5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; --- tarihinde müvekkiline ait------- plakalı araçla davalı tarafın sigortalısı olan ------- plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazası sonucu davacıya ait araçta hasar meydana geldiğini, müvekkilinin davalı sigorta şirketine başvuru yapmış olmasına rağmen sigorta şirketinin kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediğini, müvekkilinin haklarını sebepsiz yere ödemeyerek ihlal ettiğini, ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürümceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gittiğini, tahsil etmeleri gereken tazminat alacaklarını yasal süresinde tahsil edilemediğini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve yasal faizi aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar taleplerine ilişkin huzurdaki davayı açma zarureti doğduğunu, taraflarınca ---- sayılı sigorta tahkim dosyası ile hasar bedeli tazminatı talep edildiğini, dosyada --------- numarasıyla karar verildiğini, iş bu kararda; başvurunun kabulü ile 4.990,00.TL sigorta tazminatının 24.04.2021 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte sigorta kuruluşundan tahsili ile başvuru sahibine ödenmesine, başvuru sahibince sarf edilen 100,00 TL başvuru ücreti, 400,00. TL bilirkişi ücreti ve 8,50-TL vekalet suret harcı olmak üzere toplam 508,50-TL tahkim yargılama giderinin sigorta kuruluşundan tahsili ile başvuru sahibine ödenmesine, başvuru sahibi kendisini avukatla temsil ettiğinden, Avukatlık Kanunu ve TBB. A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 4.080,00.TL maktu vekalet ücretinin sigorta kuruluşundan tahsili ile başvuru sahibine ödenmesine," şeklinde karar verilerek davalı --------- sorumluluğuna karşı hüküm kurulduğunu, müvekkilinin borcu tahsil etmek amacıyla 28.12.2020 tarihinde borçluyu temerrüde düşürdüğünü ancak borcunu 12.10.2021 tarihinde icra kanalıyla tahsil edebildiğini, müvekkilinin davalıdan talep ettiği hasar tazminatının temerrüde düşürdüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edeceği tarihteki alım gücü de aynı olmayacağını, müvekkilinin zarara uğrayacağını, dosyada tahsil edilen faiz oranı ile alacaklı müvekkilinin zararını karşılar nitelikte bir bedel olmadığını, açıklanan nedenlerle;
HMK 107. Maddesi uyarınca fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile; müvekkilinin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının şimdilik 100,00 TL'sinin davalıdan avans faizi ile tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ----- sayılı karar sayılı dosyada; davaya ait araçta meydana gelen hasar neticesinde aracın değer kaybı tutarı hesaplandığının, ilgili hesaplama doğrultusunda davacı yana ödeme yapıldığını, dava konusu taleplerin belirsiz alacak olarak ileri sürülmesi imkanı bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, dava dilekçesinde bahsi geçen ---- tarihli kazaya karıştığı belirtilen ----- plakalı araç, müvekkil şirkete ----- tarihleri arasında geçerli olmak üzere ------- sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalısı kusuru oranında olmak üzere maddi zararlarda araç başına azami 41.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, teminat limitlerini bildirmelerinin davayı kabul anlamında olmadığını, yapılan ödemeler neticesinde davacı yanın aracında hasara ve değer kaybına ilişkin meydana gelen zararın giderilmiş olduğunu, müvekkili şirketin ödemekle yükümlü olduğu tazminat ödemesi olmadığını, davacının, faiz sebebiyle kar kaybına uğradığı yönündeki beyanlarının kötü niyetli olduğunun, munzam zarara hükmedilebilmesi için davacının zararını somut olarak kanıtlaması gerektiğini, kusur durumunun tespiti gerektiğini, davacının beyan ettiği kusur oranını kabul etmediklerini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, şayet bir hesaplama yapılacak ise yürürlükte bulunan-------- ekine göre yapılması gerektiğini, kabul manasına gelmemek kaydıyla, hesaplama yönteminin yanı sıra “gerçek değer kaybı”nın belirlenebilmesi için gerekli kriterlerin incelenmesi ve bu incelemenin de alanında uzman bilirkişi kanalı ile yapılması gerektiğini, aracın ağır hasar halinin olup olmadığı tespit edilmeli ve aracın ağır hasar kaydı bulunması halinde değer kaybı talebi reddedilmesi gerektiğinin, değer kaybı talebinin teminat dışı kaldığı hallerin mevcut olup olmadığının araştırılması, bu hallerin mevcut olması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tazminat hesaplamalarındaki belirsizlikleri ortadan kaldıran 7327 sayılı kanun yürürlüğe girmiş olup huzurdaki davada uygulanması gerektiğinin, davacı vekilinin faiz talebinin hatalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketi temerrüde düşmediğinin, açıklanan nedenlerle davanın usulden reddini, davanın kesin hüküm nedeniyle reddini, sahkeme aksi kanaatte ise; davacının aracının daha önce kazaya karışıp karışmadığının tramer kayıtları celp edilerek tespitine, ----- kusur raporu alınmasına, davacının hasar bedeli tazminatı talebine yönelik bilirkişi raporu alınmasına ve yapılacak hesaplamanın yürülükte bulunan ve ------- Kanunun uygulanmasını, müvekkil şirket temerrüde düşmediğinden, dava tarihinden itibaren taraflar açısından yasal faiz uygulanmasını, haksız ve fahiş olan maddi tazminat talebinin ve davanın reddine, haksız ve yasal dayanağı bulunmayan davanın reddi