Aramaya Dön

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/936
Karar No
K. 2024/153
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

İSTANBUL

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/936 Esas
KARAR NO: 2024/153
DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 28/12/2022
KARAR TARİHİ: 12/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:
Dava dilekçesi özetle şöyledir:

"müvekkil şirket tarafından, davalı şirket adına ...

11.icra müdürlüğü'nün ... e. sayılı dosyasına sehven gerçekleştirilen 85.000-tl ödeme ile davalının sebepsiz zenginleştiği sabit olup işbu ödemenin iade edilmeyen kısmı olan 74.457,79-tl'nin müvekkil şirket'e iade edilmesi gerekmektedir. öte yandan; dosyaya, 18.01.2021 ile 04.03.2021 tarihlerinde sunulan haciz ihbarnamesine beyan dilekçelerinde her ne kadar müvekkil şirket nezdinde yapılan incelemeler neticesinde haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle dosya borçlularının, müvekkil şirket nezdinde herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığı defalarca beyan edilmiş ise de; müvekkil şirket nezdindeki kayıtlarda meydana gelen sistemsel maddi hata sebebiyle, müvekkil şirket tarafından 14.07.2021 tarihinde söz konusu icra dosyasına sehven 85.000,00-tl ödeme gerçekleştirilmiştir. akabinde, icra müdürlüğü tarafından yapılan hesaplamalar doğrultusunda fazla yatırılan tutar müvekkil şirket'e iade edilmiş ve nihayetinde, müvekkil şirket ilgili dosyaya, herhangi bir borcu olmamasına rağmen sehven 74.457,79-tl ödeme gerçekleştirmiştir.şirket tarafından yapılan işbu ödemenin, sehven gerçekleştirildiği ve dosya borçlusunun müvekkil şirket nezdinde herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığı, ekte sayın mahkeme'ye sunulmuş olan müvekkil şirket cari hesap ekstrelerinin incelenmesi ile de sübuta erecektir. nitekim, ticari defterlerin incelenmesi ile de dava konusu olay aydınlatılacaktır. kaldı ki, haciz ihbarnamesine konu borç 55.731,58-tl iken müvekkil şirketçe dosyaya yapılan sehven ödeme 85.000,00-tl’dir. müvekkil şirket’in 55.731,58-tl’lik borca 85.000,00-tl’lik ödeme yapması hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, ödemenin sehven yapıldığını da kanıtlamaktadır. bu kapsamda, dava konusunun, müvekkil şirket kayıtları ile açıklığa kavuşacak olduğu izahtan vareste olup müvekkil şirket tarafından daha öncesinde işbu icra dosyasına defalarca dosya borçlusunun müvekkil şirket nezdinde herhangi bir borç ve alacağının olmadığı bildirilmesine ve yapılan ödemenin sehven olduğu belirtilmiş olduğunu yeniden belirterek; ödemenin iadesinin sağlanması adına, gerekli incelemelerin sağlanmasını" talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Cevap dilekçesi özetle şöyledir; "Öncelikle davacı taraf dava dilekçesinde belirttikleri gibi söz konusu haciz ihbarnamelerine itiraz etmelerine rağmen ödeme yapmışlardır. Dolayısı ile davacı tarafın hatasından müvekkil şirketi sorumlu tutmak hakkaniyete açıkça aykırı bir durum oluşmasına sebebiyet verecektir.Bunun yanısıra müvekkil şirketin davacı taraf ve davacı taraf ile organik bağı bulunan ... A.Ş. İle süregelen ticari ilişkileri mevcuttur. Yine müvekkil şirketin delillerimizde sunduğumuz defter kayıtlarına göre davacı taraf ile organik bağ bulunan ...A.Ş.'nden alacağı mevcuttur. Yukarıda bahsettiğimiz üzere kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın haklı olabileceğini farzetsek dahi takas mahsup ile ... A.Ş.'ne davanın ihbar edilmesini..." talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Mahkememizde görülmekte olan işbu dava sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak isteminden ibarettir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77. maddesinde; "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 78. maddesinde; "Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri saklıdır." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 79. Maddesinde; "Sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür. Zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür." şeklinde düzenleme yapılmıştır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin 2020/1758 E 2023/1012 K sayılı ilamında özetle; "6098 sayılı TBK’nın 78/1. maddesinde, borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimsenin, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebileceği hüküm altına alınmıştır.

