Aramaya Dön

9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/745
Karar No
K. 2024/277
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/745
KARAR NO: 2024/277
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/10/2023
KARAR TARİHİ: 14/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA:

Davacı Vekili 25.10.2023 Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin şirket adresi kısmında yer alan adreste, işyeri ruhsatı ve tüm yasal çalışma belgelerine sahip, reklam ve matbaacılık faaliyetinde bulunan bir işyeri olduğunu, 12.09.2015 tarihinde yağan yağmur ve akabinde -----taşması sonucunda, şirketin giriş katı kısmen, bodrum katı 2,5 metre, bahçe deposu 2,5 metre su altında kaldığını. ---- derenin ıslah çalışmaları sırasında muhatap meteorolojinin daha sonra önceden şiddetli yağmur uyarısı yapmış olmasına rağmen, derenin denize dökülen kısmını kapamış olması sebebiyle yağan yağmur kanalları ve dereyi taşırmış tespite konu zarar meydana geldiğini, yağmurun yağdığı tarihte dere ağzı açık olsa idi, taşkın su denize döküleceğinden taşma yaşanmayacağını meydana gelen zararın sebebi derenin ıslah sebebiyle kapalı olması ve bu sebeple yukarıdan gelen suyun dereye boşalamaması sebebi ile birikip göl olup, çevredeki ev ve işyerlerine boşaldığını, bu durum karşısında ----Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak tespit yaptırıldığını, ----- Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 05.10.2015 tarih, ------Esas ve ----- Karar Sayılı dosyasından verilen Bilirkişi Raporunda tespit yapıldığını, haklılıklarının ispatlandığını beyan ederek, 72.000-TL + KDV maddi zarar ile 5.000-TL kazanç kaybı zararının olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı Vekili 19.11.2023 Tarihli Cevap Dilekçesinde Özetle; Davalı ile yapılan ihalenin yapım işleri genel şartnamesi'ne göre meydana gelebilecek kaza ve zararlardan sorumluluk yükleniciye aittir. bu nedenle müvekkil idarenin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını------ 06.01.2011 tarihli ve ----- sayılı kararı doğrultusunda ihalesi yapılan 49.958.607,504 TL KDV teklif bedelli------dere ------ İnşaatı Adi Ortaklığına ihale edilmiş olup çalışmaların tamamlandığını, meydana gelen zararın dere ıslahı çalışmaları nedeniyle meydana geldiğinin tespiti halinde yapım işleri genel şartnamesi gereği müvekkili idareye atfedilmesi mümkün olmayıp hasar ve zararlardan sorumluluk şirkete ait olacağını, davacının su baskınına uğradığını iddia ettiği iş yerinin yerleşmeye uygun olup olmadığının, bu bağlamda davacının evinin dere yatağında olup olmaması ile evin imar planına ve varsa iskan ruhsatına uygun olup olmadığının mahkemece araştırılması gerektiğini, davacının iş yerinin mevzuata aykırılık taşıdığı anlaşılır ise bu durumda davacının mütefarik kusurununda dikkate alınarak davanın reddi gerekeceğini beyan ederek süresinde açılmayan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, davanın husumet yokluğun nedeniyle reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, dere yatağının taşması sonucu meydana gelen su baskını nedeniyle davacının iş yerinde meydana gelen zararın giderilmesi istemine ilişkindir.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Yargı Yolu” başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrası “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmünü, son fıkrası ise “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” düzenlemesini içermektedir. İdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru; idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır. Hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerini hukuka uygun biçimde yürütmek zorunda olan idarenin, hukuka aykırı eylem yapması veya işlem tesis etmesi, kural olarak hizmet kusurudur. Anayasa'nın 125. maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu düzenlenmiştir ve idare kendi eylem ve işlemlerinden bir zarar meydana gelmişse bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan idareler, hizmet sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararlar, niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca idari yargı mahkemelerinde tam yargı davası açılması gerekmektedir. (HGK.04/11/2015 gün ---- esas ve -----karar) İdari yargıda tam yargı davası kapsamına giren tazminat davaları, idari faaliyetlerin hukuka uygunluk denetimi sonucu, ilgililerin sübjektif hukuki durumlarında ortaya çıkan hak ihlallerinin giderilmesini amaçlayan, idarenin hukuk kuralları içinde kalmasını sağlayan etkin bir denetim ve yaptırım aracıdır.Yargıtay -----. Hukuk Dairesi' nin 13/02/2014 tarih, ----Esas, ----- Karar sayılı ilamında; ''Dava konusu olayda, davalılardan ----- Belediyesi'nin metro çalışmalarını kusurlu yürütmesi nedeni ile sorumlu olduğu ileri sürülmüştür. Metro yapımı, belediyelerin üstlenmiş olduğu idari bir görevdir. Davacı, davalı belediyenin yaptırdığı tünel çalışması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek belediyenin hizmet kusuru niteliğindeki eylemine dayandığına göre bu tür isteklerin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince idari yargı yerinde tam yargı davası olarak ileri sürülmesi gerekir. Mahkemece, açıklanan olgular ve yasal düzenlemeler gözetilerek; davalılardan ----- Belediyesi yönünden, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması doğru görülmemiş ve bu yön bozmayı gerektirmiştir. " denilmiştir.Somut olay bakımından davanın davalı belediyenin hizmet kusuruna dayalı olarak tam yargı davası şeklinde idari yargıda görülmesi gerektiği anlaşılmakla -----Belediye Başkanlığı'na yönelik davanın HMK'nın 114/1-b.2 ve 115/2 maddeleri gereğince yargı yolu bakımından usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur (Emsal kararlar için bkz. ----- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ -----. H.D. -----Esas -----Karar; ----- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ------. H.D. -----Esas ----- Karar sayılı ilamları).

HÜKÜM

1.Davalı ----- Belediye Başkanlığı'na yönelik davanın HMK'nın 114/1-b.2 ve 115/2 maddeleri gereğince yargı yolu bakımından USULDEN REDDİNE,

2.Harçlar kanununa göre alınması gerekli alınması gerekli 427,60 TL'nin davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.314,97 TL harçtan mahsubu ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, artan 887,37‬ TL'nin karar kesinleştikten sonra ve talep halinde davacıya iadesine,

3.AAÜT uyarınca davalı lehine takdir olunan 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA ÖDENMESİNE,

4.Dosyada sarf edilen yargılama giderlerinin davacının üzerine bırakılmasına,

5.Dosyada artan avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ----- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Borçlar Hukuku 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Yargı Yolu” başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrası “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmünü, son fıkrası ise “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” düzenlemesini içermektedir. İdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru; idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır. Hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerini hukuka uygun biçimde yürütmek zorunda olan idarenin, hukuka aykırı eylem yapması veya işlem tesis etmesi, kural olarak hizmet kusurudur. Anayasa'nın 125. maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu düzenlenmiştir ve idare kendi eylem ve işlemlerinden bir zarar meydana gelmişse bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan idareler, hizmet sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararlar, niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu İİK md.36 HMK md.114/1 K2577 md.115/2 K2709 md.125
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.