DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2401 E. , 2023/1081 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 15/11/2021 tarih ve E:2016/53232, K:2021/3664 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:
Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi ve 6749 sayılı Kanunun 3. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 15/11/2021 tarih ve E:2016/53232, K:2021/3664 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile ilgili Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan davacı hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-b maddesi uyarınca anılan suçun işlenmediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraat kararı verildiği, bu kararın 04/02/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüş ise de, davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
ByLock dışında diğer haberleşme uygulamaları yönünden, davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; "... Sanıktan ele geçirilen cep telefonu içerisinde kakao talk ve coler.note isimli uygulamaların kalıntılarının bulunduğu'' şeklinde tespitlere yer verildiğinin görüldüğü, davacıya ait cep telefonunda FETÖ/PDY terör örgütünün haberleşme metotlarından kakao talk uygulamasının bulunmasının, kararda yer verilen tespit ve açıklamalar doğrultusunda davacının anılan örgüt ile irtisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, seçim dönemine yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği,
Diğer taraftan, davacı vekili tarafından 24/09/2018 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren savunma dilekçesine cevap dilekçesinde, meslekten çıkarılması işlemine karşı yapmış olduğu yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararın iptali ile özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminde bulunulmuş ise de, istemlerinin iddiayı genişletme yasağı kapsamında kaldığı değerlendirilmekle bu hususta karar verilmesine imkân bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, Daire kararının gerekçesinin aksine kakao talk programını telefonuna yüklemediği ve kullanmadığının, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararındaki "...sanık ...'dan ele geçirilen cep telefonunda yapılan taramada com.kakao.talk ve coler.note uygulama uzantıları görülmüş ise de bahse konu cep telefonunda yüklü uygulamalarda ve uygulama kullanımında herhangi bir tespit yapılmadığı, bu uygulamaların örgütsel manada kullanıldığına yönelik bir tespitin yer almadığı ..." gerekçesinden ve ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporundan sabit olduğu, bu programı yüklemediği ve kullanmadığı, cep telefonunda kakao talk uygulamasının bulunduğu yönündeki kabulün dayanağının bulunmadığı, uygulama uzantısının aleyhine yorumlanarak iltisak kapsamında değerlendirmesinin isabetli olmadığı, Danıştay yargılaması kapsamında gerek dilekçeler aşamasında, gerekse duruşma sırasında bu iddianın öne sürülmediği, ceza yargılamasında önemsenmeyen bu hususun Danıştay Dairesince aleyhe yorumlanmasından habersiz oldukları, yargılama aşamasında tartışılmayan bu iddianın ret kararında gerekçe gösterilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu; tanıkların aleyhine değerlendirilebilecek hiçbir beyanının bulunmadığı, beyanların meslekten çıkarılmasına karar verilen tarihten yaklaşık bir sene sonra alındığı, bu bakımdan bu beyanların karara dayanak yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu; Danıştay Dairesinin karar gerekçesinde, her iki tanığın ceza yargılaması sürecinde mahkeme nezdinde talimatla alınan ifadelerine yer verilmediği, İ.Y. isimli tanığın aleyhine beyanının bulunmadığı, lehine değerlendirilecek şekilde beyanda bulunduğu; T.A. isimli tanığın ise eski eşinin seçim dönemindeki tutumundan bahsederek hakkında mesnetsiz ve gerçek dışı çıkarımda bulunduğu, bu tanığın mahkeme huzurundaki beyanında aleyhe değerlendirilecek örgütle iltisaklandırılacak bir anlatımı bulunmadığı; henüz bir senelik hakim olarak o dönemin hararetli seçim arenasına dahil olmak istemediği, sessiz kalmanın aleyhe değerlendirilemeyeceği, o dönem YBP adaylarının tertiplediği yemeğe katılmasının lehine değerlendirilmediği; T.A. HSYK seçimine yakın bir zamanda izin aldığını hatırladığını beyan etmişse de bu iznin eski eşinin kardeşinin Mersin ilindeki kına merasimine katılmak üzere alındığı, bunun merasime ilişkin davetiyeden ve konaklama kayıtlarından anlaşılabileceği, aynı tanığın oyların sayımı esnasında bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarını destekleyen hâkim ve savcılarla birlikte olduklarını H.S. ve M.D.Y.'den duyduğunu beyan ettiği, bu duyumun yanlış aktarıma dayalı olduğu, oy kullandıktan sonra Hakim M.Y. ile adliye yakınında bulunan bir AVM'ye alışveriş için gittikleri, bu değerlendirmenin düzeltilmesi için H.S. ve M.D.Y'nin tanık olarak dinlenmesi gerektiği; tanıkların her ikisinin de aleyhine dğerlendirilebilecek ya da örgütle iltisak seviyesinde dahi bağ kurmaya yarayacak hiçbir beyanının bulunmadığı; ceza yargılamasında yüklenen suçun tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle beraat ettiği, toplanan delillerin lehine olduğunun görüldüğü, örgütle bağlantısı bulunmadığı sabit görüldüğünden bu kararın verildiği, Dairece duruşma sonrası pek çok kuruma müzekkere yazılarak hakkında tekrar ayrıntılı araştırma yapıldığı, gelen yazı cevaplarının tamamının lehine olduğu, başka hakim ve savcılar için Danıştayca verilen kabul kararının gerekçeleri değerlendirildiğinde dosyası özelinde bu kararların emsal niteliğinde olduğu, zira ret kararında gerekçe olarak gösterilen delillerin açıklamaları sonrasında aleyhine delil teşkil etmediği ve örgütle iltisak düzeyinde dahi bir bağlantıya işaret etmediği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra; davacının duruşma istemi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yerinde, Anayasaya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-b maddesi uyarınca anılan suçun işlenmediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.
Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 15/11/2021 tarih ve E:2016/53232, K:2021/3664 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 22/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.