44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/591
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 25/02/2021
NUMARASI: 2017/1415 E. - 2021/267 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine 23/0/2017 tarihinde İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senedine dayalı olarak davalı alacaklı tarafından icra takibi başlatıldığını, müvekkiline gönderilen ödeme emrinin kendisi ile ilgili olmayan bir adrese gönderildiğinden, müvekkilinin süresi içerisinde takibin iptalini talep ettiğini, müvekkilinin takibe konu çekte ne ismi ne de imzası bulunmadığını, takipte borçlu olarak görünen dava dışı ... Tic. Ltd. Şti ise müvekkilinin oğlunun yetkilisi olduğu bir şirket olduğunu, borçlu şirketin de müvekkili ile bir ilgisi bulunmadığını, müvekkili bahsi geçen şirket ile ilgili tüm yetkilerini 15/12/2016 tarihinde oğlu ...'a devrettiğini, ayrıca davalı alacaklıya keşide edilen çek basım tarihinin 29/11/2016 olarak göründüğünü, bu durumun bile müvekkili şirket ile hiç bir bağının olmadığını gösterdiğini, müvekkilinin takibe konu çek üzerinde ismi ve imzası bulunmaması nedeniyle ve davalı şirket ile hiçbir şekilde tanışıklığı ve ticari faaliyeti olmadığını beyan ederek, mahkemece belirlenecek teminat karşılığında takibin tedbiren durdurulmasına veya İİK 72/3 maddesi gereği teminat takdiri ile ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulü ile davalı yana borçlu olmadıklarının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile çekte yazılı miktar olan 20.683,68 TL'nin %20'si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senedine dayalı icra takibindeki ödeme emrinin 28/08/2017 tarihinde bizzat davacı ...'a yapıldığını, icra takibinden ve ödeme emrinden haberdar olmadıklarını iddia ettiklerini ve ödeme emrinin tebliğden aylar sonra huzurdaki davayı açtıklarını, davanın kötü niyetli olarak alacaklarını sürüncemede bırakmak için açtıklarını, davacının davasına şirketteki yetkilerinin 15/12/2016 tarihinde devredilmesiyle çek basım tarihinin 29/11/2016 olmasının dayanan olarak öne sürülemeyeceğini, davacının dayandığı gerekçenin dahi çek basım tarihinin şirketin devrinden önce olduğunun açık olduğunu beyan ederek, tedbir talebinin reddine, haksız ve kötü niyetli davanın mahkemece reddedilmesine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davanın KABULÜ ile; İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icraya konulan 22/07/2017 keşide tarihli, keşidecisi .... Tic. Ltd. Şti, lehtarı .... A.Ş, muhatabı ... Bankası Karacabey şubesi, ... çek nolu, 20.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, Çek bedeli olarak ödenen 25.936,07 TL'nin 07/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile, davacıya ödenmesine,Davacının kötü niyet tazminatı talebinin kabulü ile, 18.824,68 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 3.764,93 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çek yaprağından açıkça anlaşıldığı üzere basım tarihi 29.11.2016 olup, kendi ikrarı ile de yetki devrinin 15.12.2016 tarihinde yapıldığının görülmekte olduğunu, davacı tarafından çek basım tarihinin yetki devrinden sonra olduğu iddiasına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece bu hususun irdelenmediğini, imza incelemesinin ardından imzanın davacıya ait olmaması karşısında, çek yaprağına ilişkin imza kendisine ait değilse de çekin alacaklıya nasıl geçtiği yönünde mahkemece hiçbir incelemede bulunulmadığını, bu durumda dava konusu çeke ilişkin hiçbir resmi kurum nezdinde başvuru veya hukuki sürecin işletilmemesi davacının haksız olarak davalıyı alacaktan mahrum bırakmaya çalıştığını gösterdiğini, öte yandan davacı tarafça talep edilen %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı davalının takibinde haksız olması yeterli olmayıp, kötüniyetli olduğunun da ispatının gerekli olduğunu, davalı alacaklının kötüniyetli sayılabilmesi için de, haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerektiğini, bu hususun ispat yükünün de, davacıda olduğunu, davacı tarafından ispatlanamamasına rağmen, sırf imzanın davacıya ait olmadığından bahisle tazminata mahkum edilmelerinin kabul edilemeyeceğini savunmuş ve mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... A.