26. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/205 - 2024/444
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/11/2021
NUMARASI : 2020/584 Esas 2021/773 Karar
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 04/04/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 04.09.2018 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki... plakalı araçla davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının ağır şekilde yaralandığını, Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Baş Hekimliğinin 12.04.2019 tarihli raporuna göre davacının %7 oranında malul, üç ay iş göremez ve bir ay süreyle bir bakıcının bakımına muhtaç hale geldiğinin belirlendiğini, davalı sigorta şirketine başvurmalarına rağmen ödeme yapılmaması üzerine tahkim sürecini başlattıkların Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 2019/E.59531 sayılı kararı ile sigortalı araç sürücüsünün %25 kusuruna göre hüküm kurularak bir kısım sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verildiğini ve bu tutarın tahsil edildiğini, Sapanca Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/145 E. sayılı dosyası ile açılan ceza dosyasında Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen kusur raporunda sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu belirlenerek bu kusur oranı üzerinden mahkumiyetine karar verildiğini, ceza dosyasındaki kusur oranına göre ödemenin yetersiz olduğu gerekçesiyle davalı sigorta şirketine yaptıkları başvurunun reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 900 TL sürekli iş göremezlik, 100 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 11.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi sürekli iş göremezlik talebini 207.086,27 TL, bakıcı giderini 2.029,50 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili; davacı tarafça davalı şirket aleyhine işbu dava ile tarafları ve konusu aynı olan Sigorta Tahkim Komisyonunun 04.12.2019 tarih 2019.E.59531, 2019/99280 K. Sayılı dosyası ile Tahkim Komisyonuna başvuru yaptığını, başvurunun kabulü ile 24.169,60 TL'nin 02.05.2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı sigortacıdan tahsiline karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, Ankara 13. İcra Müdürlüğü dosyasına 02.01.2020 tarihinde 24.169,60 TL asıl alacak olmak üzere toplam 33.980,89 TL ödeme yaptıklarını huzurdaki davanın kesin hüküm sebebi ile dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını davacının kalıcı maluliyetinin “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe” göre tespit edilmesi gerektiğini, geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri zararından davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, kaza esnasında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporlarına göre; 04.09.2018 tarihinde, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı... plaka sayılı aracın davacının sürücüsü olduğu ... plakalı araca çarpması neticesinde meydana gelen kazada davacının yaralandığı, davacının bu yaralanması nedeniyle 05.07.2019 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna müracaat ettiği, Sigorta Tahkim Komisyonunun 04.12.2019 tarih ve 2019/59531 E.- 2019/99820 K. sayılı kararıyla dava dışı araç sürücüsünün %25 kusuru ve başvuranın %7 maluliyeti esas alınarak talebin kabulüne, 24.169,60 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 02.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigortacıdan tahsiline karar verildiği ve kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, davacı vekilince Sapanca Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/145 E.-2020/180 K. sayılı dosyasında alınan ATK raporu ile dava dışı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunun tespit edildiği ve bu rapor doğrultusunda mahkumiyet kararı verildiği, kusur durumunun değiştiği ve sigorta şirketince yapılan ödemenin gerçek zararı karşılamadığı iddiası ile eldeki davanın açıldığı, HMK'nın 303. maddesine göre kesin hüküm "1-Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
2.Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder,..." denilerek, tanımlandığı, ilgili düzenleme ile şekli anlamda kesinlik, maddi anlamda kesinliğin ön şartı olarak kabul edilerek, maddenin devamında ise; bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesini, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve son olarak dava konularının aynı olması şeklinde belirlenen üç şarta bağlandığı, kesin hükmün, öncelikle hükmü veren mahkeme de dâhil olmak üzere bütün mahkemeler için bağlayıcı olduğu, bir hüküm maddi anlamda kesinleştikten ve hangi tarafın ne yönde haklı olduğu tespiti yapıldıktan sonra artık tüm mahkemeler, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanılarak, aynı dava konusu hakkında verilmiş bulunan kesin hüküm ile bağlı olduğu, bunun sonucunda; aynı davanın yeniden incelenemeyeceği gibi, aynı konuya ilişkin yeni dava, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlı olduğu, somut olayda; davacının geçirdiği kaza nedeniyle uğradığı kalıcı maluliyetin tazminine yönelik olarak Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulması üzerine, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından 04.12.2019 tarih ve 2019/59531 E.