Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/370
Karar No
K. 2023/1333
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/370 Esas
KARAR NO: 2023/1333
DAVA: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)
DAVA TARİHİ: 17/04/2023
KARAR TARİHİ: 26/12/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 04/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalının hissedarı olduğu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Pafta ... Ada, ... Parsel sayılı gayrimenkulün tapu kaydında, davalı adına kayıtlı görünen %15,83 hissenin %5,83 lük kısmının bedelinin müvekkili şirket tarafmdan ödenmiş, aradaki anlaşmaya göre Davalı şirket yetkilisi ...'ın, müvekkilinin kendisine vermiş olduğu para ile %5,83 lük hisseyi satıcıdan alacak, satın aldıktan sonra bir müddet elinde tutacak, ancak daha sonra müvekkili şirketin istediği bir zamanda müvekkili şirkete devredecek olduğunu, nitekim anlaşmaya uygun hareket edilerek ...'ın müvekkili şirket tarafından kendisine teslim edilen para ile mezkur taşınmazın %5,83 lük hissesini satın alarak hissedarı/ yetkilisi olduğu ... Tic. Ltd Şti. (Yeni ünvanı ...Yatınm A.Ş) adına tapuda kayıt ve tescil ettirilmiş olduğunu, yani, müvekkili şirketin, tapuda davalı şirket adına kayıtlı olan %15,83 hissenin %5,3 lük kısmının bedelini ödemesinin nedeni, davalının işbu %5,83 lük hisseyi daha sonra müvekkili şirkete devredeceğine ilişkin duyduğu güven olduğunu, müvekkili şirketin, aradaki akrabalık ilişkisi ve davalıya duymuş olduğu güven nedeniyle, tamamen iyi niyetli bir şekilde davalının sözlü taahhüdüne itimat etmiş, ayrıca yazılı bir taahhüt alma gereği duymamış olduğunu, ancak her ne kadar yazılı bir taahhüt alınmamış ise de, davalı adına kayıtlı %15,83 hissesinin %5,83 lük kısmının müvekkili şirkete ait olduğu ve bedelinin müvekkili şirket tarafından ödendiği, daha sonra müvekkili şirkete devredileceği, davalının akrabası olup aynı zamanda taşınmazda hisse sahibi olan ..., ... tarafından da bilinmekte olduğunu, zira, dava konusu olan aynı taşınmaz üzerinde davalının akrabası olan ... ve ...'e ait hisselerin de bir müddet davalının üzerinde kayıtlı kalmış, davalının daha sonra bu hisseleri sahiplerine devretmiş, ancak müvekkili şirketin hisselerini devretmemiş olduğunu, bu kişilerin şahit olarak ifadesine başvurulması halinde, durumun tüm açıklığı ile ortaya çıkacak olduğunu, bununla birlikte, müvekkili şirketin aynı dönemlerde ve aynı taşınmaz ile ilgili olarak, tanık listelerinde yer alan ... (tanık) ile de, -davalı ile yapılmış anlaşma ile - aynı içerikte bir anlaşma yapılmış, ...'ün müvekkili şirketin talebi üzerine söz konusu taşınmaz hissesini 11.01.2023 tarihinde müvekkili şirkete devretmiş olduğunu, davalının ise devretmemiş olduğunu, sözlü taleplerinden netice alınamayınca, hisse devrini sağlamak ve müvekkili şirketin daha fazla mağdur olmasını önlemek için davalıya Bakırköy .... Noterliğinin 17.03.2023 tarih ve ... yevmiye nosu ile ihtarname gönderilmiş ancak ihtarname neticesinde de olumlu bir sonuç alınamamış olduğunu, müvekkili şirketin davalının hisseyi devretmemesi nedeniyle hiçbir şekilde taşınmazdan istifade edememekte olduğunu, açılan dava süresi içinde taşınmazın iyi niyetli üçüncü kişilere devrini engellemek ve mülkiyet haklarını korumak için ihtiyadi tedbir talep etmekte olduklarını, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... Pafta ... Ada ... Parsel sayılı gayrimenkulde, davalı adına kayıtlı %15,83 hissesinin %5,83 lük kısmı üzerinde tensip kararı ile birlikte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca teminatsız olarak ihtiyadi tedbir kararı verilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; fazlaya ilişkin her türlü yasal hakları saklı kalmak kaydı ile; İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... Pafta ... Ada ... Parsel sayılı gayrimenkulde tapuda davalı adına kayıtlı olan %15,83 hissenin %5,3 lük kısmının müvekkili şirkete adına tesciline, öncelikle taşınmazın iyi niyetli üçüncü kişilere devrini engellemek amacıyla, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... Pafta ... Ada ... Parsel sayılı gayrimenkulde davalı adına kayıtlı olan %15,83 hissenin %5,3 lük kısmı için ihtiyadi tedbir kararı verilmesine ve bu kararın tapuya şerhine karar verilmesine, davanın kabulüne ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; mahkememiz tarafından dosyaya celp olunacak Tapu Sicil Müdürlüğü kayıtları ile tevsik edileceği üzere müvekkili şirketin, (eski unvanı ile ... İnş. Taahhüt Turz. Tic. Ltd. Şti.) dava konusu taşınmaz üzerindeki paylarını (30.12.2022 tarihinde 1/7 ; 22.01.2003 tarihinde 1/42 pay; 22.01.2003 tarihinde 7/42 pay; 22.01.2003 tarihinde 1/42 pay olmak üzere), 2002 ve 2003 yıllarında iktisap etmiş olup incelenmekle görüleceği üzere müvekkili şirket tarafından anılan yıllarda iktisap edilen taşınmaza yönelik talepler zaman aşımına uğramış olup, zaman aşımı itirazları uyarınca davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın iddialarının bütünü ile gerçek dışı olup, kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafça, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Pafta ... Ada, ... Parsel sayılı gayrimenkulün müvekkili şirket adına kayıtlı %15,83 hissesinin, %5,83 lük kısmının bedelinin davacı tarafından ödendiği, aradaki anlaşmaya göre müvekkiline kendilerince verilen para ile %5,83 oranındaki hissenin satın alındığı ve bir müddet sonra davacı adına devredileceği inancıyla müvekkili şirket adına devredildiği, müvekkil şirketin bu yönde sözlü taahhüdünün bulunduğu, bu hususta tanıkların bulunduğu, öyle ki, aynı dönemlerde aynı taşınmaz ile ilgili olarak tanıklardan ... ile benzer bir anlaşma yağıldığı ve talepleri üzerine 11.01.2023 tarihinde ... tarafından söz konusu taşınmaz hissesinin kendilerine devredildiği, sözlü taleplerinden netice alınmayınca huzurda görülen davanın ikame edildiğinin iddia edilmekte olduğunu, davacı tarafça iddia edilenin aksine, müvekkili şirkete bahse konu taşınmaz ile ilgili hiç bir bedel ödenmemiş, taraflar arasında taşınmazın %5,83'lük hissesinin bir müddet sonra davacı şirkete devredileceği yönünde bir anlaşma yapılmamış, dolayısıyla müvekkili şirket tarafından taşınmaz hissesinin davacı şirkete devredileceği yönünde bir taahhütte bulunulmamış ve huzurda görülen kurguya dayalı davaya dayanak yaratma saiki ile keşide edildiği anlaşılan ve taraflarınca cevap verme lüzumu dahi görülmeyerek içeriği tümden reddedilmiş olan (Yargıtay 11. HD., E. 2004/11045 K. 2005/8296 T. 19.09.2005 için bkz. www.....com.tr, erişim tarihi : 11.05.2023) ihtarname öncesinde bu yönde bir iddia ve talepte bulunulmamış olduğunu, davacı tarafın iddialarının tamamının maddi gerçeklere aykırı ve kurguya dayalı olup, taraflarının kabulünde olmadığını, esasen kabulünün de mümkün olmadığını, öyle ki, davacı tarafça tamamı gerçek dışı ve kurguya dayalı iddialarının mesnedi olarak gösterilen 11.01.2023 tarihinde tanıkları ... tarafından gerçekleştirilen devre ilişkin mahkememizce ilgili Tapu Sicil Müdürlüğü'nden celp edilen kayıtlar incelendiğinde dahi, 7/42 payın 5.552.000,00 TL (resmi) rayiç bedeli olmak üzere, 8 (sekiz) ayrı taşınmazın (sözde) trampa edilmesi suretiyle devredildiğinin görülmüş olduğunu, hâl böyle iken, davacının iddialarına bizzat kendilerinden sadır beyan ve işlemler muvacehesinde itibar edilemeyeceğini, davacı yanın mahiyeti hususunda çelişkili beyanlarda bulunduğu ve devreden paydaş tarafça taraflarına bildirilmemekle işbu dava vesilesi ile haberdar oldukları muvazaalı devre ilişkin ön alım haklarını kullanacaklarını da belirtiyor olduklarını, davacı tarafça müvekkili şirket ile arasında dava konusu taşınmazın belli oranındaki hissesinin bedeli kendilerince müvekkili şirkete ödenmesine rağmen bir müddet sonra talep üzerine kendilerine devredileceği hususunda bir anlaşma yapıldığı ve bu inançla hareket edildiği iddia edilmekte ise de; taraflarınca asla ve kat'a kabul edilmeyen işbu iddiaya itibar edilmesinin mümkün olmadığını, davacı yanın mesnetsiz iddiasına konu işlemlerin hukuki tasnifi mahkememize ait olmakla birlikte, hiç bir kabulü tazammun etmemek kayıt ve şartı ile dava dilekçesinde yer verildiği gibi inanç sözleşmesi dahilinde hareket edildiği iddiasının davacı tarafça ileri sürülen deliller muvacehesinde ispatının mümkün olmadığının belirtilmesi gerektiğini, zira, dava dilekçesi incelendiğinde, davacı tarafın tek bir somut vakıa işaret etmediği uyuşmazlık konusu taşınmaz hissesinin satın almak üzere kime ne kadar bedel ödediği, iddia edilen ödemenin ne suretle yapıldığı veya sözde taraflar arasındaki "anlaşma"nın mahiyeti ve içeriğinin dahi açıklanamadığı ve dava konusu iddia ve talepler bakımından iddia konusu hususa ... vesair kimselerin tanık olduğunu beyanla tanık delili ve kendilerinden sadır beyanlar haricinde, yazılı delil başlangıcı niteliğinde dahi bir delile dayanılmadığının görülmüş olduğunu beyanla; öncelikle mahkememizin .