ile aleyhimize hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, 20.12.2020 tarihinde davacıya ait ---plakalı araçla davalı tarafın sigortalısı olan ---- araç arasında arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacıya ait araçta oluşan hasar bedelini zamanında tahsil edememesinden kaynaklı zararının tazmini istemine ilişkindir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, sigorta poliçesi, hasar dosyası celp edilmiş, -----ava konusu araçların trafik tescil kayıtları celp edilmiş ve dava sonuçlandırılmıştır.Davacı vekilinin 27.10.2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Somut olarak delil talebine paranın gerçek kudretinin zaten somut ibare olduğunu, müvekkilinin kredi çekmesi durumunda somut zararın olacağını lakin kredi yerine cebindeki aktif varlığını kullandığında ise somut munzam zararın olmayacağı düşüncesinin dürüstlük, açıklık ve eşitlik ilkesiyle hukuka aykırı olacağının, müvekkilinin aktifindeki azalmanın ortada olduğunu, mahkemelerin davayı aydınlatma yükümlüğü olduğu göz önünde bulundurularak dosyanın esasına girilerek bilirkişi atanmasını, bilirkişiye atandıktan sonra müvekkilinin uğradığı zararın tespit edileceğini, ıslah dilekçelerinin kabulü ile ıslah dilekçesi doğrultusunda dosyanın tekrar incelenip davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Tüm dosya kapsamına göre; Dava,
TBKnın 122.maddesine dayalı munzam zarar istemine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; davalı sigorta şirketinin trafik kazasından kaynaklı oluşan zarar için davacı tarafından yapılan başvuru neticesinde oluşan zararı karşılamamış olması ve bu nedenle davacının alacağına geç kavuşması nedeniyle munzam zararının oluşup oluşmadığı bu zararının sigorta şirketinden talep edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Hukukumuzda alacaklıya, zararın varlığını, miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın temerrüt faizini talep edebilme hakkı tanınmıştır. Ayrıca temerrüt faizi yükümlülüğünün doğumu için borçlunun alıkoyduğu paradan yarar sağlaması şart olmadığı gibi bu yararların iadesi amacı da bulunmaz. Temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şart değildir. Borçlu, bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden kurtulamaz. Bunun yanında temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukukî ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur ---------Munzam zarara ilişkin düzenleme TBK’nın 122. Maddesinde yapılmış olup, anılan madde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Munzam zarar talep edebilmek için ilk koşul bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. İkinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Dördüncü koşul ise borçlunun temerrüdü ile alacaklının munzam zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir.----------- kararında belirtildiği üzere munzam zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerinde olup, alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe,
TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz --------- Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak munzam zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır. -----Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından;20.12.2020 tarihinde davacıya ait ---- plakalı araçla davalı tarafın sigortalısı olan -------- plakalı araç arasında arasında meydana gelen kaza neticesinde davacının aracının hasar gördüğü, yaşanan kazada davalının sigortalısı olan aracın tam kusurlu olduğu, araçtaki hasar bedelinin tazmini için sigorta şirketine başvurulduğu, sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmaması nedeni ile-------başvurulduğu, bedelin ancak tahkim kararı neticesinde icra yoluyla tahsil edildiği iddia edilmiştir. Davacının davaya konu tazminat talebi, davacının kaza sonrası davalıya yaptığı müracaat esnasında ödeme yapmamış olması, ödemenin ---- kararı neticesinde yapılmış olması, süreç içerisinde döviz kurunda yaşanan artış nedeni ile alım gücünün azalmasından ileri gelmektedir. Davacı munzam zarar talebinde bulunmuştur.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
TBK'nun 122. maddesinde "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder" düzenlemesinin yer aldığı, düzenleme uyarınca munzam zararı talep edebilmek için alacaklının munzam (aşkın) zarar talebinde bulunabilmesi için, alacaklının temerrüt faizini aşan zararının olması, temerrüt ile munzam zarar arasında illiyet bağının bulunması, borçlunun kusursuzluğunu ispatlayamamış olması gerekeceği açıktır. Somut uyuşmazlıkta ------ kararı neticesinde davacı tarafa değer kaybı bedelinin faizi ile ödenmesine karar verildiği, davalı sigorta şirketi tarafından icra kanalı ile gerekli ödemenin yapıldığı, davacının aşkın bir zararının bulunduğunu ve bu durumun davalının kusurundan ileri geldiği hususunu ispat edemediği görüldüğünden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın reddine,
2.Alınması gerekli karar harcı 427,60-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5.TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 1.560,00-TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 100,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7.Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----------Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 17/04/2024