Aramaya Dön

ANTALYA Bölge Adliye Mahkemesi

Esas No
E. 2017/187
Karar No
K. 2018/1213
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İncelenen Kararın

Mahkemesi : Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Tarihi: 09/03/2021

Davanın Türü: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesi) (Antalya 8.İcra ... E.)

Birleşen Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar

Davanın Türü: Alacak (Eser Sözleşmesi)

İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü; I. DAVA

Asıl davada davacı vekili açtığı dava ile, tarafların ... mekanik tesisat işlerinin yapılması için 24/04/2014 tarihinde anlaştıklarını, müvekkilinin sözleşmeye konu işi bitirdiğini, hak edişlerinin bir kısmını almasına rağmen, alamadığı bakiye 117.027,00 TL'nin tahsili için icra takibi başlattığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili açtığı dava ile, ... mekanik tesisat işlerinin yapımını üstlenen davacı şirketin, bu işi 23.04.2014 tarihinde imzalanan sözleşme ile alt yüklenici olarak davalı şirkete verdiğini, davalı şirketin işi tamamlamadığı halde 05.08.2015 tarihli KDV. dahil 283.200,00.-TL. miktarında fatura tanzim ederek davacıya gönderdiğini ve davalının işi bıraktığını, eksik kalan ve ayıplı yapılan işlerin davacı tarafından tamamlandığını, davacı şirketin işlerin düzgün yapılacağı inancı ile davalı şirkete yapılan iş bedelinden fazla 170.000,00.-TL, tutarında ödeme yapıldığını, davalı şirketin sorumlu olduğu işçilik ödemelerine istinaden toplam 243.700,00 TL tutarında işçilerin kendi hesaplarına ödeme yaptığını, davacının yaptığı toplam ödemelere istinaden gönderdiği fatura bedeline göre dahi 413.700,00 - 283.200,00 = 130.500,00 TL tutarında davacının, davalı şirkete ödeme yaptığını iddia ederek, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla davalıya yapılan 130.500,00.-TL. fazla ödemenin, fazla ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Asıl davada davalı vekili cevabında, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre işin süresinin 24/04/2014 tarihinden itibaren 150 gün olmasına göre, 24/09/2014 tarihinde işin müvekkiline teslim edilmesi gerektiğini, toplam iş bedelinin 350.000,00TL + KDV olduğunu, davacının işi süresinde bitiremediğini, geçici veya kesin kabul de yapılmadığını, davacının 05/08/2015 tarihinde faturayı tanzim ettiğini, müvekkilinin otelde yaptığı incelemede işin tamamlanmadığını ve ayıplı olduğunun tespit edildiğini, geri kalan işin davalı tarafından tamamlandığını, davacının çalıştırmış olduğu işçilerin ücretlerinin davalı tarafından ödendiğini, davacıya şu ana kadar avans namında toplam 243.700,00 TL yapıldığını ayrıca davacı şirketin hesabına da 170.000,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemelerin işin bitirileceği inancıyla yapıldığını, eksik ve ayıplı işler davalı tarafından tamamlandıktan sonra 01/04/2016 tarih ve 153.400,00 TL bedelli fatura düzenlenerek davacıya gönderildiğini ve Antalya 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçtiklerini ileri sürerek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Birleşen davada davalı vekili cevabında, taraflar arasında ... mekanik Tesisat İşlerinin yapılması (Havalandırma hariç) için 24.04.2014 tarihinde taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, imzalanan sözleşme gereği işin süresinin 150 gün olduğunu, işbu sözleşme gereği davalı şirketin işi yapmaya başladığını, sözleşmede belirtilen süre içerisinde işi yaparak davacı şirkete teslim ettiğini, davalının yaptığı iş karşılığında hak edişi olan 05.08.2015 tarihli faturayı keserek davacı şirkete gönderdiğini, ancak davacı şirketin faturada yazılı tutarı tam olarak ödemediğini, bakiye alacak ile ilgili Antalya 8. İcra Müdürlüğünde ... E. numaralı icra takibinde bulunulduğunu ve davacı tarafın söz konu icra takibine haksız yere itiraz ettiğini, itiraza karşılık Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde ... E. numaralı itirazın iptali davasının açıldığını, iş bu davanın bekletici mesele yapılması ile birlikte iş bu dava ile birlikte derdestlik itirazlarının olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Dairemizin ortadan kaldırma kararından sonra yeniden yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesi, davanın esasının 24/04/2014 tarihli, ... mekanik tesisat işlerinin yapılması (havalandırma hariç) konusunda taraflar arasında akdedilmiş taşeronluk sözleşmesine dayandığı, asıl davada davacı alt yüklenici, davalı işveren konumundaki asıl yüklenicinin, eserin yapılıp teslim edilmesine rağmen bakiye bedeli ödemediğini iddia ederken, birleşen davada davacı işveren konumundaki asıl yüklenici davalı alt yüklenicinin işi eksik bıraktığını, ayıplı yaptığını, davalının ödemesi gereken işçilik ücretlerinin de kendileri tarafından ödendiğini, tüm bunlar nedeni ile davalıya yapılan ödemelerin gerçek borcun üzerinde olduğunu iddia ettiği, bu nedenle önce asıl dosya bakımından varlığı ihtilafsız ve taraflarca feshedilmediğinden halen ayakta olan