E. Sayılı dosyası üzerinden tesis edilen, 20.04.2023 tarihli, "Davacı vekilince 100.000,00 TL teminat miktarı yatırıldığı takdirde, dava konusu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ...Pafta ... Ada ....Parsel sayılı gayrimenkulde davalı adına kayıtlı olan %15,83 hissenin %5,3 lük kısmı üzerine İhtiyati Tedbir şerhi konulmasına, bu hususta Bakırköy Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına," dair usule, esasa ve kanuna aykırı kararına itirazlarının kabulü ile kaldırılmasına, aksi kanaat hasıl olması halinde mahkememizce takdir edilen 100.000 TL teminat tutarının müvekkili şirketin muhtemel zararlarını temin etme vasfını haiz olmadığı gözetilerek, dava konusu taşınmaz hissesinin güncel değeri hesaplanarak hesaplanan tutarın en az %40'ından aşağı olmayacak şekilde belirlenmesine, huzurdaki haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalının hissedarı bulunduğu taşınmazdaki payının bir kısmının bedelinin davacı şirket tarafından ödenip ödenmediği, davacı ve davalı şirketler arasında taşınmazın tapu devrinden bir müddet sonra davacı tarafa devrinin yapılması hususunda bir anlaşmanın bulunup bulunmadığı, belirtilen payın davacı adına tescilinin gerekip gerekmediği hususlarındadır.

