiği maluliyetin kaza ile ilgisinin ispatlanması gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacı ... ...'a maluliyeti nedeniyle 13.03.2018 tarihinde 30.650,42 TL ödeme yapıldığını, diğer davacı ... ...'ın işbu kaza sebebiyle oluşmuş herhangi bir maluliyeti bulunmadığından başvurusunun reddedildiğini, maluliyet oranına ilişkin raporun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden alınmasına, tazminat raporunun hazineye kayıtlı aktüer aracılığı ile yaptırılmasına, yapılan hesap sonucundan müvekkili şirketçe yapılan ödemenin ve güncellenmiş faizinin mahsup edilmesini, müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Prizma Etkileşim Merkezi Yön. Sis. A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davacı vekili tarafından da ifade edildiği üzere müvekkili şirketin işbu davada kazaya karışan ve davacının içinde bulunduğu ... plakalı aracın kayıt maliki olduğunu, dava konusu olay nedeniyle müvekkili şirketin aleyhine hüküm tesis edilebilmesi için müvekkili şirketin kayıt maliki (işleteni) olduğu aracın/araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunması gerektiğini, davacıların iddia ettikleri zararın nedeni olan kaza ... plaka sayılı aracın müvekkili şirketin maliki olduğu ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde oluştuğunu belirterek müvekkili şirket hakkında açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın 05.01.2017-05.01.2018 tarihleri arasında müvekkili şirketçe zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacıların vekili tarafından şirketlerine yapılan başvuru neticesinde davacı ... ...’un uğradığı maddi zararlara karşılık olmak üzere 21.886,47 TL'nin, davacı ... ...’ın uğradığı maddi zararlara karşılık olmak üzere15.474,98 TL'nin 19.03.2018 tarihinde Av. ... ...’a ödendiğini, davacıların ve olayda yaralanan diğer şahısların ifadelerine göre meydana gelen olayın iş kazası olduğunu, bu nedenle davacıların SGK'ya iş kazası kolundan maaş bağlanması için başvuru yapması ve bu sürecin mahkemece bekletici mesele yapılması gerektiğini, zorunlu dava şartı olan sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun davacı tarafça yerine getirilip getirilmediğinin ispat edilmesi gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davada kazaya karıştığı iddia edilen aracın müvekkili şirket tarafından sigortalanmamış yahut sigorta poliçesi kaza tarihinden önce iptal edilmiş ise davanın husumet yokluğu sebebiyle reddini talep ettiklerini, geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin de tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu, gelirin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, hesaplanacak tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusurun tenzilinin gerektiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine, davanın sigorta ettirene, sürücüye ve SGK’na ihbar edilmesine, davacıların SGK’na iş kazası kolundan maaş bağlanması için talepte bulunmalarını ve mahkemece bu hususun bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne dair karar verilmiş, kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi ile dosya mahkememize gönderilmiş dairemizin 30.09.2021 tarih 2021/27 - 2021/885 esas karar sayılı ilamıyla kaldırılmasına karar verilerek dosya ilk derece mahkemesine iade edilmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Davanın kısmen kabulü ile; Davacı ... ... yönünden açılan maddi tazminat davasının reddine, Davacı ... ... yönünden geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat miktarı ile müterafik kusur indirimi sonrası hesaplanan 721.254,24 TL'nin davalılar ... ..., ... ... ve Prizma Etkileşim Merkezi Yönetim Sistemleri A.Ş'çin kaza tarihi olan 13.05.2017, davalı anadolu sigorta için 09.03.2018 Mapfre sigorta için 08.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte (davalı sigorta şirketlerinin poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) davalılardan alınarak davacı ...'a verilmesine, Davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, davacı Volkan için 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ..., ... ... ve Prizma Etkileşim Merkezi Yönetim Sistemleri A.Ş'den alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davacılardan ... ... için oldukça düşük manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, aktüer kök ve ek raporlara yönelik itirazlarının giderilmeden hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, hesaplanan maddi tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, dosyada 01.07.2022 tarihli TÜVTÜRK yazısı irdelendiğinde kazaya karışan aracın marka ve modeli ve yaptığı işe göre emniyet kemeri takılması zorunlu araçlardan olduğunu, kazaya karışan aracın emniyet kemeri bulundurma zorunluluğuna tabi araçlardan olduğunun tespit edilmesi halinde, aracın kaza tarihinden önceki son muayene evraklarının celp edilerek araçta emniyet kemerinin fiziken bulunup bulunmadığının fiili olarak denetlenmesi gerekirken bu işlemlerin yapılmaksızın emniyet kemerinin takılı olmadığına yönelik kabul ile hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimine gidilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... vekili istinaf dilekçesinde; davacılar vekilinin kararı yalnızca alacak kalemlerine ticari avans faizi işletilmesinin davalıların tümünün kusur oranlarına bakılmaksızın müşterek müteselsil sorumlu olması ve manevi tazminat yönünden istinaf ettiğini, davacı tarafın maddi tazminat tutarının içeriğine hesap şekline, hesap tutarına dair bir istinaf sebebi olmadığını, yerel mahkemece ilk kararda maddi tazminat tutarına yönelik istinaf sebebi bulunmadığı ve bu nedenle bozma sonrası yeni asgari ücret tutarları üzerinden hesaplama yapılamayacağı yönündeki açık kararların göz ardı edildiğini, davacı lehine sebepsiz zenginleşmeye neden olacak şekilde hukuka aykırı bir karar verildiğini, maluliyete istinaden yapılacak tazminat hesaplamalarında 5 arttırım iskonto yapılması ve 660''ın altında pasif dönem zarar hesabı yapılmamasının Yargıtay yerleşik içtihadı olduğunu ancak dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporunda tazminat hesabına konu katsayı 410 arttırım - iskonto olarak kullanıldığını ve davacı ... yönünden pasif dönem hesabı yapıldığını, davacıların aylık kazançlarına ilişkin olarak dosya kapsamında delil sunamadığını, dosya kapsamında alınan hesap raporlarında tarafların kusur oranlarının göz önünde bulundurulmadığını, dosyada alınan ATK Raporunun ZMSS Genel Şartları'nda belirtilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında düzenlenmesi gerekir iken, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Güçü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Orani Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre hazırlandığını, yeniden rapor düzenlenmesi için taleplerinin reddedildiğini, yerel mahkemece kararda istinaf ilamı doğrultusunda müterafik kusur indirim oranının açıkça belirtilmediği gibi bilirkişi raporu ve hükmedilen tutar gözetildiğinde yapılan kusur indiriminin de "emniyet kemeri takmamış olmak" hususu değerlendirildiğinde oldukça düşük olduğunu, yerel mahkemece maddi ve manevi tazminata ticari avans faizi işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminatın tutarlarının fahiş olduğunu, mahkemece reddedilen manevi tazminat tutarları yönünden davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Mapfre Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde;yerel mahkeme kararının sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalı şirket aleyhine verildiğini, dosyada, usuli müktesep hak değerlendirmesi yapılmadığını, sigorta şirketlerinin poliçe kapsamındaki teminat limiti ve sorumluluğunun net olarak belirlenmediğini, sigorta şirketinin poliçe teminat limitine oranla yargılama giderleri ve masraflar belirlenmediğini, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/307 esas sayılı dosyasında verilen karar davacı tarafından sadece "kusur durumu" ve "faiz türü" yönünden istinaf edildiğini, maddi tazminat hesaplamasına ilişkin bir talep ve istinaf gerekçesi bulunmadığını, dolayısıyla, 2018/307 E. 2020/241 K. sayılı karar tazminat meblağı ve hesapta kullanılan değişkenler yönüyle kesinleştiğini, davalılar yönünden maddi tazminat meblağı ve hesabı ile ilgili müktesep hak oluştuğu için bozma sonrası yapılan yargılamada farklı hesap unsurlarıyla birlikte tazminatın tekrar hesaplatılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Efor Etkileşim Merkezi Yönetim Sistemleri A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; dosya kapsamında kusur oranlarının net şekilde ortaya konmadığını, kusur durumu netleştirilmeden verilen hükmü kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusur oranları dikkate alınmadan hesap raporu tanzim edilmesini kabul etmediklerini, davacıların kaza tarihindeki ücretlerinin ispat edilemediğini, yerel mahkemece asgari ücretin dikkate alınması gerekirken asgari ücretin 1.5 katılanın dikkate alınarak ücret hesaplaması yapılmasının kabul edilemez olduğunu, dosya kapsamında alınan maluliyet oranının hatalı olduğunu ve hükme elverişli olmadığını, mahkemece reddedilen manevi tazminatlar bakımından davalılar lehine tek bir vekalet ücreti hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde; Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesince yürütülen 2018/307 esas numaralı yargılama neticesinde verilen kararı istinaf eden davacı vekilinin istinaf sebepleri arasında maddi tazminata ilişkin itirazlar bulunmadığını, bu sebeple davalı şirket lehine usuli müktesep hak oluştuğunu, davacı vekilinin ıslahının esas alınarak verilen bu kararı bozulması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, mezkur kararda davalı şirketin müşterek ve müteselsil tüm tazminattan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı sigorta şirketi sigortalısının ticari araç olmaması sebebiyle avans faize hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, aracın ticari araç olmadığını, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanıyor olması, davacı tarafın sözleşmenin tarafı olmaması ve aracın ticari araç olmaması gibi hususlar dikkate alındığında asıl alacağa uygulanan avans faiz hükmünün kaldırılması gerektiğini, poliçe teminat limiti belirtilmeksizin davalı şirketin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dava ve istinaf dilekçelerindeki beyanları doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda,13.05.2017 tarihinde, davacıların yolcu olarak bulunduğu davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortalı davalı Efor Etkileşim Merkezi Yönetim Sistemleri A.