sözleşme hükümleri ile TBK'nın eser sözleşmelerine ilişkin hükümleri ve eser sözleşmesine ilişkin yerleşik karineler uyarınca sözleşme nedeni ile tarafların hak ve borçları değerlendirilerek davacı yüklenicinin bakiye alacağı olup olmadığı, sonrasında ise bakiye alacak yok ise, birleşen dosya bakımından davacı işverenin fazla ödemesinin olup olmadığının değerlendirilmesine geçileceği, eser sözleşmelerinde, iş sahibinin borcunun iş bedelini ödemek (TBK'nın 479/1.md.), yüklenicinin borcunun ise eseri iş sahibinin amacına uygun, haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek (TBK'nın 471/1) olduğu, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükünün yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükünün ise iş sahibinde olduğu, bir başka deyişle yüklenicinin yaptığı işin tutarını, iş sahibinin de iş bedelini ödediğini kanıtlamak zorunda olduğu, davacı tarafın işi tamamlayıp teslim ettiğini, bir kısım ödeme yapıldığını, ancak kesilen fatura bedelinin davaya konu olan kısmının ödenmediğini iddia ettiği, davalının ise sözleşme ve faturanın varlığını kabul etmekle birlikte davacının işleri eksik bıraktığını, süresinde yapmadığını ve ayıplı yaptığını, eksik ve ayıplı işlerin kendilerince tamamlandığını iddia ettiği, sözleşmede işin bedelinin götürü usulle belirlenmiş olduğu ve davacı tarafından tanzim edilen faturanın davalıya ulaştığı, faturanın içeriğine sekiz gün içinde itiraz ya da iade edilmediğinin anlaşıldığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, bir faturayı alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahip olduğu, aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağı, (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 Sayılı TTK'nın m. 21/2.) bu hükmün, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirdiği, bu karinenin, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koyduğu, sekiz günlük sürenin, hak düşürücü süre veya zaman aşımı süresi olmadığı, sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşıdığı, sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfetinin faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfetinin faturayı alan tarafa ait olacağı, faturayı alanın her türlü delille bu külfeti yerine getirebileceği, bu yasal düzenleme ve içtihat karşısında da faturayı aldığını kabul eden davalının sekiz gün içinde itiraz ya da iade etmediği sabit olduğundan fatura muhteviyatı hizmeti almadığını ispat külfetini üzerine almış olduğu, bunun yanında Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, eser sözleşmesi fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça, sözleşme imzalandıktan sonra, sözleşme kapsamında yapılan işlerin yüklenici tarafından yapıldığının karine olarak kabul edileceği, ancak bu karinenin aksinin savunulup ispat edilebileceği, bu açıklamalar doğrultusunda; öncelikle davalının eksik iş savunmasının irdelendiği, sözleşme konusu işin tamamlandığı ihtilaf konusu olmadığından yerinde bilirkişi marifetiyle yapılan incelemelerin bu iddia bakımından değerlendirilemeyeceği, tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğinin anlaşıldığı, davalı işveren işlerin eksik bırakıldığını ileri sürmüş ise de, işin hangi tarihte bırakıldığı açıklanmadığı gibi, bırakıldığı zamanda herhangi bir tespit yaptırıldığı ya da ihtar gönderildiği de iddia edilmediği, eksik işlere ilişkin bir rapor ya da tutanak ibraz edilmediği, davacı yüklenici tarafından düzenlenen fatura da kabul edilmiş olup, bu faturanın tanzim tarihinden yaklaşık sekiz ay sonra davalı tarafça düzenlenen eksik iş faturası davalının iddiasını ispata yeterli olmadığından karine olarak, sözleşme konusu işin davacı tarafından yapıldığının kabulü gerektiği, (aynı yönde bknz. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2017/187 esas, 2018/1213 karar) davalı taraf karinenin aksini ispat edememiş olmakla beraber düzenlenen faturanın miktarının sözleşmede kararlaştırılan bedelin yaklaşık %70'ine isabet ediyor olması ve tanık beyanlarıyla yerinde inceleme sonucu alınan bilirkişi raporlarına göre de işin %70'inin davacı tarafından yapıldığının tespit edilmesi karşısında dürüstlük kuralları gereğince de faturaya itibar edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, işin süresinde yapılmadığı iddiası yönünden yapılan incelemede, sözleşmede işin süresinin 150 gün olarak belirtildiği, davacı da sözleşmenin süresinde bitirilmediğini kabul etmekle birlikte bu gecikmenin kendisinden değil işveren davalıdan kaynaklandığını ileri sürdüğü, bu bakımdan sözleme süresinin uzadığı anlaşılsa da sözleşmenin davalı iş veren tarafından fesh edilmediği, yukarıdaki belirtilen şekilde davacının işten hangi tarihte el çektiğine ilişkin açıklama yapılmadığı, sözleşmede gecikmeye ilişkin bir yaptırım öngörülmediği ve eldeki dava konusu da olmadığı anlaşılmakla davanın esasına etkili bir sonuç doğurmadığı kanaatine varıldığı, davalının diğer bir iddiasının ise işin ayıplı yapıldığı iddiası olup, buna ilişkin bir delil