Aramaya Dön

9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2019/212
Karar No
K. 2024/370
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2019/212
KARAR NO: 2024/370
DAVA: Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/05/2019
KARAR TARİHİ: 17/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.04.2015 tarihli “... Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Sözleşmesi...” kapsamında müvekkilinin;-----Mahallesi, 2386 ada, 222 parsel üzerinde; ----- Blok, -----. Kat----- nolu ofis niteliğindeki bağımsız bölümleri şirket merkezi olarak kullanmak amacı ile davalıdan satın aldığını, sözleşme kapsamında müvekkili tarafından anılan gayrimenkullerin sözleşmede belirtilen satış bedeli olan 4.271.410,00 TL'nin, davalı tarafa-----Bankası kanalı ile; 13.04 2015 tarihli 1.000.000.00 TL bedelli ödeme, 24.04 2015 tarihli 3.271.410,00 TL bedelli ödemeler şeklinde ifa edildiğini, Öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile dava konusu bağımsız bölümlerin üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, tedbir taleplerinin teminatsız olarak kabul görmemesi durumunda TMK m. 1010 - 1011 hükümleri uyarınca “davalıdır” şerhinin tapu kütüğüne işlenmesine, davalı adına kayıtlı tapularının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tescillerinin yapılmasına, Tapu iptali ve tescil yönündeki taleplerinin herhangi bir nedenle müvekkili adına tescilleri mümkün olmazsa, fazlaya dair bütün alacak hakları saklı kalmak koşuluyla davalıya ödenen satış bedellerinin şimdilik 45.000,00 TL'sinin 13.04.2015 tarihli sözleşmenin düzenlenme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, Sözleşme hükümleri gereğince, şimdilik 5.000,00 TL cezai şartın ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

Davalı vekili davaya karşı cevaplarını içeren dilekçesinde özetle: gerçekleşen bir takım mücbir sebepler ile teslimin gerçekleşemediğini, müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, sözleşme gereğince ilgili süreler teslim tarihine eklendiği takdirde, müvekkili şirketin teslim tarihinde herhangi bir gecikme yaşamadığının açık olduğunu, İlgili projenin inşası sırasında, müvekkili şirketin denetimi dışında olan, müvekkili şirketten kaynaklanmayan ve önceden öngörülmesi mümkün olmayan hallerin ortaya çıktığını, -----. Sulh Hukuk Ceza Hakimliği'nin ------ dosyası üzerinden 22.09.2016 tarihinde verilen karar ile sehven müvekkili şirkete kayyım atandığı, 21.10.2016 tarihinde verilen karar ile kayyım atanmasına ilişkin kararın kaldırıldığı, Mücbir sebeplere yönelik açıklamaları göz önünde bulundurulduğunda, sözleşmede taahhüt edilen tapu devir tarihinin henüz gelmediğinin ortada olduğunu, müvekkili şirketin teslimde gecikmediğine yönelik tespitleri barındıran bilirkişi raporunu örnek olması adına sunduklarını, rapor incelendiğinde, müvekkili şirket tarafından belirtilen mücbir sebep halleri teslim süresine eklendiği takdirde, teslimin 2020 yılına tekabül ettiğinin açık olduğunu, Davacının öncelikli talebinin tapu iptal ve tescil olması nedeniyle sözleşmeden dönerek bedel iadesi talebinin icra edilebilir bir tarafı bulunmadığını, Davacının 2. talebi olan sözleşmeden dönerek, aynen ifadan vazgeçerek müspet zararı (bedelin güncellenmesini) talep ettiğini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, bir an için müvekkili şirketin temerrüdünün varlığı durumunda dahi davacının, sözleşmeden döndüğü takdirde sadece menfi zararını talep edebileceğini, dolayısıyla ödediğini belirttiği bedelin güncellenerek iadesi talebinin müvekkili şirket tarafından kabulünün mümkün olmadığını, Davacının da belirttiği üzere, taşınmazların bir kısmının kredilenmiş tutar olarak ödemesinin kararlaştırıldığını, ödendiği belirtilen kredilenmiş tutarın müvekkili şirketten iadesinin mümkün olmadığını,

Davacı tarafın tescili talep hakkı henüz doğmadığından, huzurdaki davanın reddine, Davacının tazminat talebinin reddine, Davacının terditli olarak talep etmiş olduğu bedelinin iadesi talebinin reddine karar verilmesi talep edilmiştir.Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesini özetle: davalı tarafın süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığını, taraflar arasında akdedilen 13.04.2019 tarihli Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Sözleşmesi kapsamında müvekkilin sözleşmede kararlaştırılan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak davalı tarafa sözleşme kapsamında borçlarını ödemiş olmasına karşın davalı şirket sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmediğini tapu devirlerini bugüne kadar ihlal ederek yapmadığını, Ticari hayatın olağan akışı uyarınca dini ve resmi bayramların, gece çalışmasının yapılacağının düşünülmüş olduğunun ancak idari makamlarla yaşanan sorunlardan kaynaklı yapılamamasının müvekkil şirketi bağlayıcı ve işbu iş programına aykırı öngörülemez hiçbiri yanı bulunmadığını söz konusu hususların mücbir sebep sayılmadığını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle: Davacı vekilinin usule ilişkin itirazı yerinde olmadığını süresi içinde cevap dilekçesi sunduklarını ek sürenin adli tatile denk gelmesi sebebiyle adli tatil bitiminde cevap dilekçemizi sunduğunu, davacı tarafın, henüz vadesi gelmemiş bir edimin ifasını talep etme hakkı olmadığını cevap dilekçesini tekrarla davanın reddini talep etmiştir.

Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; tarafların ana başlıklarıyla "Taraflar arasında 13/04/2015 tarihinde satış vaadi sözleşmesi yapılarak davacıya ofis niteliğindeki bağımsız bölümlerin satıldığı, satış bedeli olan 4.271.410,00 TL bedelin davalı tarafa banka havalesi ile 1.000.000,00 TL sinin 13.04.2015 tarihinde, 3.271.410,00 TL sinin de 24.04.2015 tarihinde olmak üzere ödendiği, taşınmazların tapu devirlerinin henüz yapılmadığı sabit olmakla dava konusu taşınmazların davalı adına tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına kayıt ve tescili ile sözleşme hükmüne aykırılık oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise davacının davalıdan cezai şart talep edip edemeyeceği" hususlarında uyuşmazlığa düştükleri anlaşılmakla Dava devam ederken anlaşma sağladıklarını beyan etmiş olup, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM; Gerekçesi açıklandığı üzere;

1.Dava devam ederken dava konusuz kalmakla ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

2.Başlangıçta peşin alınan 853,88 TL harç ile tamamlama harcı 72.092,00 TL harç toplamı 72.945,88‬ TL harçtan alınması gereken 427,60 TL 'nin mahsubu ile fazladan alınan 72.518,28‬ TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,

3.Davacı tarafça yatırılan teminatın karar kesinleştiğinde talep halinde iadesine,

4.Taraflarca yargılama gideri ve vekalet ücreti talep edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5.Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Ceza Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.