Dava dilekçesinde, davalının başvurusu üzerine hasar dosyası açıldığı ve eksper raporunda davalının %8 malul olduğunun tespit edilmesi üzerine 10.000 TL ödeme yapılması gerekirken davacı tarafından sehven 18.000 TL ödeme yapıldığının ileri sürülmesi, böylece davacının herhangi bir zorlayıcı neden bulunmaksızın, zarar gören davalıya kendi isteği ile hasar tazminatını ödediğinin anlaşılmış olması karşısında; borçlanmadığı edimi kendi rızasıyla yerine getiren davacının, bunu kendisini borçlu sanarak ödediğini kanıtlayamadığından, kendi isteği ile ödediği paranın istirdadına ilişkin davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır." şeklinde karar verilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2021/1006 E 2024/128 K sayılı ilamında özetle; "İİK'nın 72/7. madde hükmüne göre, borçlu, gerçekte borçlu olmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması halinde bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde istirdat davası açabilecektir.

TBK’nın 78/1 maddesi ise, "Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir" şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; borç olmayan şeyin ödenmesi hâlinde, sebepsiz zenginleşmeye dayanılarak talepte bulunabilmesi için; borcun ifası amacıyla ödeme yapılması, gerçekte ödenmesi gereken bir borcun bulunmaması, ödemeyi yapan kimsenin yanılmak suretiyle kendisini borçlu sanarak ödemede bulunması gerekir.

Eldeki davada, davacı-birleşen davada davacı bayi tarafından ...

18.İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyada yapılan 663.050-TL ödeme ile ...esas sayılı dosyada yapılan 146.040-TL ödeme, ödeme emrine itiraz süresi içerisinde yapılmış olduğundan, bu ödemelerin haciz tehdidi altında yapıldığının kabulü mümkün değildir. Bu durumda ödemeyi yapan davacı bayi, TBK'nın 78. maddesi uyarınca gerçekte ödenmesi gereken bir borcun bulunmadığını ve ödemeyi yanılmak suretiyle kendisini borçlu sanarak yaptığını kanıtlamak zorunda olup, asıl davada bu hususta herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Bu durumda asıl davada davacının ...

18.İcra Dairesinin ... esas sayılı ve ...esas sayılı dosyada yapmış olduğu ödemelerin istirdadını talep hakkı bulunmamaktadır. ...

18.İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında yapılan 1.341,176-TL tutarlı ödeme ise takibin kesinleşmesinden sonra haciz tehdidi altında yapılmış olduğundan, kural olarak davacının bu ödemenin istirdadını talep hakkı bulunmaktadır. Burada ispat yükü, borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kaldığını iddia eden davacı borçlu üzerindedir." şeklinde karar verilmiştir. 10/08/2023 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir; "Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile davacı şirket tarafından sunulan defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde tespit edilen hususlar topluca Değerlendirildiğinde; Davacının ticari defter kayıtlarına göre davalı şirketten 2021 yılı sonu itibariyle 161.716,57 TL cari hesap alacağının bulunduğu, davacı tarafından, davalı adına ...

