Esas No
E. 2020/2173
Karar No
K. 2024/415
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/2173 Esas

KARAR NO: 2024/415

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 08/07/2020

NUMARASI 2015/322 Esas, 2020/307 Karar

DAVA: ALACAK (Kooperatif Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 28/03/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların, kooperatifin yönetim kurulu başkan ve üyeleri olduğunu, kooperatifin perde duvar güçlendirmesi ve site içi 2. parseldeki tüm merdivenlerin tamiri, su deposu ve fosseptik üzerinin taş kaplaması işlerinin yapımının 12/02/2014 tarihinde yapılan sözleşme ile ... verildiğini, ayrıca 20/06/2014 tarihinde ek sözleşme yapıldığını, buna göre söz konusu işlerin 195.000,00 TL bedell yapılmasının ve karşılığında 65.000,00 TL bedelli 3 ayrı villanın şahıslara tahsis edileceğinin kararlaştırıldığını, daha sonra müvekkilinin, yapılan işlerle ilgili olarak üç ayrı inşaat firmasından teklif aldığını, ... İnşaatın 35.000,00 TL; ... İnşaatın 50.000,00 TL (KDV dahil); ... Tekstil İnşaatın ise 37.900,00 TL teklif verdiğini, kooperatifin 12/04/2014 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında bu tarz büyük çaplı iş ve işlemlerde genel kurulda en az 3 teklif alarak işlerin yapılması gerektiği belirtildiği halde davalıların herhangi bir teklif almadığını, bu şekilde davalıların özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek kooperatifin 140.000,00 TL civarında zarara uğratıldığını, kooperatife ait 400 KWA trafo tesisinin ... devir işlemlerinin yapılması için ise 22/08/2014 tarihinde ... Tic. ve Ltd. Şti. ile 89.950,00 TL+KDV karşılığında sözleşme imzalandığını, yine müvekkilinin, kooperatifin zarara uğratıldığı düşüncesiyle üç ayrı firmadan teklif aldığını, ... Firmasının 53.000 TL (KDV dahil); ... Firmasının 47.062.50 TL+KDV; ... Firmasının ise 55,000,00 TL (KDV dahil) teklif verdiğini, bu şekilde davalıların özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek kooperatifin zarara uğratıldığını belirterek davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ayrı ayrı 1.000,00'er TL tutarındaki bedelin davalı yönetim kurulu üyelerinden tazmini ile kooperatife ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkili ... yönetim kurulu başkanı, diğer müvekkili ...'ın ve diğer davalı ...'in 12/04/2014 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, bu genel kurulda bilanço, gelir-gider tablosu ve yönetim kurulu yıllık çalışma raporu, denetim kurulu raporunun oy birliği ile kabul edildiğini, yönetim ve denetim kurullarının ise oybirliği ile ibra edildiğini, 28/02/2015 tarihli genel kurul toplantısında ise müvekkili ... yeniden seçilse de diğer davalıların aday olmadığını ve seçilmediğini, bu genel kurul toplantısında da bilanço, yönetim kurulu yıllık çalışma raporu, yönetim kurulu faaliyet raporunun oy çokluğu ile kabul edildiğini, yönetim kurulu üyelerinin ise oy çokluğu ile ibra edildiğini, denetim kurulu üyelerinin ise ibra edilmedikleri için yeniden adaylık taleplerinin Bakanlık Temsilcisi tarafından reddedildiğini, 12/04/2014 tarihli genel kurulda, villa karşılığı takas yolu ile inşaat işlemleri yapmak ve villaları satmak üzere yönetim kuruluna oybirliği ile yetki verildiğini, bu genel kurulda davacının iddia ettiği gibi en az 3 teklif alarak işlerin yapılması şeklinde bir karar alınmadığını, kaldı ki, kooperatife ait sitenin bulunduğu yerde iş yaptırma, işçi çalıştırma ve kontrol etmenin oldukça güç olduğunu ve ayrıca kooperatifin nakit parası olmadığı için yapılan işlerin bina karşılığı yaptırıldığını, site genelinde yaptırılan çeşitli tamirat, sıva, zemin kaplama ve perde duvar yapım işleri vs.'nin de bu doğrultuda yaptırıldığını, binalar 1999 yılında tamamlanmış ise de, o günden beri 16 senedir boş, bakımsız ve viran halde olduğunu, yaptırılan işlerin, iddia edildiği gibi 2-3 kalem olmayıp genel kurulda okunan ve ibra edilen 2014 yılı çalışma raporu teknik işler bölümünde maddeler halinde gösterildiğini, o günkü tarihte 30.000,00 - 40.000,00 TL'ye hiçbir binanın satılamadığını, hatta o tarihte binalara ait tapu alınamadığı için üyelerden bazılarının daha düşük fiyatlarla binalarını devrettiğini, gerek tapuların çıkartılması ve gerekse yapılan tadilatlar ve çevre düzenlemesi sonucunda binaların değerlerinin yaklaşık 80.000,00 TL civarına çıktığını, kooperatifin 400 KWA trafo tesisinin ...'a devir işlemleri için 22/08/2014 tarihinde ...Tic. Ltd. Şti. firması ile sözleşme imzalandığını, iddia edildiği gibi hiçbir araştırma yapılmaması ve teklif alınmamasının söz konusu olmadığını, bu konuda çeşitli firmalarla görüşüldüğünü, ancak bina karşılığı iş yapmaya bu firma dışında talip olmadığını, davacının gerek tadilatlar gerekse elektrik konusunda aldığı tekliflerin, sonradan alındığı gibi yapılacak işlerin mahiyeti belirtilmeden afaki bedellerin gösterildiğini, davacının iddialarının tamamen yanlış ve yalan olduğunu, kooperatif zarara sokulmadığı gibi aksine üyeler lehine çok iyi işler başarıldığını, toplantı tutanakları ve ibraların da bunu teyit ettiğini belirterek davanın görev yönünden aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davalı kooperatif yönetiminin, davaya konu inşaat ve elektrik işleriyle ilgili yaptığı sözleşmeler, sözleşme bedelleri, düzenlenen faturalar, yapılan işler hep birlikte değerlendirildiğinde yönetim kurulunun, kooperatifi herhangi bir zarara uğratmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişilerin, Mahkeme heyeti olmadan yokluklarında karşı taraf vekili ile keşif mahalline giderek karşı taraf vekilinin talepleri doğrultusunda bir takım eklemeler yaparak rapor hazırladığını, bu şekilde, sözleşme konusu olmayan ve ayrıca başka tarihlerde başka firmalara yaptırılan bir takım işlerin, bilirkişilere gösterilerek hesaplamaya dahil edildiğini, ayrıca suç unsuru barındıran işlemlerin de yapıldığını, bu hususa yönelik tüm itirazlarına rağmen usule aykırı bu hususun netleştirilmesi için hiçbir araştırmanın yapılmadığını, spor aletlerinin konulduğu alanın tabanının, bu sözleşmeler kurulmadan önce Esenköy'den ... isimli bir taşerona yaptırıldığını, ayrıca sitenin giriş kapısının da başka bir taşerona yaptırılarak ücretinin ayrı bir şekilde ödendiğini, bu durumların netleştirilmesi için tanık dinletme taleplerinin usulsüz bir şekilde reddedildiğini, elektrik işleri ile ilgili alınan bilirkişi raporunda, kaçak akım rolesi/şarteli için toplamda 10.000,00 TL civarında bir masraf kalemi hesaplaması yapıldığını, oysa kaçak akım rolesi/şarteli ücretlerinin kooperatif üyeleri tarafından haricen ödendiğini, bu hususa yönelik itirazları araştırılmadığı gibi tanık dinletme taleplerinin de reddedildiğini, yine inşaat bilirkişisi raporlarında yer alan, merdivenlerin kavlatılması ve atılması hesap kaleminin, böyle bir işlem yapılmadığı halde hesaplamaya dahil edilmesine yönelik tüm itirazları ile ilgili hiçbir araştırmanın yapılmadığını, bilirkişi tarafından, sözleşmeye konu işlere karşılık olarak verilen villalara değer biçilirken sözleşmeye konu villaların fotoğrafının çekilmeyip atıl halde bulunan başka bir villanın fotoğrafının çekilerek bu resimler üzerinden villalara değer biçildiğini, kıymet takdirinin de, Mahkeme heyeti olmadan yokluklarında icra edilen keşifte yapıldığını, öte yandan bu villaların 65.000,00 TL'den az bir bedele sayılmayacağının da, kooperatif genel kurulunda en baştan şart olarak sunulduğunu, inşaat bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, tüm itirazları reddedilse bile 196.000,00 TL'ye yaptırılan işlerin aslında 90.000,00 TL civarında; elektrik bilirkişi tarafından hazırlanan raporda ise tüm itirazları reddedilse bile 90.849,50 TL'ye yaptırılan işlerin 50.000,00 TL civarında yaptırılabileceği belirtildiği halde zararın ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini, bilirkişi raporlarına karşı somut itirazlarının hiçbir şekilde gözönüne alınmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Uyuşmazlık, kooperatifin eski yönetim kurulu üyeleri olan davalıların, kendi dönemlerinde, kanundan ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal edip etmediği, bunlardan dolayı kooperatifin bir zararının doğup doğmadığı ve bu zararın doğumunda, davalıların kusurlu olup olmadığı ile zarar miktarının ne olduğu hususlarına ilişkindir.Uyumazlık ile ilgili inşaat mühendisi ve elektrik mühendisinden ayrı ayrı talimat yoluyla bilirkişi raporu alınmış olup akabinde Mahkemece mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı görülmüştür.Mahkemece tesis edilen istinaf başvurusuna konu kararın esas bakımından incelenmesine geçmeden önce bazı hususların üzerinde durmak gerekmiştir.Anayasanın 141/III maddesi uyarınca Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde ayrıntılı bir şekilde hükmün kapsamı düzenlenmiş olup hükmün hangi hususları kapsayacağı maddeler halinde ve açıkça belirtilmiştir.

