5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2009/2698 E. , 2012/8107 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle sanıklar ... ve ... hakkında sahtecilik suçundan kurulan hükmün tebliğname gibi ONANMASINA,
Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik itirazlara gelince;
Sanık ...’ün yetkilisi olduğu ... Konfeksiyon Tekstil Tic. ve San. Ltd. adına Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından düzenlenen Dahilde İşleme İzin Belgelerine (DİİB) ilişkin eklerde yer alan özel gümrük rejimi nedeniyle vergisiz ithal edilen mallardan üretilmek suretiyle ihraç edilecek mamüller listesinde sehven kadın giyim eşyalarına ilişkin Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTİP) kodları yerine erkek giyim eşyalarına ilişkin kodların yazılmış olması nedeniyle gümrük idaresince şirketin fiilen gerçekleştirdiği bayan giyim eşyası ihracatlarının DİİB kapsamındaki taahhütlerinin kapatılmasında kullanılmasının kabul edilmemesi ve GTİP değişikliğine ilişkin yasal prosedürün uzaması nedeniyle şirketin ihracat taahhüdü nedeniyle idareye verdiği teminatları alabilmek amacıyla daha evvel DİİB belgeleriyle irtibatlandırılmasına izin verilmemesi dolayısıyla normal ihracat olarak kapatılan dört adet gümrük beyannamesine sonradan elle irtibatlandırma şerhi verilip imzalanması ve resmi mühürle mühürlenmesi şeklinde gerçekleştiği başta kontrolör ve müfettiş raporları ile tüm dosya kapsamından anlaşılan olayda, ihracatların gerçek ve GTİP değişikliğinin yasal olarak mümkün olması karşısında sanıkların sahtecilik eylemlerinin 765 sayılı TCK’nın 347. maddesinde düzenlenen suçu, bu itibarla söz konusu eylemlerin gerçekleştirilmesi için sanıklar ... ve ...’in iştirakiyle sanık ... tarafından kamu görevlisi olan sanıklara para verilmesi eylemlerinin 765 sayılı TCK'nın 213/2. maddesine uyan haklı bir hususun temini için rüşvet verme suçunu oluşturacağı, kamu görevlisi olan sanıklar ... ve ... tarafından sağlanan anlaşma çerçevesinde söz konusu paranın alınması eylemlerinin ise 765 sayılı Yasanın 212/1. maddesine uyan yapması gereken işi yapmak için rüşvet alma suçunu oluşturduğu, ancak 765 sayılı Kanunun 212. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında basit ve nitelikli rüşvet alma suçları ayrı ayrı düzenlenip yaptırım altına alındığı halde, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı cihetle 5237 sayılı Kanunun 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu niteliğinde olduğu, sanıkların sahtecilik eylemlerinin temas ettiği 765 sayılı TCK’nın 347. maddesinde düzenlenen suçun, sanıklar ..., ... ve ...’ın rüşvet verme eylemlerinin temas ettiği aynı Yasanın 213/2. maddesine uyan suçun ve sanıklar ... ve ...’e atılı kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçunun tabi oldukları yasa maddelerinde öngörülen cezaların tür ve tutarlarına nazaran 765 sayılı TCK'nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirlenen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi oldukları, son suç tarihi olan 2001 yılı ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği; keza 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren ve sanıklar aleyhine düzenleme içeren 6352 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağı da gözetildiğinde, sanıklar ... ve ...’in para alma eylemlerinin uyduğu 5237 sayılı TCK'nın 257/3. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun bu suç için öngörülen cezanın tutarına nazaran aynı Yasanın 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu ve sanıkların sorgu tarihi olan 24/12/2003 ile inceleme günü arasında bu sürenin de gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kamu davalarının aynı Yasanın 322 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE, 10/07/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.