- 2019/99820 K. sayılı karar dava dışı sigortalı araç sürücüsünün %25 kusur oranı esas alınarak yapılan hesaplama uyarınca 24.169,60 TL tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta şirketin tahsiline karar verilmiş olup kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, buna göre davacının sürekli iş göremezlik tazminatı ödemesinin Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından yapılan yargılama kapsamında belirlendiği, bu nedenle Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 2019/59531 E.-2019/99820 K.sayılı ve 04.12.2019 tarihli kararının sürekli iş göremezlik talebi yönünden eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiği kanaati ile davacının sürekli iş göremezlik talebinin kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, davacının bakıcı gideri tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davacının Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurusunda bakıcı gideri talebinin bulunmadığı, davacının kesinleşen Sigorta Tahkim Komisyonu kararında esas alınan ve taraflarca da itiraza uğramayan Zonguldak Bülent Ecevit Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 12.04.2019 tarihli raporu esas alınmak suretiyle hesaplama yapmak üzere aktüer bilirkişi raporu alındığı ve davacının 1 ay bakıcı ihtiyacı süresinin bulunduğu anlaşılmakla 2.029,50 TL bakıcı giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacı vekilince dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine zararların tazmini talebi ile yapılan başvurunun 18.04.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı sigortacının 8 iş günü sonrası 03.05.2019 tarihinde temerrüde düştüğü ve sigortalı aracın hususi olduğu gözetilerek temerrüt tarihi 03.05.2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilerek davanın kısmen kabulüne; davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin kesin hüküm nedeniyle HMK'nın 114/1-i ve 115/2 maddeleri uyarınca, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2.029,50 TL bakıcı giderinin 03.05.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkemenin kabul biçiminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesinde açıkça belirttikleri üzere, davalı sigortalı araç sürücüsünün %25 kusuruna göre Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından bir kısım tazminata hükmedildiğini, davalı sigortalı araç sürücüsünün yargılandığı Sapanca Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/145E.sayılı dosyasında yapılan kusur incelemesi sonucunda %100 oranında kusurlu bulunduğunu, bu yeni maddi vakıaya dayanılarak eldeki davanın açıldığını, hukukumuzda kabul edildiği gibi kesin hüküm bakımından davanın gerçek sebebinin vakıalar olduğunu, hakimin birinci davada yalnız o vakıalara inhisar etmek üzere inceleme yaptığını ve yalnız o vakıalara dayanarak kararını verdiğini, kesin hükmün sadece o vakıalar bakımından mevcut olduğunu, aynı vakıalara dayanarak (aynı taraflar arasında ve aynı konuda) bu defa ikinci bir dava açılırsa, iki davanın dava sebebi aynı olacağından, ikinci davanın kesin hüküm sebebi ile reddedilebileceğini, buna karşılık, aynı taraflar arasında, aynı konuda açılan bu ikinci davanın dayandığı vakıalar, birici davada ileri sürülen vakıalardan farklı ise birinci dava neticesinde alınan hükmün, ikinci davada kesin hüküm teşkil etmeyeceğini ve ikinci davanın mesmu olduğunu, iki dava arasında sebep birliğinin mevcut olmadığını (Bkz.Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, sh.4995 vd.), Yargıtay’ın da çeşitli kararlarında, maddi vakıaların değişmesi halinde ikinci açılan davada kesin hüküm itirazının dinlenemeyeceği görüşünde olduğunu (YHGK 23.06.1990, 1/220-319; YHGK 4.3.1992, 14/61-151; Y.2.HD. 21.03.1974, 874/1666, YHGK., 12.6.1991, 8/176-360; YHGK., 15.11.1989, 9/430-592 vb. bkz.Prof.Dr.Baki Kuru a.g.e, sh 4997 vd.), dosyaya sunulan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun çok yeni tarihli kararının da aynı mahiyette olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.12.2017 gün ve 2017/14-2268E., 2017/2020 sayılı kararında “Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır.Dava sebebi, hukuki sebepten farklı olarak, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır.Öyle ise her iki davanın dayandığı maddi vakıalar aynı ise diğer iki koşulun da bulunması halinde kesin hükmün varlığından söz edilebilir… Ne var ki her iki davanın konusu, arsa payı kat karşılığı olup, arsa payı kat karşılığı sözleşmesine dayalı olarak açılan davalarda inşaatın devamlılık göstermesi ve inşaat seviyesinin sürekli değişebileceği dikkate alındığında önceki tarihli davanın konusu ile sonraki davanın konusunda ayniyet bulunmamakta ve önceki davada verilen hüküm sonraki dava için kesin hüküm oluşturmamaktadır” şeklinde görüş bildirerek maddi vakıalarda değişiklik olması halinde artık kesin hükümden söz edilemeyeceğini açıkça vurguladığını, davada ilk dava sırasında ortada olan maddi vakıanın (kusur durumu) tamamen değiştiğini, davalı şirket sigortalısı araç sürücüsünün tamamen kusurlu bulunduğunu, yeni maddi vakıaya dayanarak ikame edilen davanın yerinde ve mesmu olduğunu, Yerel mahkemenin kesin hüküm sebebi ile davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılarak sürekli kısmi iş göremezlik tazminatı yönünden davanın kabulüne dair karar verilmesi gerektiğini, maddi vakıaların her an değişebileceğini bu davalarda değişen maddi vakıalar sebebi