HMK'nun 297/1-c bendinde "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin hükümde gösterilmesi" gerektiğine yer verilmiştir.

Gerekçe, hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.

Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp bularak (m.33), hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. Hakim hükmün gerekçesini hazırlarken yargı kararlarından (içtihatlardan) ve bilimsel görüşlerden yararlanır (TMK m.1).

Gerekçe çok önemli olduğundan, Anayasa'ya "bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı" hakkında açık hüküm konulmuştur (Anayasa m.141/3) (Prof.Dr.Baki Kuru, Prof.Dr.Ramazan Arslan, Prof. Dr.Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku 22. Baskı,sayfa 472)."...Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir. HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece bozma üzerine verilen kararda davacı iddiası ile davalı savunması yazılmış, Dairemizin bozma kararı özetlenmiş, gerekçe olarak aynen “Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan yargılama doğrultusunda başka bir bilirkişi heyeti oluşturularak banka müdürü ve insan kaynakları uzmanından rapor aldırılmış, bilirkişi kurulunun raporunda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere her ne kadar davalı tarafça davacının iş akdi 06.01.2012 tarihinde işletmesel nedenlerle feshedilmiş ise de bu kararın yerinde ve isabetli olmadığı anlaşılmıştır” açıklaması yapılmıştır. Mahkemece davanın kabulünün gerekçesi hiçbir bir şekilde açıklanmamış, içeriği dahi yazılmayan bilirkişi kurulunun raporuna atıf ile yetinilmiştir.

Bilirkişi raporuna atıf kararın gerekçeli olduğunu göstermez. Mahkemenin kararı T.C. Anayasası’ nın 141 ve HMK. nun 297. maddesinin amaçladığı anlamda gerekçe taşımamaktadır. Gerekçesiz karar yazılması, adil yargılanma hakkının ihlali olup, kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir..." (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/16428 Esas 2016/12347 Karar sayılı ilamı).Somut davada, davanın reddine dayanak yapılan yönetim kurulunun, kooperatifi herhangi bir zarara uğratmadığına yönelik Mahkemenin kanaatinin gerekçesi hiçbir bir şekilde açıklanmamıştır. Bu hususta sadece dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere atıf yapılmıştır. Mahkemece, kararda, alınan raporlara hangi nedenle itibar edildiği hususunda herhangi bir açıklamaya yer verilmediği gibi iddia ve savunmanın değerlendirilmesi yönünden hangi tarafın haklı, hangisinin haksız olduğu hususunda da herhangi bir gerekçeye yer verilmediği, ayrıca kararda davanın reddine dair kanaate nasıl ve hangi delile dayanılarak varıldığı da tartışılmamıştır. Oysa kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantıda ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde kararların doğruluğunun denetlenmesi mümkün olacaktır. Bu nedenle Mahkemenin, belirtilen yasal düzenlemelerin aksine, gerekçesiz şekilde oluşturduğu karar usul ve yasaya uygun değildir.Açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa dair hususlar incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/322 Esas 2020/307 Karar sayılı ve 08/07/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/03/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog