Esas No
E. 2023/6420
Karar No
K. 2024/1027
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Adam Öldürme

12. Ceza Dairesi         2023/6420 E.  ,  2024/1027 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

KATILANLAR : ..., kendi adına asaleten ve ... adına

vesayeten ..., kendi adına asaleten ve ...

adına velâyeten ...

SUÇ: Taksirle öldürme
HÜKÜM: İstinaf başvurularının esastan reddi kararı

TEMYİZ EDENLER : Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii, katılanlar vekili

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmî iade, kısmî bozma

Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden, sanık müdafii tarafından kanunî süresi içinde 24.10.2023 tarihli dilekçe ile hükmün temyiz edilmesinden önce, sanığın, tutuklu olarak bulunduğu cezaevi kanalıyla gönderdiği 10.10.2023 tarihli dilekçe ile hükmün onanmasını talep ettiği ve 02.01.2024 tarihli ifade tutanağı ile de temyiz talebinden vazgeçtiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden dava dosyasının incelenmeksizin iadesine, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile katılanlar vekilinin temyiz istemleri yönünden ise temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, herhangi bir gerekçeye dayanılmadan 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca temel ceza miktarı üzerinden (1/2) oranda artırım yapılması, sanık hakkında basit taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken, sanığın bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilerek, suç vasfında yanılgıya düşülmesi nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmesi karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; temel cezanın 4 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanığa az ceza tayin edildiğine, mükerrer değerlendirme yasağına aykırılık oluşturacak şekilde temel cezanın belirlenmesinde esas alınabilecek kriterlerin bilinçli taksirden dolayı temel cezanın azami oranda artırılmasının da gerekçesi olarak gösterildiğine ilişkindir.

2.Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında olası kastla öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken, sanığın bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilerek, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR

1.İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Suriye uyruklu, sürücü belgesiz, alkolsüz, sabıkasız, 20 yaşındaki sanık ...'in, sevk ve idaresindeki minibüs ile 25.02.2023 tarihinde gündüz vakti saat 12.45 sıralarında, açık havada, azami hız limitinin 30 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içindeki adalı kavşağa beyanına göre 30 - 40 kilometre/saat hızla giriş yaptığı esnada, gidiş istikametine göre solundaki bölünmüş yolu takiben gelerek, kavşaktan geçiş yapan sürücü Fatih yönetimindeki motosikletin sağ yan kısımlarına önlemsizce çarpması akabinde 4,80 metre sürüklenen motosiklet sürücüsünün öldüğü, ilk geçiş hakkını motosiklet sürücüsüne vermeyen ve kontrolsüz şekilde kavşağa giren sanığın, kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu ve savunmasında da ifade ettiği üzere ehliyeti olmadığı ve ... sürmesini bilmediği hâlde kazaya karışan aracı kullanmasından dolayı bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2.İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE ve KARAR

A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden

Sanık müdafii tarafından kanunî süresi içinde 24.10.2023 tarihli dilekçe ile hükmün temyiz edilmesinden önce, sanığın, tutuklu olarak bulunduğu cezaevi kanalıyla gönderdiği 10.10.2023 tarihli dilekçe ile hükmün onanmasını talep ettiği ve 02.01.2024 tarihli ifade tutanağı ile de temyiz talebinden vazgeçtiğini bildirdiği, temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 266/3. maddesinde "150 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır." biçiminde yer alan müdafiin iradesine üstünlük tanınması gerektiğine ilişkin istisna hâlin de söz konusu olmadığı anlaşılmakla, 5271 CMK'nın 266/1. maddesi gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

B. Diğer Temyiz İstemleri Yönünden

Tam kusurlu olarak bir kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesi uyarınca iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, "Suçun işlenmesindeki şekil ve özellikler, sanığın taksire dayalı kusurun ağırlığı, meydana gelen sonucun ağırlığı" biçimindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle temel cezanın 4 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğine ilişkin Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı ve temel cezanın doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Kümeslerdeki tavukların yükleme işini yapan tanık İsmail'in yanında, Suriye uyruklu sanığın yevmiyeli işçi ve tanık Lütfi'nin de şöför olarak çalıştıkları, olay günü tanık Lütfi'nin sanayide bakım için bırakılan araçla önde ve sanığın kazaya karışan diğer araçla onun arkasında peş peşe seyir hâlinde oldukları, sanığın, sanayiden çıkarken ... kullanmayı bilmediğini söylemesine rağmen tanık Lütfi'nin ısrarından dolayı kazaya karışan aracı sürdüğüne ve daha önce hiç ... kullanmadığına dair savunmasının, soruşturma evresinde müdafi hazır edilerek Cumhuriyet savcısı tarafından alınan, "... Olay tarihinde de araca bindiğimde aracın birinci vitese alıp hareket ettim. Bu arabayı da bu şekilde kullanmayı 1 aydan beri çalıştığım yerdeki şahıslardan öğrendim..." şeklindeki ifadesiyle çeliştiği gibi tanık Lütfi'nin, "... Suriyeli sanığı da bizim yanımızda günlük yevmiyeci olarak çalışması nedeniyle tanırım tavuk kümeslerinin orada arabayı çalıştırıyordu olay günü de aracı almaya giderken bu sanık denk geldi kendisini aldım sorduğumda araba kullandığını ehliyeti olduğunu söyledi... sanayiden birlikte ayrıldık ben önden o arkadan geldi ben kavşaktan döndükten sonra sesler geldi..." biçimindeki yeminli anlatımıyla da doğrulanmadığı, ayrıca kazanın gerçekleştiği zamana kadar yönetimindeki araçla katettiği mesafe de dikkate alındığında sanığın ... kullanmayı bilmediğine ilişkin soyut savunmasına itibar edilemeyeceği, sürücü belgesiz ... kullanmanın ise tek başına bilinçli taksir hâli olarak kabul edilemeyeceği, sonuç olarak meydana gelen neticeyi öngörmesi gerektiği hâlde gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek öngöremeyen sanığın eyleminin basit taksir düzeyinde kaldığı gözetilmeden, "Sanığın ikrarlı savunmasında da geçtiği üzere ehliyetsiz olduğunu ve ... sürmesini bilmemesine rağmen aracın şoför mahalline geçerek kazaya karışan aracı kullandığı neticeyi istememesine rağmen kişisel yetenek ve becerilerine güvenerek artık olumsuz bir durum yaşanmayacağına güverenerek hareket ettiğinin değerlendirildiği bu minvalde somut olayda sanığın bilinçli taksir ile hareket ettiği" şeklindeki dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilerek, hükmolunan cezada 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca "Suçun bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle" biçimindeki gerekçeden yoksun ibarelere dayalı olarak üst sınırdan (1/2) oranında artırım yapılmak suretiyle sanığa fazla ceza verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Bozma nedeni ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanığın TAHLİYESİNE, sanığın başka suçtan hükümlü ya da tutuklu olmaması hâlinde salıverilmesi için İlk Derece Mahkemesine ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Salihli Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.03.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.