1. Ceza Dairesi
1. Ceza Dairesi 2023/4022 E. , 2024/948 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.11.2022 tarihli ve 2022/34 Esas, 2022/294 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81 ... maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.02.2023 tarihli ve 2023/56 Esas, 2023/202 Karar sayılı kararı ile hüküm fıkrasına yargılama giderlerine ilişkin paragraftan önce gelmek üzere ''Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca takdir olunan 17.400 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan kuruma verilmesine'' cümlesinin eklenmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz sebepleri; sübuta, eksik inceleme ile karar verildiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Maktul ...'ın 04.08.2021 tarihinde bıçak ile vücudunda oluşan kesici delici alet yaralanması neticesinde ölümünün gerçekleştiği dosya kapsamındaki Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı ile ATK raporları doğrultusunda sabit bulunduğu ancak maktulün ölümüne sebep olan kesici delici alet yaralanmasının gerçekleşme anını gösteren herhangi bir kamera kaydı mevcut olmadığı gibi olayın gerçekleşmesine bizatihi görgü tanıklığı yapan herhangi bir tanığın bulunmadığı somut olay dahilinde delilden sanığa ilkesi nazara alınmak suretiyle maktulün ölümüne sebep olduğu sabit bulunan bıçak şeklindeki kesici delici alet yaralanmasının gerçekleşmesine ilişkin olarak dosya kapsamında mevcut tüm delillerin tetkiki ile maktulün ölümüne yönelik düzenlenen raporlar doğrultusunda olay yerinden ele geçirilen bıçak ve diğer unsurlar ile ele geçirilenler üzerinde yapılan vücut izi araştırmaları neticesinde tanzim edilen raporlar ile sanık savunması kül halinde değerlendirmeye alınmıştır.
Her ne kadar sanık savunması maktulün arabaya bindiğinde oturacağı koltukta yer alan tüm bıçakları eline alarak bacak arasına koyduğu, sonrasında da sanığın araçtan pet şişe kesmek maksadı ile indiği sırada maktulün araçtan bıçak almak suretiyle inerek hızlıca yürüdüğü, sanığın kendisinin önünü arabayla kestiği ve bu noktada maktulün arabadan aldığı bıçağı kalbinin altına sokup çıkarmak suretiyle intihar ettiği şeklinde olsa da;
Dosya kapsamında mevcut olan ve olay yerinden elde edilen tek kamera kaydının incelenmesi neticesinde sanığın savunmasının kendisinin araç 265. sokaktayken pet şişe kestiği yerde maktulün araçtan inerek yürümeye başladığı şeklinde olması karşısında sanığın kullanımında olduğu anlaşılan aracın kaydın 14. saniyesinde görüntüye girdiği (iyileştirilmiş kayıtta 50. saniye), bu esnada aracın haricinde belirtilen güzergahta yürüyen herhangi bir şahsın görülmediği, aracın hızla 19. saniyede 270. Sokağa döndüğü, 24. saniyede sağa ve sola manevra yapmak suretiyle durduğu, 55. Saniyede aracın tekrar hızla hastane istikametine doğru hareket ettiği, aracın evin olduğu sokakta görüntüye girmesi ve dönerek diğer sokakta durması arasında geçen sürede maktulün bilirkişi raporunda ölçümü yapılan mesafeyi yürüyerek bitirip aracın durduğu yere gelmiş olmasının olağan hayat akışı içerisinde kabulünün mümkün olmadığı, keşif anında sanığın canlandırdığı şekli ile aracın maktulün ve sanığın bulunduğu konumlar nazara alındığında yine aracın durması ile hareket etmesi arasındaki 31 saniyelik aralıkta sanığın anlattığı şekli ile maktul ile aralarında belirtilen konuşmanın geçmesi, maktulün kendisini bıçaklaması, sanığın maktulü arabaya yerleştirmesi ve sonrasında araca binerek hareket etmesinin olağan olmadığı,
Ele geçirilen hiçbir bıçak üzerinde maktulün parmak izine rastlanmaması, bu durumun aksine ele geçirilen bıçaklardan R ibareli bıçak üzerinde sanığın sol el parmak izine rastlanması karşısında sanığın ele geçirilen çokça sayıdaki bıçağı arabaya çıplak elle koyduğu, maktulün bu bıçakları çıplak eli ile alarak bacak arasına koyduğu, sanığın olay sonrasında bıçakları arabadan attığı şeklindeki savunmalarının olağan hayat akışı içerisinde kabul edilebilir olmadığı, her ne kadar sanık tarafından maktulün takma tırnak takması sebebi ile parmak izlerinin bıçaklarda çıkmadığı savunulsa da bu şekildeki savunmanın sanığın aktarmış olduğu olay örgüsü içerisinde maktulün yaralanma şekli ile örtüşür mahiyette bulunmadığı,
