Esas No
E. 2022/2317
Karar No
K. 2024/1109
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

12. Ceza Dairesi         2022/2317 E.  ,  2024/1109 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
DAVA TARİHİ: 31.07.2018
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan ret

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle 1.500.000,00 TL maddi ve 1.500.000,00 TL manevi tazminatın haksız ceza evinde kaldığı tarihten işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Davacı vekilinin temyiz istemi; istinaf kararının hukuka aykırı olduğunu, davacı hakkında İstanbul(kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/194 E. Sayılı dosyasında Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 03.02.2020 tarihli ve 2018/1469 esas, 2020/272 karar sayılı ilamına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz edildiğini, işbu itiraz sonrasında Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2020/3382 E., 2020/2173 K. Sayılı ilamında; "Dairemizce verilen kanun yararına bozma isteminin kabulüne ilişkin karar usul ve yasaya uygun olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmediğinden İTİRAZIN REDDİNE, dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine, 05.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.şeklinde hüküm yer aldığını, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2020/3382 E. 2020/2173 K. Sayılı ilamı sonrasında dosya halihazırda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/378 E. Sayılı dosyasında olup inceleme aşamasında olduğunu, henüz sonuçlanmadığından davanın reddi kararının bozulması gerektiğini, belirtmiştir.

III. DAVA KONUSU

İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul(kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/194 Esas, 2011/303 Karar sayılı ceza dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan gözaltında, tutuklu ve hükümlü kaldığı kaldığını, yapılan yargılama sonunda 6 yıl 3 ay hapis cezasına karar verildiği, kararın 04.06.2014 tarihinde kesinleştiği, hükmün infazı aşamasında Yargıtay 1. CD Başkanlığı'nın 16.11.2017 tarih 2017/1776-4025 esas ve karar sayılı ilamı ile ceza zamanaşımının 08.06.2016 tarihinde dolduğu belirtilmesi üzerine kapatılan İstanbul 10. ACM nin 18.01.2018 tarih 2011/194 esas sayılı ek kararı ile infazın durdurulmasına karar verildiği, söz konusu karar uyarınca davacının 18.01.2018 tarihinde Bolu F Tipi Cezaevi Müdürlüğünden tahliye edildiği, kesinleşen söz konusu kararın 04.11.2016-18.01.2018 tarihleri arasında infaz edildiği, sonrasında İstanbul C.Başsavcılığınca yapılan itirazın Yargıtay 1 CD Başkanlığı'nın 03/02/2020 tarih 2018/1469 esas 2020/272 karar sayılı ilamı ile sonuç olarak "Bolu C.Başsavcılığı'nın 07/11/2016 tarih 2016/7-3569 sayılı müddetnamesine göre sanığın tutukluluk ve gözaltında geçirdiği 500 gün mahsup miktarının bulunduğu, bu sürenin 6 yıl 3 ay hapis cezasından düşürülmesi durumunda sanığın infaz etmesi gereken bakiye cezasının 5 yılın altına düştüğü, 5237 Sayılı TCK nun ceza zamanaşımını düzenleyen 68/5 maddesinde yer alan ceza zamanaşımı hükmün kesinleştiği ve infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır şeklindeki düzenleme uyarınca ceza zamanaşımı süresinin kalan ceza miktarı esas alınarak hesaplanması gerektiği somut olayda sanığın infaz etmesi gereken kalan cezası 5 yıldan az olduğundan 10 yıllık ceza zamanaşımına tabi olacağı ve sanığın infazının kesintiye uğradığı 08.06.2006 tarihinden itibaren 04.06.2014 tarihine kadar ceza zamanaşımı süresi işlemediği, dolayısıyla ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul edilerek önceki kararın kaldırılmasına ve İstanbul 11. ACM nin kararının kanun yararına bozulmasına karar verildiği söz konusu karar örnekleri, Bolu Cezaevi Müdürlüğünün müddetnamesi ve infaz durumlarını gösteren yazısı ile sabit olduğunu, davacı vekili davacının 08.06.2016 tarihinde İstanbul Kapatılan 10. ACM nin ceza zamanaşımı süresi dolan 2011/194-303 esas ve karar sayılı ilamına konu 6 yıl 3 ay hapis cezasının 04.11.2016-18.01.2018 tarihleri arasında infaz edildiğini bu nedenle davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini istemiş ise de, Yargıtay 1 CD Başkanlığı'nın belirtilen 03.02.2020 tarih 2018/1469 esas 2020/272 karar sayılı ilamı ile davacı hakkındaki 6 yıl 3 ay hapis cezasına ilişkin ilamın ceza zamanaşımına uğramadığı belirtilmekle ortada iddia edildiği gibi ceza zamanaşımı süresi dolmuş olmasına rağmen infaz edilen mahkumiyet kararı bulunmadığından istemin bu nedenle reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE VE KARAR

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul(kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/194 Esas, 2011/303 Karar sayılı ceza dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan gözaltında, tutuklu ve hükümlü kaldığı kaldığını beyan ettiği, yapılan yargılama sonunda 6 yıl 3 ay hapis cezasına karar verildiği, kararın 04.06.2014 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklanma tarihi itibariyle davanın 466 sayılı Kanuna tabii olduğu, hükmün infaz edildiği tarih yönünden, davanın, yargılamanın 5271 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonrada da devam etmesi nedeniyle 5271 Sayılı Kanuna tabii olduğu, hükmün infazı aşamasında Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 16.11.2017 tarih 2017/1776-4025 esas ve karar sayılı ilamı ile ceza zamanaşımının 08.06.2016 tarihinde dolduğu belirtilmesi üzerine, İstanbul(kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.01.2018 tarih 2011/194 esas sayılı ek kararı ile infazın durdurulmasına karar verildiği, söz konusu karar uyarınca davacının 18.01.2018 tarihinde tahliye edildiği, sonrasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 03.02.2020 tarih 2018/1469 esas 2020/272 karar sayılı ilamı ile ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul edilerek önceki kararın kaldırılmasına ve İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının kanun yararına bozulmasına karar verildiği, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 03.02.2020 tarih 2018/1469 esas 2020/272 karar sayılı ilamına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz edildiğini, itiraz sonrasında Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 05.10.2020 tarih 2020/3382 E., 2020/2173 K. Sayılı ilamında itirazın reddine, dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine, karar verildiği, dosyanın dairemiz incelemesi sırasında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.10.2021 tarih, 2020/1-378 Esas, 2021/494 Karar sayılı ilamıyla Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 03.02.2020 tarih 2018/1469 esas 2020/272 karar sayılı kanun yararına bozulmasına dair kararın kaldırılması ile İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.04.2022 tarih 2022/129 Esas, 2022/112 Karar sayılı kararı ile davanın ceza zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği, kararın 05.05.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından, dava açma şartının temyiz aşamasında gerçekleşmiş olması ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını yargıya bir görev olarak yükleyen Anayasanın 141/son. maddesi gereğince yargılamaya devamla esas hakkında karar verilmesinin gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.03.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.