11.İcra Dairesinin ... Esas No'lu dosyasına 74.457,79 TL ödeme yapıldığına ilişkin ticari defterlerinde bir kayda rastlanmadığı, davalı yan tarafından dosyaya ticari defterleri ve kayıtları sunulmadığı, dosyada davalının veya vekilinin iletişim bilgileri olmadığından ve de İnternet arama motorlarından ve ... Barosundan temin edilen davalı vekili ...'ın telefonu da kullanım dışı olduğundan davalıya ait ticari defterlerin incelenemediği, davalı yanın cevap dilekçesinde davacının ödemiş olduğu tutarı kabul ettiği ve doğruladığı, ancak kendisinin de ... A.Ş.'den alacaklı olduğunu, davacının ... A.Ş. ile ilintili olduğunu bu nedenle o alacaktan mahsup ettiğini açıklamış olmasına karşın, Davacı ... A.Ş. ile dava dışı ... A.Ş.'nin farklı tüzel kişilikler olduğu, alacak hakkının devri için alacaklı olan Davacı ...A.Ş.'nin bu devri talep etmesi veya onaylaması gerektiği, dosyanın incelenmesinden davacının bu yönde bir rızasının olmadığı..." rapor edilmiştir. 14/12/2023 tarihli bilirkişi ek raporu özetle şöyledir; "Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile davacı şirket tarafından sunulan defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde tespit edilen hususlar ve ... T1. İcra Dairesinin (Dosya No:...) dosyası topluca değerlendirildiğinde; Davacının ticari defter kayıtlarına göre davalı şirketten 2021 yılı sonu itibariyle 161.716,57 TL cari hesap alacağının bulunduğu, Davacı tarafından, davalı adına ...

11.İcra Dairesinin ... Esas No'lu dosyasına 74.457,79 TL ödeme yapıldığına il bir kayda rastlanmadığı, ancak ...

11.İcra Dairesinin ...No'lu dosyasındaki belgelere göre 74.457,79 TL ödeme yaptığının anlaşıldığı, ticari defterlerinde Davalı yan tarafından dosyaya ticari defterleri ve kayıtları sunulmadığı, dosyada davalının veya vekilinin iletişim bilgileri olmadığından ve de İnternet arama motorlarından ve ... Barosundan temin edilen davalı vekili ...'ın telefonu da kullanım dışı olduğundan davalıya ait ticari defterlerin incelenemediği, Davalı yanın cevap dilekçesinde davacının ödemiş olduğu tutarı kabul ettiği ve doğruladığı, ancak kendisinin de ...A.Ş.'den alacaklı olduğunu, davacının ...A.Ş. ile ilintili olduğunu © nedenle o alacaktan mahsup ettiğini açıklamış olmasına karşın, Davacı ... Maden A.Ş. ile dava dışı ... A.Ş.'nin farklı tüzel kişilikler olduğu, alacak hakkının devri için alacaklı olan Davacı ... A.Ş.'nin bu devri talep etmesi veya onaylaması gerektiği, dosyanın incelenmesinden davacının bu yönde bir rızasının olmadığının anlaşıldığı..." rapor edilmiştir. ...

11.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; ...LTd Şti tarafından ..., ..., ...(..) A.Ş, ...(..) Ltd Şti aleyhine 55.731,58 TL üzerinden icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. 22/12/2020 tarihinde dava dışı alacaklı vekili tarafından davalı ... borçlusu olduğu iddiasıyla davacı şirkete 89/1 ihbarnamesi gönderilmesinin talep edildiği, davacı şirket tarafından 18/01/2021 tarihli dilekçe ile 89/1 ihbarnamesine itiraz edildiği anlaşılmıştır. Akabinde 16/02/2021 tarihinde yine dava dışı alacaklı vekili tarafından davacı şirkete 89/1 ihbarnamesi gönderilmesinin talep edildiği, davacı şirket tarafından 04/03/2021 tarihli dilekçe ile 89/1 ihbarnamesine itiraz edildiği anlaşılmıştır. Devamında ise 14/07/2021 tarihinde davacı şirket tarafından söz konusu icra takip dosyasına 85.000,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.