Mahkememizce 4 nolu celsede "Davacı tarafça yemin deliline dayanılmış olmakla, davalı tarafa yemin teklifinde bulunup bulunmayacağı hususunda beyanda bulunmak, yemin teklif edecek ise yemin metnini ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen sürede beyan vermez ise yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut delillere göre karar verileceğinin ihtarına, yemin metni hazırlandığında davalı tarafa tebliğine, bir sonraki celse yemin etmek üzere duruşma salonunda hazır olmasının ihtarına, ihtaratın davetiye üzerine şerh düşülmesine" karar verilmiş olup, davalı şirket yetkilisinin yemin eda etmek üzere duruşmada hazır bulunduğu anlaşıldı.

Davalı şirket yetkilisine yemini yaptırılarak şirket yetkilinden soruldu; davalı şirket ile tarafım adına tapuda kayıtlı İstanbul İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Pafta ... Ada ... Parsel numaralı taşınmazın %15,83 olan hissesinin %5,83 lük kısmının bedeli davacı şirket tarafından ödenmemiştir, hisse bedelinin tamamı adıma kayıtlı şirket tarafından ödenmiştir, davacı şirket ile aramızda belirtilen hissenin sonrasında davacı şirkete devredileceğine dair herhangi bir anlaşma bulunmamaktadır, biz davacı şirket ile belirtilen hissenin tapuda devir ve temlik edileceğine dair herhangi bir anlaşma yapmadık, böyle bir taahhütte bulunmadım dedi. Duruşma sırasında davalı şirket yetkilisinin davacı vekilinin sunmuş olduğu yemin metnininde belirtildiği şekilde okuduğu görüldü. Taraflarca tanık dinlenmesi talep edilmiş ise de, HMK m.202 hükmü gereği davacı tarafça yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge sunulmadığından ve davacı tarafın iddiasınıon niteliği itibari ile tanık ile ispatın mümkün olmadığı anlaşılmakla tanık dinlenmesi talebinin reddine karar verilmiştir.

Tapu iptal ve tescil talebine konu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... Pafta ... Ada ... Parsel sayılı gayrimenkulde davalı adına kayıtlı olan %15,83 hissesine ait tapu kaydı celp edilmiş olup incelenmesinde davalı şirket adına kayıtlı olan payın satış sureti ile devralındığı, davacı şirket adına trampa kaydının bulunduğu görülmüştür. Dava, mahiyeti itibariyle inanç sözleşmesi hukuksal nedenine dayalı tapu iptali tescil istemine ilişkindir.