sunulmadığı, tanık beyanlarında da işin ayıplı yapıldığı ya da yükleniciye bu ayıbın ihbar edildiği ile ilgili bir beyana rastlanmadığı, ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumluluğunu düzenleyen TBK'nın 474. maddesi uyarınca açık ayıplar yönünden iş sahibi imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde, gizli ayıplar yönünden ise, 477/son maddesi uyarınca da, ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunluluğunun bulunduğu, ayıbın bildirilmemesi halinde eserin kabul edilmiş sayılacağı, ayıp ihbarı yapılması vakıasından lehine sonuç çıkaracak olan iş sahibi olduğundan ayıp ihbarı yapıldığını HMK 190 ve TMK 6. madde gereğince iş sahibinin ispatlaması gerektiği, bu düzenlemeler karşısında davalının ayıba ilişkin iddialarına da itibar edilmediği, bu noktada davalı işverenin yapılan işi ve faturayı kabul ettiği, bu nedenle fatura bedelini davacıya karşı ödemekle yükümlü olduğu, davalı işverenin varlığı ihtilafsız nakit ödemeleri mahsup edildiğinde davacının icra takibine konu ettiği fatura bedelinden bakiye 117.026 TL alacaklı olduğu, ancak bu bakiye alacak bedelinden, sözleşmede belirlenen işin yapılması için işçilere ödenen ücretlerin mahsup edilip edilmeyeceği ve mahsup edilecek ise ne oranda mahsup edileceği hususunun incelenmesi gerektiği, davalının cevap dilekçesinde işçilerin ücretlerini ödediğine ilişkin bir savunma ileri sürmemekle birlikte ön inceleme duruşmasından sonraki bir kısım beyanlarında davacının çalıştırdığı işçilerin ücretlerini de kendilerinin ödediklerini bu nedenle borçlu değil alacaklı olduklarını ileri sürdüğü, davalı işverenin işçilik ücretleri ile ilgili bu beyanlarının mahsup kapsamına değerlendirilmesi gerektiğinden her aşamada ileri sürülebileceğinin değerlendirildiği, çünkü Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin ... esas ve ... Karar sayılı ilamında da mahsupta, birbirinden ayrı ve bağımsız iki alacağın mevcut olmayıp, alacak miktarından belli olgular dolayısıyla indirme talebi bulunduğu, alacaktan indirilecek olan meblağın bir karşı alacak olmadığı, mahsupun, alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlem olduğunun belirtildiği, mahsubun bir inşai hak ya da def'i olmayıp, bir itiraz olduğu (YHGK'nın 24.05.1950 gün ve 74 E., 31 K. sayılı ilamı bu yöndedir), davalının bahsi geçen talebi hukuk tekniği açısından "takas defi" değil "mahsup itirazı" olarak değerlendirildiğinden, iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmadığı kanaatine varıldığı, davaya konu olan sözleşmenin incelenmesinde sözleşmenin konusunun ... "mekanik tesisat işlerinin yapılması (havalandırma hariç)" işi olduğu, sözleşme maddelerine göre işin bir kısım tesisat işleri ve montaj işçiliklerine ilişkin olduğunun anlaşıldığı, sözleşmede işçilerin SGK primlerinin, yemek ve yatacak yer ihtiyaçlarının davalı işveren tarafından karşılanacağı, yapılan işçiliklerin davacı yüklenicinin 2 yıl garantisi altında olacağı ve davacı yüklenicinin iş yerinde yeteri kadar kalifiye eleman bulunduracağı hususlarının düzenlendiği, davacı yüklenici işçilerin ücretlerini ödediğini iddia etmemekle birlikte bu işçilik ücretlerinden davalı işverenin sorumlu olduğunu iddia ettiği, SGK primlerini kim öderse ücretleri de onun ödeyeceğini savunduğu, ancak sözleşme bir bütün olarak ele alındığında işverenin hangi kalemlerden sorumlu olacağı hususunun açıkça belirtilmiş olduğu, yüklenilen işin de işçilik hizmetlerine ilişkin eser sözleşmesi niteliğinde olması karşısında davacının bu beyanlarına itibar edilmediği, davacının yükümlendiği işi yapmak için işçiye ihtiyaç duyması, SGK kayıtlarına göre yüklenici için ayrı bir işyeri sicil dosyası açılmaması, tarafların da yüklenicinin ayrı bir sicil dosyası olmadığının kabullerinde olması, bir kısım tanıkların davacı yüklenici adına çalıştıklarını, ancak SGK kayıtlarının davalı üzerinden olduğunu, ödemelerini davalı işverenden aldıklarını beyan etmeleri, davacı yüklenicinin işçilerin ücretlerini ödediğine dair iddiasının olmaması karşısında davalı işverenin davacının ödemesi gereken işçilik ücretlerini ödediğinin anlaşıldığı, ancak davacı yüklenicinin hangi tarihte işten el çektiği, kaç işçi çalıştırdığı hususlarına ilişkin kesin bir ispat vesikası ileri sürülmediği, davalı işverenin birleşen dosyaya sunduğu listede yanında "T" harfi yazanların yüklenicinin işçileri olduğunu ileri sürdüğü ve buna göre birleşen dosyada fatura tarihi ve işverenin ileri sürdüğü tarihler itibari ile kök ve ek raporlar düzenlendiği, lakin bu liste incelendiğinde sözleşme tarihinden ve davacı yüklenici iş başı yaptığı tarihten önceki döneme ilişkin kayıtların da olduğu ve bilirkişi raporlarında işçilik ücretleri ile SGK primleri gibi diğer işçilik giderlerinin de hesaba yansıtıldığının anlaşıldığı, bilirkişi raporu ile davacı yüklenici adına çalışan işçilere ödenen ücrete ilişkin hüküm kurulamayacağının anlaşıldığı, iş sahibi ... hem listede T harfi ile belirtilen işçilerin davacı yüklenici adına çalıştığını beyan