Toplanan deliller, celp edilen dosyalar ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri ile yerleşik Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi uygulamalarına göre sebepsiz zenginleşmeden dolayı alacak istenebilmesi için bazı kriterler geliştirilmiştir. Öncelikle TBK 77 uyarınca haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından ya da emeğinden zenginleşen kişinin bunu geri vermekle yükümlü olduğu genel hüküm olarak düzenlenmiştir. Akabinde ise TBK 78 uyarınca borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat etmesi hâlinde geri isteyebileceği özel hüküm olarak düzenlenmiştir. Devamında ise TBK 79 uyarınca sebepsiz zenginleşenin, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Yani Kanun koyucu TBK 77 ve 78 hükümlerini ihdas etmek suretiyle; bir borcun varlığından haberdar olmasına rağmen ödeme yapan bir kimse ile hiçbir haklı sebep bulunmaksızın bir başkasının zenginleşmesi olgularını farklı usullere ve farklı neticelere bağlamıştır. Buna göre TBK 77 uyarınca görülecek davalarda sebepsiz olarak zenginleştiği iddia edilen kişinin esasen sebepsiz olarak zenginleşmediğini, haklı bir sebep muvacehesinde zenginleştiğini ispat külfeti altındayken TBK 78 uyarınca görülecek davalarda sebepsiz olarak zenginleştiren kişinin (alacaklı olduğunu iddia eden) borçlanmadığı edimi kendini borçlu sanarak ödediğini ispat etmesi aranacaktır.

Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde;

Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesinde de davacı şirket ile davalı şirket arasında bir ticari ilişkinin sürdürüldüğü anlaşılmıştır. Davalı şirketin borcu nedeniyle dava dışı alacaklı şirket tarafından bir icra takibine girişildiği, söz konusu icra takibinin kesinleşmesinin ardından alacaklı vekili tarafından mahkememiz davacısı şirkete iki ayrı zamanda 89/1 ihbarnamesi tebliğ ettirildiği ve her iki ihbarnameye de süresi içerisinde davacı şirket tarafından itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla TBK 78 uyarınca davacı şirket, davalı şirketin dava dışı alacaklıya karşı bir borcunun olduğundan haberdar olmuş ve hatta bu borç nedeniyle kendisi de 89/1 borçlusu olarak takibe dahil edilmek istenmiş ancak davacı şirket tarafından bu ilişki reddedilmiştir. Bu sebeple dava konusu sehven ödeme yapıldığı iddia edilen paraya ilişkin uyuşmazlığın genel hükümlere göre değil özel düzenleme olan TBK 78 hükümlerine göre görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bilindiği üzere TBK 78 uyarınca kendini borçlu sanarak ödeme yaptığını ispat külfeti davacı üzerinedir. Ancak davacı tarafın gerek dava dilekçesi gerekse aşamalardaki beyan ve iddiaları incelendiğinde davacı taraf kendini borçlu sanarak ödeme yaptığını iddia etmemiş tam aksine borçlu olmadığını bildiği bir parayı sehven ödediğini iddia etmiştir. Kaldı ki, bu durum icra takip dosyasında davacı şirket tarafından yapılan 89/1 ihbarnamelerine itirazlarından da anlaşılmaktadır. Bu sebeple davacı şirket tarafından kendisini borçlu sanarak ödeme yaptığı olgusu ispat edilemediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

Ayrıca TBK 77 hükümlerine göre yargılama yapılıp neticelendirilmesi gerekse bile TBK 79 uyarınca davalı şirketin zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlü olduğu açıktır. Bunun istisnası ise davalı şirketin iyiniyetli olmaksızın söz konusu parayı elden çıkarmış olduğunun ispatlanmasıdır. Somut olayda davacı şirket tarafından yapılan ödeme icra dairesi hesabına yapılmış olup davalı şirketin söz konusu para üzerinde herhangi bir tasarruf hakkı bulunmamaktadır. Geri isteme tarihi olan mahkememiz dava tarihi itibariyle icra dosyasından davacı şirket tarafından ödenen paranın alacaklıya, alacaklı vekilinin talebi doğrultusunda ödendiği anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, icra dosyasına giren paranın tasarrufuna ilişkin davalı şirketin herhangi bir söz hakkı bulunmadığından TBK 79/2'de aranan iyiniyetli olmama şartının gerçekleşmediği ve geri isteme anında da davalı şirketin elinde kalan herhangi bir para bulunmadığından davanın yine reddi gerekmektedir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

1.Davanın REDDİNE,

2.Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL karar harcından, dava açılışında peşin alınan 1.271,56 TL'nin mahsubu ile bakiye 843,96 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek hâlinde davacıya iadesine,

3.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği takdir ve tayin olunan 17.900,00TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,

4.6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

5.Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,

Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 12/03/2024

Katip

(e-imzalıdır)

Hakim

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.