Bilindiği üzere, inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder. Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek ve iade edilmek üzere, mal varlığına dahil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar. Diğer bir anlatımla, bu işlemle borçlu, alacaklısına malını rehin edecek, yani yalnızca sınırlı ayni bir hak tanıyacak yerde, malının mülkiyetini geçirerek rehin hakkından daha güçlü, daha ileri giden bir hak tanır.

Sözleşmenin ve buna bağlı temlikin, değinilen bu özellikleri nedeniyle, taşınmazı inanç sözleşmesi ile satan kimsenin artık sadece, ödünç almış olduğu parayı geri vererek taşınmazını kendisine temlik edilmesini istemek yolunda bir alacak hakkı; taşınmazı, inanç sözleşmesi ile alan kimsenin de borcun ödenmesi gününe kadar taşınmazı başkasına satmamak ve borç ödenince de geri vermek yolunda yalnızca bir borcu kalmıştır.

İnanç sözleşmeleri, tarafların karşılıklı iradelerine uygun bulunduğu için, onlara karşılıklı borç yükleyen ve alacak hakkı veren geçerli sözleşmelerdir. Anılan sözleşmelerde, taraflar, sözleşmenin kendilerine yüklediği hak ve borçları belirlerken, inançlı işlemin sona erme sebeplerini; devredilen hakkın inanılan tarafından inanana iade şartlarını, bu arada tabii ki süresini de belirleyebilirler. Bunun dışında, akde aykırı davranışın yaptırımına da sözleşmelerinde yer verebilirler. Buna dair akit hükümleri de TBK'nın 26 ve 27. maddelerine aykırılık teşkil etmediği sürece geçerli sayılır.

Uygulamada mesele, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile ilişkilendirilip, bu karar dayanak yapılmak suretiyle çözüme gidilmektedir. İnanç sözleşmesi olarak adlandırılan belgenin sözleşmeye taraf olanların veya inanılanın imzasını içermesi gereklidir. Bunun dışındaki bir kabul, hem İçtihadı Birleştirme kararının kapsamının genişletilmesi, hemde taşınmazların tapu dışı satışlarına olanak sağlamak anlamını taşıyacağından kendine özgü bu sözleşmelerle bağdaştırılamaz.

05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın, şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir. Şayet, delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir.

Somut uyuşmazlıkta davacı taraf, dava konusu taşınmazın davalı adına kayıtlı olan % 15,83 hissenin % 5,3 lük kısmının davacı şirket tarafından ödendiğini, aradaki anlaşma uyarınca taşınmaz hissesi bir müddet davalı adına kayıtlı kaldıktan sonra davacı adına devredileceği, davalının anlaşma uyarınca sözlü taahhüdüne uymadığı iddiası ile aralarındaki anlaşma uyarınca tapu iptal ve tescil talebinde bulunmaktadır.

Davalı taraf ise, taraflarına taşınmaz ile ilgili herhangi bir bedel ödenmediği, aralarında taşınmazın % 5,83'lik kısmının davacı şirkete devredileceğine ilişkin anlaşma yapılmadığı, taşınmaz hissesinin davacı şirkete devredileceğine ilişkin herhangi bir taahhütte bulunmadıkları savunmasında bulunmaktadır. Taşınmazlara ait tapu kayıtlarının incelenmesinde davacı şirketin satış yolu ile belirtilen hisseyi devraldığı görülmüştür. Taşınmaz devri tapuda yapılan resmi senede dayanmakta olup aksi ancak aynı mahiyette yazılı delil ile ispatlanabilecektir. İspat yükü davacı taraf üzerindedir. Ne var ki dosya kapsamından davacı iddialarını doğrular herhangi bir kayıt yer almamaktadır. Yine ispat külfeti kendisinde olan tarafça iddiasını ispatlayacak delil ibraz edilememiştir.

Davacı tarafın delilleri arasında açıkça yemin deliline dayanmış olduğu ve yemin teklifinde bulunduğu görülmekle davalı şirket yetkisinin dosya kapsamı, uyuşmazlık konusu ve davacı şirket vekilinin sunmuş olduğu yemin metni uyarınca yemini yaptırılmıştır. Açıklanan bu nedenlerle sübut bulmayan davanın reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

AÇILAN DAVANIN REDDİNE;

1.Alınması gereken 269,85 TL harcın peşin alınan 2.561,63 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 2.291,78 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,

2.Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,

3.Davalı tarafça sarf edilen 369,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

4.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 24.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

5.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,

Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.26/12/2023 Katip ... ¸ Hakim ... ¸

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.