Sanık tarafından son celsede maktul ile aralarında kıskançlık kaynaklı hiçbir durumun olmadığı, aralarında bu noktada herhangi bir tartışma yaşanmadığı ifade edilse de aşamalarda maktul ile olay günü akşam saatlerinde ... yerindeki bir müşteriye iltifat etmesi sebebiyle aralarında tartışma çıktığı, sanık ile maktulün tartıştığının dosya tanığı olan ve maktulün çalıştığı ... yerinin sahibi olan ...'ın beyanı ile de doğrulandığı, keza maktulü ... yerinden eve bırakan taksicinin de alınan beyanlarında maktulün araçta ağladığını söylediği, maktul ile sanığın birlikte kaldıkları apartta komşu dairede yaşayan tanıkların olay akşamı aralarında bir tartışma olduğunu belirtmeleri şeklindeki hususlar bir araya alındığında olay günü maktul ile sanık arasında tartışma yaşandığının kabulünün gerektiği ancak bu tartışmanın içeriğinin detaylıca bilinmemesi veçhile öldürme kastının varlığında veyahut maktulün intihar ettiğinin kabulünde tek başına delil olarak kabul edilemeyecek olması karşısında tüm dosya kapsamı nazara alındığında maktulün olay öncesinde herhangi bir psikolojik rahatsızlığının veyahut intihar etmesini gerektirecek bir sıkıntısının bulunmadığının dosyada dinlenen aile fertleri ve ... yeri arkadaşlarının beyanlarından açıkça görülmesi ile birlikte bahse konu tartışmanın yanı sıra ATK raporu, bilirkişi raporu, olay yeri inceleme raporları ile kamera kaydı bir arada incelenerek sanığın kendi içerisinde çelişkiler barındıran ve dosyadaki delillerle uyumlu olmayan, bu hali ile suçtan kurtulmaya matuf olduğu değerlendirilen savunmalarına itibar edilmeyerek sanığın maktulü bıçaklamak suretiyle kasten öldürdüğü şeklindeki her türlü şüpheden ari vicdani kanaat doğrultusunda kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
2.Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 27.10.2021 tarihli, maktulün kesici delici alet yaralanması dışında travmatik bir tesirle öldüğüne dair tıbbi delil bulunmadığına, otopside tespit edilen kesici delici alet yarasının trajesi boyunca oluşturduğu harabiyetler dikkate alındığında tek başına ölüm meydana getirebilecek nitelikte olduğuna, yaranın cilt özellikleri dikkate alındığında trajesinin yapılan incelemesinde kalp, karaciğer, diafragmada yaralanma meydana getirdiği, maktulün ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğuna, kişinin ölümüne neden olan kesici ve delici alet yarasının kendisi tarafından da başkası tarafından da yapılmış olabileceğine dair görüş içeren İhtisas Kurulu Mütalaası, 04.08.2021 tarihli, cesedin 160 cm boyunda 45-50 kg ağırlığında, 20-25 yaş görünümünde olduğuna, ellerinde takma tırnak bulunduğuna, göğüs sağ tarafta, ksifoidin 3 cm solundan başlayan, yukarı ve dışa doğru hafif oblik seyreden ve sol areolanın 6 cm altında sonlanan, üzerinde ip sütur bulunan 5 cm'lik kesici delici alet yarası olduğuna dair Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı, Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünün 25.10.2021 tarihli, R ibareli bıçak üzerinden elde edilen parmak izinin sanığın sol el yüzük parmağı ile aynı karakteristik özellikte olduğuna dair rapor, 15.06.2022 tarihli, maktulün ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı olduğuna, yaralanmanın baskın kullanılan el ile kararlı bir şekilde bir tarafı künt bir karafı kesici-delici alet kullanımı ile oluştuğuna, müteveffanın bedenine giren aletin vücuttan çıkarken sol yönde deri üzerinde kuyruk tabir edilen çizik bıraktığına, eğer eylem kişinin kendisi tarafından gerçekleştirildiyse kesici- delici alet yarasının kuyruğunun sol yana doğru olduğuna, kuyruğun bıçağın çıkarılış yönünü gösterdiği göz önüne alındığında sol elini kullanarak eylemi yapmasının muhtemel olduğuna, sanık tarafından gerçekleşti ise sağ veya sol elden birisi ile yapılmış olabileceğine, olay esnasında kullanılan aletin sol veya sağ elle kullanılabileceğine, burada dikkat edilmesi gereken hususun aleti tutan elin baskın kullanılan el olması ve sol yönde aletin çıkarılması olduğuna, bıçak üzerinden parmak izinin çıkmasının dosya kapsamında bıçağın sanığın kullanımında olduğunu söylemek için tek başına yeterli olmadığına dair bilirkişi raporu dava dosyasında bulunmaktadır.
3.Sanık savunması, katılanların beyanları, tanık anlatımları, olay yeri inceleme raporu, olay yeri krokisi, ölü muayene ve otopsi tutanağı, uzmanlık raporları, nüfus ve adli sicil kayıtları ile kolluk tutanakları dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından vekalet ücretine ilişkin düzeltme nedeni dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmakla birlikte Başkan tarafından, tanık beyanları ve maddi delillerin genel olarak sanığın savunmasını doğruladığından bahisle sanığın atılı suçu işlediğine, öleni bıçakla öldürdüğüne ilişkin somut hiç bir delil bulunmadığına, buna göre atılı suçun şüphe düzeyinde kaldığından beraat kararı verilmesi gerektiğine dair karşı oy kullandığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik araştırmanın bulunmadığı, sanığın eyleminin sübuta erdiğinin kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yasal ve yerinde gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.02.2023 tarihli ve 2023/56 Esas, 2023/202 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2024 tarihinde karar verildi.