Esas No
E. 2023/11560
Karar No
K. 2023/11823
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2023/11560 E.  ,  2023/11823 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/246 E., 2023/180 K.
HÜKÜM/KARAR: Kabul

Taraflar arasındaki alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kadıköy 2 İş Mahkemesi'nin (... Anadolu 21 İş Mahkemesi'nin 2013/77) 2008/234 E.sayılı dosyasıyla açmış oldukları davada fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 2007 Haziran döneminden itibaren birikmiş olan emekli aylıkların ödenmesine karar verilmesini talep ettikleri, davanın yargılaması sonucunda taleplerinin kabulü ile davacıya aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden malullük aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile davacıya ödenmesine karar verildiği, davada faiz talep etmeyip fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttukları, bu nedenle davacının 2007 Haziran ayından itibaren hak ettiği aylıklarının kanuni/temerrüt faizleri olan 18.328,35 TL'nin davalı Kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili davanın yerinde olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI

İlk Derece Mahkemesi tarafından 19.07.2016 tarihli ve 2014/282 Esas, 2016/257 Karar sayılı kararla ... Anadolu 21. İş Mahkemesinin kesinleşen 2013/77 esas, 2014/240 karar sayılı kararı, söz konusu 2013/77 esas sayılı dosya kapsamı ve kesin hüküm şartları yönünden yukarıda yapılan değerlendirme ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle dava şartı niteliğine kesin hüküm nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

Bozma Kararı

1.İlk Derece Mahkemesinin19.07.2016 tarihli ve 2014/282 Esas, 2016/257 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizce 02.04.2019 tarihli ve 2016/16254 Esas, 2019/3069 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...davacı tarafından 2007/Haziran ayından itibaren ödenmeyen Bağ-Kur aylıklarının yasal faizinin tespiti ve tahsili talebine ilişkin olduğu; kesinleşen ...

21.İş mahkemesinin 2013/177 Esas sayılı dava dosyasında, 2007/Haziran ayından itibaren aylıkların bağlanması talebi olduğu ve son duruşma tarihi olan 17.04.2014 tarihinde faiz yönünden Islah talebinde bulunduğu, Mahkeme ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2014/14399 Esas sayılı Onama ilamında faiz talebi yönünde kesinleşmeye konu herhangi lehe ve aleyhe verilmiş bir karar olmadığı, söz konusu kararın faiz alacağı yönünden kesin hüküm teşkil etmediği ortadadır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutularak davanın esasına girilerek yapılacak inceleme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, faiz talebinin kesin hüküm nedeniyle reddi yönünde hüküm kurulması usul ve Kanun'a aykırı olup bozma nedenidir."

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 22.04.2014 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmış davacıya Anadolu 21 İş Mahkemesi’nin 2013/77 E., 2014/240 K. sayılı kararıyla ödenmesine karar verilen 2007 Temmuz ayı ile davanın açıldığı 22.04.2014 tarihi öncesinde ödenen aylıklara, aylıkların ödenmesi gereken tarihten davanın açıldığı 22.04.2014 tarihine kadar işleyecek faiz hesabı bilirkişi marifetiyle yaptırıldığı, ... 21. İş Mahkemesinin 2013/77 E.sayılı dosyasında 2007/Haziran ayından itibaren aylıkların bağlanması talebi olduğu ve son duruşma tarihi olan 17.04.2014 tarihinde faiz talebi yönünden ıslah talebinde bulunduğu, Mahkeme ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2014/14399 E.sayılı Onama ilamında faiz talebi yönünden kesinleşmeye konu herhangi lehe ve aleyhe verilmiş bir karar olmadığı, kararın faiz alacağı yönünden kesin hüküm teşkil etmediği, ... Anadolu 21. İş Mahkemesi’nin 2013/77 E.sayılı dosyasında davanın yargılaması sonucunda verilen 17.04.2004 tarih, 2014/240 K. Sayılı kararla davacının meslekte kazanma gücünün %75 oranında kaybedildiğinin tespiti ile 2004 Haziran-2007 Haziran dönemi arasında ödenen aylıkların iadesine yönelik borçlu olmadığının tespiti ve davacıya aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden malullük aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine dair hüküm kurulduğu, hüküm tarihinde davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 17.04.2004 tarihli dilekçeyle dava dilekçesinin birikmiş olan aylıkların ve sair hakların faizi ile birlikte ödenmesi konusunda ıslah ettiklerini beyan ettiği, 2014/240 K.sayılı kararın Yargıtay 21 Hukuk Dairesi’nin 2014/14399 E., 2015/9765 K.sayılı Onanarak kesinleştiği, davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 12.04.2016 tarihli beyan dilekçesiyle ... Anadolu 21 İş Mahkemesi’nin 20133/77 E.sayılı dosyasından fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşulu ile 2007 Haziran döneminden itibaren birikmiş aylıkların ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği, dosya henüz karara çıkmadan faiz yönünden davanın ıslahının talep edildiği, dosya kesinleşmeden 22.04.2013 tarihli dilekçe ile faiz talebine ilişkin işbu davanın açıldığı, Kuruma alacak için başvurulduğunda dava açılmış olmasına rağmen faiz talebinde bulunulduğu, davacıya Anadolu 21. İş Mahkemesi’nin 2013/77 E., 2014/240 K. Sayılı kararıyla ödenmesine karar verilen 2007 Temmuz ayı ile davanın açıldığı 22.04.2014 tarihi öncesinde ödenen aylıklara, aylıkların ödenmesi gereken tarihten davanın açıldığı 22.04.2014 tarihine kadar işleyecek faiz hesabı yapılmış ... Anadolu 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/748 Esas,2021/540 karar sayılı kararı göz önünde bulundurularak mirasçılar ..., ... ve ... yönünden; davanın kabulüne diğer mirasçılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, mirasçıların 18.328,35 TL faiz alacağı olduğunun anlaşılması ile bu faiz alacağının davalı kurumdan alınarak mirasçılar ..., ... ve ...'a müştereken verilmesine, 3-Diğer mirasçılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın davayı takip etmedikleri anlaşıldıklarından bu mirasçılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle;