etmesine rağmen davacı yüklenicinin işi zamanında yapmadığını, eksik bıraktığını, işi kendilerinin tamamladığını iddia etmeleri karşısında listedeki sürenin de işin başlangıcından sonuna kadar olması ve aynı zamanda iş sahibinin kendi işçilerini de kapsaması nedeniyle bu listeye itibar edilmeyeceğinin anlaşıldığı, iddianın ispatı açısından davalı İşveren ... hem asıl dosyada hem de birleşen dosyada açıkça yemin deliline de dayanmadığının görüldüğü, sonuçta davacının sözleşme kapsamındaki işleri yapabilmek için işçi çalıştırması ve işin işçilik hizmetleri ile yerine getirilebilecek nitelikte eser sözleşmesi olması, davacı yüklenicinin işçi ücretlerinin davalı tarafından ödendiğini zımnen kabul etmesi, işçilerin de davacı yüklenici adına çalışmalarına rağmen ücretlerinin davalı iş sahibi tarafından ödendiğini beyan etmeleri karşısında ne kadar bir işçilik ücretinin davacı tarafından ödenmesi gerekirken davalı tarafça ödendiğinin tespitinin gerektiği, bu durumda mahkemece davacı ve davalı yetkilerinin alınan isticvab beyanları ve halen ayakta olan varlığı ihtilafsız sözleşme hükümleri, SGK kayıtları ve ödeme belgelerinden yola çıkılarak değerlendirme yapıldığı, sözleşme kapsamındaki işlerin davacı yüklenici tarafından yapıldığı karinesi ve sözleşmenin feshedilmediği gibi, iş bitimine ilişkin bir bilgi ve belge ibraz edilmemesi gerçeği karşısında sözleşmede işin süresinin 150 gün olarak belirtilmesi, işin süresinde tamamlanmadığına dair ihbar, tespit veya tutanak olmadığı gibi ek süre verildiğine dair de bir delil olmaması, isticvab beyanlarına göre bu işin bu sürede yapılabilmesi için davacı yüklenicinin günlük ortalama 15 ila 20 arası işçi çalıştırması gerektiğinin iki tarafın kabulünde olması karşısında (15+20)/2=17,5'dan 18 işçi ile bu işin yapılabileceğinin değerlendirildiği, bu sayının dosyaya sunulan SGK kayıtları ve işçi listeleriyle de uyumlu olduğu, bu kayıtlara göre işçilere aylık asgari ücret ödenmiş olması, asgari ücretin davacının işe başladığı 24 Nisan 2014 tarihinde günlük 28,2-TL olup 1 Temmuz 2014 tarihinden itibaren 29,7-TL olması hususları bir arada gözetildiğinde, davacının 24 Nisan 2014 tarihinden itibaren 150 günlük sürede ( (68x18x28,2) + (82x18x29,7) ) = 34.516,8+43.837,2= 78.354-TL işçilik ücreti ödemesi gerekirken ödemediğinin, işçi ücretlerini davalı iş sahibinin ödediğinin sabit olduğunun değerlendirildiği, sözleşmede işin bedelinin götürü olarak 380.000-TL olarak kararlaştırılmasına rağmen davacı yüklenicinin 283.200,00-TL bedelli faturayı kestiği ve faturanın davalı tarafça süresinde iade edilmediği gibi itiraz da edilmediği, bu şekilde davacı yüklenici tarafından iş bedelinin 283.200 TL olarak kabul edildiği, defter incelemelerinden de anlaşılacağı üzere davalı tarafça davacıya nakit ve çek olarak toplam 166.174,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerin mahsubu ile davacının fatura bedelinden takibe konu edilen 117.026 TL alacağı kaldığı, bu alacaktan da davacının ödemesi gerekirken davalı iş sahibinin ödediği 78.354,00 TL işçi ücretlerinin mahsup edilmesi ile davacının davalıdan (117,026-78.354=) 38.672,00 TL talep edebileceği, takibi bu miktar üzerinden devam etmesi gerektiği kanaatine varıldığı, takipten önce bakiye para borcunun ödenmesi yönünde davacı yüklenici davalı iş sahibini usulüne uygun şekilde temerrüde düşürmediğinden işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığının değerlendirildiği, yine alacağın miktarı yargılamayı gerektirdiğinden likit olarak kabul edilmediği ve davacının icra inkar tazminatı talebinin yerinde olmadığının değerlendirildiği, davacı takibinde kötü niyetli görülmediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin yerinde olmadığının anlaşıldığı, birleşen dava yönünden de iş sahibi olarak dava açan davacının, davalı yüklenici adına yüklenicinin ödemesi gereken işçi ücretlerini ödediği ve yüklenicinin alacağından mahsup edilmesi gerektiği kabul edilmesine rağmen yargılamaya konu eser sözleşmesinden dolayı düzenlenen fatura bedelinin ve yapıldığı kabul edilen iş bedelinin üzerinde bir ödeme yaptığının ispat edilememesi, halen ayakla olan sözleşme gereğince davalıya yukarıda açıklanan şekilde asıl davada borçlu olduğunun tespit edilmesi karşısında fazla ödemesinin olmadığının değerlendirildiği gerekçesiyle mahkemenin ... Esas sayılı dosyasına konu davanın kısmen kabulü ile, davalı ... Ltd. Şti' nin Antalya 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 38.672,00.-TL asıl alacak üzerinden devamına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, mahkemenin dosyasıyla birleşen Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına konu davanın reddine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl dosyada verilen kararına karşı süresi içinde davacı/ birleşen dosyada davalı ve davalı/ birleşen dosyada davacı vekilince, birleşen dosyada verilen kararına karşı süresi içerisinde davalı/ birleşen dosyada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Nedenleri