Ş "nin maliki olduğu otobüs ile davalı ... ...'in maliki,... ...'in sürücüsü ,davalı Mapfre Sigorta A.Ş'nin zorunlu trafik sigortacısı olduğu araçların karıştığı çok taraflı kaza sonucunda otobüste yolcu olan davacılar yaralanmıştır. Dairemizin kaldırma kararı ile incelenen istinaf istemleri yeniden incelenmemiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra dosya kendisine iade edilen ilk derece mahkemesince eksiklikler giderilerek alınan bilirkişi raporu ile kaldırma nedenlerinin karşılandığı, olayın tarihi, oluş şekli, kusur durumu, davacıların yaralanma derecesi ve manevi tazminatla ilgili ilkeler gözetildiğinde, davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat tutarının dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun düştüğü, red sebebi aynı olan davalılar aleyhine manevi tazminat bakımından tek vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olduğu, kazaya karışan araçların ticari nitelikte olması nedeniyle avans faize hükmedilmesinin yerinde olduğu (çoğunluk görüşü), mahkemenin ilk kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf itirazında bulunulduğundan davalılar yararına usuli kazanılmış hak oluşmayacağı dairemizce değerlendirilmiş verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.12.2022 tarih ve 2021/506 esas, 2022/587 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan,
HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacılar vekili, davalı ... ... vekili, davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş vekili, davalı Mapfre Sigorta A.Ş vekili ve davalı Efor Etkileşim Merkezi Yönetim Sistemleri A.Ş vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2.Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davacılardan alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90+179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 67,80 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3.Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalı ... ...'den alınması gereken 52.001,27 TL harçtan peşin alınan 13.000,00+0,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 39.000,77 TL harcın anılan davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4.Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalı Efor Etkileşim Merkezi Yönetim Sistemleri A.Ş'den alınması gereken 52.001,27 TL harçtan peşin alınan 12.821,00+179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 39.000,37 TL harcın anılan davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5.Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş'den alınması gereken 19.214,87 TL harçtan peşin alınan 12.500,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.714,87 TL harcın anılan davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6.Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalı Mapfre Sigorta A.Ş'den alınması gereken 19.214,87 TL harçtan peşin alınan 4.686,00+179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 14.348,97 TL harcın anılan davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7.Tarafların istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerlerinde bırakılmasına, kullanılmayan istinaf gider avansının yatıranlara iadesine,
8.Avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere, üye Hakim ... ...'ın faizin türüne ilişkin karşı oyu nedeniyle oy çokluğu ile karar verildi. 03.04.2024 Başkan ...
(e-imzalıdır)
*Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)
(Muhalif)
KARŞI OY:
Her ne kadar değerli çoğunluk tarafından, davalıların işleteni/sürücüsü/ sigortacısı olduğu davada, davaya konu araçların, ticari olduğu ve bu nedenle ticari faiz uygulanmasına dair ilk derece mahkemesi kararı yerinde bulunmuş ise de, eldeki davanın dayanağı olan eylem, haksız fiil niteliğinde olduğundan haksız eylemden kaynaklanan zararın ödetilmesi amacıyla açılan davalarda, istek halinde hüküm altına alınan tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 9.maddesi " Ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında, ilgili mevzuat hükümleri uygulanır. " 10. Maddesi " Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar" hükmüne haiz olup; yine yasanın 18/ (3). Maddesi, "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. " 19.maddesi (1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. (2) Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır. hükümlerine haizdir.