kararın hatalı olduğu, faize hükmedilemeyeceği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, geç ödenen yaşlılık aylığı nedeniyle oluşan faiz alacağının tahsili davasıdır.

2.İlgili Hukuk

1.Anayasa'nın 36 ncı maddesinin ilk fıkrası şöyledir: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

2.12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27, 55, 59 ve 60 ıncı maddeli şöyledir: "Madde 27- (1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak;

a)Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,

b)Açıklama ve ispat hakkını,

c)Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir. Madde 55- (1) Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta Kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir. Madde 59- (1) Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır.

Madde 60- (1) Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder."

3.6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir: "(1) Dava şartları şunlardır: (.. ) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. "

4.22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28 inci maddesinin ilgili 1 inci fıkrası şöyledir: " Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer."

5.4721 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesi şöyledir: "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya Kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır. Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler."

3.Değerlendirme

1.Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları gereği usul hukukunun temel ilkelerindendir ve 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartıdır. Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen kişinin veya kural olarak vekilinin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından (dava konusunun ölenin malvarlığına ilişkin olması ve dava sonunda verilecek hükmün olumlu veya olumsuz bir şekilde mirasçıların haklarını etkilemesi durumunda) davaya devam edilebilir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, 4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir.

2.6100 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi uyarınca taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılar mirası kabul veya reddetmemiş ise bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir. Bu hüküm mirasçıların mal varlığını etkileyen davalarda dikkate alınmalıdır.

3.6100 sayılı Kanun'un 27 inci maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.

4.Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke değil, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.

5.Davacının ölümü ile vekalet ilişkisi sona erer. Bu durumda vekilin davaya devam edilebilmesi için davacının mirasçıları tarafından kendisine vekaletname verilmesi gerekmektedir. Davacının ölümü ile mirasçıları arasında elbirliği mülkiyeti oluştuğundan aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmakta olup, yargılamaya devam edilebilmesi için, dava dilekçesi ve duruşma gününün murisin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, davacı sıfatıyla davayı takip etmeleri için kendilerine olanak tanınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlandıktan sonra yargılamaya devamla işin esası hakkında karar verilmesi gerekir.

6.4721 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesine göre mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. İştirak halinde mülkiyet diğer bir deyişle elbirliği mülkiyetin esasında, iştirak halinde mülkiyeti meydana getiren kişilerin hepsinin bir arada hak sahibi olmaları yer alır. Bu mülkiyette malikler paydaş değil, ortaktır. Tüzel kişiliğe sahip olmayan bu ortaklıkta, hakkın süjesi ortaklık olmayıp bir bütün halinde elbirliğiyle hareket etmek zorunda olan ortaklardır. Ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır.

7.Davada, iştirak halinde mülkiyetin gereği miras yoluyla terekeye dahil olan faiz alacağı ile ilgili davada davacının ölümü sonrasında mirasçıların bir kısmı tarafından davaya devam edilmiştir. Mirasçı eldeki davayı yalnız başına yürütemeyeceğinden davayı bütün mirasçılar ile birlikte yürütmesi gerekir. Bu durumda Mahkemece, diğer mirasçıların da davaya katılmasının sağlanması veya 4721 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin 3 üncü fıkrası gereğince terekeye temsilci tayin ettirmesi için davayı takip eden mirasçılara uygun bir süre vermelidir. Eğer diğer mirasçılar davaya katılmaz ve yazılı muvafakat da vermez ise bu durumda davayı açan mirasçının terekeye bir temsilci tayin ettirmesi gerekir. Terekeye atanan temsilci, davaya icazet verirse davaya tereke temsilcisi tarafından devam edilir. Terekeye temsilci atanması ve tereke temsilcisinin davaya devam etmesi halinde de, ayrıca diğer mirasçıların davaya katılmalarına veya muvafakatlarının alınmasına gerek yoktur. Davayı takip eden mirasçılar, verilen kesin süreye rağmen diğer mirasçıların davaya katılmasını veya muvafakat etmesini sağlayamaz ve terekeye temsilci de tayin ettiremez veya terekeye atanan temsilci davaya icazet vermezse davanın reddine karar verilir.

8.Somut olayda davacı yargılamanın devamı sırasında vefat etmiştir. Bir kısım davacı mirasçıları davayı takip ederken bir kısmı davayı takip etmek istemediklerini ve mirası reddettiklerini beyan etmiştir.

Bir kısmı ise yapılan tebligata rağmen davaya iştirak etmemiş ve cevap da vermemiştir. Bu durumda, Mahkemece mecburi dava arkadaşı mirasçılarının davayı reddedip reddetmedikleri araştırılarak davada yer almalarının sağlanması veya miras şirketine temsilci atanması yoluna gidilmesi için davayı takip eden mirasçılara süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve Kanun'a aykırı olup, bozma nedenidir. VI KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.