ile kesin hüküm itirazının dinlenmesi ve açılan davaların kesin hüküm sebebi ile reddedilmesinin mümkün olmadığını, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi Başkanlığı’nın 15.03.2021 gün ve 202/829E.2021/2739K.; Yargıtay 17.Hukuk Dairesi Başkanlığı’nın 24.02.2021 gün ve 2020/2150E., 2021/1873K.; 15.02.2021 gün ve 2020/731E., 2021/1355K. sayılı çok yeni tarihli kararlarının incelenmesinden anlaşılacağı üzere; Yargıtay açılan ilk davanın sulh ve davadan feragatle sonuçlanması halinde dahi, ikinci açılan davada kesin hüküm itirazının dinlenmeyeceğine ve kesin hüküm sebebi ile açılan davaların reddedilemeyeceğine karar verdiğini, kaldı ki açılan ilk davada davacının kalıcı maluliyet zararı talep edilmiş, eldeki davada ise sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararlarının talep edildiğini, her iki davanın netice-i talepleri de birbirinden tamamen farklı olup davanın kesin hüküm sebebi ile reddedilmesinin yerinde olmadığını belirterek istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına sürekli kısmi iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK’nun 355 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli işgöremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı araçla davacının sevk ve idaresindeki aracın karıştığı trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını, %7 oranında malul, üç ay iş göremez ve bir ay süreyle bir bakıcı ihtiyacı olduğunu tespit edildiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 2019/E.59531 sayılı kararı ile sigortalı araç sürücüsünün %25 kusuruna göre hüküm kurularak bir kısım sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verildiğini ve bu tutarın tahsil edildiğini, ceza dosyasında sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu belirlenerek bu kusur oranı üzerinden mahkumiyetine karar verildiğini, ceza dosyasındaki kusur oranına göre ödemenin yetersiz olduğunu belirterek bakiye sürekli iş göremezlik, tazminatı ve bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne; davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin kesin hüküm nedeniyle HMK'nın 114/1-i ve 115/2 maddeleri uyarınca, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2.029,50 TL bakıcı giderinin 03.05.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair verilen karara karşı davacı vekili, sürekli işgörmezlik tazminatı yönünden değişen kusur oranına göre Sigorta Tahkim Komisyonu kararının kesin hüküm oluşturmayacağına yönelik istinaf sebebi ileri sürmüştür.
HMK'nın 114. Maddesinin 1 fıkrasının i bendi gereğince aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olmasının dava şartı olduğu; aynı kanunun 115.maddesinin 2 fıkrasında dava şartı noksanlığı (giderilmesi mümkün olmayan) bulunması halinde davanın usulden reddine karar verileceği; aynı kanunun 303/1-2 fıkralarında da bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiği, bir hükmün davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm ifade edeceği düzenlemelerine yer verilmiştir.
Somut olayda davacının 05.07.2019 tarihinde Uyuşmazlık Hakem Heyetine yaptığı başvuru ile 04.09.2018 tarihindeki trafik kazasında davacının yaralanmasına neden olan aracın zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesini düzenleyen ... Sigorta AŞ ‘den fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 5.000 TL sürekli işgöremezlik tazminatı talep ettiği, kusur ve aktüer bilirkişi tarafından sigortalı araç sürücüsünün %25 kusur oranı davacının %7 maluliyet rapora göre 24.169,60 TL sürekli işgöremezlik tazminatı hesaplandığı, davacının talebini 19.09.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 24.169,60 TL’ye yükselttiği,
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 05.07.2019 -2019.E.59531, 04.12.2019 K -2019/99820 sayılı kararı ile başvurunun kabulüne 24.169,60 TL maddi tazminatın 02.05.2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte ... Sigorta AŞ’den tahsili ile başvuruna ödenmesine itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, davacı başvuran tarafından karara itiraz edilmediği, karar gereğince ... Sigorta AŞ tarafından Ankara 13.İcra Müdürlüğünün 2019/16968 sayılı takip dosyası üzerinden 02.01.2020 ve 23.01.2020 tarihinde davacıya fer’ileriyle birlikte 33.980,89 TL ödendiği anlaşılmaktadır.
Davacının dava konusu sürekli işgöremezlik tazminatı talebiyle ilgili olarak eldeki davadan önce Uyuşmazlık Hakem Heyetine yaptığı başvurusunun kabul edilerek sürekli işgöremezlik tazminatına karar verildiği ve kararının kesinleşmesi üzerine icraya konularak tahsilinin sağlandığı, Sigortacılık Kanununun 30. maddesinin 12. fıkrası, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesinin 1. fıkrasının i bendi ve 115. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi gereğince eldeki davada davacının sürekli işgöremezlik tazminatı talebi yönünden daha önceden kesin hükme bağlanmış olması nedeniyle yerel mahkemece davacının sürekli işgöremezlik tazminatı talebinin dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına
3.Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.Davacı tarafından yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5.Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK.nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 28.03.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.