Somut uyuşmazlıkta davacılar ile davalılardan bir kısmının tacir olmadığı yalnızca davalı sigorta şirketi ile birlikte davalı Efor Etkileşim Merkezi Yönetim Sistemleri A.Ş 'nin tacir oldukları anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı hak sahibi ile davalılar arasında sözleşme ilişkisi de bulunmamaktadır.
Öte yandan, 6102 sayılı TTK 19/2.maddesindeki karinenin uygulanabilmesi için taraflar arasında sözleşme ilişkinin bulunması gerekmekte olup; salt kazaya karışan aracın cinsi ve ruhsat kayıtlarına göre aracın ticari araç olması halinde, aracın malikinin, aracını ticari işi için kullandığından da ticari faiz uygulanması gerektiğinden de söz etmek doğru olamayacaktır. Günümüzde, aynı nitelikteki araçların ruhsat kayıtlarında kimi zaman hususi, kimi zaman ise ticari olarak göründüğü de bilinmektedir.
".... kazaya karışan aracın ticari taksi olması doğrudan ticari iş temerrüt faizi uygulanmasını gerektirmez. Ticari araç kavramı otomotiv sektörüyle ilgili bir kavram olduğu kadar kadar aynı zamanda hukukî bir kavramdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda ticari araç kavramına yer verilmiş ve bazı hukukî sonuçlara da tabi tutulmuş ise de bu kurallarda TTK anlamında ticari işletme ve tacir kavramları esas alınmış olmayıp temel alınan unsur, aracın ekonomik ve ticari hayatın gerekleri içinde kullanılmasıdır. (Zeki Gözütok, Karşı Oy yazısı, HGK Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2020/—(17)4-170 Karar No: 2022/698 ) "
Ayrıca , somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, taraflar arasındaki temel hukuki ilişkinin "haksız fiil" olduğu davalarda, temerrüt tarihi belirlenirken haksız fiil hükümlerinin uygulanarak; bu davalara özgü olarak kabul edilen tazminata, haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilmesi, faizin türü belirlenirken ise bu kere ticari faiz uygulanması da kendi içerisinde çelişkili bulunmaktadır. Temerrüt tarihinin haksız fiil tarihi olarak kabul edilmesi halinde yasal faiz uygulanması gerekmekte olup; ticari faizin uygulanması düşünülmesi halinde , 6102 sayılı TTK ve 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunun uygun düşen hükümlerine göre belirlenecek temerrüt tarihinden itibaren ticari faiz uygulanması gerekmektedir.
Yüksek Mahkemenin farklı dairelerinin de geçmişten bugüne yeknesak bir uygulaması da olmadığı, kimi zaman yasal faiz ve kimi zaman ticari faiz yönünde içtihatların değiştiği bilinmektedir. Dahası trafik kazalarından kaynaklı davalarda işleten/malik ile sürücü bakımından da uygulanacak faiz hükümlerinde de farklılaşma gerektiğinden; yargısal tartışmaları ve sorunları da beraberinde getirmektedir. Buna göre bir an için davalı sigorta şirketleri yönünden anılan kararın mantıksal dayanağı bulunmakla beraber, tacir olmayan davalılar yönünden hem hukuksal ve hem mantıksal temeli bulunmamaktadır.
Anayasanın kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak; aynı hukuki sebebe dayalı olarak açılan tüm davalarda yargılamanın tüm sujelerinin yargılamadaki hukuksal statü ve durumlarından bağımsız olarak; kendilerine yasa hükümlerinin de eşit bir şekilde uygulanması gerekmektedir.
Anılan nedenlerle, davaya konu uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve talebin bir bölümünün de manevi tazminata ilişkin olduğu anlaşıldığından; ilk derece mahkemesince hükmedilen asıl alacağa ticari faiz uygulanmasın isabetli olmadığı, anılan istinaf gerekçesi ile sınırlı olarak; davalının istinaf talebinin kabulü ile HMK 353/1-b-2 kararın kaldırılarak hükmün bu yönü ile düzeltilerek yeniden karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile değerli çoğunluğun görüşüne iştirak edememekteyiz.
... ...
Üye ...
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*