Ş. ile müvekkili arasında ticari bir ilişki mevcut olmadığını, müvekkilinin davalı ... A.Ş.'ye karşı her hangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin takibe konu çek üzerinde ismi ve imzasının bulunmaması nedeniyle ve davalı şirket ile hiç bir şekilde tanışıklığı ve ticari faaliyeti olmayan müvekkilinin İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile haksız olarak alacağı hiç olmadığı halde takibin başladığını, kötü niyetli olduğu düşünülen davalının, müvekkilinin ve ailesini zor durumda bırakarak ticari itibarını zedelediğini, borçlu olmadığı bir takip karşısında ailesi ile zor günler yaşadığın, davalı tarafın istinaf dilekçesinde tamamen yargılamayı uzatmak amacıyla hukuki dayanaktan yoksun hususları ileri sürüldüğünü, yerel mahkemece usul ve hukuka uygun olarak yargılama yapıldığını ileri sürerek, istinaf taleplerinin reddine, mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili, takipte borçlu olarak görünen ... Ştinin oğlunun yetkilisi olduğu bir şirket olduğunu, şirket ile ilgili tüm yetkilerini 15/12/2016 tarihinde oğluna devrettiğini, borçlu şirketin müvekkili ile bir ilgisi bulunmadığını, takibe konu çek üzerinde ismi ve imzası bulunmadığını, beyanla menfi tespit talep etmiştir. İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, ... Bankası Karacabey Şubesine ait 22.07.2017 keşide tarihli, ... seri numaralı, 20.000,00 TL bedelli,keşidecisi .... Tic. Ltd. Şti, lehtarı .... A.Ş, olan çeke istinaden davalı tarafından davacı ve keşideci şirket aleyhine 23.08.2017 tarihinde kambiyo takibi yapıldığı , takip borcu 25.936,07 TL'nin dava açıldıktan sonra 07/02/2018 tarihinde tahsil edildiği anlaşılmıştır. Takip dayanağı çekte davacının cirosu veya avali bulunmamaktadır. Yargılama sırasında davacının 26.03.2018 tarihinde vefat ettiği, ..., ... ve ...'ı mirasçı bıraktığı, davanın mirasçılar tarafından yürütüldüğü görülmüştür. ATK'dan alınan raporda; İnceleme konusu çekte atılı keşideci imzaları ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptanmadığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre, takip konusu çekin keşidecisinin dava dışı ... Mühendislik şirketi olduğu , davalı şirket lehine düzenlendiği , takibin keşideci şirket yerine davacılar murisi aleyhine takibe konulduğu, çekin düzenlendiği tarihte davacılar murisinin keşideci şirket yetkilisi olmadığı, çek üzerindeki keşideci imzasının kendisine ait olmadığı tespit edilmiştir.Bu durumda çekin davacı tarafından düzenlenmediği, davacının keşideci şirketin borcundan şahsi bir sorumluluğu bulunduğuna dair çek üzerinde bir imzasının bulunmadığı bu nedenle takibin davacıya yöneltilmesinin yasal dayanağı bulunmadığı, takip borcunun ödenmesi ile menfi tespit talebinin istirdat talebine dönüştüğü gözetilerek istirdat talebinin kabulüne karar verilmesinin dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu, davalının takipte haksız olduğu gibi, çek metnine göre çekle ilgisi olmadığı açık olan davacılar murisine takibin yöneltilmiş olmasının kötüniyetli takip olarak kabulü gerektiği bu nedenle İİK 72/5 maddesi uyarınca kötüniyet tazminatının hüküm altına alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.