Davacı/ birleşen dosyada davalı (yüklenici ... Ltd. Şti) vekili katılma yoluyla, işçi alacaklarının mahkemenin mahsup değerlendirmesine katılmadıkları, işçi ücretleri ile SGK prim ücretlerinin ayrı düşünülmesinin kabul edilemeyeceği, SGK işçi prim ücretleri ile beraber işçi ücretlerinin de iş sahibine ait olduğu, anlaşmanın da bu şekilde olmasına rağmen karşı tarafın haklı çıkma adına eksik, ayıplı iş ve işçi ücretleri gibi savunma yollarına girdiği, işçi ücretlerine itiraz eden iş sahibinin faturaya da itiraz etmesi gerekirken itiraz etmediği, iş sahibinin kötü niyetli olduğu, davacının ana para alacağının 117.026,00 TL olduğu gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir.

Davalı/ birleşen dosyada davacı (iş sahibi ... Ltd. Şti) vekili, her iki davanın dayanağı sözleşme ve iş aynı olmasına rağmen, talep edilen alacakların farklı olduğu, işçilik ücretlerinin yükleniciye ait bulunmasına rağmen kendileri tarafından ödendiği, birleşen dosyada alınan mali müşavir bilirkişi ... raporunda, yapılan tespitin önemli olduğu, raporun 15. Sayfasında ortaya konulan her iki tablonun ikisinde de yüklenici şirketin kestiği 283.200,00 TL faturanın kendilerine alacak olarak yazıldığı, başka bir deyişle yüklenicinin hak ediş bedeli olarak kabul edildiği ve eğer sözleşme gereğince, işçilere yapılan maaş ödemeleri için belirlenen 350.000,00 TL +KDV dahil ise davacı şirketin davalı şirketin nam ve hesabına işçilere ödediği 236.286,57 TL ödeme nedeniyle, 119.260,57 TL fazla ödeme yapıldığı ve dolayısıyla iş sahibinin bu miktar kadar alacaklı olduğu, işçilik ücretleri dahil değil ise de yüklenici şirketin iş sahibinden 117.026,00 TL alacaklı olduğunun değerlendirildiği, mahkemenin asıl davayı reddederek birleşen davayı 119.260,57 TL yönünden kabul etmesi gerektiği, yüklenicinin alacaklı olmadığı, tanık ... ve tanık ... birbirini teyit eden beyanları ile yüklenici ... nin otel inşaatını 2015 yılının Temmuz ayında terk ettiğini açıkça beyan ettikleri, taşeronun işi bitirmediğini, oranın %70 aşamasında kaldığının keşifte tespit edildiği, iş bitiminin SGK ya 23/03/2016 tarihinde verildiği, işin t eslim edilmesi gereken tarihin sözleşmeye göre 24/09/2014 olduğu gibi nedenlerle her iki kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, İcra İflas Kanununun 67. maddesine göre açılmış itirazın iptali davasıdır. Dava bir yıllık hak düşüm süresi içerisinde açılmıştır. Birleşen dava ise, alacak davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık,

TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı/ birleşen dosyada davalı yüklenici (alt yüklenici), davalı/ birleşen dosyada davacı ise iş sahibidir. (Asıl yüklenici)

2.Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı

İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

3.Değerlendirme

3.1.28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 Sayılı Kanunun 38. maddesiyle eklenen 6100 Sayılı HMK'nın 359/3 maddesi "Bölge Adliye Mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir." düzenlemesini içermektedir.

3.2. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin istinaf incelemesine konu kararında, dosyadaki mevcut delillere göre yaptığı değerlendirmeye, takdire ve ortaya koyduğu gerekçeye göre, mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı yapılan istinaf incelemesi sonucu anlaşılmakla, davacı/ birleşen dosyada davalı vekilinin asıl davada verilen karara yönelik, davalı/ birleşen dosyada davacı vekilinin ise hem asıl hem birleşen davada verilen karar yönelik istinaf başvurularının HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR

1.Davacı/ birleşen dosyada davalı vekilinin asıl davada verilen karara yönelik, davalı/ birleşen dosyada davacı vekilinin ise hem asıl hem de birleşen davada verilen karara yönelik tüm istinaf başvurularının AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,

2.Asıl dava yönünden davacıdan alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacı/ birleşen dosyada davalı ... ... Ltd. Şti.nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

3.Asıl dava yönünden davalıdan alınması gerekli 2.641,68 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 659,10 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.982,58 TL harcın davalı/ birleşen dosyada davacı ... ... Ltd. Şti.nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

4.Birleşen dava yönünden alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davalı/ birleşen dosyada davacı ... ... Ltd. Şti.nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

5.Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 19/03/2024 tarihinde HMK'nun 362. maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog