5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2008/7299 E. , 2011/983 K.
"İçtihat Metni"
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanıklar ... ve ...’un yapılan yargılanmaları sonunda; sanık ...’ın beraetine, sanık ...’in atılı suçtan mahkümiyetine dair, ...
3.Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 19.11.2007 gün ve 2007/89 Esas, 2007/320 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık ... müdafii ve katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurenin 20.03.2007 tarihli beyanında yaklaşık 10 gün kadar önce sanık ... ile rızasıyla cinsel ilişkide bulunduğunu ifade etmesi üzerine hakkında düzenlenmiş olan ... Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünün 20.03.2007 tarihli 4718 sayılı raporunda hymende tespit edilen eski yırtığına istinaden bakire olmadığı, yırtığın zemininde iltihabi proçesin yeni tamamlanmaya başladığı izlendiğinden yırtığın yaklaşık 10-12 gün içerisinde meydana gelmiş olabileceğinin mütalaa edildiği, yapılan soruşturmada mağdurenin duruşmada sevdiğini söylediği ve dosya arasındaki mektuplara göre de aralarında gönül ilişkisi olduğu anlaşılan sanık ...’ın tutuklanmasından sonra 08.04.2007 tarihinde kolluğa müracaat ederek yaklaşık iki yıl kadar önce dayısı olan sanık ...’in eve geldiğinde göğüslerine dokunmaya başladığını, üç ay kadar önce de kendisini bisiklet pazarına götüreceğini söyleyerek annesinden izin aldıktan sonra kendisini Hacivat parkının oraya götürdüğünü burada sanığın ısrarı nedeniyle cinsel ilişkiye girdiğini, bu ilişki sırasında kanamasının olmadığını, yaklaşık bir ay önce aynı sebeple annesinden izin aldıktan sonra kendisini evine götüren sanığın karşı çıkmasına rağmen kendisiyle cinsel ilişkide bulunduğunu ve bu ilişki nedeniyle kanamasının olduğunu ifade ettiği, duruşmadaki ifadesinde ise ilk anlatımın tersinden başlayarak sanığın önce evinde cinsel ilişki kurduğunu ifade edip, Hacivat parkında zorlamaya rağmen cinsel ilişki olmadığını ifade ettiği,
CMK.nun 236/3. maddesi uyarınca mağdurenin ifadesi alınırken hazır bulundurulan psikolog bilirkişinin gözlemine göre, mağdurenin konuşurken göz temasa kuramaması, hikayesini anlatırken hızlı ve detaylı bir şekilde konuşması ancak soru sorulduğunda tutuk ve genel yanıtlar vermesi nedeniyle bu anlatımının hikayeyi kurguladığı ve soru sorulmadığı zaman kafasındaki kurguyu anlattığını ifade ettiği anlaşılmakla; mağdurenin sanık ... yönünden beyanları aşamalarda çelişik ve tutarsız olduğu gibi eylem tarihi olarak belirtilen zamanların ... Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünün 20.03.2007 tarihli raporundaki bulgularla uyumlu olmadığı, tespit edilen bulguların sanık ...’a isnat edilen suç tarihi ile örtüştüğü bu itibarla sanık ...’in mahkümiyetine yeterli her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı gözetilmeksizin beraeti yerine mahkümiyetine karar verilmesi,
Katılanın olaya yakın anlatımı ve bu anlatımı destekleyen ... Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünün 20.03.2007 tarihli raporundaki tespit edilen bulguların sanık ...’a isnat edilen suç tarihi ile uyumlu olduğu ve dosyadaki diğer delillere göre sanık ...’ın on beş yaşından küçük katılana yönelik rızasıyla organ sokmak suçunu işlediğinin sabit olduğu gözetilmeksizin, aralarında duygusal ilişki olduğu da açıkça anlaşılan katılanın sonradan sanığı suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik maddi bulgularla da uyumsuz beyanlarına itibar edilip, cinsel ilişkinin yaşandığı iddia edilen çatıya çıkan merdivenlerin bir market tarafından kullanıldığı, yerin mağdurenin oturduğu yere 30 metre mesafede olduğu, çatı ve merdivenlerin bakımsız ve pis olduğundan bahisle burada bir cinsel ilişki kurmanın hayatın olağan akışına uygun olmadığı kanaatini ifade eden tamamen varsayıma dayalı bilirkişi düşüncesi de esas alınmak suretiyle delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek sanığın mahkümiyeti yerine yazılı şekilde beraetine hükmolunması,
Kabule göre de; Yasal olarak susma hakkı olan sanık ...’in suçunu sürekli olarak inkar etmesi de gerekçe gösterilerek TCK’nun 62 ‘nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, TCK.’nun 103/2. maddesi ile doğrudan uygulama yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, Keşfin sanık ... hakkında yapıldığı gözetilmeksizin keşif giderinin sanık ...'e yüklenmesi, Kanuna aykırı, sanık ... müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.